3. Hukuk Dairesi 2024/2284 E. , 2025/3089 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/739 E., 2023/2307 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 12. Aile Mahkemesi SAYISI : 2018/70 E., 2022/446 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmiş, incelemenin duruşmalı olarak yapılması asıl davada davacılar vekili tarafından istenilmekle; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk …
**3. Hukuk Dairesi 2024/2284 E. , 2025/3089 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/739 E., 2023/2307 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 12. Aile Mahkemesi SAYISI : 2018/70 E., 2022/446 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmiş, incelemenin duruşmalı olarak yapılması asıl davada davacılar vekili tarafından istenilmekle; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1 maddesinin (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Asıl ve birleşen davalar birbirinden bağımsız davalardır. Dosya içeriğine göre, birleşen davaya ilişkin reddedilen ve temyize konu edilen miktar her bir davacı yönünden 20.000,00'er TL, yine asıl davada her bir davacı yönünden hüküm altına alınan miktarlar ayrı ayrı 172.943,77 TL, 237.478,27 TL ve 40.000,00 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla; asıl davada davalılar vekilinin, asıl ve birleşen davaya ilişkin temyiz dilekçelerinin reddine karar vermek gerekmiştir. Asıl davada davacılar vekilinin asıl davaya yönelik gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüyle; 27.05.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde gelen asıl davada davacı /birleşen davada davalı asil ... ve asıl davada davacılar vekili Avukat ...'in sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Asıl davada davacılar vekili; davacılar ... ve ...'in oğlu diğer davacı ...'nin kardeşi ...'nin 11.08.2012 tarihinde davalı ...'nin yaptığı trafik kazası sırasında yaralandığını ve sonrasında vefat ettiğini, meydana gelen trafik kazasında ...'nin başından ağır şekilde yaralandığını, davalı sürücünün yardım çağırmak yerine ...'yi sürücü koltuğuna oturtmaya çalışarak zamanında yardım gelmesine engel olduğu gibi, delilleri karartmaya çalıştığı sırada ...'nin vefat ettiğini, davalının bilinçli olarak ambulansı ve vefat eden yolcunun ailesini aramadığını, davalı ...'nin annesi olan diğer davalı ...'in de olay yerine vardığında yaralı yolcu ... hayatta olmasına rağmen ambulansı aramadığını ve olay yerine ilk varan ambulans ile yaralı yolcu ... değil de yaralı olmayan sürücü ...'nin olay yerinden ayrıldığını, davalı ...'nin tek taraflı meydana gelen trafik kazasında bilinçli taksirle tam kusurlu olarak ...'nin ölümüne sebebiyet verdiğini ileri sürerek; davacılardan ... ve ... yönünden ayrı ayrı 2.500,00'er TL olmak üzere şimdilik toplam 5.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile davacıların herbiri için ayrı ayrı 500.000,00'er TL olmak üzere toplam 1.500.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden işleyecek yasal faizleriyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep etmiş; 07.07.2021 tarihli talep artırım dilekçesi ile maddi tazminat talebini davacı birleşen davalı ... yönünden 221.847,84 TL'ye, davacı birleşen davalı ... yönünden 141.179,72 TL'ye yükseltmiştir. 2. Asıl davada davalılar birleşen davada davacılar vekili; davalılardan ...'a çalıştığı dava dışı ... A.Ş. tarafından tahsis edilen ... plakalı aracın anahtarlarının 21.12.1997 doğumlu kaza günü 14 yaşında olan oğlu ...'ye davalı tarafından bizzat verilmesi sonucu kazanın gerçekleştiğini ileri sürerek; davacılar ... ve ... için ayrı ayrı 10.000,00'er TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Asıl davada davalılar vekili; davanın sadece diğer davalı ...'ye yöneltilmesi gerektiğini, davalı ... yönünden husumete itiraz ettiklerini, İstanbul 43. Asliye Ceza Mahkemesindeki yargılamanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilebilmesi için öncelikle ölen ile destekten yoksun kalan arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığının gerektiğini, dava konusu kazanın hatır taşımasından kaynaklanması nedeniyle hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, ...'nin araç sürücüsünün ehliyeti olmadığını bilerek zararı doğuran fiile razı olduğunu ve kendisi de emniyet kemerini takmadığından zararın artmasında etkili olduğunu, tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırdığını savunarak, davanın reddini istemiştir. 