Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... Üniversitesi (...) Rektörlüğüne bağlı ... Hastanesinde hizmet alımı yapılan şirketlerde aralıksız olarak çalıştığını, 02.04.2018 tarihinde 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (696 sayılı KHK) ile kadroya geçirildiğini ve hâlen Hastaneye bağlı kadrolu işçi olarak çalışmaya devam ettiğini, alt işveren şirketlerde çalışırken şirketler ile asıl işveren arasında yapılan ihalede ödenecek çıplak ücretin asgari ücretin en az % fazlası…
Uyuşmazlık, 696 sayılı KHK kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirilen davacı işçinin, kadroya geçişte düzenlenen belirsiz süreli iş sözleşmesi hükümlerine göre ücretinin tespiti ile fark alacaklarının bulunup bulunmadığına ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Somut uyuşmazlıkta; davacı tarafından davalı İdareye sunulmuş 10.06.2021 tarihli dilekçe ile iş sözleşmesinde yer alması gereken oranın mevcut bulunmadığı belirtilerek bu konu hakkında bilgi verilmesi talep edilmiş; davalı İdare tarafından bu talebe karşı 11.06.2021 tarihli ve E-65124556 - 900 - 61083 sayılı cevabi yazı hazırlanmıştır. Söz konusu cevabi yazının içeriğinde "4/D İşçi kadrosuna geçişleri sırasında tüm sözleşmeler ve işlemler İnsan Kaynakları Birimince yapılmış olup, 1.084 kişinin tüm iş ve işlemleri bu birimce yerine getirilmiştir. Ancak bu kadar çok sayıda çalışanın evrak işlemleri yapılırken eksiklikler olma ihtimali bulunmaktadır...", "...Sizin de sözleşmenizde yüzdelik kısmının doldurulmadığı tespit edilmiş olup, sehven unutulduğu düşünülmekte..." ve "sözleşme üzerinde herhangi bir düzenleme ya da ekleme yapılmasının kanuni olarak mümkün olmadığı..." şeklinde ibareler mevcuttur. Davalı İdarenin bu yöndeki kabulleri ve 01.01.2019 tarihi öncesinde davacının ücretinin asgari ücretin belirli bir oran fazlası olması birlikte değerlendirildiğinde, davacının ücretinin devam eden dönemlerde de asgari ücretin belirli bir oran fazlası olması gerektiği kabul edilerek dava konusu alacakların hesaplanıp hüküm altına alınması gerekirken davanın reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.