Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2023/6611 E. , 2024/1226 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2023/6611 Karar No : 2024/1226 TEMYİZ EDEN (DAVACI) :... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: : Manisa ili, Kırkağaç ilçesi, Özel Betül Lisesi'nin 667
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2023/6611 E. , 2024/1226 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2023/6611 Karar No : 2024/1226 TEMYİZ EDEN (DAVACI) :... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: : Manisa ili, Kırkağaç ilçesi, Özel Betül Lisesi'nin 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname uyarınca kapatıldığından bahisle çalışma izni iptal edilen davacı tarafından, komisyona yaptığı başvuru neticesinde komisyon kararı ile çalışma izninin iade edildiği belirtilerek hukuka aykırı olarak çalışma izninin iptal edilmesi işlemi nedeniyle mahrum kaldığını ileri sürdüğü 300.000,00-TL maddi; 300.000,00-TL manevi tazminatın tazmini istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:...İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; Manisa ili Kırkağaç ilçesi Özel Betül Lisesinin 667 sayılı KHK ile kapatılması sonrasında öğretmen olan davacının özel eğitim-öğretim kurumlarında çalışma izninin 2016 yılında Manisa Valiliği işlemi ile iptal edildiği, bu işlemin iptali istemiyle bir dava açılmaksızın davacı tarafından 10/02/2021 tarihinde davalı idareye başvuru yapılarak çalışma izni iptalinin kaldırılmasının talep edildiği, ... tarihli, ... sayılı Manisa Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğü işlemi ile ''çalışma izninin iptaline ilişkin işlemin kaldırılığı ve MEBBİS modülünden gerekli düzeltmelerin yapıldığının'' davacıya bildirilmesi üzerine özel eğitim-öğretim kurumlarında çalışma izninin iptal edilmesine ilişkin işlemin hukuka aykırı olduğu ve bu hukuka aykırı işlemden kaynaklı maddi ve manevi zararları oluştuğundan bahisle doğrudan işbu tam yargı davasının açıldığı, davacının çalışma izninin iptal edilmesine dair işleme karşı iptal davası açılmakszın doğrudan tam yargı davası açılması nedeniyle bu dava işlemden kaynaklı bir tam yargı davası olduğu, davacının özel eğitim-öğretim kurumlarında çalışma izninin iptal edilmesi ve yer verilen Genelgeler uyarınca bu durumun MEBBİS'e işlenmesine ilişkin işlemin tebliğine dair bilgi-belge ibraz edilmemiş ise de, dava konusu işlemin mahiyeti ile davacı beyanları dikkate alındığında, davacının dava konusu zararı doğuran işlemden en geç 2016 yılında haberdar olduğu hususunda duraksama bulunmadığı, dava konusu işlemin 2016 yılında öğrenilmesinden itibaren doğrudan 60 gün içerisinde veyahut da idareye itiraz edilmesinden sonra itirazın reddedilmesi/zımnen reddedilmesi üzerine kalan dava açma süresi içerisinde dava açılması gerekirken bu süreler geçirildikten sonra 30/05/2023 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesinin hukuken mümkün olmadığıgerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, kararın hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : İstemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Kişilerin, haklarında daha önce idarece tesis edilmiş herhangi bir işlem olmaksızın, idari davaya konu olabilecek yeni bir işlem veya eylemin yapılması için yapılan başvuru neticesinde tesis edilen işlemin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 10. maddesi kapsamında yapılmış başvuru olduğu ve dava açma süresinin de, bu başvuru üzerine tesis edilen işlemin tebliğinden veyahut da zımnen ret işleminin oluştuğu tarihten itibaren başlayacağı; kişilerin haklarında daha önce tesis edilmiş işlem olmakla birlikte, idari dava açılmadan önce işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi yada yeni bir işlem yapılması amacıyla yaptıkları başvurunun ise, Kanun'un 11. maddesi kapsamında yapılmış başvuru olduğundan, dava açma süresinin de anılan maddede belirtilen esaslara göre hesaplanması gerekmektedir. Bir başka deyişle; Kanun'da, her