İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 20/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 20/02/2026 .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/11/2025 tarih, 2025/511 Esas sayılı ara kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin davalı kooperatifin 11/06/2025 tarihinde yapılan genel kurul toplantısına katılarak dava konusu edilen genel kurul kararl…
T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/45 KARAR NO : 2026/360 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20/11/2025 NUMARASI : 2025/511 Esas DAVACILAR : 1- ... DAVALI : SINIRLI SORUMLU ... ARSA VE KONUT YAPI KOOPERATİFİ VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Genel Kurul Kararının İptali (Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali) İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 20/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 20/02/2026 .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/11/2025 tarih, 2025/511 Esas sayılı ara kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin davalı kooperatifin 11/06/2025 tarihinde yapılan genel kurul toplantısına katılarak dava konusu edilen genel kurul kararları için red oyu verdiklerini, gündemin 5 ve 6. md.'leri ile yönetim ve denetim kurullarının ibra edildiğini, müvekkillerinin üyelik başvurularının kötü niyetli bir şekilde yönetim kurulu tarafından 04/12/2020 ve 02/04/2021 tarihli genel kurullar yapılıncaya kadar bekletildiğini, 07/04/2021 tarihinde üye kayıtları yapıldığını, istedikleri kararları rahatça alabilecekleri şekilde yönetim kurulu oluşturduklarını, mevcut taşeron ve mesul müdürün akrabaları başta olmak üzere üyelik kayıtları yaparak genel kurulda çoğunluk sağladıklarını, .... ATM'nin 2022/393 E. 2024/464 K. Sayılı kararı ile üyelik tarihinin 05/02/2021 olarak tespit edildiğini, 04/12/2020 ve 02/04/2021 tarihli genel kurulların yok hükmünde olduğu konusundaki davanın .... ATM'nin 2023/528 E. Sayılı dosyasında devam ettiğini, 20/06/2022, 15/06/2023 ve 02/04/2024 tarihli genel kurulların yok hükmünde sayılmasına ilişkin davaların da derdest olduğunu, bu davaların 2023/528 E. Sayılı dosya ile birleştirildiğini, 02/04/2021 tarihli genel kurulun yok hükmünde sayılmasına karar verilmesi halinde o tarihten itibaren kooperatif genel kurulunu toplantıya çağıran yönetimin yetkisiz olmasından dolayı bu genel kurulların da yok hükmünde sayılacağını, bu nedenle yetkisiz yönetim kurulu tarafından hazırlanan faaliyet raporununda geçersiz olacağını, bu nedenle gündemin 6. maddesinin iptalinin gerekeceğini, yönetim kurulunun faaliyet raporunun iyi niyet ve kanunun emredici hükümlerine aykırı olduğunu, alınan tüm kararların davacıları ortaklıktan çıkarma amacı taşıdığını, denetim kurulu faaliyet raporununda yasal mevzuata aykırı düzenlendiğini, tarafsız bir denetim yapılmadığını, hazırlanan raporun yasal şartlardan yoksun olduğunu, 2024 yılı bilanço ve gelir tablosunun usulüne uygun olmamasına rağmen kabulüne karar verildiğini, arsa alımında usulsüzlük bulunduğunu, arsa maliyetinin şişirildiğini, banka ve tapu kayıtları ile örtüşmediğini, taşeron ile menfaat birlikteliği yapan yönetim kurulu üyeleri ile akrabalarının borçlarının banka hesaplarında oluşturulan fiktif kayıtlarla silindiğini, üyeler arasında eşitlik ilkesine aykırı işlemler yapıldığını, gündemin 7, 10/B ve 12. maddelerinde aidat sabitleme yapıldığını, genel kurulda ortakların geçmiş ödemelerine taşeron