7. Ceza Dairesi 2006/15652 E. , 2010/16015 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Bankacılık Kanununa mahalefet; Dolandırıcılık, zimmet. HÜKÜM : Sanıklar ... ve ...'nun beraatlerine, sanıklar ..., ... ve ... hakkındaki kamu davasının tefrikine, diğer sanıkların hükümlülüklerine, sanıklar ..., ..., ... ve ...'nın cezalarının ertelenmesine Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti
**7. Ceza Dairesi 2006/15652 E. , 2010/16015 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Bankacılık Kanununa mahalefet; Dolandırıcılık, zimmet. HÜKÜM : Sanıklar ... ve ...'nun beraatlerine, sanıklar ..., ... ve ... hakkındaki kamu davasının tefrikine, diğer sanıkların hükümlülüklerine, sanıklar ..., ..., ... ve ...'nın cezalarının ertelenmesine Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; Hükmolunan cezanın nevi ve miktarı itibari ile sanıklar ... ... ve ... müdafilerinin yerinde görülmeyen duruşmalı inceleme talepleri reddedilerek yapılan incelemede; Katılan vekilinin temyiz dilekçesi içeriğine göre beraat eden sanıklar ... ve ... ile haklarında mahkumiyet kararı verilen sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında ve sanıklar Necla ..., ..., ..., ..., ..., ... müdafilerinin de temyiz talebinde bulunduğu anlaşılmakla; Sanık ... yönünden verilen hükmün incelenmesi neticesinde; Sanığın savunmasının tespit olunduğu 10.8.2000 tarihi itibariyle temyiz inceleme gününde suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK. nun 102/3 maddesinde öngörülen zamanaşımı tahakkuk etmiş bulunduğundan hükmün 5320 sayılı yasanın 8/1 maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, anılan madde uyarınca sanık hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ORTADAN KALDIRILMASINA, Sanık ... hakkında kurulan beraat kararına yönelik incelemede; Yapılan duruşmaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, gösterilen gerekçeye ve takdire göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA, Sanıklar ... ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında verilen hükümlerin incelenmesinde; 29.1.1990 gün ve 20417 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 3771 sayılı yasanın 3.maddesiyle yeniden düzenlenen 1/b maddesinde; KİT personelinin, teşebbüslerin ve bağlı ortaklıkların paralarına karşı işledikleri suçlardan dolayı memur sayılarak haklarında 765 sayılı TCK.nun 2 nci kitap üçüncü ve altıncı bablarındaki hükümlerin uygulanacağı kurala bağlanmış ve buna bağlı olarak Halk Bankası personelinin banka parasını mal edinmesinin diğer koşulların oluşması halinde zimmet suçunu oluşturacağı gözetilerek, 4389 sayılı Bankalar Yasasının 22/11.maddesi yollamasıyla anılan banka personelinin zimmet suçlarında daha ağır hükümler taşıyan 765 sayılı TCK.nun 202.maddesinin uygulanması gerekeceği kabul edilmiş ise de; 25.11.2000 tarihinde yürürlüğe giren 4603 sayılı Kanunun 1.maddesinin 5.bendinde belirtilen 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin bankalar hakkında uygulanmayacağına dair hüküm uyarınca TCK.nun uygulanması açısından memur sayılma olanağı bulunmayan Halk Bankası personellerinin Türk Ceza Kanununda yazılı zimmet suçunu işleyemeyeceği, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Yüksek Ceza Genel Kurulunun 8.2.2005 gün ve 5-146-7 sayılı kararında da belirtildiği üzere Halk Bankası Toptancıhali şubesi müdür yardımcısı olarak görev yaparken zimmet suçunu işlediği iddia olunan ancak intihar sonucu ölümü nedeniyle hakkında takipsizlik kararı verilen... ın eylemlerine iştirak etmek suçundan haklarında dava açılan sanıklar ... ... ve ... hakkında 4389 sayılı Bankalar Kanununun 22/3. maddesi gereğince uygulama yapılması gerekeceği düşünülmeden uygulama yeri bulunmayan 5237 sayılı TCK.nun 247 maddesi uyarınca ceza tayini, yine sanıklar ..., ... ,... ve ...'nın intihar eden...'ın eylemine yardımda bulunmak suretiyle Bankalar Kanununa muhalefet ettikleri ve haklarında, bu yönde iddianame düzenlenmiş olduğu da gözetilerek, sanıkların ölü...'ın hangi eylemine ne suretle katıldıkları da somut olarak belirlendikten sonra bu suçtan yargılamaya devam olunarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken eylemleri açıklattırılmadan yazılı şekilde ceza tayini, Yasaya aykırı ve, 1.11.2005 gün ve 25983 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 168.maddesinin A fıkrası ile "bu kanunun geçici maddelerindeki düzenlemeler hariç olmak üzere 18.6.1999 tarih ve 4389 sayılı Bankalar Kanunu ile ek ve değişiklikleri" yürürlükten kaldırılmış olup, 5411 sayılı Bankacılık Kanunundaki düzenlemeler ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7. maddesi hükmü birlikte değerlendirilerek yeniden bir karar verilmesinin gerekmesi, Bozmayı gerektirmiş olup, katılan banka vekili ile sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, haklarında aleyhlerine temyiz bulunmayan sanıklar ... ... ve ...'ın 5320 sayılı yasanın 8/1 maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK nun 326/son maddesi gereğince cezada kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 10.11.2010 günü oybirliğiyle karar verildi. DEGİŞİK GEREKÇE Halk Bankası Şube müdür muavini olan ve suçtan sonra intihar eden...'ın zimmet fiiline iştirakle suçlanan banka görevlileri sanıklar ile suça yardım ettikleri ileri sürülen sanıklar ... ve ...'e atılı suçların niteliklerinin tayini açısından 25.11.2000 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4603 sayılı yasanın 1/5 maddesi uyarınca Halk Bankası mensuplarının suç unsurlarından olan memur gibi cezalandırılma koşulu ortadan kalktığından, sanık yararına olan unsur değişikliğinin geriye yürüyeceği de kabul edilip, 4389 sayılı Bankalar Yasasının yürürlük tarihi olan 23.6.1999 dan önceki ve sonraki eylemlerinin ve oluş biçimlerinin bilirkişiye başvurulmak suretiyle açıklığa kavuşturulması gerekirken, sözü edilen ayrım yapılmadan sanıklar ... ve ... için uygulanacak yasada da yanılgıya düşülerek, (23.6.1999 tarihinden sonraki eylemlerinin sübutu halinde 4389 sayılı yasanın uygulanması gerekeceği dikkate alınmaksızın) tüm eylemlerine TCK 247.maddesinin uygulanması, yine diğer bankacı sanıkların ise sorumluluklarının kabulü halinde eylem tarihlerine göre emniyeti suistimal suçunun (zamanaşımı da gözetilerek) ve 4389 sayılı yasanın 22/3 maddesi ile cezalandırılmaları yerine yazılı şekilde ve uygulama yeri bulunmayan, TCK.nun 257.maddesi uyarınca cezalandırılmasının yasaya aykırı olduğunu düşündüğümden bozmaya bu gerekçe ile katılıyorum.