iki başvuru yolunun da ayrıntılı düzenlenmek suretiyle birbirlerinden farklı usullere bağlandığı görülmekte olup; 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesi kapsamında, idareden ilk defa bir işlem tesisi talep edilmesi için yapılan başvurunun, her zaman yapılabileceği -bunun için herhangi bir sürenin öngörülmediği- idarece cevap verilmemesi veya başvurunun reddi halinde dava açma süresinin başlayacağı, ancak; idarece tesis edilmiş bir işlemin kaldırılması, iptal edilmesi veya geri alınması gibi taleplerle yapılan başvuru için, kanun koyucunun bir süre öngördüğü, buna göre; iptali, geri alınması veyahut da kaldırılması istenilen işleme karşı, genel dava açma süresi içinde başvurunun yapılması ve bu başvurunun zımnen veya açıktan reddi halinde süresi içinde dava açılması gerektiği açıktır. Dolayısıyla; ilgililerin dava açmadan önce yaptıkları başvurunun içeriği (talebinin mahiyeti), başvuru öncesinde idarece tesis edilmiş herhangi bir işlemin bulunup bulunmadığı hususlarına bakılarak başvurunun niteliğinin belirlenmesi gerekmekte olup; buna göre usuli işlemlerin yürütüleceği izahtan varestedir. Öte yandan; ilgililer hakkında tesis edilen idari işlemlere ilişkin olarak, yeni bir hukuki duruma dayanılarak, bu hukuki kazanımların hukuki sonuçlarından yararlanmak amacıyla yaptıkları başvuruların ise, 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi yerine, 10. maddesi kapsamında değerlendirilmesinin kabulü gerekeceği, bu durumda da başvurunun reddi veya zımnen reddi halinde 60 günlük dava açma süresi içinde iptal davası açılabileceği tartışmasızdır. Ayrıca, 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesinin 2. fıkrasında; dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, otuz günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açılabileceği belirtilmiş olup; anılan düzenlemede yer alan; "dava açılabileceği" ifadesinden, açılabilecek davanın, iptal ve tam yargı davası olabileceği gibi ayrı ayrı iptal davası veya tam yargı davası olabileceğinin anlaşılması gerekmektedir. Zira; Kanun'un 10. maddesinin 2. fıkrasının son cümlesinde dava türü itibariyle bir sınırlama yapılmadığı görülmektedir. Uyuşmazlıkta; dava açılmadan önce davacı hakkında idarece tesis edilen bir işlemin bulunduğu, davacı tarafından da bu işlemin kaldırılmasının istenildiği, idarece yapılan değerlendirme ile davacının sürekli çalışmasının önündeki engelin geleceğe yönelik olarak kaldırsığı, davacı tarafından yapılan 10/02/2021 tarihli başvuruda, 7075 sayılı Kanun'un Geçici 4. maddesinin 17/11/2020 tarihinde yürürlüğe girdiği belirtilerek anılan madde kapsamında işlemin kaldırılmasınının istenildiği görüldüğünden, davacının yeni hukuki bir duruma dayanarak (Kanuni değişiklik) idareye başvurduğunun, bu haliyle anılan başvurunun, 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesi kapsamında yapılan bir başvuru olduğunun kabulü gerekmektedir. Bu itibarla; 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesinin 2. fıkrası dikkate alındığında; davacının 10/02/2021 tarihli başvurusunun ... tarih ve ... sayılı Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü işlemi ile kabul edildiğinin davacıya... tarih ve ... sayılı Manisa Valiliği İl Mİlli Eğitim Müdürlüğü işlemi ile bildirilmesi üzerine 30/05/2023 tarihinde açılan tam yargı davasında süre aşımı bulunmamaktadır. Dolayısıyla; uyuşmazlığın esası yönünden inceleme yapılmak suretiyle karar verilmesi gerekirken, süre aşımı nedeniyle davanın esasının incelenemeyeceği yolunda verilen ret kararına karşı yapılan istinaf kanun yolu başvurusunun reddine ilişkin bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle, 1. Temyiz isteminin reddine, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, davacının adli yardım talebi kabul edildiğinden temyiz giderlerinin tahsili amacıyla ilgili vergi dairesine Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 5. Kesin olarak, 07/03/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.