ile yaptıkları özel sabitleme sözleşmelerine dayanarak inşaat maliyetlerinin geçmişe ve geleceğe yönelik sabitlenmesi ve aidat düzenlemelerinin kabul edildiğini, 15/06/2023 tarihli genel kurulun gündemine alınan ancak iptal edilen aynı kararların çoğaltılmış cümleler ve maddeler ile toplantı gündemine alınarak mükerrer bir şekilde görüşülüp kabul edildiğini, oysa .... ATM'nin 2023/401 E. 2024/649 K. Sayılı kararı ile 15/06/2023 tarihli genel kurulun ilgili maddesinin iptaline karar verildiğini, bu maddenin tekrar gündeme alınmasının kanuna aykırılık teşkil ettiğini, diğer taraftan kanun ve ana sözleşmenin peşin aidat ve sabitleme sözleşmeleri yapılmasına izin vermediğini, arsa alım ve inşaat işlerinin genel kurulda belirlenen aidatların ödenmesi ile yürütüleceğini, bazı ortaklarla sabitleme sözleşmesinin yapılmasının ana sözleşme ve kanuna uygun olmadığını, taşeron taşeronun akrabaları ve taşeron iş birliği yapan yönetim ve denetim kurulu üyelerinin kooperatifin kurulduğu tarihten itibaren taşeron ile özel sabitleme sözleşmesi yaptıklarını, 2003 yılında yapılan genel kurulda ise geriye dönük olarak aldıkları peşin aidat ve sabitleme sözleşmelerini genel kurulda onayladıklarını, ancak bu kararın iptal edildiğini, sabitleme sözleşmesi yapmaları amacının aldıkları fahiş aidatları kararları ile davacıları hacze düşürüp taşeronun düzenleyeceği fahiş faturalar ile müvekkillerini icra davaların muhatap etmek olduğunu, gündemin 9. maddesi ile daha önce mahkeme kararı ile iptal edilen bir konunun yeniden gündeme getirildiğini, keza .... ATM'nin 2023/401 E. Ve 2024/649 K. sayılı kararı ile Deprem Hasar Tespit Rapor Ücreti adı altında her bir üyeden haziran ayı sonuna kadar 4.000,00.TL'nin toplanmasına ilişkin kararın iptal edildiğini, gündemin 10/B ve 10/C maddelerinin 02/04/2024 tarihli genel kurulda alınan ve iptali için dava açılan aidat kararlarına ilişkin olduğunu, davanın .... ATM'nin 2024/288 E. Sayılı dosyasında derdest bulunduğunu, gündemin 13. Maddesinde inşaatın durdurulup durdurulmaması hususunun görüşüldüğünü, taşeron ile kooperatif yönetiminde bulunanlar arasında Kooperatifler Kanunu'na aykırı ve bu nedenle geçersiz olan bir sözleşme yapıldığını, yönetim kurulu devlet memuru ...'ı yasaya aykırı olarak mesul müdür seçtiğini, ...'ın kardeşi ile taşeronluk sözleşmesi imzaladığını, bu sözleşmenin mutlak butlan ile batıl olduğunu, bu hususun mahkeme kararı ile tespit edildiğini, .... ATM'nin 2023/577 E. 2024/751 K. Sayılı kararı ile 28/08/2023 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurulda alınan taşeronluk sözleşmesinin iptal edilmemesi kararının iptal edildiğini, buna rağmen 11/06/2025 tarihli genel kurulda sözleşmenin devamına karar verildiğini, taşeron ile akraba olan ... ailesinin kooperatifin %45 payına sahip olduğunu, SGK primlerinin dahi kooperatif tarafından ödenmesine karar veren ... ve ailesinin zenginleştirildiğini, gündemin 14 ve 20. md.'leri ile yeni aidat belirlendiğini, inşaat gider aidatı toplanmamasına karar verilmişken, genel gider aidatının 25.000,00.TL olarak belirlenmesinin maliyetlere ve inşaat seviyesine dayanmayan keyfi bir karar olduğunu, gündemin 15. maddesi ile vergi borçları ve gecikme zamlarının ortaklardan tahsiline karar verildiğini, ancak yönetim kurulunun stopajlarının zamanında ödenmemesinden kaynaklanan kusurunun ortaklara yansıtıldığını, 1163 sayılı kanunun 47/3 maddesinde yönetim kurulunun mali sorumluluğunun