T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/556 - Karar No:2026/271 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/556 KARAR NO : 2026/271 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20/02/2024 NUMARASI : 2018/266 E-2024/126 K DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 05/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 05/03/2026 Davacı vekili taraf…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/556 - Karar No:2026/271 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/556 KARAR NO : 2026/271 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20/02/2024 NUMARASI : 2018/266 E-2024/126 K DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 05/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 05/03/2026 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili: Davalı yüklenici ile ... nolu parselin sahipleri ... ve vekili oldukları diğer arsa sahipleri arasında Ankara 3. Noterliğinin 28/05/2013 tarih ve 07416 yevmiye sayısıyla “Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi ve Daire Karşılığı İnşaat Sözleşmesi” akdedildiğini, davalının, inşaatın bir kısım işlerini alt yüklenici olarak yaptırmak üzere 16/04/2016 tarihinde müvekkili ile sözleşme imzaladığını, 19/04/2016 tarihinde de ödeme usulüne ilişkin protokol düzenlendiğini, 26/04/2016 tarihli iş yeri teslim tutanağı ile işe başlanıldığını, müvekkilinin edimlerini yerine getirdiğini, davalının ise protokolde yer alan ödemelere ilişkin edimlerini yerine getirmediğini, protokolde 365.000,00TL değerinde 8 nolu dairenin, arsa sahiplerinden geçme 60.000,00TL'lik evrakın, 48.000,00TL değerindeki 2012 model ... marka arabanın, 80.000,00TL inşaat malzemesinin ve 17.000,00TL nakit olmak üzere toplam 570.000,00TL'nin peşin verileceği kararlaştırılmasına rağmen davalının protokol hükümlerine uymadığını, hiçbir ödeme yapmadığını, bunun üzerine davalıya Ankara 45. Noterliğinin 22/03/2017 tarih ve 06716 yevmiye sayısıyla ihtarnamenin gönderildiğini, davalının ise ihtarnamenin gönderilmesinden bir gün sonra projeye aykırı davranıldığı, inşaatın yapılmadığı, bu nedenle sözleşmeyi tek taraflı feshedeceği hususunda Sincan 2. Noterliğinin 23/03/2017 tarih ve 05624 yevmiye sayılı ihtarnameyi gönderdiğini, müvekkilin projeye aykırı davranmasının mümkün olmadığını, ayrıca müvekkil ile davalı arasındaki sözleşmede projeye aykırılık olması durumunda sorumluğun davalı yüklenicide olacağının kararlaştırıldığını, sözleşmenin "İşverenin Taahhüdünde Olan İşler" başlıklı 9. maddesinde "Yapılacak imalatlarda proje dışı isteklerin sorumluluğu işverenin sorumluluğundadır." hükmünün de sorumluluğun davalıda olduğunu ortaya koyduğunu, müvekkilince keşide edilen 04/04/2017 tarih ve 07886 yevmiye sayılı cevabi ihtarnamede iddiaları kabul etmediklerini, davalıdan, protokolde belirlenen ödeme edimlerinin yerine getirmesini istediklerini, davalının Sincan 2. Noterliğinin 10/04/2017 tarih ve 06705 yevmiye sayılı ihtarname ile sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiğini, yapılan feshin haksız olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmede müvekkiline verileceği yazılı bulunan 8 numaralı dairenin 2. normal katta köşe başı olarak yer aldığını bu dairenin karşılığının bağımsız bölümlerin dağılım çizelgesine göre 2. katta yer alan 11 numaralı daire olduğunu, davalı yüklenicinin yapmış olduğu bu işlemlerde esasen dürüstlük kuralına uymadığını, ayrıca müvekkil tarafından edimlerinin yerine getirilmesi maksadıyla inşaat alanına getirilen ve bir süre kullanılan 330 adet Plywood kalıp malzemesi, 35 metreküp 5x10 kereste, 10 metreküp 10x10 kereste, 1000 adet kalıp kilidini müvekkilinden "Taraflararası Protokol"de belirtildiği şekliyle satın aldığı diğer inşaat malzemeleriyle beraber müvekkilin izni ve onayını almadan başka bir şantiyeye götürdüğünü, müvekkilin davalı yüklenici tarafından götürülen bu malzemeler nedeniyle uğradığı