İSTİNAF KARAR TARİHİ: 26/02/2026 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ : 26/02/2026 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili 15/10/2024 tarihli dava dilekçesinde özetle; 07/12/2022 tarihinde meydana gelen t…
T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ... T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 26/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ..... (...) ÜYE : ..... (...) ÜYE : ..... (...) KATİP : ..... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 17/09/2025 NUMARASI : ... Esas ... Karar DAVACI : ........ VEKİLİ : Av..... DAVALI : ........ VEKİLİ : Av..... DAVA : Tazminat İSTİNAF KARAR TARİHİ: 26/02/2026 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ : 26/02/2026 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili 15/10/2024 tarihli dava dilekçesinde özetle; 07/12/2022 tarihinde meydana gelen trafik kazasında müvekkilinin eşi olan ........'nin vefat ettiğini, kazaya karışan ........ plakalı aracın davalı sigorta şirketi tarafından kasko poliçesi kapsamında sigortalı olduğunu, ........ plaka sayılı araç sürücüsü olan ........'ın da aynı kazana vefat ettiğini, ........'ın oluşan kazana tam ve asli kusurlu olduğunu, aynı kazaya ilişkin olmak üzere Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası ile karşı tarafın sigorta poliçesi kapsamındaki sigorta şirketine karşı açmış oldukları tazminat davasında davanın kabulüne karar verildiğini, iş bu dosyada alınan kusur raporunda da ........'ın %100 kusurlu olduğunun tespit edildiğini, yine bu dosyada alınan hesap raporunda müvekkilinin destekten yoksun kalma tazminatının 4.232.372,62TL olduğunun tespit edildiğini ancak bu davada davalı sigorta şirketinin poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olması nedeniyle bilirkişi tarafından tespit edilen destekten yoksun kalma tazminat bedelinin tamamına hükmedilemediğini, kasko poliçesi kapsamında sorumluluğu bulunan davalı sigorta şirketine dava açılmadan önce yapmış oldukları başvurunun neticesiz kaldığını, yapılan arabuluculuk görüşmelerinden de bir sonuç alınamadığını beyanla fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla davalı sigorta şirketinden mahkememizce bilirkişi aracılığıyla tespit edilecek bedel üzerinden ileride arttırılmak üzere şimdilik 1.00TL'nin avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacılar vekili 12/06/2025 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; dosya kapsamında alınan hesap raporu doğrultusunda; müvekkili için 1.00TL olarak talep edilen maddi tazminat taleplerini 3.777.523,195TL'ye yükselttiklerini beyanla bu talepleri gibi karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirketi vekili 28/10/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davaya konu kazada davacının murisinin kusurlu olduğunu, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limitleriyle sınırlı olduğunu, sigorta poliçesi kapsamında sigorta yapılan sigorta şirketinden yapılan ödemelerin mahkememizce tespit edilmesini ve davanın bu sigorta şirketine ihbar edilmesini, davacı tarafın dava şartı olan usulünce başvuru şartını yerine getirip getirmediğini ispat etmesi gerektiğini, zaman aşımı itirazlarının olduğunu, soruşturma aşamasında ya da kovuşturma aşamasında taraflar arasında uzlaşma yapılmış ise iş bu açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini bu durumun mahkememizce tespit edilmesini, davacı ile muris arasındaki illiyet bağının tespit edilmesi gerektiğini, oluşan kazadaki kusur durumlarının mahkememizce tespit edilmesi gerektiğini, SGK tarafından yapılan bir ödeme olup olmadığının tespit edilmesini, hatır taşıması ve müterafik kusur durumlarında mahkememizce tespit edilmesini beyanla açılan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : İlk derece mahkemesinin kararı ile; "...Dava konusu kazadaki müterafik kusur durumu yönünden yapılan değerlendirmede; 6098 sayılı TBK'nın 52. Maddesine