düzenlendiğini, ayrıca borçların yapılandırılması için yetki verilmesini, kooperatifin mali yapısının şeffaf bir şekilde ortaklara sunulmadan alınmış bir karar olduğunu, gündemin 18. maddesinde ortaklıktan çıkarma kararı verilenlerin durumunun görüşüldüğünü, yönetim kuruluna aidatlarını ödemeyenler hakkında kooperatifin uğradığı zararların tazmini için dava açmak ve ayrıca aidatını ödemeyen üyelerin daha önceden belirlenmiş olan konutlarının inşaatı tamamlanmamış olan konutlarla değiştirilmesi hususunda yönetim kuruluna yetki verildiğini, yönetim tarafından alınan üyelikten çıkarma kararlarına karşı açılan davalar kesinleşmeden ve bu husus genel kurulda belirtilmesine rağmen konunun genel kurulda görüşüldüğünü, devam eden davalara rağmen hukuka aykırı bir karar alındığını, eşitlik ilkesinin zedelendiğini, aidat kararlarının mahkemeler tarafından iptal edildiğini, bir çok davanın ise bekletici mesele yapıldığını, gündemin 19. Maddesi ile yeni yönetim ve denetim kurulunun seçildiğini, ancak çağrıyı yapan yönetim kurulunun seçimi ile ilgili genel kurulun yok hükmünde sayılmasına ilişkin dava bulunduğunu, bu davanın kabul edilmesi halinde seçilen yönetim ve denetim kurullarının da yok hükmünde olacağını, davacılara tahsis edilen konutlar ile emsal konutların gerçek maliyeti konusunda yaptırdıkları tespitler ve kooperatif yönetiminden gerçek maliyetleri yansıtan aidat kararı oluşturulması için gündem talep ettiklerini, KOOPBİS ortamında tutulmasında gereken kayıtların tutulmadığını, tabloların boş bırakıldığını, kooperatif arsa alımında usulsüzlük yapıldığını, taşeronluk sözleşmesi vasıtasıyla bir çok usulsüzlük yapıldığını, yönetim kurulu ve denetim kurulu ile mesul müdür ve akrabalarına kanuna aykırı konut tahsis edildiğini, belirterek 11/06/2025 tarihli genel kurulda alınan 5,6,7,9,10/B, 10/C,12,13,15,18,19 ve 20 sayılı kararların iptaline, yok hükmünde sayılması ve taşeron sözleşmesinin devamı, sabitleme sözleşmelerinin devamı ve davacılara ait olduğu tutanakla tespit edilen konutların başka üyelere verilmesi ile ilgili 7,9,12,13 ve 18 sayılı gündem maddelerinin yürütmesinin durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların işbu davada olduğu gibi kasıtlı olarak yönetim kurulunun ve genel kurulun faaliyetlerine engel olmaya çalışmak amacıyla açmış oldukları ve devam eden diğer davalar sebebiyle kooperatif yasal defterlerinin mahkemelerde olmasından dolayı söz konusu genel kurul kararlarının ticaret odasında tescili yapılamadığı gibi ticaret sicil gazetesinde ilan dahi edilememesi nedeniyle geçerlilik kazanmadığını, bu sebeple bu davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacıların hiçbir aidat ödemedikleri gerekçesiyle genel kurul ve yönetim kurulu kararlarına istinaden 2 kez ortaklıktan çıkartıldıklarını, ancak kararlara karşı itiraz davası açtıklarını, işbu dava gibi haksız olarak açtıkları diğer davalar nedeniyle kooperatif yasal defter ve belgelerinin bir türlü davaların görüldüğü mahkemeye intikal edemediğini, bu nedenle de dava sonuçlanamadığından çıkartım kararının kesinlik kazanamadığını, davacıların tüm davalarında mahkemeyi aldatmaya yönelik her türlü yalan beyanda bulunmaktan çekinmedikleri gibi davalar nedeniyle devam eden kooperatif inşaatının aksamasına ve aidatını ödeyen diğer kooperatif ortaklarını maddi zarara uğratmaktan da kaçınmadıklarını, yeterince mağdur olan ortakları işbu dava gibi devam eden davalarla yıldırmaya çalışarak arsa hariç