12. Hukuk Dairesi 2025/3354 E. , 2025/4085 K. MAHKEMESİ :İcra Ceza Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Alacaklının, takip borçlusunun, üçüncü kişi şirkett…
**12. Hukuk Dairesi 2025/3354 E. , 2025/4085 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İcra Ceza Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Alacaklının, takip borçlusunun, üçüncü kişi şirketten alacaklı olduğunu, haciz ihbarnamesine haksız ve yersiz bir şekilde itiraz edildiğini ileri sürerek üçüncü kişi şirket aleyhine İİK’nun 89/4. maddesi uyarınca tazminata hükmolunmasını talep ettiği, mahkemece, dava dilekçesinde İİK'nun 338. maddesi gereğince cezalandırma talebi olmamasına rağmen, sanığın üzerine atılı suç oluşmadığından bahisle beraatine karar verildiği ve tazminat talebinin değerlendirilmediği, kararın davacı tarafından temyiz edildiği, Dairemizin 2017/5734 Esas, 2018/7079 Karar sayılı bozma ilamı ile alacaklının şikayet dilekçesinde belirttiği talebi ile bağlı kalınarak yargılamanın yapılması gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verildiği, mahkemece, yine İİK'nun 338. maddesi gereğince cezalandırma talebi olmamasına rağmen, sanığın üzerine atılı suç oluşmadığından bahisle beraatine karar verildiği ve tazminat talebinin de reddedildiği, kararın bu kez yine davacı tarafından temyiz edildiği, Dairemizin 2022/1240 Esas, 2022/13552 Karar sayılı bozma ilamı ile kararın bozulmasına karar verildiği, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda tazminat davasının kabulü ile 23.823,68 TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair karar verildiği ve kararın davalı tarafından temyiz edildiği anlaşılmıştır. 2004 sayılı İİK’nun 89. maddesinin 1. ve 2. fıkralarında; “Hamiline ait olmayan veya cirosu kabil bir senetle müstenit bulunmayan alacak veya sair bir talep hakkı veya borçlunun üçüncü şahıs elindeki taşınır bir malı haczedilirse icra memuru; borçlu olan hakiki veya hükmi şahsa bundan böyle borcunu ancak icra dairesine ödeyebileceğini ve takip borçlusuna yapılan ödemenin muteber olmadığını veya malı elinde bulunduran üçüncü şahsa bundan böyle taşınır malı ancak icra dairesine teslim edebileceğini, malı takip borçlusuna vermemesini, aksi takdirde malın bedelini icra dairesine ödemek zorunda kalacağını bildirir. Bu haciz ihbarnamesinde, ayrıca 2, 3 ve 4. fıkra hükümleri de üçüncü şahsa bildirilir. Üçüncü şahıs; borcu olmadığı veya malın yedinde bulunmadığı veya haciz ihbarnamesinin tebliğinden önce borç ödenmiş veya mal istihlak edilmiş veya kusuru olmaksızın telef olmuş veya malın borçluya ait olmadığı veya malın kendisine rehnedilmiş olduğu veya alacak borçluya veya emrettiği yere verilmiş olduğu gibi bir iddiada ise, keyfiyeti, haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine yazılı veya sözlü olarak bildirmeye mecburdur" hükmüne yer verilmiştir. Somut uyuşmazlıkta, şikayete dayanak olan icra takip dosyasında davalı üçüncü kişiye birinci haciz ihbarnamesinin 25.07.2013 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen, haciz ihbarnamesine yönelik itirazın İİK’nun 89. maddesinin 2. ffıkrasında belirtilen 7 günlük yasal süreden sonra 02/08/2013 tarihinde yapıldığı anlaşılmıştır. Takip alacaklısı üçüncü kişinin tebliğ edilen haciz ihbarnamesine verdiği cevabın (itiraz) aksini ispat ederek cezalandırılması ve ayrıca tazminata mahkum edilmesini isteyebilir. Ancak bu sorumluluğun doğabilmesi, yasal süre içerisinde yapılan bir itirazın varlığına bağlıdır. Üçüncü kişinin haciz ihbarnamesine karşı yalan beyanda bulunması cezai bakımdan suç, hukuki bakımdan haksız fiildir. Haksız fiil aynı zamanda suç teşkil edebilir. Somut olayda üçüncü kişiye gönderilen birinci haciz ihbarnamesine İİK’nun 89. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen 7 günlük yasal süreden sonra itiraz edildiğinden ve süresinde yapılmış geçerli bir itiraz bulunmadığından üçüncü kişinin haksız fiilinden söz edilemez. Dolayısı ile haksız fiilden kaynaklı tazminat sorumluluğu da doğmayacağından, açıklanan gerekçe uyarınca tazminat isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemece tazminat isteminin kabulüne karar verilmesi isabetsizdir. SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nin 366. ve HUMK’nin 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20.05.2025 gününde oy birliğiyle karar verildi.