Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2024/148 E. , 2024/1217 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2024/148 Karar No:2024/1217 TEMYİZ EDEN (DAVALILAR): 1- ... Bakanlığı VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ... 2- ... Valiliği VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Gayrimenkul Ticaret Ltd. Şti. VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN_KONUSU:... İdare Mahkemesi'nin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: ... ili, ..
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2024/148 E. , 2024/1217 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2024/148 Karar No:2024/1217 TEMYİZ EDEN (DAVALILAR): 1- ... Bakanlığı VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ... 2- ... Valiliği VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Gayrimenkul Ticaret Ltd. Şti. VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN_KONUSU:... İdare Mahkemesi'nin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... parsel sayılı 5.606,28 m² yüz ölçümlü taşınmazın 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca açık teklif usulü ile satışına ilişkin 28/09/2023 tarihinde gerçekleştirilen ihale üzerinde bırakılan davacı tarafından, söz konusu ihalenin itâ âmirince 2886 sayılı Kanun'un 31. maddesi uyarınca uygun görülmeyerek iptaline dair ... tarih ve ... sayılı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Milli Emlak Genel Müdürlüğü (Bakanlık) işleminin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesi'nce verilen kararda; dava konusu işlemin, aynı mahallede bulunan aynı niteliklere sahip, tahmini bedeli aynı olan ve aynı gün ihalesi gerçekleştirilen ... parsel numaralı taşınmazın m² bedelinin 509,36-TL olmak üzere toplam 2.550.000,00-TL üzerinden ihale edildiği, dava konusu taşınmazın m² bedelinin ise ihale sonucunda 349.76-TL olduğu, ayrıca davacının ... parsel numaralı taşınmazın ihalesine de katıldığı ve söz konusu taşınmaza m² bedeli 499-TL/m² olmak üzere toplam 2.501.000,00-TL teklif verdiği gerekçesiyle tesis edildiği, buna göre dava konusu taşınmazın ihalesinde yeterli rekabet şartlarının oluşmadığı ileri sürülmüş ise de, dava konusu taşınmazın muhammen bedelinin 500.628,00-TL olarak belirlendiği, 28/09/2023 tarihinde gerçekleştirilen ihaleye 16 isteklinin katıldığı, taşınmazın muhammen bedel üzerinden yapılan ihalesinde ilk tekliflerin alındığı, daha sonraki aşamalarda arttırımların devam ettiği, bir kısım isteklilerin dördüncü ve beşinci tekliften sonra çekildiği, davacı ile birlikte üç isteklinin tekliflerine devam ettiği ve en son iki isteklinin de ihaleden çekilmesi üzerine ihalenin 1.751.000,00-TL teklif veren davacı şirket üzerinde bırakıldığı, dolayısıyla, dava konusu ihalede 2886 sayılı Kanun kapsamında beklenen rekabetin sağlandığı, bu kapsamda yapılan ihale sonucunda dava konusu taşınmazın tahmini bedelinin oldukça üzerinde bir rakamla satışının yapıldığı, ihaleden beklenen faydanın gerçekleşmediğinden söz edilmesine olanak bulunmadığı, davacı şirketin ... parsel numaralı taşınmazın ihalesine de iştirak ederek 2.501.000,00-TL teklif vermesinin işbu dava konusu ihalede rekabet koşullarının oluşmadığına karine teşkil etmeyeceği, her ihalenin artırma, nitelik, koşul ve sonuçlarının birbirinden bağımsız değerlendirilmesinin gerekildiği, bu durumda, 2886 sayılı Kanun'un 31. maddesi ile, itâ âmirlerine 15 gün içinde ihaleyi onaylama ya da onaylamayarak iptal etme konusunda tanınan yetkinin, Hazine menfaatinin koruması amacıyla düzenlendiği anlaşılmakta ise de, davalı Bakanlık'ça kamunun menfaatine uygun olmayan bir durumun dava konusu ihalede gerçekleştiğinin ve ihalede oluşan fiyatın piyasa şartlarına uygun olmadığının somut gerekçelerle ortaya koyulmadığı, salt aynı gün, aynı mahallede bulunan aynı niteliklere sahip ve tahmini bedeli aynı olan ... parsel numaralı taşınmazın m² bedelinin 509,36-TL olmak üzere toplam 2.550.000,00-TL