zararın da tazmin edilmesi gerektiğini belirterek fazla hakları saklı kalmak kaydıyla; inşaatın son durumunun tespit edilmesini, davalı yanca götürülen inşaat malzemelerinin rayiç bedelinin ve haksız fesih sebebiyle uğranılan müspet zararların tespiti ile davalıdan tazminine karar verilmesini talep etmiş ve dava değerini 10.000,00 TL olarak göstermiş, davacı vekili 21.06.2022 tarihli açıklama dilekçesi ile haksız fesih nedeniyle müspet zarar talebinin 9.900,00TL, malzemelerle ilgili talebin 100,00 TL olduğunu açıklayarak temerrüt tarihinden itibaren faiziyle tahsilini istediğini belirtmiş, davacı vekili 20/12/2023 tarihli ıslah dilekçesiyle, belirsiz alacak niteliğinde şimdilik 9.900,00 TL. tutarındaki müspet zarar alacağını (mahrum kalınan karı da kapsadığından 269.250+22.556,25=291.806,25 TL.) 281.906,25 TL. artırarak bilirkişi raporunda belirlenen 291.806,25 TL olarak, belirsiz alacak niteliğinde şimdilik 100,00 TL. tutarındaki müvekkile iade edilmeyen inşaat malzemesi bedelinden kaynaklı taleplerini 17.900,00TL. artırarak bilirkişi raporunda belirlenen 18.000,00 TL olarak ıslah ederek bu miktarların Ankara 45. Noterliği'nin 22/03/2017 tarih ve 06716 yevmiye sayılı ihtarname tarihinden itibaren işletilecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili: 19/04/2016 tarihli ödeme protokolünde 8 nolu dairenin verileceğinin kararlaştırıldığını, ancak bunun peşin olarak verilmesinin imkansız olduğunu, zira protokol aşamasında inşaata henüz başlanılmadığını, müvekkilinin bu daireyle ilgili hiçbir tasarrufu olmadığı gibi davacının da daireyle ilgili herhangi bir istekte bulunmadığını, davacının işe geç başladığını, inşaat için gerekli hiçbir malzemeyi almadığını, buna rağmen müvekkilinin iyi niyet göstererek sözleşmede de belirtildiği gibi 40-45 metreküp kereste 100-200 adet plywood ve bilumum sırık ve direği 30.000,00TL karşılığında herhangi bir kar gözetmeksizin ileride verilecek daireden mahsup edilmesi koşulu ile verdiğini, ancak yüklenicinin buna rağmen kendisinden beklenen işleri yerine getirmediğini, yine protokolün 4. maddesi uyarınca da müvekkilinin yükümlülüğünü yerine getirerek ... İnş. Ltd. Şti.'den 37.578,92TL'lık malzeme aldığını, bedelini müvekkilinin ödediğini, ancak davacının bu malzemelerle hiçbir iş yapmadığını, davacının 22/03/2017 tarihli ihtarnamesinde 1270 m3 beton döktüğü, 350 m2'lik çatı imalatının yarısını tamamladığına dair iddiasının da gerçekleri yansıtmadığını, zira tüm betonu müvekkilinin temin ettiğini, işçilikleri de işçilerden alınan protokollerle müvekkilinin ödediğini, davacının işçilerinin sigorta primlerini ödemediğini, çatı ve duvar işlerini de müvekkilinin ... İnş. Şti.'ne yaptırdığını, davacının iddiasının aksine proje dışı hiçbir imalat talep edilmediğini, davacıya keşide edilen Sincan 2. Noterliğinin 23/03/2017 tarih ve 05624 yevmiye sayılı ihtarnameden sonuç alınamaması üzerine müvekkilinin 10/04/2017 tarihli 06705 yevmiye sayılı ihtarname ile sözleşmeyi feshettiğini, dolayısı ile feshin haksız olmadığını, davacının malzemelere ilişkin iddialarının yerinde olmadığını, bu malzemelerin inşaata verildiği iddia ediliyorsa malzemelere ilişkin teslim tesellüm belgelerinin sunulması gerektiğini, kaldı ki davacının malzemesi olmadığından, kendisine 30.000,00TL'lik inşaat malzemesi verildiğini, davacının edimini yerine getirmemesi üzerine davalının ticari itibarının riske girdiğini sözleşmenin haklı gerekçelerle feshedildiğini, ekstra fiyatlarla yeniden sözleşmeler yapılarak işlerin üçüncü firmalara tamamlatıldığını, davacının hiçbir iş yapmadığını, davanın haksız açıldığını belirterek reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince: Davanın, eser sözleşmesinden kaynaklanan haksız feshe dayalı müspet zararlar ile davalı tarafından davacıya iade edilmediği iddia olunan malzeme bedelinin tazmini istemlerine ilişkin olup davacının taşeron, davalının yüklenici olduğu, taraflarca