2. Birleşen davada davalılar vekili; olayda kusurlarının olmadığına dair beyanları saklı kalmak kaydıyla olayın 11.08.2012 tarihinde meydana geldiğini ve olay neticesinde müvekkillerinin oğlunun vefat ettiğini, İstanbul 43. Asliye Ceza Mahkemesinde davacı ... hakkında bilinçli taksirle ölüme sebebiyet verme suçundan ceza tayin edildiğini, davacılar yönünden zamanaşımı süresinin dolduğunu, davacılar tazminat davası açmış iseler de bu zararların nasıl ve ne şekilde olduğu konusunda açıklama yapmadıklarını, herhangi bir zararları olmadığını, ceza yargılaması sonucunda davacı ... dışında herhangi bir kişinin kusurunun olmadığının ortaya çıktığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; ayırt etme gücüne sahip küçüklerin haksız fiillerinden doğan zarardan sorumlu oldukları, küçükler tarafından haksız eylem işlenmesi durumunda iki tür sorumluluk doğacağı, küçüğün haksız eylemin faili olarak, anne babanın da aile başkanı olarak zarar görene karşı sorumlu olacağı, her iki sorumluluk birbirinden farklı hukuki nedenlere dayalı olup, zarar görenin küçüğe ve aile başkanına karşı birlikte veya ayrı ayrı dava açabileceği, somut olayda kazanın 11.08.2012 günü davalı/ birleşen davacı ...'nin ... plakalı aracı yol şartlarına uygun olmayan şekilde hızlı kullanması nedeniyle virajda aracın hakimiyetini kaybederek takla atması şeklinde gerçekleştiği, tek taraflı kaza olduğu, kaza sonucu sağ ön yolcu koltuğunda oturan destek ...'nin vefat ettiği, bu nedenle İstanbul 43. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/559 E., 2020/76 K. sayılı kararı ile ...'nin taksirle ölüme sebebiyet verme suçundan cezalandırılmasına karar verildiği ve kararın 01.12.2021 tarihinde kesinleştiğinin anlaşıldığı, davalı/ birleşen davacı ...'nin aracı hava ve yol şartlarının gerektirdiği şekilde kullanmayıp, 30 km hız sınırının bulunduğu yerde yaklaşık iki katı hızla seyretmesi, araçta kendisi hariç beş kişinin yolcu sıfatı ile bulunmasına izin vermesi, yetersiz sürücü belgesi olmasına rağmen otomobil kullanması sonucu gerçekleşen kaza ile ...'nin ölümüne sebebiyet verdiği, gerek ceza dosyası kapsamı gerekse Mahkemece dinlenen tanık beyanlarına göre kazanın meydana gelmesinde ...'nin tam kusurlu olduğu, dosya kapsamına göre desteğin bulunduğu taraf olan aracın sağ ön direk bölgesinde çökme meydana geldiği, diğer bölümlerinde esaslı bir çökmenin bulunmadığı, bu durumun sağ ön koltukta oturan yolcu için tehlike arz ettiği, ayrıca davalı/ birleşen davacı ...'nin kaza sonrası destek ... 'nin yaralı halde pozisyonunu değiştirerek şoför mahalline oturttuğu, kazanın oluşumunda desteğin kusurunun bulunmadığı gibi, olay oluş şekli dikkate alındığından desteğin emniyet kemeri takmıyor olmasının da müterafik kusur olarak yüklenemeyeceği, 08.02.2021 tarihli bilirkişi raporunda bilirkişinin PMF-1931 tablosuna göre hesaplama yaptığı, taraf vekillerinin rapora itirazı üzerine alınan 21.05.2021 tarihli ek raporda TRH 2010 yaşam tablosuna göre hesaplama yapıldığı, desteğin (müteveffanın) lise öğrencisi olduğu, muhtemelen asgari ücret ücretten daha fazla gelir elde edeceğine yönelik herhangi bir delil ibraz edilmediği anlaşılmakla bilirkişice yerleşik Yargıtay uygulaması uyarınca muhtemel kazancın asgari ücretten az olamayacağı kabul edilerek asgari ücret tutarları üzerinden yapılan hesaplamanın uygun bulunduğu, yine Yargıtay uygulaması uyarınca desteğin 18 yaşından itibaren destek olabileceği kabul edildiğinden desteğin 21.12.2015 tarihi itibariyle gelir elde etmeye başlayabileceği dolayısıyla bu tarihten itibaren destek olabileceğinin kabul edildiği, bu verilere göre düzenlenen 21.05.2021 tarihli ek bilirkişi raporuna göre davacılar tarafından talep edilebilecek destekten yoksun kalma tazminatının hesaplandığı, ancak desteğin araçta yolcu olarak bulunması ve hatır için bedelsiz taşındığı anlaşılmakla %20 oranında indirim yapmak gerektiği, davalı birleşen davacılardan ... haksız fiilin faili olarak, davalı ...'in ise olay tarihinde küçük olan ...'nin velisi olduğundan ev başkanı olarak sorumlu oldukları, olayın özelliğine göre, ev başkanının gerekli tedbirleri almakta özen görevini yerine