10. Hukuk Dairesi 2023/7487 E. , 2025/6352 K. MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/3794 E., 2023/13 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İskenderun 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/93 E., 2022/240 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlan…
**10. Hukuk Dairesi 2023/7487 E. , 2025/6352 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/3794 E., 2023/13 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İskenderun 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/93 E., 2022/240 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili asıl dava dilekçesinde; ...'in davalı ... San.Tur. ve Tic. A.Ş.'nin taşeronu olan davalı ... Taş. Ltd. Şti.'de forklift operatörü olarak çalıştığını, 26.12.2014 tarihinde meydana gelen iş kazasında ... Organize Sanayi Bölgesi içerisinde yol çalışması sırasında açılmış çukura düşerek hayatını kaybettiğini, kazanın meydana gelmesinde davalıların kusurlu olduğunu, forkliftin üzerinin yağmur nedeniyle naylon ile kaplanması sonucu müteveffa işçinin görüşünün kısıtlandığını, davalı ... Ltd. Şti.'nin güvenli çalışma koşullarını sağlamadığını, yol çalışmasının davalı ... Ltd. Şti. tarafından yapıldığını, yolda hiçbir uyarıcı levhanın olmadığını belirterek davacıların murisi ...’in iş kazasında ölümü nedeniyle fazlaya dair hakları saklı olmak üzere eşi ... için 1.000 TL maddi ve 70.000 TL manevi tazminatın, annesi ... için 50.000 TL, kardeşleri ... ve ... için 20.000'er TL manevi tazminatın olay tarihinden faizi ile tahsilini istemiş, 25.09.2017 tarihli dilekçesi ile davalılardan ... Taşımacılık San ve Tic Ltd.Şti ile ... İnşaat Ltd.Şti yönünden talep arttırımda bulunarak davacı eş ... için 163.566,03 TL maddi tazminat talep etmiştir. Birleşen davada davacılar vekili; ... A.Ş. ve ... OSB Müdürlüğü yönünden her birinden davacı eş ... için 308.734,12 TL maddi tazminat; davacı anne ... için 62.059,61 TL maddi tazminat; ... Taşımacılık Ltd.Şti ve ... İnşaat Ltd. Şti. yönünden her birinden davacı eş ... için 146.168,09 TL maddi tazminat; davacı anne ... için 62.059,61 TL maddi tazminatın davalıların müştereken ve müteselsilen kaza tarihinden faizi ile tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... San. vekili cevap dilekçesinde; olayda müvekkilinin sorumluluğunun olmadığını, davalı ... Ltd. Şti. ile müvekkili arasında forklift kiralama sözleşmesi mevcut olduğunu, ancak kazanın bu sözleşme hükümlerine göre yapılan işten kaynaklanmadığını, kazanın müvekkilinin işyerinde meydana gelmediğini, kazanın müvekkiline ait iş yerinin dışında Organize Sanayi Bölgesi içerisinde forkliftin bir yerden başka bir yere nakli sırasında meydana geldiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... Organize Sanayi Bölgesi Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde; olayda müvekkilinin sorumluluğunun ve kusurunun olmadığını, zira işin ... Ltd. Şti.'ne anahtar teslimi olarak verildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... İnşaat Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; müteveffanın müvekkili şirket çalışanı olmadığından davanın husumet nedeniyle reddi gerektiğini, Organize Sanayi Bölgesi içerisindeki fabrikaların gidiş yolu olup tamamen kapatılması mümkün olmayan yolun müvekkili tarafından yapıldığını, kaza günü yağış ve rüzgarlı hava nedeniyle yol yapım işinin tatil edildiğini, işin kontrolünün Organize Sanayi Bölgesi yönetiminde olduğunun sözleşme ile belirlendiğini, tüm önlemleri aldığını ve kusurlu olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Asıl dava yönünden ve birleşen Mahkemenin 2019/293 Esas sayılı dosyası yönünden davanın kısmen kabulü ile toplam 309.734,12 TL maddi tazminat ile 40.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 22.12.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'e verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, toplam 62.059,61 TL maddi tazminat ile 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 22.12.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'e verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı ... için 5.000,00 TL, davacı ... için 5.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 22.12.