üzerinden ihale edilmiş olması nedeniyle, dava konusu taşınmazın da anılan bedel üzerinden ihale edilebileceği ve davacının ... parsel numaralı taşınmazın ihalesine de katılıp 2.501.000,00-TL teklif vermesinin, dava konusu ihalede yeterli rekabet şartlarının oluşmadığı anlamına geldiği varsayımından hareketle tesis edilen, yasal ve somut gerekçelere dayanmayan işlemin hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerine de aykırılık teşkil ettiği anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından, bir kamu malının satışından mümkün olduğunca en yüksek gelir elde edilmesinin kamu yararına olacağı, taşınmazın daha yüksek bir fiyatla satılabileceğini anlayan itâ âmirinin takdir yetkisini kullanarak ihalenin iptaline karar verebileceği; davalı Manisa Valiliği tarafından, dava konusu işlemin Hazine zararına sebebiyet verilmemesi amacıyla tesis edildiği, davacı şirketin yeniden yapılacak ihaleye katılmasında herhangi bir engel bulunmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: USUL YÖNÜNDEN: MADDİ OLAY: Muhtelif illerde bulunan 336 adet taşınmazın 2886 sayılı Kanun kapsamında satış ihalesine çıkarılması 2018/8 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi gereğince uygun görülmüş, bu kapsamda ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... parsel sayılı toplam 5.606,28 m² yüz ölçümlü taşınmazın, Maliye Hazinesi hissesine karşılık gelen 5.006,28 m²'lik kısmının ihale yoluyla satışına ilişkin satış şartnamesinin hazırlanmış ve ihale ilanı yapılmıştır. 28/09/2023 tarihinde gerçekleştirilen ihaleye 16 istekli katılmış, ihale sonucunda davacı şirket tarafından 1.751.000,00-TL teklif verilmesi üzerine, davacı şirket adına geçici ihale yapılmış, ihale komisyon kararı onaylanmak üzere itâ âmiri olan Bakanlığa gönderilmiştir. İtâ âmirince yapılan değerlendirme sonucunda, aynı gün, aynı mahallede bulunan ... parsel numaralı 5.606,28 m² yüzölçümlü ve 5.006,28 m² hissesi Hazineye ait taşınmazın ihalesinin de yapıldığı, ... ve 217 parsel sayılı taşınmazların niteliklerinin ve tahmini bedellerinin aynı olmasına rağmen ... parsel numaralı taşınmazın ihalesinde m² bedeli 509,36-TL olmak üzere toplam 2.550.000,00-TL üzerinden geçici ihalesinin onaylandığı, ... parsel numaralı taşınmazın m² bedelinin ise ihale sonucunda 349.76-TL olduğu belirtilerek söz konusu taşınmazın 2886 sayılı Kanun'un 31. maddesi kapsamında kat'i ihalesinin uygun görülmediğine ilişkin dava konusu işlem tesis edilmiştir. Bunun üzerine bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendinde, dava dilekçelerinin görev ve yetki yönünden ilk incelemeye tâbi tutulacağı; altıncı fıkrasında, maddede belirtilen hususların ilk incelemeden sonra tespit edilmesi hâlinde de davanın her safhasında 15. madde hükmünün uygulanacağı; 15. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde ise, yetkili olmayan mahkemeye açılan davanın yetki yönünden reddine karar verileceği kurala bağlanmıştır. Anılan Kanun'un "İdari davalarda genel yetki" başlıklı 32. maddesinin birinci fıkrasında, "Göreve ilişkin hükümler saklı kalmak şartıyla, bu Kanun'da veya özel kanunlarda yetkili idare mahkemesinin gösterilmemiş olması hâlinde, yetkili idare mahkemesi, dava konusu olan idarî işlemi veya idarî sözleşmeyi yapan idarî merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesidir." kuralına yer verilmiştir. 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 31. maddesinde, "İhale komisyonları tarafından alınan ihale kararları, ita amirlerince karar tarihinden itibaren en geç 15 işgünü içinde onaylanır veya iptal edilir. İta amirince karar iptal edilirse ihale hükümsüz sayılır." kuralına yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: İdari davalarda genel yetki, 2577 sayılı Kanun'un 32. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddenin birinci fıkrasına göre, iptal davalarında yetki konusundaki genel kural, dava konusu idarî işlemi tesis eden idarî merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesinin yetkili olmasıdır. Dosyanın incelenmesinden, uyuşmazlık konusu ihalenin ihale komisyonu tarafından 2886 sayılı Kanun'un 31. maddesi uyarınca onaylanmak üzere itâ âmiri olan Bakanlığa gönderildiği, dava konusu ihalenin iptaline ilişkin işlemin itâ âmiri olarak Bakanlık tarafından tesis edildiği anlaşıldığından, uyuşmazlığın çözümünde 2577 sayılı Kanun'un 32. maddesinin birinci fıkrası kapsamındaki genel yetki kuralı uyarınca, ihalenin iptaline ilişkin işlemi tesis eden idarî merci olan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın bulunduğu yerdeki ... İdare Mahkemesi'nin yetkili olduğu sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, yetkisiz yargı yerince uyuşmazlığın esasının incelenmesi suretiyle verilen İdare Mahkemesi kararında usûl kurallarına uygunluk bulunmamaktadır. Öte yandan, dava konusu ihalenin iptali kapsamında herhangi bir işlem tesis etmediği anlaşılan ... Valiliği'ne husumet yöneltilmesinde usûl hükümlerine uygunluk bulunmadığı anlaşıldığından, yetkili Mahkemece dava konusu işlemin esasına ilişkin inceleme yapılırken bu hususunda da dikkate alınarak yeniden bir karar verilmesi gerektiği açıktır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalıların temyiz isteminin kabulüne; 2. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca .... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkeme'ye gönderilmesine, 4. 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca kesin olarak (karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere), 12/03/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'na 18/06/2014 tarih ve 6545 sayılı Kanun'un 18. maddesi ile eklenen 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendinde, "Danıştay evrak üzerinde yaptığı inceleme sonunda, maddi vakıalar hakkında edinilen bilgiyi yeterli görürse veya temyiz sadece hukukî noktalara ilişkin ise yahut temyiz olunan karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise işin esası hakkında karar verir. Aksi hâlde gerekli inceleme ve tahkikatı kendisi yaparak esas hakkında yeniden karar verir. Ancak, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan temyizi haklı bulduğu hâllerde kararı bozmakla birlikte dosyayı geri gönderir. Temyiz üzerine verilen kararlar kesindir."; 07/04/2015 tarih ve 29319 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 6637 sayılı Kanun'un 19. maddesiyle eklenen ifadedeki şekliyle Geçici 8. maddesinde ise, "İvedi yargılama usulü hariç olmak üzere bu Kanunla idarî yargıda kanun yollarına ilişkin getirilen hükümler, 2576 sayılı Kanunun, bu Kanunla değişik 3'üncü maddesine göre kurulan bölge idare mahkemelerinin tüm yurtta göreve başlayacakları tarihten sonra verilen kararlar hakkında uygulanır. Bu tarihten önce verilmiş kararlar hakkında, kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan kanun yollarına ilişkin hükümler uygulanır." kuralına yer verilmiştir. 2577 sayılı Kanun'un 14. maddesinde, ilk inceleme hususları; görev ve yetki, idarî merci tecavüzü, ehliyet, idarî davaya konu olacak kesin ve yürütülebilir bir işlem olup olmadığı, süre aşımı, husumet, Kanun'un 3. ve 5. maddesinde belirtilen hususların bulunup bulunmadığı şeklinde sayılmış; 15. maddesinde ise ilk inceleme üzerine verilecek kararlar belirtilmiştir. Bu Kanun hükümlerine göre, ivedi yargılama usûlüne tâbi konularda 07/04/2015 tarihinden itibaren kanun yolu aşamasında da ivedi yargılama usûlünün uygulanacağı, Danıştay'ın ivedi yargılama usûlüne tâbi uyuşmazlıklarda işin esası hakkında bir karar vererek uyuşmazlıkları kesin olarak sonuçlandıracağı; ancak ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan temyiz başvurularında, İdare Mahkemesi kararını bozması durumunda, uyuşmazlığın esasını incelemeksizin dosyayı ilgili İdare Mahkemesi'ne göndereceği anlaşılmaktadır. Bu nedenle, ilk inceleme hususlarında sorun görülmeksizin, mahkemece işin esası hakkında bir karar