göre; Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir. Anılan yasal düzenlemede de belirtildiği üzere zarar görenin zararın oluşmasında ya da zararın artmasında bir ihmali varsa bu hususun tazminatın belirlenmesinde dikkate alınması gerekir. Bir başka deyişle zararın oluşumunda zarar görenin de müterafik kusurunun bulunması halinde tazminattan indirim yapılması gerekmektedir. Müterafik kusurun dikkate alınması için bu yönde yapılan bir savunmaya gerek olmayıp Mahkemece müterafik kusurun resen dikkate alınması gerekmektedir. Nitekim bu husus Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/3135 E 2018/11955 K sayılı ilamında da vurgulanmıştır. Ayrıca müterafik kusur indirimi nedeniyle kısmen reddedilen tutar üzerinden davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmeyeceği noktasında da duraksama bulunmamaktadır. Somut olayda, kaza tespit tutanağında emniyet kemerine ilişkin bölümün belirsiz olarak işaretli olması, davacının desteği müteveffanın kaza sırasında emniyet kemerinin takılı olmadığına ilişkin her türlü şüpheden uzak somut bir delilin dosya kapsamında bulunmaması, kazadan sonra müteveffanın araçtan fırlamış şekilde olay yerinde bulunduğuna ilişkin bir tespitinde bulunmaması ve ayrıca müteveffanın araç sevk ve idaresini yapamayacak şekilde alkollü olduğu yada alkollü veya sürücü belgesi olmayan bir sürücünün aracına bile isteye binmesi gibi zararı doğuran bir eyleminin olmaması dikkate alınarak müterafik kusur indiriminin uygulanamayacağı anlaşılmıştır. Dava konusu kazadaki hatır taşıması yönünden yapılan değerlendirmede; Yerleşik yargıtay uygulamasına göre hatır taşımasının süresinde sunulan cevap dilekçesi ile defi olarak ileri sürülmesi gerekmektedir. (Nitekim Yargıtay 17 HD nin 2016/10102 esas 2019/4225 karar sayılı ilamı) Somut olayda davalı tarafça, hatır taşıması durumu süresinde defi olarak ileri sürülmüştür. Ancak somut olayda davacının desteği müteveffanın araçta yolcu olarak değil sürücü konumunda bulunması sebebiyle hatır taşıması indirimi uygulanmamıştır. Tazminata uygulanacak faiz türü ve başlangıç tarihi yönünden yapılan değerlendirmede; Dava konusu olan ve İMMS poliçesi ile sigortalı olan aracın çekici vasfında olması ve ticari amaçla kullanılması karşısında uygulanacak faiz türünün avans faizi olduğu neticesine ulaşılmıştır. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 100. maddesinde aynı Kanun'un 98 ve 99. maddelerine atıf yapılmamış olması ve genel şartlarda da bu hükümlere paralel bir düzenleme bulunmaması nedeniyle bu tür sigortada tazminat alacağının muacceliyeti genel hükümlere göre saptanmalıdır. Sigortacının sigorta bedelini ödeme borcuna ilişkin TTK'nın 1427/2. maddesi hükmü uyarınca, sigorta tazminatı veya bedeli, rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her hâlde 1446. maddeye göre yapılacak ihbardan kırkbeş gün sonra muaccel olur. Can sigortaları için bu süre onbeş gündür. Sigortacıya yüklenemeyen bir kusurdan dolayı inceleme gecikmiş ise süre işlemez. Davadan önce ihbar bulunmadığı takdirde davalı sigortanın dava tarihinde temerrüde düştüğünün kabulü gerekir (Bu hususta bknz. Yargıtay (kapatılan) 17.HD 2019/1089 E.-2020/4351 K). Belirtilen düzenleme uyarınca, hasarın ihbarından itibaren 45 gün sonra alacağın muaccel olacağı dikkate alınarak faiz başlangıç tarihi belirlenmelidir. Davacı vekilinin, davalı sigorta şirketine başvurusunun tebliğ tarihi 09/01/2023 olup, buna göre davalı sigorta şirketinin temerrüt tarihi de 45 gün sonrası olan 24/02/2023 tarihidir. DAVANIN KABULÜ İLE, 3.777.524,19TL destekten yoksun kalma tazminatının (poliçede düzenlenen sınırsız sorumluluk gereği tam sorumlu olarak) temerrüt tarihi olan 24/02/2023 tarihinden işleyecek avans faiziyle birlikte davalı sigorta şirketinden alınarak davacıya verilmesine" şeklinde hükmün kurulduğu anlaşılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, dava konusu kaza, iş kazası olup SGK tarafından ........'nin vefatı nedeniyle ödenen ölüm aylığına ilişkin peşin sermaye değeri tutarının hesaplanacak tazminattan tenzil edilmesi gerekirken hatalı bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkeme tarafından davacı lehine tazminata hükmedilirken müvekkili sigorta şirketi yönünden avans faiz ile birlikte tahsiline karar verildiğini, kararın bu yönüyle hatalı olup kaldırılması gerektiğini, müvekkili şirketin adil yargılanma ve hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, hak arama hürriyetinin kısıtlandığını, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, dava ve istinaf dilekçesindeki beyanları doğrultusunda karar verilmesine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı tarafa tahmil edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; muhtemel istinaf kaldırma veya temyiz bozma kararına karşı davalı sigortacı yararına tazminat hesap yöntemi ile hesaplanan destekten yoksun kalma tazminat miktarı yönünden usuli kazanılmış hak oluşmaması için tazminatın hesaplama yöntemi ile hesaplanan tazminat miktarı yönünden ilk derece mahkemesi kararını istinaf ettiklerini, istinaf taleplerinin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; Dava trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. Yazılı şekilde verilen karar, taraflarca istinaf edilmiştir. 1-Davalı sigortanın peşin sermaye gelirin mahsup edilmediği itirazında; SGK İl müdürlüğü'nün 23/10/2024 tarihli yazı cevabında, müteveffa ........'nin vefatı nedeniyle, geride kalan hak sahiplerine ölüm aylığı bağlandığı, aylık rücuya tabi olmadığından peşin sermaye değeri bulunmadığı bildirilmiştir. TBK’nun 55. maddesi gereğince rücuya tabi olmayan ödemelerin tazminattan indirilmesi söz konusu olmayıp, ÖLÜM AYLIĞI rücuya tabi olmadığı için tazminattan indiriminin gerekmediğinin SGK tarafından verilen cevap ve dosya kapsamından anlaşıldığından davalı şirket vekilinin istinafının yerinde olmadığı anlaşılmıştır. 2-Davalının faizin türüne itirazında; Kazaya konu davalı sigorta şirketine sigortalı ........ plakalı aracın cinsi çekici olup, ruhsatında yük nakli amaçlı ticari araç olduğu belirtilmiş olmakla, davacı tarafça hükmedilecek tazminata avans faiz uygulanması talep edilmiş bulunup, avans faizine hükmedilmesinde yanlışlık bulunmamaktadır. İtirazın reddi gerekmiştir. 3-Davacı istinafının incelenmesinde; Davacı vekilince sunulan istinaf dilekçesinde her ne kadar hesaba yönelik itiraz bildirilmiş ise de, istinaf itirazlarının açıkça bildirilmediği, hesap yöntemine yönelik itirazı bulunmadığı, hükümde esas alınan tazminat miktarının da lehine olduğu anlaşılmakla, itirazı yerinde değildir. Bu itibarla, dosya kapsamı, mevcut delil durumu, ileri sürülen istinaf istemleri nazara alındığında, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde herhangi bir isabetsizliğin bulunmadığı kanaatine varıldığından davacı vekilinin ve davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf istemlerinin HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereği ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafın istinaf talebi yönünden karar ve ilam harcı olarak 732,00 TL alınması gerektiğinden peşin olarak yatırılan 615,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 116,60 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Alınması gereken 258.042,68 TL harçtan peşin alınan 64.510,67 TL harcın mahsubu ile bakiye 193.532,01 TL harç giderinin davalı ........ Şirketi'nden tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Taraflarca yapılan yargılama giderlerinin üzerilerinde bırakılmasına, 5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nun 361 maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren İKİ HAFTA içinde temyiz yolu açık olmak üzere OYBİRLİĞİ ile karar verildi. 26/02/2026 ..... Başkan ... e-imzalı ..... Üye ... e-imzalı ..... Üye ... e-imzalı ..... Katip ... e-imzalı Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.