T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2026/53 Esas KARAR NO : 2026/53 DAVA : Ticari Şirket (Tasfiyeye İlişkin) DAVA TARİHİ : 21/01/2026 KARAR TARİHİ : 23/01/2026 Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Tasfiyeye İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin sermayesinin %50'sinin müvekkiline diğer %50'sinin ise diğer davalı ...'e ait olduğunu, şirketin 09/02/2022 tarihli genel …
T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2026/53 Esas KARAR NO : 2026/53 DAVA : Ticari Şirket (Tasfiyeye İlişkin) DAVA TARİHİ : 21/01/2026 KARAR TARİHİ : 23/01/2026 Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Tasfiyeye İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin sermayesinin %50'sinin müvekkiline diğer %50'sinin ise diğer davalı ...'e ait olduğunu, şirketin 09/02/2022 tarihli genel kurul toplantısında şirketin müşterek imza ile ve üç yıl süreyle müvekkili ile davalı ...'ın seçildiğini, anılan temsil ve görev süresinin 09/02/2025 tarihinde sona erdiğini ancak taraflar arasında süregelen ve derinleşen ihtilaflar nedeniyle bu tarihten itibaren yeni bir genel kurul toplantısı yapılamadığını, dolayısıyla şirketin zorunlu organlarından biri olan yönetim kurulunun oluşturulamadığını, bu haliyle şirketin fiilen yönetimsiz kaldığını, şirketin faaliyet konusunun inşaat olduğunu, yürütülmekte olan projelerin büyük ölçüde tamamlanma aşamasına gelmiş olmasına rağmen yönetim organının yokluğu ve karar alamazlık hali sebebiyle birçok işlemin gerçekleştirilemediğini, davalı ...'ın yaklaşık 1 yılı aşkın süredir şirketin iş ve işlemlerine ilişkin hiçbir karar almaya yanaşmadığını, yönetim faaliyetlerini bilinçli şekilde tıkadığını ve fiilen pasif kaldığını, bu nedenlerle şirket aleyhine icra takipleri başlatıldığını, şirketin ticari itibarinin ve ekonomik varlığının ağır biçimde zedelendiğini, mevcut durumun şirketin yalnızca ekonomik varlığını değil aynı zamanda hak sahiplerinin, alacaklıların ve üçüncü kişilerin menfaatlerini de açıkça tehlikeye soktuğunu, bu nedenlerle öncelikle davalı şirkete yönetici seçilmesini ve şirketin genel kurulunu toplaması için yönetim kayyımı atanmasını, yönetim kayyımının şirket genel kurulunun toplanılması ya da yeni yönetici seçilmesi için gereken oy nisabı sağlanamadığında TTK 530. maddesi gereğince davalı şirketin feshi ve tasfiyesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini arz ve talep etmiştir. Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 530. maddesi kapsamında şirkete süre verilmesi ve şirketin fesih ile tasfiyesine ilişkindir. TTK'nın 530. maddesi uyarınca bu tür davalar şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde görülür. Bu yetki kuralı kesin yetki niteliğindedir. Ticaret sicil kayıtlarının incelenmesinden davalı şirket merkezinin ... ilçesinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun 06/08/2025 tarihli ve 1081 sayılı kararı ile ... Adli Yargı İlk Derece Mahkemelerinin yargı çevresinin ..., Arnavutköy, ... ve Sultangazi ilçelerinin mülki sınırları olarak değiştirilmesine ve bu kararın 01/09/2025 tarihi itibarıyla uygulanmasına karar verilmiştir. Bu karar ile birlikte ... ilçesi, 01/09/2025 tarihi itibarıyla ... Ağır Ceza Mahkemesi yargı çevresine dahil edilmiş ve İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi yargı çevresi dışına çıkmıştır. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun 07/07/2021 tarihli ve 608 sayılı kararında İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi yargı çevresi şu şekilde belirlenmiştir: "İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi yargı çevresinin İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi yargı çevresi..." Bu belirlemenin dikkatli bir şekilde incelenmesi gerekmektedir. Karar, İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesinin yetki alanını belirli ilçelerin isimlerini sayarak değil, "İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi yargı çevresi" ifadesi ile tanımlamıştır. Bu tercih bilinçli bir düzenleme tekniğidir ve dinamik bir referans niteliği taşımaktadır. Nitekim aynı kararda diğer ticaret mahkemeleri için de benzer yöntem izlenmiştir: Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesi için "Bakırköy ve Silivri Ağır Ceza Mahkemeleri yargı çevresi", Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi için "Karşıyaka Ağır Ceza Mahkemesi yargı çevresi" denilmiştir. Bu sistematik tercih, asliye ticaret mahkemesi yargı çevresinin ağır ceza mahkemesi yargı çevresine bağlı olarak belirlenmesinin amaçlandığını açıkça ortaya koymaktadır. Bu dinamik referans yapısının doğal sonucu şudur: Ağır ceza mahkemesi yargı çevresi değiştiğinde, ona bağlı olarak belirlenen asliye ticaret mahkemesi yargı çevresi de mantıksal zorunluluk olarak değişecektir. Zira referans verilen unsur değişmiş, ancak referansın kendisi (608 sayılı karar) aynen muhafaza edilmiştir. 1081 sayılı karar ile ... ilçesi İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi yargı çevresi dışına çıktığından, bu ilçe artık 608 sayılı karardaki formül gereği İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi yargı çevresi dışında kalmaktadır. Bu değerlendirmeyi destekleyen önemli bir emsal, Küçükçekmece Ağır Ceza Merkezi kurulduğunda yaşanan süreçtir. Küçükçekmece, Başakşehir ve Avcılar ilçelerinin Küçükçekmece Ağır Ceza Mahkemesi yargı çevresine dahil edilmesi ile birlikte bu ilçeler de Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi yargı çevresi dışına çıkmıştır. Bu durumda Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu, 03/11/2021 tarihli ve 742 sayılı kararı ile şu düzenlemeyi yapmıştır: "Küçükçekmece, Başakşehir ve Avcılar ilçeleri bakımından; asliye ticaret, iş, tüketici, fikri ve sınai haklar mahkemeleri ile infaz hâkimliğine ilişkin daha önce alınan yargı çevresi kararlarının uygulanmasının devamına" Bu kararın varlığı son derece önemli bir anlam taşımaktadır. Şayet ağır ceza mahkemesi yargı çevresi değişikliğinin, asliye ticaret mahkemesi yargı çevresini otomatik olarak etkilemediği kabul edilseydi, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun Küçükçekmece için ayrıca ve açıkça "devam" kararı almasına hiçbir gerek bulunmayacaktı. Kurul'un böyle bir karar alma ihtiyacı duyması, ağır ceza mahkemesi yargı çevresi değişikliğinin asliye ticaret mahkemesi yargı çevresini de değiştireceğini bizzat kabul ettiğini göstermektedir. ..., Arnavutköy, ... ve Sultangazi ilçeleri için ise Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunca böyle bir "devam" kararı alınmamıştır. Küçükçekmece örneğinde açıkça ortaya konan mantık çerçevesinde, "devam" kararı bulunmayan hallerde 608 sayılı kararın dinamik formülünün (Asliye Ticaret Mahkemesi yargı çevresi = Ağır Ceza Mahkemesi yargı çevresi) aynen uygulanması gerekmektedir. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Sekreterliğinin 16/12/2025 tarihli ve ***********/104532 sayılı görüş yazısında; ... Adliyesi yargı çevresine ilişkin Genel Kurulun yeni bir kararının bulunmadığı, anılan mahkemeler yönünden yeni bir yargı çevresi kararı alınıncaya kadar daha önce alınan yargı çevresi kararının uygulanması gerektiği belirtilmiştir. Bu görüşün isabetli şekilde yorumlanması gerekmektedir. "Daha önce alınan yargı çevresi kararı" ifadesi, 608 sayılı kararı işaret etmektedir. Ancak 608 sayılı karar, yukarıda açıklandığı üzere, İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi yargı çevresini "İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi yargı çevresi" olarak belirlemiştir. 608 sayılı kararın kendisinde herhangi bir değişiklik yapılmamış olması doğrudur. Ancak bu kararın referans verdiği unsur olan İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi yargı çevresi, 1081 sayılı karar ile değişmiştir. 