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar ve davalıların istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş, 17.05.2023 tarihli ek kararla davalı ... Taşımacılık Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi vekilinin temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece hüküm altına alınan maddi ve manevi tazminat miktarının yetersiz olduğunu, hesaba esas alınan kusur raporunu kabul etmediğini, davacıların maddi ve manevi zararlarının daha fazla olması sebebi ile temyiz talebinde bulunduğunu belirtmiştir. ... Taşımacılık Ltd. Şti. vekili, Mahkeme kararında bakiye karar harcının bütün davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş iken istinaf mahkemesinin her davalıdan ayrı ayrı 22.634,22 TL istinaf harcının tahsiline karar vermesinin hatalı olduğunu, istinaf dilekçelerindeki hususları da aynen tekrarla, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istediğini beyan etmiş, ayrıca temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin ek kararı temyiz etmiştir. ... İnş. Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesinde özetle, istinaf harcının dört ayrı davalıdan ayrı ayrı alınmasına karar verilmesinin yasaya aykırı olduğunu, Mahkemenin son kararından önce verilen kararın Bölge Adliye Mahkemesi ortadan kaldırılması sonrasında yaptırılan bilirkişi incelemesinde, bilirkişinin, Mahkemece bu konuda talep olmamasına rağmen murisin annesi ... için maddi tazminat hesabı yapmasının görev ve talep aşımı olduğunu, yine davacılar ... için ve ... için hükmedilen maddi tazminatlar açısından Mahkemece talep aşılmak suretiyle karar verildiğini, tazminatın kaza tarihindeki gelire göre hesaplanması gerekirken, 2019 yılı gelirine göre hesaplanmasının ve bu hesaba 2014 kaza tarihinden itibaren faiz yürütülmesine karar verilmesinin usulsüz olduğunu, dosyada alınan kusur raporlarının hepsinin birbiri ile çeliştiğini, davalıya atfedilen kusur oranını kabul etmediğini beyan ederek temyiz yoluna başvurmuştur. ... Organize Sanayi Bölgesi Müdürlüğü vekili temyiz dilekçesinde özetle, müvekkilinin Organize Sanayi Bölgesi içerisindeki bir kısım yolların betonlamasını yaptırmak üzere diğer davalı ... İnşaat adlı firma ile anlaştığını, bu anlaşmanın içeriğinin eser sözleşmesi olup müvekkilinin hiçbir sorumluluğu ve kusuru bulunmadığını, aktüer bilirkişi raporunda davacının ücretinde dikkate alınan bedelin gerçeğe aykırı olup hukuki dayanağı bulunmadığını, manevi tazminat yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek temyiz yoluna başvurmuştur. ... Sanayi ve Tur. Tic. A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle, kazada ölen işçinin ... Taşımacılık Şirketinin işçisi olduğunu, müvekkil şirketin işiyle alakalı olmayan ve yine iş yeri sahasına girilmeksizin yapılan bir işte meydana gelen kazada müvekkili şirkete kusur atfedilerek tazminattan sorumlu tutulmasını kabul etmediğini, müvekkili şirketin olayın tarafı olmadığı gibi asıl işveren olarak sorumluluğu bulunmasının da mümkün olmadığını, kazanın meydana geldiği yolun, davalı ... OSB Müdürlüğünün sorumluluğunda olup çukura ilişkin önlem alması gerekenin davalı ... OSB Müdürlüğü olduğunu, tazminat hesaplamasının hatalı yapıldığını, bilirkişinin kendisinden böyle bir talep olmadığı halde, 23.07.2019 tarihinde ikinci bir rapor düzenleyerek, davacı ...’in destekten yoksun kalma tazminatının 309.734,12 TL olduğunu bildirdiğini, maddi tazminattan reddedilmesi gereken kısmının reddedilmediğini ve bu kısım için müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş olmasının usul ve yasalara aykırı olduğunu, davacıların her biri yönünden ayrı ayrı reddedilen kısım oranında karşı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken bunun gözetilmemesinin hatalı olduğunu, taleplerin zamanaşımına uğradığını belirterek temyiz yoluna başvurmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Dosya içeriğine göre Bölge Adliye Mahkemesince eksik ödenen temyiz harç ve giderlerinin bir haftalık kesin sürede ödenmesi için usulüne uygun olarak düzenlenen muhtıra davalı ... Taşımacılık Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi vekiline 05.02.2023 tarihinde tarihinde tebliğ edilmiştir. Temyiz harç ve giderleri davalı vekili tarafından bir haftalık yasal süre içerisinde mahkeme veznesine yatırılmamıştır. Temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin Bölge Adliye Mahkemesince verilen ek karar yukarıda anılan Kanun hükümlerine uygun olduğundan temyiz isteminin reddi ile söz konusu kararın onanması gerekir. 2. Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesinin açık buyruğu iken, 4857 sayılı Kanun'un 77. ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37. maddesiyle, 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir. Buna göre, 6331 sayılı Kanun’un "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4. maddesinde: "İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede; a)Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar. b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar. c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır. ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır. d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışında ki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır." hükmü düzenlenmiştir. Aynı Kanun’un 5. maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede, "İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur: a)Risklerden kaçınmak, b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek, c)Risklerle kaynağında mücadele etmek, ç)İşin kişilere uygun hale getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek, d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak, e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek, f)Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek, g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek, ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." hükmü yer almaktadır. Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 üncü maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5. maddede, işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10. maddede ise iş yerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulu’nun 09.10.2013 tarih 2013/21-102 Esas 2013/1456 sayılı kararı). 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. ve 5. maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak, işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır. Öte yandan, objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü, bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2. maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir. Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulunun 20.03.2013 tarih 2012/21-1121 E. 2013/386 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir. İş kazası hukuki sebebine dayalı tazminat davalarında olayın gerçekleşme şeklinin tarafların gösterdiği deliller dikkate alınarak her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulması ve giderek kusur oranlarının bu olaya uygun şekilde belirlenmesi gerektiği açıktır. Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davalı ... Organize Sanayi Bölgesi Müdürlüğü ile ... İnş. Ltd. Şti. arasında 12.12.2014 tarihinde imzalanan sözleşme ile ... Organize Sanayi Bölgesi içinde betonarme yol yapılması işinin ... İnşaat Ltd. Şti. tarafından üstlenildiği, davacıların murisi ...'in kaza tarihinde ... Taş. San. Tic. Ltd. Şti.'nin sigortalı işçisi olarak çalıştığı, ... Taş. San. Tic. Ltd. Şti. ile ... A.Ş. arasında imzalanan Tahmil-Tahliye Forklift Kiralama Sözleşmesi başlıklı sözleşmenin konusunun, ... Şirketinin ... Organize Sanayi Bölgesinde bulunan entegre tesislerindeki iskele ve fabrika sahalarında operatörüyle birlikte iş makinası (forklift) kiralanması olduğu, bu sözleşme ile ... Şirketi fabrikasının muhtelif sahalarında forkliftle tahmil tahliye işi yapılması işinin ... Taş. Ltd. Şti. tarafından üstlenildiği, olay günü ... Firmasının deposundan malzeme yüklemek için ... Taş. San Tic. Ltd. Şti.'den forklift talep ettiği, davacılar murisinin forkliftle birlikte görevlendirildiği fabrikaya doğru giderken yol yapım çalışması nedeniyle açılan çukura forkliftin tekerinin düşmesi ve forkliftin yan yatarak devrilmesi ile vefat ettiği anlaşılmaktadır. SGK Denetmen Raporunda olayın iş kazası olarak kabul edildiği, işveren ... Taş. Ltd. Şti.’nin kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığı, kaza alanında çukur açmak suretiyle yol yapım çalışması yapan ... İnşaat Şirketinin kaza olayının meydana gelmesinde üçüncü kişi olarak %30 kusuru bulunduğu, ...'in 33 yaşında iş sağlığı ve güvenliği eğitimi almış, tecrübeli forklift operatörü olarak forklifti kullanırken gerekli dikkat ve özeni göstermediği gerekçesiyle %70 kusurlu bulunduğunun belirlendiği; SGK tarafından açılan rücuen tazminat davasının istinaf edilmeden kesinleştiği, anılan dosyada hükme esas alınan 28.12.2017 tarihli bilirkişi heyet raporunda davalı ... İnş. Tah. San. Ltd. Şti.'nin %30 oranında kusurlu olduğu, davalı ... Taşımacılık San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin %20 oranında kusurlu olduğu, dava dışı ... San. ve Tur. Tic. A.