hiçbir maliyet bedeli ödemeden kendisine ait olduğunu düşündükleri taşınmazları kendi adlarına tescil talebiyle dava açtıklarını, davacılar hakkında kooperatif alacağı nedeniyle ayrıca icra takipleri başlatıldığını, takiplerin devam ettiğini, işbu dava hukuki dayanağından yoksun olmasından dolayı red edilmesi gerektiğini, davacıların iddialarının doğru olmadığını, genel kurul kararlarının usule ve hukuka uygun olduğunu belirterek davanın ve tedbir talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince 17/09/2025 tarihli ara kararla 11/06/2025 tarihli genel kurul toplantısında alınan 7, 9, 12, 13 ve 18 nolu kararların uygulanmasının tedbiren durdurulmasına karar verildiği, karara karşı davalı tarafça itiraz edildiği anlaşılmıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ : .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/11/2025 tarih, 2025/511 Esas sayılı ara kararı sayılı kararında, taraflar arasındaki uyuşmazlığın mahiyetinin davacıların dayandığı sebepler ile dilekçe ekinde ibraz edilen deliller davalı kooperatif ile davacılar arasında derdest yada sonuçlanmış davalar gözetildiğinde 11/06/2025 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararlardan 7,9,12,13 ve 18 nolu kararların uygulanmasının geri bırakılması yönünden mevcut veya yakın bir tehlikenin varlığı konusunda 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 98. maddesinin yollaması ile TTK'nın 449. maddesi ve HMK'nın 390/3 maddesi kapsamında kanaat getirici deliler ibraz edildiği gözetilerek itirazın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. DAVALI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Genel Kurul'un yapılmasında gündem maddelerinin oluşumunda, gündem maddelerinin görüşülmesinde (söz verilme, itirazların kayda geçilmesinde vb.) herhangi bir usulsüzlük yokken aidatını ödemeyen, kooperatifin devamını engellemek için her türlü yolu deneyen, aidatını ödeyen üyeler üzerinden ev sahibi olmaya çalışan, kooperatife zarar vermek için ellerinden gelen her şeyi yapmaya çalışan kötü niyetli kişilerin talepleri doğrultusunda verilen kararın Kooperatifler Kanunu, Kooperatif Anasözleşmesi ve hukuka aykırı olduğunu, Genel Kurul'un oluşması, gündem maddeleri ve genel kurulun yapılışı sırasında herhangi bir usulsüzlük olup olmadığını, davacıların genel kurulu engelleme, üyeleri ve bakanlık temsilcilerini taciz durumlarının Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü'nden sorulmasını talep ettiğini, Genel Kurul'un yapılması, gündem maddeleri ile genel kurul sırasındaki olayları takip eden Genel Kurul tutanağına görüşünü belirten yetkili kişiler Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü'nün temsilcileri olduğunu, davacıların iddiaları tamamen asılsız, dayanaktan yoksun, aidatını ödeyen üyeleri taciz etme ve onların üzerinden ev sahibi olmayı amaçladığını, diğer üyelerin ödediği aidatlarla davacıların evleri de oturulabilir seviyeye geldiğini, bu şahısların kendileri aidat ödemeseler de diğer üyelerin ödediği aidatlarla inşaatın devam ettiğini çok iyi bildikleri için ısrarla süreci uzatmak ve konutların tamamlanmasını, kendi adlarına tescilini istediklerini, bu konuda kendisinin herhangi bir aidat ödemediği halde ve diğer üyelerin aidatı ile yapılmış olan konutun adına tescili için bile dava açtığını, Yönetim Kurulu ve Kooperatif adına Kooperatif vekili tarafından cevap dilekçesinde cevap verildiğini ve tedbir talebinin reddi istendiğini, yasa ve