Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/4535 E. , 2024/4178 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2021/4535 Karar No : 2024/4178 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- … 2- … 3- … 4- … 5- … VEKİLLERİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- … Başkanlığı VEKİLİ : Av. … 2- … Genel Müdürlüğü / … İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı…
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/4535 E. , 2024/4178 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2021/4535 Karar No : 2024/4178 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- … 2- … 3- … 4- … 5- … VEKİLLERİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- … Başkanlığı VEKİLİ : Av. … 2- … Genel Müdürlüğü / … İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacılar tarafından; yakınları ...'in 15/07/2018 tarihinde, Şanlıurfa ili, Eyyübiye ilçesinden geçmekte olan ve yüzmek için girdiği sulama kanalında boğularak hayatını kaybettiğinden bahisle, olayda davalı idarelerin hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülerek uğradıkları iddia edilen zararlarına karşılık müteveffanın annesi ... ve babası ... için şimdilik ayrı ayrı 5.000,00 TL maddi, 40.000,00 TL manevi tazminat ile diğer davacılar kardeşleri için ayrı ayrı 40.000.00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; dava konusu boğulma olayının yaşandığı yerin meskun alan dışında olduğu, ölenin olay tarihinde 10 yaşında olduğu ve uyarı levhaları ile tehlikenin farkına varacağı gözetildiğinde, yürütülen idari faaliyet ile meydana geldiği ileri sürülen zarar arasında doğrudan bir illiyet bağının ortaya konulamadığı, olayla ilgili olarak davalı idarelerin herhangi bir hizmet kusuru bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, dava konusu boğulma olayının gerçekleştiği yerin şehir merkezinde bulunduğu, alınan bilirkişi raporunda idarenin kusurlu olduğunun belirtildiği, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı ... Sulama Birliği Başkanlığı tarafından, davacıların temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davalı ... Genel Müdürlüğü tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Dosyanın incelenmesinden; davacılar tarafından, olay tarihinde 10 yaşında olan yakınları ...'in, 15/07/2018 tarihinde saat 13.25 civarında, ziyarete gitmiş oldukları dedesinin ikamet yeri olan Şanlıurfa ili, Eyyübiye ilçesinden geçmekte olan sulama kanalına serinlemek ve yüzmek için girdiği, bir müddet sonra boğularak hayatını kaybettiğinden bahisle, zararlarının karşılanması istemiyle davalı idarelere yapılan başvurunun reddi üzerine uğradıkları iddia edilen zararlarına karşılık müteveffanın annesi ... ve babası ... için şimdilik ayrı ayrı 5.000,00 TL maddi, 40.000,00 TL manevi, diğer davacılar kardeşler için ayrı ayrı 40.000.00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, aynı maddenin son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kuralına yer verilmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 185. maddesinin 2. fıkrasında eşlerin çocukların bakımına, eğitim ve gözetimine beraberce özen göstermekle yükümlü oldukları hükme bağlanmıştır. 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin "Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri" başlıklı 121. maddesinin "1. fıkrasının (b) bendinde, Sulama tesislerini kurmak, sulama sahalarında mevcut parsellerin tamamını veya aksamını gösterir harita ve planları yapmak veya yaptırmak ve icabı halinde kadastrosunu yaptırmak." hükmü; (g) bendinde ise, "bu maddede belirtilen tesislerin çalıştırma, bakım ve onarım dahil işletmelerini yürütmek" hükmü bulunmaktadır. İdare kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup, idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru, hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Tazminat hukukunda asıl olan, ortaya çıkan zarar ile idari faaliyet arasında nedensellik bağının bulunması olup, hizmet kusuru nedeniyle idarenin sorumluluğuna gidebilmek için ortaya çıkan zarar ile idari faaliyet arasında nedensellik bağının bulunması şarttır. Zarar ile idari faaliyet arasında nedensellik bağının kurulabildiği hallerde öncelikle idarenin hizmet kusurunun bulunup bulunmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkesine göre zararın tazmin edilip edilmeyeceğinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu sebeple, hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır. Kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi sırasında bu hizmetten doğan nedenlerle kişilerin uğradığı zararların hizmetin sahibi idarece karşılanması esas olmakla birlikte, tazminata hükmedilirken, olayın meydana geliş şekline göre zarara uğrayan kişilerin de kusurlu olup olmadığının, dolayısıyla olayda müterafik kusur bulunup bulunmadığının da ortaya konulması gerekmektedir. Müterafik kusur (ortak kusur), zarara uğrayanın; zararın doğumuna veya zararın artmasına yardım (etki) etmesidir. Böyle bir durumda, zarara uğrayana veya mirasçılarına ödenecek tazminat miktarları müterafik kusur oranında orantısal olarak azaltılmalıdır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: İdare Mahkemesince kusur oranlarının tespit edilmesi amacıyla yapılan keşif sonrasında düzenlenen 22/05/2019 tarihli bilirkişi raporunda; ailenin ikamet ettiği sosyal çevrede çocukların dışarıda zaman geçirmesinin ve eylemde bulunmalarının yaşamın bir parçası olduğu, olayın gerçekleştiği açık sulama kanalının çocuğun yaşam alanı içinde bulunması demek olduğu, çocuğun ilgi ve merakını uyandıran fakat tehlikesini değerlendiremediği açık sulama kanalında çocuğun yaşamsal fonksiyonlarını gerçekleştirmek amacıyla kanala yaklaşması beklenebilecek bir davranış olup bu tarz tehlikeli alanlarda özellikle çocuklar için mutlaka gerekli önlemlerin alınması gerektiği, davalı idarelerden Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün, kanal üzerinde gerekli güvenlik tedbirlerini almadığından hizmet kusurunun bulunduğu ve olayın meydana gelmesinde % 15 kusurlu olduğu, davalı idarelerden Fırat Sulama Birliğinin, D.S.İ Genel Müdürlüğü tarafından inşa edilmiş veya halen inşa edilmekte olan ya da inşa edilmesi planlanan sulama tesislerini işletmenin, bu tesislerin bakım onarım ve yönetim sorumluluğunu yürütmenin sulama birliklerinin görevlerinden olduğu, bu doğrultuda kanal üzerinde gerekli güvenlik önlemlerini sağlamadığından hizmet kusurunun bulunduğu ve olayın meydana gelmesinde % 15 kusurlu olduğu, davacı ailenin de, çocuğun kendisi için tehlike oluşturabilecek sulama kanalına gittiği bu konuda ailenin ihmal ve tedbirsizliği olduğundan % 70 kusurlu olduğu kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Bu durumda, dosyada hükme esas alınabilecek nitelikte bulunan bilirkişi heyetinden alınan raporda davalı idarelerin kusurunun bulunduğunun tespit edildiği, söz konusu raporda da belirtildiği üzere davalı idarelerin gerekli güvenlik önlemlerini almadığından hizmet kusurlarının bulunduğu, dolayısıyla davalı idarelerin kusurları oranında meydana gelen zararı tazmin etmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır. Bu itibarla, davalı idarelerin kusurları oranında davacıların zararının tazmin edilmesi gerekirken davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesi kararına yönelik davacıların istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacıların temyiz isteminin KABULÜNE, 2. … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 21/10/2024 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi. (X)-KARŞI OY : ... İdare Mahkemesinin davanın reddi yolunda verdiği karara karşı davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararı usul ve yasaya uygun olup, kararın onanması gerektiği oyuyla aksi yöndeki Daire kararına katılmıyoruz.