verilmesi hâlinde, Danıştay tarafından yetkisiz yargı yeri tarafından verilen karar bozulmakla birlikte, işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekeceği, zira 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesi uyarınca ilk inceleme üzerine yalnızca 15. maddede sayılan kararlardan birinin alınması durumunda dosyanın geri gönderileceği görülmektedir. Anılan Kanun'un 20/A maddesinde, kararın bozularak ilgili İdare Mahkemesi'ne gönderilmesi, Danıştay tarafından işin esası hakkında karar verilebilmesi hususunun tek istisnası olarak düzenlenmiştir. Dolayısıyla söz konusu düzenlemenin dar yoruma tâbi tutulması gerekmektedir. Bu nedenle, yetkisiz bir yargı yerinin kendisini yetkili görerek ve uyuşmazlığın esası hakkında verdiği kararların, aktarılan düzenleme kapsamında olmadığı değerlendirilmiştir. Diğer taraftan, ivedi yargılama usûlünü ihdas eden maddede bentler hâlinde belirtilen uyuşmazlıkların ivedi yargılamaya tâbi olduğu ve bu tür uyuşmazlıklarda farklı bir yargılama usûlünün kabul edildiği (dava açma ve temyiz sürelerinin kısaltıldığı, dosyanın tekemmül sürecinin hızlandırıldığı) dikkate alındığında, yetkisiz İdare Mahkemesi kararının yetki yönünden bozulmasıyla birlikte işin esası hakkında Danıştay tarafından bir karar verilerek uyuşmazlığın sonlandırılması ivedi yargılamadan beklenen amaca da uygun düşmektedir. İvedi yargılama usulünde Danıştay'ın görev ve yetkisi, bölge idare mahkemelerinin idare mahkemesi kararlarını istinafen incelemesine ilişkin görev ve yetkisine benzemektedir. Nitekim 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İvedi yargılama usûlü" başlıklı 20/A maddesinin (i) bendinde, "... Ancak, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan temyizi haklı bulduğu hâllerde kararı bozmakla birlikte dosyayı geri gönderir..." kuralı bulunmaktadır. Aynı Kanun'un "İstinaf" başlıklı 45. maddesinin 5. bendinde ise, "Bölge idare mahkemesi, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması hâllerinde, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vererek dosyayı ilgili mahkemeye gönderir. Bölge idare mahkemesinin bu fıkra uyarınca verilen kararları kesindir." kuralına yer verilmiştir. Kanun koyucu tarafından, istinaf kanun yolunda yetkisiz mahkemenin esas hakkında bir karar vermesi durumunda ne yapılacağı açık olarak düzenlenmişken, temyize tâbi ivedi yargılama usûlünde bunun düzenlenmemiş olması, kanun koyucunun bu konu hakkında "bilinçli olarak sükût ettiğini" ve yetkili olmayan mahkeme tarafından ivedi yargılama usûlüne tâbi bir konuda uyuşmazlığın esası incelenerek verilen kararlarda adil yargılama ilkesinin bir unsuru olan iki dereceli yargılama gerçekleşeceği için Danıştayca verilecek nihaî kararla uyuşmazlığın bir an önce kesin hükme bağlanmasının hedeflendiğini göstermektedir. Öte yandan "İvedi yargılama usûlü" başlıklı 20/A maddesinde temyiz aşamasında uygulanacak kurallar, yapılacak işlemler ve verilecek kararlar ayrıntılı olarak düzenlendiğinden "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddeye göre özel hüküm niteliğinde olan 20/A maddesinin öncelikle uygulanması gerektiğinden, verilecek karar türü ile ilgili genel hüküm niteliğindeki 49. maddenin somut uyuşmazlıkta uygulanma kabiliyeti bulunmamaktadır. Bakılan davada, Manisa İdare Mahkemesi'nce davanın esası incelenmek suretiyle karar verildiği, bu kararın davalılar tarafından temyiz edildiği görülmektedir. Temyize konu kararın, davanın esası incelenmek suretiyle verilmiş olması karşısında, yetkili idare mahkemesince karara bağlanmak üzere Mahkeme kararının bozularak dosyanın mahkemeye gönderilmesinin aktarılan Kanun hükümleri karşısında yerinde olmadığı ve ivedi yargılama usûlünden beklenen amacı da gerçekleştirmeyeceği anlaşıldığından, Dairemiz tarafından, yetkili mahkemenin aslında Ankara İdare Mahkemesi olduğu belirtildikten sonra, davanın esası incelenerek bir karar verilmesi gerektiği görüşüyle, karara katılmıyorum.