anasözleşmeye uygun olarak yapılan Genel Kurul'da, kooperatifin kuruluşundan bu yana aidatlarını ödemiş olan üyelerin haklarını koruyabilmek adına görüşmeler yapıldığını, kooperatife herhangi bir aidat ödemeyen kooperatifin devamını ve faaliyetini engellemeye çalışan, diğer üyelerin haklarını gaspeden, ortalama 1.000.000-TL'ye mal olacak her bir ev için günümüz şartlarına göre yaklaşık 10.000.000-TL'ye varan maliyet artışına neden olan üç üye karşısında çoğunluk üyelerin haklarının korunması amaçlandığını, davacı üyelerin aleyhlerine herhangi bir karar alınmamış olup ödeme yapmaları durumunda tüm üyeler için ödeme tarihleri itibariyle fiyat sabitleme hakkı tanındığını, davacıların hem ödeme yapmamak, hem de diğer üyelerin de ödemelerine engel olmak suretiyle inşaat maliyetlerine yetilemez hale getirmek ve kooperatife zarar vermeyi amaçladığını, Genel Kurul'un 7. Maddesinde üyelerini hak ve çıkarlarını koruyacak şekilde ve yeterli oy çokluğu ile alınmış olup, anasözleşme, Kooperatifler Yasası ve hukuka uygun olduğunu, davacıların kötü niyetli olduklarının inşaat maliyetlerinin yükselmesi ve bu suretle de kooperatifin işlemez hale gelmesini amaçladıklarının dikkate alınmasını talep ettiklerini, yasa ve anasözleşmeye uygun olarak yapılan Genel Kurul'da, 9. maddede daha önceki Genel Kurul'da alınan karar gereği Deprem Hasar Tespit Raporu için her bir üyeden tahsil edilmesi gereken 4.000-TL'nin ödemeyenlerden bu tutarların tahsiline karar verildiğini, söz konusu tutarlar ... Belediyesi'ne diğer üyelerden tahsil edilen aidatlardan kesilen ve vergi dairesine ödenmesi gereken vergilerden ödendiğini, Vergi Dairesi'ne ödenmesi gereken vergilerin zorunlu olarak (inşaatlara devam edebilmek için) belediyeye ödenmiş olduğunu, vergi dairesine kooperatifin borcu durmakta olduğunu ve 6183 sayılı Yasada belirlenen faiz işlediğini, bu nedenle Genel Kurul'da vergi dairesince belirlenen faiz oranında faiz uygulanarak ödemeyenlerden tahsil edilmesi yönünde karar alındığını, aksi takdirde hem iki yıl önce ödeyenlerin aleyhine olacak ve hem de vergi dairesine ödenecek faizi de diğer üyelerin üzerine kalacağını, kararın gayet adaletli ve anasözleşmeye uygun olduğunu, davacıların daha önceden aynı konudaki kararın iptal edildiği iddiasının hedef saptırmaya yönelik olduğunu, çünkü söz konusu mahkeme kararının Genel Kurul gündeminde bulunmadığı gerekçesi ile iptal edildiğini, bu durumun mahkeme kararında açıkça yazılı olduğunu, diğer üyelerin ödemişken yasa ve anasözleşmeye uygun olarak gündeme alınan ve yeterli oy çokluğu ile karar verilen gündem maddesinin anasözleşmeye ve hukuka uygun olduğunu, davacıların hedef saptırma ve kooperatifi zarara sokma çabalarından ibaret olduğunu, yasa ve anasözleşmeye uygun olarak yapılan Genel Kurul'da, 12. maddede Genel Kurul kararlarına göre ödeme yapmış olan üyelerin haklarını koruyabilmek için Genel Kurul karar verdiğini, yasa ve anasözleşmeye uygun olarak yapılan Genel Kurul'da üyelerin ezici çoğunluğu ile alınan kararda anasözleşmeye ve hukuka uygun olduğunu, kötü niyetli ve aidat ödemeyen kooperatife zarar vermeyi hedefleyen davacıların diğer üyelere zarar verme çabalarından ibaret olduğunu, yasa ve anasözleşmeye uygun olarak yapılan Genel Kurul'da 13. maddede inşaatın devamı veya durdurulması görüşüldüğünü ve yeterli çoğunlukla inşaatın devamına karar verildiğini, bu madde de yine kötü niyetli, aidat ödemeyen, kooperatife diğer üyelere zarar vermek isteyen