(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2011/13286 E. , 2012/37072 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü: Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca …
**(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2011/13286 E. , 2012/37072 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü: Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. Somut olayda; mahkemenin iddia, sanık savunması, teşhis tutuanağı, Çanakkale Devlet Hastanesi güvenlik kamerası görüntülerini içeren CD ve tanık anlatımlarına göre, sanığın olaydan bir gün önce beyaz gömlek, beyaz pantolon ve elinde bir telsiz ile ... yerine geldiği, eşine telefon almak istediğini, sonra da en iyisi eşim gelip kendisi beğensin diyerek katılana ait kartviziti alıp çıktığı, ertesi gün yine aynı kıyafet ile gelip birazdan eşim ile gelip bakarız, hastaneye gidiyorum diyerek çıktığı, bir süre sonra kendisini telefon ile arayan sanığın üç tane marka söyleyerek bunları hastaneye götürüp götüremeyeceğini sorduğu, katılanın meşgul olduğunu söyleyince hastanenin santral numarasını verdiği ve hastanede buluşmak üzere anlaştıkları, katılanın yanına istenen üç adet telefonu alıp hastaneye gittiği, sanığın eşini beklerken telefon geldiği, bunun üzerine sanığın eşinin poliklinikten çıkamadığını, 5 dakikalığına telefonları gösterip geleceğini söylediği, geri gelmeyince katılanın hastane müdüründen hastanede böyle bir doktorun bulunmadığını, santral memuresinden de sanığın kendisini Tekirdağ 112 acil servisinden doktor diye tanıtarak santralde beklediğini öğrendiği, ve savcılık ile emniyetteki fotoğraf teşhisinden sanığı tanıdığı olayda sanığın hileli hareketler ile katılanın iradesini sakatlayarak dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak; 5237 Sayılı TCK'nun 58/7 maddesinde, mahkumiyet kararında, sanık hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağının belirtileceği öngörülmüştür. 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 108. maddesinin 4-5 ve 6. fıkralarında ise "Hakim, mükerrir hakkında cezanın infazının tamamlanmasından sonra başlamak ve bir yıldan az olmamak üzere denetim süresi belirler. Tekerrür dolayısyla belirlenen denetim süresinde, koşullu salıvermeye ilişkin hükümler uygulanır. Hakim, mükerrir hakkında denetim süresinin uzatılmasına karar verebilir. Denetim süresi en fazla beş yıla kadar uzatılabilir" denmiştir. Ancak, denetim süresini belirleme ve gerektiğinde uzatma görevi, aynı yasanın 107. maddesinin 11. fıkrasından da anlaşılacağı üzere hükmü veren mahkemeye değil, hükümlünün infaz aşamasındaki davranışlarını da değerlendirerek koşullu salıverme ile ilgili kararı verecek olan mahkemeye ait olmasına rağmen mahkumiyet hükmünde, mükerrir olan sanık hakkında 5237 Sayılı TCK'nun 58/7 maddesi gereğince "mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına" karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, infazı kısıtlayacak şekilde denetimli serbestlik tedbirinin süresinin belirlenmesi, Yasaya aykırı görüldüğünden hükmün CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak, bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, "TCK 108/4 maddesi gereğince 3 yıl süre ile denetime tutulması" ibaresinin çıkartılarak, hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 15.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.