T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/1098 Esas KARAR NO: 2026/22 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 02/04/2024 NUMARASI: 2022/91 Esas, 2024/62 Karar DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli) KARAR TARİHİ: 14/01/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Madde…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/1098 Esas KARAR NO: 2026/22 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 02/04/2024 NUMARASI: 2022/91 Esas, 2024/62 Karar DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli) KARAR TARİHİ: 14/01/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; yeme içme sektöründe İstanbul ...'de 2008 yılından günümüze "..." markası ile faaliyetine devam eden müvekkili adına "..." markasını tescilli olduğunu, davalı şirket müvekkili adına tescilli bulunan ... markasının birebir aynısını markasal bir şekilde ticari hayatında halen kullandığını, davalı şirketin 30/04/2021 tarihli ihtarnameye rağmen tecavüz eylemlerinin sona ermediğini ileri sürerek, davalının eylemlerinin müvekkilinin marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine ve giderilmesine, davalı adına kayıtlı bulunan ....com internet sitesine ilişkin erişimin engellenmesine, şimdilik 5.000-TL maddi tazminat ve 10.000-TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesi talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkiline ait olan ve kendine has yazı karakterlerinden oluşan “... ... ...” markasının ile davacıya ait marka birbirine benzemediğini, karıştırılma ihtimalleri olmadığını, markanın koruma kapsamının bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, itiraza gerekçe ...” ibareli markanın tanımlayıcı ve zayıf marka olduğunu, davacının İstanbul ilinde, müvekkili şirketin ... İli ... İlçesinde faaliyet gösterdiğini, yerel küçük bir işletme olduğunu, insanların bu iki markayı karıştırması , davacının maddi-manevi zarara uğraması söz konusu olamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davacının ... no'lu ... ibareli markanın 30. sınıfta, ...no'lu ... ibareli markanın ise 43. sınıfta tescilli olduğu, alınan 26/12/2023 tarihli bilirkişi raporunda davalı tarafça kullanılan ... ... ibaresinin ... işletmesi üzerinde kullanıldığı, kullanımın 43.sınıf kapsamında olduğu, davalı kullanımındaki esas unsurun ... olması sebebiyle davacı markasının ... ibareli markaları ile iltibas yarattığı yönünde görüş bildirildiği, lisans bedeli üzerinden toplam 583.745,22-TL maddi tazminat hesaplandığı, davalının ticari defterleri üzerinde talimat yoluyla yaptırılan incelemede ihlale konu 2019 ve 2021 yıllarında zarar ettiği, 2020 yılında ise 33.066,04 TL net kar elde ettiğinin belirtildiği, buna göre davacının dava konumuz ile ilgili ...numaralı ... ibareli markanın 43. Sınıfta tescilli sahibi olduğu, davalının da ... olarak işletmiş olduğu iş yerinin tabelasında ... ... şeklinde kullanımının olduğu yine internet ve sosyal medya hesapları üzerinde de yine bu şekilde tanıtım ve kullanımlarda bulunduğu, davalı tarafından ... ibaresi büyük şekilde diğer ibarelerden farklı olarak yazılıp kullanıldığı, diğer ibarelerin tanımlayıcı mahiyette olması sebebiyle davalı kullanımının esas unsurunun ... ibaresi olduğu, bu ibarenin davacı markası ile birebir aynı olduğu ve aynı 43. Sınıfta kullanıldığı, davalı iş yerini gören ortalama tüketicilerin davacının temsilcisi veya şubesiymiş gibi algılayabileceği bu durumun da SMK' nın 29. Maddesi uyarınca marka hakkına tecavüz ve TTK' nın 55/1.a-4.maddesi uyarınca haksız rekabet teşkil ettiği, davacının marka hakkına tecavüz nedeniyle SMK' Nın 149.maddesi uyarınca maddi manevi tazminat talebinde bulunabileceği, 10.000,00 TL manevi tazminatın dosya kapsamına uygun olduğunun anlaşıldığı, maddi tazminat talebinin kabulüne karar vermek gerektiği, maddi tazminat yönünden ise lisans bedeli üzerinden talepte bulunulduğu, ihlalin gerçekleştii 2019-2020-2021 yıllarında davalının bu yıllar içerisinde elde etmiş olduğu toplam cironun %10'u üzerinden 583.745,22 TL maddi tazminat hesabı yapıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. İSTİNAF İSTEMİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde, cevap dilekçesindeki savunmalarını tekrar ederek; müvekkil tarafından ... numarasıyla "... ... ..." markasının tescili için yapılan başvuruya, davacının yaptığı itirazın, 07/03/2022 tarih, ...-... sayı, ... K sayılı kararıyla kısmen kabul kısmen reddedildiğini, mahkemece TPMK tarafından yapılan değerlendirmenin dikkate alınmamasının hatalı olduğunu, yerel mahkemenin bilirkişi raporunu dikkate alarak hatalı ve hukuka aykırı hüküm kurduğunu, davacı lehine haksız rekabetin koşulları oluştuğu, markaya tecavüz edildiği ve zarara uğradığından bahisle maddi ve manevi tazminat ödenmesine ve diğer taleplerinin kabulüne karar verilmesinin hakkaniyete ve hukuka aykırı olduğunu bilirkişi raporu hukuki görüş içerdiğinden dikkate alınamayacağını, yerel mahkemece emsal lisans bedeli araştırması yapılmadığını, İTO'dan bildirilen cevabi yazı doğrultusunda, müvekkilinin elde ettiği toplam cirosunun %10 u üzerinden 583.745,22-TL maddi tazminat ödemesine hükmedildiğini, yapılan bilirkişi incelemesinde müvekkilinin elde ettiği ciroların hangi faaliyet alanından elde edilmiş olduğunun beyannameler üzerinden tespit edilemediği, bu nedenle davalı firmanın defter ve satış faturaları üzerinde detaylı bir inceleme yapılmasının gerektiği hususunun raporda belirtildiğini, ancak müvekkili şirketin faaliyette bulunduğu şirketlerin ayrıştırılmadığını, davaya konu faaliyet alanında elde edilen gelirin hesaplanmadığını, defter ve satış faturalarının incelenmediğini, yerel mahkemece bu eksiklikler giderilmeden karar verilmesi hatalı olduğunu, kaldı ki müvekkili şirketin 2019 yılının Mayıs ayında davaya konu işyerinin işletme ruhsatını aldığını, 2019 yılı Ağustos ayında fiili olarak çalışmaya başladığını, yaklaşık 7 ay sonra ise Covıd 19 salgını nedeniyle nedeniyle işyerini kapatmak zorunda kaldığını, bilirkişi raporunun müvekkili şirkete tebliğ edilmediğini, rapora karşı kazanılmış hak doğmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, marka hakkına tecavüzün ve Haksız rekabetin durdurulması, önlenmesi, giderilmesi, erişim engeli ve tazminat talebine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İlk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda, ... Ticaret Odasına kayıtlı davalı firmanın ticaret sicil tasdiknamesinde faaliyet alanı olarak; diğer lokanta ve restoranların faaliyeti, şehir içi, banliyö ve kırsal alanlarda karayolu ile personel ve öğrenci taşımacılığı faaliyeti, ikamet amaçlı binaların inşaatı, hırdavat malzemesi ve el aletleri toptan ticareti, diğer sığır ve manda yetiştiriciliği” yer aldığı, davalı firmanın ... Vergi Dairesi Müdürlüğü’ne beyan etmiş olduğu 2019-2020-2021 yıllarına ait Kurumlar Vergisi Beyannameleri ekine yer alan gelir tablolarının incelenmesinde yıllar itibarı ile elde etmiş olduğu satış cirolarının hangi faaliyet alanında elde etmiş olduğunun beyannameler üzerinde tespit edilemediği, davalı firmanın defter ve satış faturaları üzerinde detaylı bir inceleme yapılması gerektiği, takdirin Mahkemeye ait olduğu, davalının toplam ciroları üzerinden 2019-2020-2021 yılı üç yıllık lisans bedelinin 583.745,22-TL olarak hesaplandığı belirtilmiştir. Bilirkişi raporunda son derece somut ve açık biçimde davalının yıllar itibarı ile elde etmiş olduğu satış cirolarının hangi faaliyet alanında elde etmiş olduğunun beyannameler üzerinde tespit edilemediği, davalı firmanın defter ve satış faturaları üzerinde detaylı bir inceleme yapılması gerektiği belirtilmiştir. Bu durumda ilk derece mahkemesince talimat yazılarak, davalının ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması gerekmektedir. İlk derece mahkemesince rapora itiraz edilmemesinin, mali yönden davacı lehine kazanılmış hak doğurduğu belirtilmiştir. Oysa bilirkişi raporunda maddi tazminat hesabı yönünden davalının ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği belirtilmiştir. "Karar vermeye elverişli olmayan bir rapora taraflarca itiraz edilmemiş olması, hâkimin vereceği hüküm sonucunu bağlar şekilde bir usulî kazanılmış hak doğurmaz. Bilirkişi raporu hükme esas almaya uygun değilse, hâkimin davayı hatalı bu rapora göre çözümlendirmek zorunda olduğunu kabul etmek, açık yasal düzenlenmeler ve usul hukukunun değinilen temel ilkeleri yanında hâkimin maddi gerçeğe ulaşma amacıyla da bağdaşmaz" (YHGK'nın 2022/3-508 E- 2023/226 K.sayılı ve 2024/11-250 E-2025/354 K.sayılı kararları). Maddi tazminat hesabı yönünden ortada denetime ve hüküm kurmaya elverişli bir rapor bulunmamasına rağmen, ilk derece mahkemesince eksik inceleme ve hatalı değerlendirme sonucu, davalının gelirlerini hangi faaliyetlerinden elde ettiği tespit edilmeden, davalının lokanta ve restoranların faaliyeti dışında, diğer faaliyetlerinden gelir elde edip etmediği, ettiyse elde edilen gelirlerin ... markası kullanarak elde edilip edilmediği tespit edilmeden, eksik inceleme sonucu davalının elde ettiği toplam gelir üzerinden hesaplanan maddi tazminata karar verilmesi doğru görülmemiştir. Kabule göre; 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ile haksız rekabet hükümlerinin birlikte uygulanmasını gerektiren kümülatif korumanın uygulama alanı kalmadığından, (Yargıtay 11.HD'nin 2024/2085 E- 2025/416 K., 2024/1738 E- 2025/58 K.,2024/1482 E- 2025/38 K., 2019/5189-1852 E-K, 2021/89-3054 E-K sayılı kararları) haksız rekabet talebi yönünden, kümülatif korumanın uygulanması da doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kaldırma sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf isteminin kabulüne, 2- İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 02/04/2024 gün ve 2022/91 Esas, 2024/62 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Yukarıda gerekçede belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf peşin harcının talebi halinde davalıya iadesine, 5- İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama gideri olan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.14/01/2026