getirmediği, kazaya karışan aracın desteğin annesinin (davacı birleşen davalı ...) iş yerine ait olmasının açıklanan tedbirlerin niteliğine göre sonuca etkisinin bulunmadığı, davalı birleşen davacı ...'in gerekli özen ve gözetim görevini yerine getirdiğinin ispat edilemediği, davacı/birleşen davalı ...'in desteğin babası, ...'un annesi, ...'nin ise kardeşi olduğu, kaza sonucu desteğin vefat ettiği, tarafların ekonomik ve sosyal durumu, paranın alım gücünü, duyulan ve ileride duyulacak elem ve ızdırap ve hakkaniyet ilkesinin birlikte değerlendirildiği, birleşen davaya gelince; davalı birleşen davacılar olay tarihinde sorumlu ev başkanını bilebilecek durumda oldukları gibi İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 31.10.2012 tarihli iddianame ile başlayan ceza kovuşturması sürecinde sorumlu ev başkanını öğrendiklerini kabul etmek gerektiği, birleşen dava ise 07.05.2018 tarihinde açılmış olup dava tarihi itibariyle iki yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle; asıl davanın kısmen kabulüne davacılardan ... ve ... için 60.000,00'er TL, ... için 40.000,00 TL manevi tazminat ile ... için 112.943,77 TL, ... için 177.478,27 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, birleşen davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; asıl davada davalılar vekili cevap dilekçesinde desteğin hatır için taşındığı yönünde iddia ve savunma ileri sürdüğü, vefat eden davacıların çocuğu ile araç sürücüsü ve diğer yolcuların birlikte gezip eğlenmek amacı ile araca bindikleri hep birlikte gezmeye devam ettikleri esnada kazanın meydana geldiği anlaşıldığına göre desteğin yolcu olarak taşınmasının hatır taşımacılığı kapsamında olduğunun kabulü ile hesaplanan maddi tazminattan hatır taşıması indirimi yapılmasında isabetsizlik bulunmadığı, dava konusu kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 85/1 ve 66/1-d maddelerine göre, ceza dava zamanaşımı 15 yıl olup kaza tarihi ile dava tarihi dikkate alındığında 15 yıllık ceza dava zamanaşımının dolmadığı, davalı tarafın zamanaşımına yönelik istinaf itirazının yerinde olmadığı, kaldı ki cevap dilekçesinde zamanaşımı itirazında da bulunulmadığı, kusur belirlemesi için görevlendirilen bilirkişi dosyadaki tüm belgeler ve ceza dosyasındaki verileri de incelemek suretiyle rapor tanzim etmekle yükümlü olduğundan bu yöne ilişkin davalı istinafının yerinde olmadığı, ev başkanı sıfatı bulunan davalı ...'in sorumluluktan kurtulma beyyinesini dosya kapsamına göre ispatlayamadığından tazminattan sorumlu tutulmasında isabetsizlik bulunmadığı, birleşen dava yönünden; davalıların manevi tazminat istemleri trafik kazası ile doğrudan bağlantılı olmadığından ve olaydan ceza mahkemesi kararı ile haberdar oldukları varsayılsa dahi ilk karar tarihi 26.04.2016 olmakla birleşen dava tarihi itibari ile zamanaşımının dolduğu, asıl davada belirlenen manevi tazminat miktarlarının, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul olduğu, hesaplanan diğer vekalet ücretlerinde isabetsizlik bulunmadığı, ancak hatır taşıması nedeniyle tazminattan indirilen miktar, yasal düzenlemelerden kaynaklanan hakkaniyet ve takdiri indirim mahiyetinde olduğundan, davalı yönünden bu kısım üzerinden vekalet ücreti takdir edilemeyeceğinin göz önüne alınmayışının doğru görülmediği, bu yöndeki davacı istinafının yerinde olduğu, maddi tazminat yönünden hatır indirimi nedeni ile reddedilen kısım yönünden asıl dava davalıları lehine verilen vekalet ücretinin hükümden çıkarılması gerektiği gerekçesiyle; birleşen davada davacılar vekilinin istinaf başvurusunun reddine, asıl davada davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Asıl davada davacılar vekili; maddi ve manevi tazminat miktarları dikkate alınırken ceza davasına konu olaylar silsilesinin etkili olması gerektiğini, trafik kazası görünen eylemin aslında kasten gerçekleştirilen bir çok eylem sonrası ölüm ile sonuçlandığını, manevi tazminata ilişkin değerlendirme yapılırken aile fertlerinin yaşadığı manevi sıkıntı, acı elem ve üzüntünün ile tarafların sosyo-ekonomik durumlarının dikkate alınmadığını, hatır taşıması sebebiyle indirim yapılmasının doğru olmadığını, tarafların aynı sitede oturdukları ve birbirlerini tanıdıkları ve hatta aracın taşıma yapana ait olmadığından hatır indirimi yapılamayacağını, sürücünün