608 sayılı kararın uygulanması, kararın formülünün uygulanması anlamına gelmektedir. Bu formül uygulandığında ise ... ilçesinin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi yargı çevresi dışında kaldığı sonucuna ulaşılmaktadır. ... Adliyesinde müstakil bir asliye ticaret mahkemesi kurulmamıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesinin 4. fıkrası açıkça şu düzenlemeyi içermektedir: "Asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yargı çevrelerinde bir ticari davaya bakıldığı hallerde, asliye hukuk mahkemesi, asliye ticaret mahkemesi sıfatıyla davayı görür." Bu hüküm emredici nitelikte bir kanun hükmüdür ve şartları oluştuğunda doğrudan uygulanması gerekmektedir. ... ilçesinin dahil olduğu ... yargı çevresinde asliye ticaret mahkemesi bulunmadığından, bu yargı çevresindeki ticari davalara ... Asliye Hukuk Mahkemesinin asliye ticaret mahkemesi sıfatıyla bakması gerekmektedir. Kesin yetki, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendi uyarınca dava şartı niteliğindedir ve kamu düzenine ilişkindir. Mahkemece yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi zorunludur. Bu nitelikteki bir usul kuralının gözardı edilmesi halinde, yıllarca sürebilecek yargılamaların kanun yolu aşamasında salt yetkisizlik nedeniyle bozulması kaçınılmaz olacak, bu durum telafisi güç hak kayıplarına sebebiyet verecektir. Tüm bu değerlendirmeler ışığında; Davalı şirket merkezinin ... ilçesinde bulunduğu, HSK Genel Kurulunun 1081 sayılı kararı ile ... ilçesinin 01/09/2025 tarihi itibarıyla ... Ağır Ceza Mahkemesi yargı çevresine dahil edildiği ve İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi yargı çevresi dışına çıktığı, HSK Genel Kurulunun 608 sayılı kararının, İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi yargı çevresini "İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi yargı çevresi" olarak belirlemiş olması karşısında, ... ilçesinin artık İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi yargı çevresi dışında kaldığı, Küçükçekmece için alınan 742 sayılı "devam" kararının, ağır ceza yargı çevresi değişikliğinin ticaret mahkemesi yargı çevresini de etkilediğinin HSK tarafından kabul edildiğini gösterdiği, ... için böyle bir karar bulunmadığı, ... Adliyesinde müstakil asliye ticaret mahkemesi kurulmadığından, TTK m. 5/4 gereği ... Asliye Hukuk Mahkemesinin asliye ticaret mahkemesi sıfatıyla davaya bakması gerektiği, Bu durumda Mahkememizin yetkisiz olduğu, anlaşılmakla, HMK'nın 114/1-ç ve 115/2. maddeleri gereğince yetkisizlik nedeniyle davanın usulden reddine, HMK'nın 19. maddesi uyarınca dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda gerekçesi ve ayrıntısı açıklanan nedenlerle; 1-Davaya bakma mahkememizin yetki alanı dışında kaldığından mahkememizin YETKİSİZLİĞİNE, 2-Yetkili Mahkemenin ... ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ (Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) olduğuna, 3-Kararın kesinleşmesinden itibaren iki hafta içerisinde talep halinde dava dosyasının yetkili ... Asliye Hukuk Mahkemesine (Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) gönderilmesine, 4-HMK 331/2 maddesi uyarınca davaya başka bir mahkemede devam olunacağından yargılama giderleri ile ilgili bu aşamada karar verilmesine yer olmadığına, 5-Başka mahkemede davanın devam edilmesi söz konusu olmadığında ve talep durumunda dava hakkında açılmamış sayılma kararı verilerek davacının yargılama giderlerine mahkum edileceğinin davacıya ihtarına, 6-Davacının davalı şirkete yönetim kayyumu atanması talebinin yetkili mahkemece değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere oybirliği ile karar verildi.23/01/2026 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır Bu belge elektronik imza ile imzalanmış olup ayrıca ıslak imza uygulanmayacaktır.“5070 sayılı Yasanın 5. ve 22. maddeleri gereğince elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan ıslak imza ile aynı hukuki sonucu doğurur.”