Ş.'nin %5 oranında kusurlu olduğu, dava dışı ... Organize Sanayi Bölge Müdürlüğü'nün %15 oranında kusurlu olduğu, müteveffa kazazede işçi ...’in %30 oranında kusurlu olduğu, olayda başkaca kimsenin kusurlu olmadığının belirlendiği; eldeki dosyada Mahkemece hükme esas alınan 19.11.2018 tarihli kusur raporunda, davalı ... İnşaat Ltd. Şti.'nin yol inşaat çalışmasında fark edilebilir emniyet şeridi olmaması nedeniyle %30, kazalının işvereni olan davalı ... Taş A.Ş.'nin %20, davalı ... Ltd. Şti.'nin işveren sıfatıyla işin yürütülmesi esnasında yeterli gözetim ve denetim görevini yerine getirmediği gerekçesiyle %5 ve davalı ... Organize Sanayi Bölgesi Müdürlüğünün yol inşaatında güvenlik tedbirinin alınıp alınmadığı ile ilgili gözetim ve denetim görevini yerine getirmediği gerekçesiyle %15 kusurlu bulunduğu, davacılar murisine %30 kusur atfedildiği, Mahkemece hükme esas alınan 23.7.2019 tarihli hesap raporunda rücu dosyası ile bu dosyada alınan son kusur raporuna göre davalıların toplam %70 kusur oranı dikkate alınarak hesaplama yapıldığı, hesap raporunda ... İnşaat Ltd Şti, ... A.Ş. ve ... Organize Sanayi Bölge Müdürlüğü üçüncü kişi olarak kabul edilmesi suretiyle peşin sermaye değerli gelirin tenzil edildiği görülmektedir. Mahkemece davalılar arasındaki ilişkinin niteliğini ortaya koyan bir gerekçe yazılmadan müşterek ve müteselsilen sorumlu olduklarının kabul edildiği, Mahkemenin hükme dayanak kıldığı kusur raporunda davalı ... A.Ş.'nin işveren sıfatıyla kusurlu olduğunun belirtildiği, ancak yine hükme esas alınan aktüerya raporunda ... İnşaat Ltd. Şti., ... A.Ş. ve ... Organize Sanayi Bölge Müdürlüğünün üçüncü kişi olarak kabul edildiği, Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçeli kararında ise davalılar ... Taşımacılık Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile ... Sanayi ve Turizm Ticaret A.Ş. arasında asıl alt işveren ilişkisi olduğu ve diğer davalılar ... Organize Sanayi Bölgesi Müdürlüğü ile ... İnşaat Taahhüt Sanayi Limited Şirketi (3. kişi olarak) arasında da asıl alt işveren ilişkisi bulunduğunun kabul edildiği anlaşılmakla, davalı şirketler arasındaki ilişkinin, hangi sebeplerle sorumlu olduklarının yeterince incelenmemiş ve açıklanmamış olması, yine kaza ile ilgili alınan kusur raporları arasında çelişki olmasına rağmen bu çelişki giderilmeden karar verilmiş olması isabetsiz bulunmuştur. Mahkemece yapılacak iş; hüküm altına alınacak tazminat miktarlarına etkisi bakımından, A sınıfı İş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak 3 kişilik bilirkişi heyetinden alınacak raporla davalı şirketler arasındaki ilişkiyi irdeleyerek, davalılar arasında asıl alt işverenlik durumunu tartışmak ve açıkça ortaya koymak suretiyle tarafların alması gerekli önlemlerin neler olduğunu, bu önlemlerin alınıp alınmadığını nedenleri ile birlikte açıklayarak, tarafların kusur oran ve aidiyetlerini belirleyerek, dosyada mevcut tüm raporlar arasındaki çelişkiyi gidererek her türlü şüpheden uzak şekilde tespit ettirmek, dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları da gözeterek bir karar vermekten ibarettir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davacılar vekili ile davalılar ... Sanayi ve Turizm Ticaret A.Ş., ... Organize Sanayi Bölgesi Müdürlüğü ile ... İnşaat Taahhüt Sanayi Limited Şirketi vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları dikkate alınarak, bozma sebebine göre bu aşamada sair temyiz itirazları incelenmeksizin, istinaf itirazlarının esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hükmün bozulmasına karar verilmelidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Bölge Adliye Mahkemesinin 17.05.2023 tarihli ek kararının ONANMASINA, 2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının davalılardan ... Taşımacılık San. ve Tic. Ltd. Şti.'den alınmasına, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacılara ve temyiz eden diğer davalılara iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.