burada kendi menfaati için aracı zorla aldığını, bu durumda da menfaati olduğu için hatır taşıması olmayacağını, davalı yanın bu şekilde bir def'i ileri sürmediğini, diğer vekalet ücreti kalemleri açısından yanlış hesaplama yapıldığını, davalılar iki kişi olmasına rağmen reddedilen kısımlar üzerinde manevi tazminatta 3 ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalılar vekili; davacı tarafın davasını 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 369. maddesine dayandırarak açtığını, olay tarihi itibariyle yaş küçüklüğü olan ...'nin tazminattan müteselsil olarak sorumlu tutulduğunu, anne ...'in olay itibariyle gerekli denetim ve gözetim görevini yaparak, ev başkanı sorumluluğunu yerine getirdiğini, aracın ... ve ailesine ait olmadığını ve aracın anahtarının ... veya ailesi tarafından verilmediğini, ...'in olay itibariyle kusursuz sorumluluğu bulunmadığını, bilirkişinin dosyada mevcut delillerin takdirini yapıp kusur yönünden karar verme yetkisine sahip olmadığını, davalı müvekkilinin kusurlu olup olmadığı yönündeki kararı Mahkemenin takdirine bırakması gerekirken hükme tesir edecek şekilde müvekkilinin asli kusurlu olduğunu iddia ettiğini, davacıların maddi ve manevi tazminat davasının zamanaşımına uğradığını, bilirkişi raporlarına ve bilirkişiye karşı yapılan itirazların dinlenmediğini, birleşen dava yönünden ise açılan davanın zamanaşımına uğramadığını, bu konuda olay tarihinin baz alındığını, öğrenme tarihi ile ilgili inceleme yapılmadığını, taleplerinin dinlenmediğini, desteğin ailesine ait aracın anahtarı ile aracın desteğin hakimiyetine nasıl girdiğinin araştırılmadığını, hatır taşıması indirimi nedeniyle lehlerine hükmedilen vekalet ücretinin kaldırılmasının doğru olmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, asıl davada haksız fiil sorumluluğu ve 4721 sayılı Kanun'un 369. maddesi kapsamında ev başkanının sorumluluğu esasına dayalı tazminat istemine, birleşen davada ise ev başkanının sorumluluğundan kaynaklı tazminat istemine ilişkindir. 1.Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeye göre, asıl davada davacılar vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Şahsi menfaatleri ihlal edilen kimseye duyduğu ağır manevi acıyı belli bir oranda gidermek, bozulan ruhi dengeyi onarmak, olanak dahilinde bu dengenin yeniden elde edilmesini sağlamak amacına yönelik olarak manevi tazminata hükmedilir. Manevi tazminatın ve kapsamının taktiri hakime ait bir hak ve görevdir. Ancak hakim bu hak ve görevini yerine getirirken 4721 sayılı Kanunun 4. maddesi hükmünü de gözetmek suretiyle hak ve nesafet ilkeleriyle bağlı kalarak tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını, kusurlu eylemin mağdurda uyandırdığı elem ve ızdırabın derecesini, istek sahibinin toplumdaki yerini, kişiliğini, hassasiyet derecesini gözetmelidir. Takdir edilecek manevi tazminat, zarara uğrayanda manevi huzuru gerçekleştirecek tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Öyle ki dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56. maddesi gereğince hakimin, özel durumları göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında ise; dosya kapsamı itibariyle meydana gelen olayın gelişimi, özellikle ceza yargılama süreci ve vefat olayında davalı ...'nin tam kusurlu olarak tespit edilmiş olması karşısında, davacılar lehine daha yüksek miktarda manevi tazminatların hüküm altına alınması gerekirken, yaşanılan elem ve üzüntü karşısında düşük miktarda manevi tazminatlara hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. 3. Asıl davada davacılar vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Asıl davada davalılar/ birleşen davada davacılar vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik temyiz dilekçesinin miktar itibariyle REDDİNE, 2. Asıl davada davacılar vekilinin asıl davaya yönelik sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 3. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesi uyarınca asıl dava yönünden davacılar yararına BOZULMASINA, 4. Asıl davada davacılar vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 28.000,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin asıl davada davalılardan alınarak asıl davada davacılara verilmesine, Peşin alınan temyiz harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.