davacıların red oyu kullandığını, yapılan Genel Kurul'da herhangi bir hukuka aykırı durum olmadığından ve üyelerin yeterli çoğunluğu ile alınmış olan bir karar mevcut olduğundan, anasözleşmeye, kanuna ve hukuka uygun olduğunu, inşaatın devam edip tamamlanmış olmasının davacıların da lehine olduğunu, kötü niyetli davacıların her konuda olduğu gibi bu madde de kooperatifi ve diğer üyeleri zarara sokabilmek için her yolu demekte olduğunu, yasa ve anasözleşmeye uygun olarak yapılan Genel Kurul'da 18. maddede öncelikle aidat ödememek suretiyle kooperatifi ve aidat ödeyen üyeleri zarara uğratan üyeler hakkında tazminat davası açılması hususunda yönetim kuruluna yetki verildiğini, anasözleşmeye yasa ve hukuka aykırı herhangi bir durum bulunmadığını, davacıların zaten üyelikten çıkartıldığını, bu güne kadar herhangi bir aidat ödemediğini, inşaatın durdurulmasını (inşaat yapılmamasını) isteyen üyeler olduğunu, bunun yanı sıra bu güne kadar aidatını ödeyen üyelerin de haklarının korunması gerektiğini, hem anasözleşmenin ve hem de anayasanın eşitlik ilkesinin gereği olduğunu, aidat ödemeyen üyenin konutunun %90 tamamlandığını, aidat ödeyen üyenin konutu henüz temel seviyesinde olduğunu, söz konusu inşaatların bu güne kadar tamamlanamamasının tek nedeni aidat ödemeyen inşaatı durdurabilmek için her yola başvuran kötü niyetli 3 üye olduğunu, bu kişilerin inşaatın yapılmasını istememekte aidat, harç, vergi vb. herhangi bir ödeme yapmamakta olduğunu, kooperatifin bu artlarda diğer üyelerin yapmış olduğu ödemelerle ayakta durmakta, giderlerini karşılamakta, inşaatı yaptırmakta olduğunu, bu güne kadar herhangi bir inşaat aidatı, genel gider aidatı, harç, yapı denetim gideri, bekçi ücreti, elektrik, su, ruhsat harcı vb. herhangi bir ödeme yapmayan 3 üyenin çoğunluk kararına ve anasözleşmeye aykırı talepleri tamamen kötü niyetli ve anayasanın eşitlik ilesine aykırı olduğunu, bu kişilerin konutlarının henüz temel seviyesindeki konularla değiştirilmesinin bu kişiler açısından herhangi bir hak kaybı söz konusu olmadığını, tam aksine haklarının fazlasıyla korunması olduğunu, herhangi bir ödeme yapmamış olmalarına rağmen temel seviyesinde ev haklarının devam ettiğinin açık kanıtı olduğunu, aidatını ödeyen üyelerin de bitmiş olan evlere sahip olmasını amaçladığını, mahkemenin Yönetim Kurulu'nun aidatını ödemeyen üyeler hakkında tazminat davası açılması konusunda verilen Genel Kurul kararının ertelenmesine ilişkin kararı anayasaya ve hak arama hürriyetine aykırı olduğunu, aidatını ödeyen üyelerin hak aramasını engellediğini, hiçbir mahkeme veya kurum kararı ile hak arama özgürlüğü kısıtlanamayacağını, zira bu hakkın anayasal bir hak olduğunu, hakkın kullanımı ise özgür iradeye dayalı ve hukuka aykırı bir yönü olmadığını, buna rağmen yerel mahkemece bu hususta da tedbir kararı verilmesi ve kooperatifin dava açmasının önüne geçilmesi hukuka aykırı olduğunu, mahkeme tarafından teminat takdir edilmemesi kooperatif ve aidatını ödeyen üyelerin uğraması muhtemel zararları karşılamaktan uzak olduğunu, kooperatife ait 16 adet konut bitim aşamasına gelmiş olup bu güne kadarki (Mayıs 2023 itibariyle) ödenen toplam aidat tutarları 27.432.441,49-TL bu tutarın 3.752.775,00-TL'lik kısmı arsa alımı için ödendiğini, ödenmiş olan toplam aidatın kalan (27.432.441,49-3.752.775=) 23.679.666,49-TL'lik kısmı inşaat yapımı ve genel giderler için ödenmiş olduğunu, tamamı davacılar dışındaki iyi niyetli üyelerce