dayanılan tüm delillerin toplandığı, taraflar arasındaki sözleşme ve yazışmalar, Çankaya Belediyesi'nden ilgili inşaata dair seviye tespit tutanakları ile ekleri celp edildiği, mahallinde keşif yapılarak inşaat mühendisi, mali müşavir ve nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişiler aracılığıyla bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, 02/09/2019 tarihinde mali müşavir bilirkişi raporunun sunulduğu, mahallinde yapılan keşfi takiben 08/06/2022 tarihinde mali müşavir, inşaat mühendisi ve hesap uzmanından oluşan bilirkişi heyeti tarafından kök raporu ve 22/06/2022 tarihinde ek raporun sunulduğu, bilirkişi heyeti tarafından sunulan kök ve ek raporların hüküm kurmaya elverişli olmadığı görülmekle dosyanın yeni bir bilirkişi heyetine tevdii edilerek 13/11/2023 tarihinde mali müşavir, inşaat mühendisi ile hesap uzmanından oluşan bilirkişi heyeti tarafından rapor sunulduğu, tüm dosya kapsamı ile alınan bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında imzalanan 16/04/2016 tarihli sözleşme kapsamında davacı taşeronun davalı yüklenicinin yüklenimi altındaki ... parseldeki inşaatın mimari, statik, elektrik, tesisat projelerine uygun kaba vs. inşaat işlerini, sözleşmenin 11. maddesinde belirtilen birim fiyatlara göre tamamlamayı üstlendiği, 19/04/2016 tarihinde imzalanan protokol ile ödeme koşullarının kararlaştırıldığı, burada ise sözleşme konusu işe tahmini 570.000,00TL bedel biçildiği, bunun da porotokolde yazılı koşullarda peşinat olarak verileceğinin, işlerin metrajının yapılmasından sonra çıkacak fiyat farklarının ise her iş kaleminin bitiminden 30 gün vade ile ödeneceği, yine bir takım malzemeler sayılarak davalının belirtilen malzemeleri davacıdan satın aldığı, ödemesinin ise peşinat olarak verilmesi kararlaştırılan dairenin devrini müteakip yapılacağının kararlaştırıldığı, bilahare davacı tarafından iş bedelinin ödenmesi için 22/03/2017 tarihli ihtarnamenin gönderildiği, davalı tarafından 23/03/2017 tarihli ihtarname ile cevaben eksik işlerin bildirilerek giderilmesinin ihtar edildiği, davacı tarafından 04/04/2017 tarihli ihtarname ile yapılan işlere dair açıklamalarda bulunduğu, davalının ise 10/04/2017 tarihli ihtarname ile taraflar arasındaki sözleşmeyi feshettiğini bildirdiğinin anlaşıldığı. eldeki davada davacı taşeronun, haksız feshe dayalı müspet zararlar ile davalı tarafından iade edilmeyen malzeme bedelinin tazminini istediği, kural olarak, dönme ve fesihte kusursuz olan yüklenicinin kusurlu olan iş sahibinden olumlu zarar isteyebileceği kabul edilmekte ve Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihat ve uygulamalarında kar kaybının kesinti yöntemine göre hesaplanacağı, buna göre dönme zamanında yapılmayan işin yapılmaması sebebiyle yüklenicinin kurtulduğu giderler ile kalan sürede başka bir iş yaparak kazandığı veya kazanmaktan kaçındığı yararların düşülmesi suretiyle kaybın hesaplanacağı, hükme esas alınması uygun bulunan 13/11/2023 tarihli ikinci bilirkişi heyet raporu ile de ortaya konulduğu üzere, davalı tarafından öncelikle ikmal edilmesi gereken işlerin yapılmadığı gibi davacıya ödenmesi kararlaştırılan peşinatların da ödenmediği ve sözleşmenin feshinde davacıya izafe edilebilecek bir kusurun olmadığı anlaşılmış, bu hususlar nazara alındığında sözleşmenin davalı tarafından tek taraflı feshinin haklı nedene dayanmadığı görülmekle davacının davalıdan müspet zarar talep etmekte haklı olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı, bu kabule göre müspet zarara dair kesinti yöntemine göre bir hesaplama yapılması için öncelikle inşaatın fesih anındaki seviyesinin belirlenmesinin gerektiği, mahallinde yapılan keşif sırasında inşaatın tamamlandığı tespit edildiğinden bu şekilde inşaatın fesih anındaki seviyesinin belirlenmesinin mümkün olmadığı, bu nedenle ilgili belediyeden fesih tarihine ilişkin seviye tespit tutanakları ekleriyle birlikte getirtilerek tarafların