ödendiğini, davacıların inşaat yapımı ve kooperatifin genel giderleri için herhangi bir ödeme yapmadıklarını, ödeme yapmayan ve inşaatın tamamlanmasını engellemeye çalışan davacıların bir taraftan da tedbiren inşaatın durdurulmasını, bu konuda Yönetim Kurulu'na verilen yetkileri engellemeye çalıştıklarını, diğer taraftan her üyenin konutu daha önceden belirlenmiş olduğunu, herkes kendi konutuna ait giderler ile ortak alan ve kooperatifin genel giderleri için ödeme yaptığını, dolayısıyla davacıların ödeme yapmamasından dolayı kötü niyetli bu kişilerin payına düşen kısım da zorunlu olarak diğer üyeler tarafından ödendiğini, davacıların inşaat yapımı için ödemedikleri aidata karşılık diğer üyelerin ödediği aidatlara göre yapılan inşaat için tedbir istenmesi ve mahkemece de bu durumun kabul edilmesi hukuka aykırı olduğunu, diğer taraftan inşaat yapımı için ödenen tutarın 23.679.666,49-TL olması ve arsa dahil yapılan ödemenin 27.432.441,49-TL olması karşısında davacıdan teminat istenmemesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, inşaat süresinin uzamasının inşaat maliyetlerini aylık %10-20 arası arttırdığını, davacıların kötü niyetleri ortada iken (hiç aidat ödememişken) teminat istenmemesinin çok anlamsız kaldığını, inşaatın kalan kısmının tamamlanmasına yetecek derecede bir teminat istenmesi gerektiğini, davacıların kooperatifi dolandırma (aidat ödemeden ev sahibi olma) çabalarının fiilen gerçek olacağını, bugüne kadar ödenen aidat ve yapılan harcama tutarı 27.432.441,49-TL olup bu tutarın en az %50’si tutarında teminat alınmasını talep ettiğini, çünkü inşaat sürecinin 6 ay daha uzamasının inşaatın kalan maliyetlerini en az %50 artıracak olduğunu, bu maliyetlerin de aidatını ödeyen üyelerin üzerinde kalacağını, davacıların inşaat yapımı için herhangi bir aidat ödemediklerinden tedbir kararının bu kişileri etkileyen bir durumu olmayıp tamamıyla aidatını ödeyen üyeleri olumsuz yönde etkileyeceğini, kooperatif inşaatının devam etmesi ve iskan ruhsatı alınması için gerekli işlemlerin yapılmasından dolayı davacıların herhangi bir zarar görmesinin mümkün olmadığını, Genel Kurul Kararı için tedbir kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 390 "...Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.'' şeklinde olduğunu, henüz dosyada ön inceleme dahi yapılmamışken bırakın haklılığı yaklaşık olarak ispatlamayı uyuşmazlık konusu bile henüz tespit edilmeden mahkemece tedbir kararı verildiğini, davacıların Genel Kurul Kararları gereği ödemeleri gereken aidatları ödemediklerini, sadece arsa alımı için ödeme yaptığını, arsa alındığını ve yasal defterlerde kayıtlı olduğunu, üyelere ait konutlar da belirlenmiş olduğunu, bu konutların da kaba inşaatları diğer üyelerin ödediği aidatlar ve taşeron firmanın gayretleri ile tamamlandığını, davacının hiçbir aidatı ödemediğini ve inşaatın gecikmesine sebebiyet verdiğini, aidat ödememesinden mütevellit de kooperatif üyeliğinden çıkartıldığını, bu husustaki davanın devam ettiğini, henüz üyelik durumu bile net olmayan kooperatiften çıkartılmış davacı lehine tedbir kararı verilmesi kooperatif adına büyük mağduriyetler doğuracağını, bu nedenlerl; istinaf talebinin kabulü ile ....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/511 Esas sayılı dosyasında verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/11/2025 tarih, 2025/511 Esas sayılı ara kararı sayılı dosyası ve tüm dosya kapsamı. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE : Dava, kooperatif genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir. Davacı tarafından, 11/06/2025 tarihli genel kurul toplantısında alınan 7,9,12,13 ve 18 sayılı gündem maddelerinin tedbiren yürütmesinin durdurulmasının talep edildiği ilk derece mahkemesince tedbir talebinin 17/09/2025 tarihli ara kararla kabulüne karar verildiği davalı vekilinin itirazının değerlendirilmesi sonucunda ihtiyati tedbir kararına yapılan itirazın reddine 20/11/2025 tarihinde karar verildiği, karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. 6102 sayılı TTK' nun 449- (1). Maddesinde "Genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı takdirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir." düzenlemesi yer almaktadır. HMK'nun 389. maddesine göre ihtiyati tedbirin şartları; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması ya da tamamen imkansız hale gelmesi veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğmasından endişe edilmesi olarak açıklanmıştır. Ayrıca tedbirin uyuşmazlık konusu hakkında verileceği belirtilmiştir. Yine aynı Yasa'nın 390/3. maddesinde haklılığın yaklaşık olarak ispat edilmesi zorunluluğu koşulu aranmıştır. Somut olayda, Mahkemece, 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 98. Maddesi yollaması ile TTK.nin 449. Maddesi hükmü gereğince yönetim kurulunun görüşüne başvurulduğu, yürütmesinin durdurulması talep edilen maddeler yönünden, daha önce verilmiş iptal kararlarının bulunmasına rağmen yeniden aynı hususların genel kurul gündemine alınmış olması, taşeronluk sözleşmesi kararının daha önce iptal edilmiş olmasına rağmen yeniden taşeronluk sözleşmesinin düzenlenmesi yönünde karar alınması ve ortaklık başlama tarihlerine ilişkin değişiklik yapılmış olmasına rağmen buna ilişkin ilgili dönem içerisinde genel kurul kararı alınmamış olması sebepleriyle ve HMK 392. Maddesinde, talep, resmi belgeye, başkaca kesin bir delile dayanıyor yahut durum ve koşullar gerektiriyorsa, teminat alınmamasına da karar verilebileceği düzenlemiş olmakla somut olayın özelliği, dosyadaki bilgi ve belgeler ile tedbirin niteliği göz önüne alındığında teminata hükmedilmemesinde ilk derece mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir. Yukarıda belirtilen sebeplerle ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, davalı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından, davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere : 1)- .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/11/2025 tarih, 2025/511 Esas sayılı ara kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2)- 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 615,40-TL istinaf karar harcının mahsubu ile bakiye 116,60-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA, 3)-6100 sayılı HMK'nın 326/1 maddesi gereğince davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde BIRAKILMASINA, 4)-6100 sayılı HMK'nın 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 5)-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde İADESİNE, 6)-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesince karar tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesince YAPILMASINA, Dair, 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle; 6100 Sayılı HMK'nun 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere 20/02/2026 tarihinde karar verildi. Başkan e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Katip e-imzalıdır