sözleşmenin feshi sürecindeki karşılıklı beyan ve kabulleri de nazara alınmak suretiyle bir belirleme yapılması gerektiği, mahkemece yapılan yargılama sırasında alınan bilirkişi raporlarında işin fesih anındaki seviyesine göre iş bedeline dair farklı sonuçlara ulaşıldığı görülmüş olmakla beraber 13/11/2023 tarihli ikinci bilirkişi heyet raporunda bu konuda taraflar arasındaki sözleşmenin birim fiyatlı olduğu hususunun göz önüne alındığı, tarafların işin seviyesine dair karşılıklı kabul ve beyanlarının gerekçeli ve denetime elverişli şekilde değerlendirildiği görülmekle mahkemece de benimsenerek bu raporun hükme esas alındığı ve neticeten davacı tarafından fesih anında yapıldığı kanıtlanan iş bedelinin 269.500,00TL kadar olduğu, davacı tarafından yapılamayan 300.750,00TL miktarlı işin yapılmaması sebebiyle yüklenicinin kurtulduğu giderler ile kalan sürede başka bir iş yaparak kazandığı veya kazanmaktan kaçındığı yararlar nazara alındığında davacının 22.556,25TL kadar müspet zararının söz konusu olacağı sonuç ve kanaatine varılarak, davacının bu miktardaki müspet zarar maddi tazminat talebi bakımından davanın kısmen kabulüne karar vermek gerektiği, davacının, davalı tarafından iade edilmediği savunulan malzeme bedeline dair talebi bakımından ise, davacı tarafından hangi malzemelerin şantiyeye bırakıldığı ile davalı tarafından el konulduğu hususlarının usulüne uygun delillerle kanıtlanamadığı anlaşılmakla beraber davacı tarafından davaya konu edilen malzemelerin nitelik ve miktar itibariyle taraflar arasındaki protokolde davacının davalıdan satın alacağı belirtilen malzemelerle kısmen uyumlu olduğu görülmüş olup, ilgili protokolde ise açıkça belirtildiği üzere ilgili malzemelere dair bedelin davacı tarafından ödenmeyip peşinat olarak verilmesi öngörülen dairenin satışını müteakip yapılacağının kararlaştırıldığı, ne var ki taraflar arasındaki hukuki ilişki içerisinde bu koşul gerçekleşmediğinden davacı tarafından davalıya mezkur malzemenin bedelinin de ödenmediği anlaşılmakla mevcut hukuki durum karşısında davacının davalı tarafından el konulduğu iddia olunan malzeme bedelinin tahsili talebinin kabulüne olanak bulunmadığı, davacı tarafından ıslah dilekçesi ile 269.250,00 TL kadar iş bedeli alacağı da talep edilmiş ise de; davacının dava dilekçesinde "inşaat malzemelerinin rayiç değerleri toplamının tazmini" ile "haksız fesih nedeniyle müvekkilinin uğradığı müspet zararın tazmini" talep edip açıkça "iş bedeli alacağını" talep etmediği, dava dilekçesinde talep edilmeyen iş bedeli alacağının ıslah dilekçesi ile talep edilmesinin mümkün olmadığı değerlendirilmekle davacının iş bedeline yönelik fazlaya dair talebinin reddi gerektiği, davacının faiz talebi bakımından; her ne kadar davacı tarafından dava dilekçesinde faiz talep edilmemiş ise de faiz, asıl alacağın bir bölümü olmayıp, asıl alacağa bağlı fer’i nitelikte bir hak olduğundan dava dilekçesinde faiz talep edilmese bile ıslah ile faiz talep edilebileceği, ıslah dilekçesinde ise faizin türü açıkça belirtilmediğinden kabul edilen alacağa ancak yasal faiz işletilebileceği sonuç ve kanaatine varıldığı, temerrüt tarihi bakımımdan ise; 6098 sayılı TBK'nın 117. maddesi gereğince sözleşmeden doğan davalarda bir alacağa temerrüt faizi yürütülebilmesi için alacağın kararlaştırılan kesin vadede ödenmemiş olması ya da alacaklının usulüne uygun ihtarı ile borçlunun temerrüde düşürülmesi zorunlu olup, somut olayda kararlaştırılan kesin vade olmadığı gibi davacı tarafından, davadan önce davalının TBK’nın 117. maddesi hükmüne uygun olarak "müspet zarar maddi tazminat talebine" dair miktar ve ödeme talebi içeren bir ihtarname ile temerrüde düşürüldüğü kanıtlanamadığından, 22.556,25TL'nin dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile; 22.556,25TL müspet zarar maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkeme kararının usul ve esas yönünden yasaya aykırı olduğunu, mahkemenin iş bedeli alacağının talep edilmediği gerekçesi ile bilirkişi raporu ile de tespit edilmiş olan müspet zararlarına hükmetmemiş olmasının doğru olmadığını, müvekkilinin 269.250,00 TL tutarındaki işi tamamladığını ve bu tamamlanan işlere ilişkin davalıdan herhangi bir ödeme almadığının bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, ödenmediği tespit edilmiş olan 269.250,00 TL bedelin müvekkilinin müspet zararı olduğunu, Yargıtay HGK7nun 22/02/2023 tarihli 2021/15-874E-2023/118K sayılı kararında" Müspet zarar, alacaklının ifadan vazgeçerek zararının tazminini istemesi halinde söz konusu olur; alacaklının ifaya ilişkin talep hakkının yerini müspet zararının tazminine dair talep hakkı almaktadır" denilerek müvekkilin ifaya ilişkin iş bedeli talep hakkının yerine müspet zararı olan 269.250,00 TL tutarı talep ettiğinin mahkemece göz ardı edildiğini, inşaatın %100 oranında tamamlanmış ve oturulmaya başlanmış olduğunun bilirkişi raporları ile tespit edilmiş olmasına rağmen müvekkilinin alacaklarının eksik hesaplandığını, müvekkilinin alacaklarının en az sözleşme bedeli olan 570.000,00 TL olması gerekirken eksik hesaplandığını, inşaatın % 100 oranında tamamlanmış olduğunun tespiti karşısında müvekkili ile davalı arasında imzalanan 19/04/2016 tarihli protokol gereğince davalının müvekkiline yapması gereken tüm ödemeleri eksiksiz yapması gerektiğini, ancak davalı tarafından müvekkiline hiçbir ödeme yapılmayarak temerrüte düşüldüğünü, bu sebeple bilirkişi raporlarında hesaplanan tutarlar eksik olup müvekkilinin zararını tam olarak karşılamadığını, tamamlanmış binanın müvekkili tarafından yapılmış olduğu karinesi karşısında müvekkilinin davalıdan olan alacağının en az 570.000,00 TL olması gerekirken eksik ve hatalı olarak müvekkilinin % 50'nin dahi altında olan 269.250,00 TL tutarında alacağı olduğunun hesaplanmasının doğru olmadığını, bilirkişi raporu ile tespit edilmiş olmasına rağmen mahkemece malzeme bedeli alacaklarına hükmedilmemiş olmasının hatalı olduğunu, bilirkişi raporu ile de tespit edilmiş olmasına rağmen müvekkilinin malzeme bedeli alacağına hükmedilmemiş olmasının hatalı olduğunu, bilirkişi heyeti raporunda müvekkiline iade edilmemiş olan malzeme bedelinin 18.000,00 TL hesaplanmış olmasının hatalı olduğunu, dava dilekçesinde davalı yüklenicinin müvekkili tarafından inşaat alanına getirilen ve bir süre kullanılan 330 adet plywood kalıp malzemesi, 35 metreküp 5x10 kereste, 10 metreküp 10x10 kereste ve 1000 kalıp kilidini müvekkilinin izni ve onayı olmadan başka bir şantiyeye götürdüğünü, ancak bu malzemelerin bedelinin iş bu 13/11/2023 tarihli bilirkişi raporunda da eksik hesaplandığını, mahkeme kararının aksine ıslah dilekçelerinde temerrüt faizinin talep edildiğini, dava tarihinden itibaren faiz işletilmesinin doğru olmadığını, müvekkili tarafından davalıya gönderilen Ankara 45. Noterliğinin 04/03/2017 tarihli ve 6716 yevmiye numaralı ve yine aynı noterliğin 04/04/2017 tarihli ve 7886 yevmiye numaralı ihtarnameleri ile davalının temerrüte düşürüldüğünü, mahkeme kararında faize temerrüt tarihi yerine dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesinin doğru olmadığını, bilirkişi raporlarına yaptıkları itirazların karşılanmadığını eksik inceleme ve araştırmayla hatalı hüküm kurulduğunu, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın tam kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, özellikle dava ve 21.06.2022 tarihli açıklama dilekçesinden talep kalemlerinin davalı yüklenicide malzeme kaldığı iddiasıyla malzeme bedeli ve sözleşmenin haksız feshedildiği iddiasıyla müspet zarar kalemlerine ilişkin olduğunun anlaşılmasına göre davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ve ödediği istinaf başvuru harcının kendisi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK.'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 05.03.2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır