T.C. İSTANBUL BAM 16. HUKUK DAİRESİ T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/1038 Esas KARAR NO : 2026/88 Karar İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 19/03/2024 NUMARASI : .../1 E. - 2024/59 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 20/01/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk inceleme…
T.C. İSTANBUL BAM 16. HUKUK DAİRESİ T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/1038 Esas KARAR NO : 2026/88 Karar İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 19/03/2024 NUMARASI : .../1 E. - 2024/59 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 20/01/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının .../11/2018 tarihinden bugüne insan kaynakları, iletişim, organizasyon, etkinlik, pazarlama ve yönetim danışmanlığı alanında hizmet veren bir şirket olduğu, "..." markasını kurulduğu günden bu yana etkin ve aralıksız şekilde kullandığını, dilekçe ekinde sunulan vergi levhası, muhtelif fatura örnekleri, broşürler, davacının etkinliklerine dair paylaşımlar ve davacının sosyal medya hesaplarına ilişkin görüntülerin bu hususu doğrular nitelikte olduğunu, davalının davacıdan "..." markası altında muhtelif dönemlerde etkinlik hizmeti satın aldığını, davalının "..." markasının davacıya ait olduğunu ilk elden bildiğini, taraflar arasında ticari ilişki oluştuğunu ve hizmet bedeli karşılığı davalıya 11/01/2021 tarihli iki adet fatura kesildiğini, davalının kötüniyetli olarak beraber iş yaptığı firmanın markasını haksız yere kendi adına tescil ettirdiğini, davacının markayı bilfiil kullandığını, .../11/2018 tarihinden beri sayısız faaliyet ve etkinlik düzenlendiğini, markanın gerçek hak sahibi olduğunu, davalının, davacı ile hizmet ilişkisi tamamlandıktan sonra kötü niyetli şekilde davacının markasını tescil ettirerek aynı sektörde faaliyet göstermeye başladığını, haksız rekabete sebebiyet verdiğini ileri sürerek, davalı adına tescil edilen "...." markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının marka tescilinden doğan hakların sahibi olduğunu, davacı tarafından tescil edilen bir markanın bulunmadığını, davacı tarafından sunulan belgelerin markasal kullanımı kanıtlamaya yeterli olmadığını, davalının "..." ibareli markasının tüketicilere ulaşma ve ayırt edicilik fonksiyonu için çalışmalar yaptığını, tüketiciye daha kolay erişim imkânı sağlamak adına: http://.../ , http://.../ adlı web sitelerinin arka plan çalışmaları ile ilgilendiğini, yine markasının iletişim fonksiyonunun sağlanması adına http://... adlı sosyal medya hesabı ile faaliyetleri hakkında tüketicilere bilgilendirici içerikler sunduğunu, Türkiye’nin en köklü takım aktiviteleri ve kurumsal etkinlik organizasyon şirketi olan "..." adlı kuruluşun markası olmakla birlikte, bu çatı altında her geçen gün yaptığı etkinlikler ile markasını geliştirmeye devam ettiğini, dilekçe ekinde https://...-... ekran görüntülerinin sunulduğunu, netice itibariyle davalının kendi adına tescilli markasını kullandığını ve hükümsüzlük kararı verilmesine ilişkin herhangi bir hukuki durum bulunmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir. MAHKEME KARARI: İstanbul 4.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 19/03/2024 tarihli .../1E. - 2024/59 K. sayılı kararıyla; "...Yargıtay HGK 2008/11-501 E. ve 2008/507 K. sayılı kararında kötü niyeti belirlemek için bilme ve bilmesi gerektiği unsurlarını vurgulamak amacıyla “…davalının tekstil alanında faaliyet gösteren bir kişi olduğu, basiretli bir tacir gibi davranması gerektiği, kullanacağı işaretin bir başkasına ait olup olmadığını araştırmakla yükümlü olduğu..” şeklinde bir ilke ortaya koymuştur. Kötüniyetli marka başvurusunda TTK nın 18/3 hükmü anlamında basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğüne aykırı davranılıp davranılmadığı da göz önüne alınmalıdır. Doktrinde de isabetli olarak belirtildiği üzere; kötü niyetin geniş yorumlanması ve gerçekte kullanmayıp, yedekleme veya marka ticareti yapmak amacına veya şantaja yönelik markaların kötü niyetli marka başvuru olarak kabul edilmesi gerekir . Bu çerçevede tanınmış bir markanın TPMK’da tescil edilmemesini fırsat bilip Türkiye’de tescil ettirme, ticari ilişki içerisinde bulunulan şirketin ticaret unvanını bu şirketten habersiz biçimde marka olarak tescil ettirme , yabancı bir markanın ileride Türkiye’ye geleceğini düşünerek yabancı markayı Türkiye’de tescil ettirmek somut olaya göre kötüniyetli tescil sayılabilecektir. Davalıya ait https://... web sitesi incelenmiş, ilgili web sitesinin marka logosu olarak Davacının da web sitesinde kullandığı, görselini kullandığı, davalıya ait https://... web sitesine ait ilk arşiv kaydının “Nisan ...” tarihine ait olduğu, davalıya ait https://... alan adı sahiplilik bilgileri incelendiğinde Alan adını kayıt altın alan kişi yada firmanın gizli olduğu alan adının ilk olarak ”4 Nisan 2022” tarihinde satın alındığı, davalı tarafın delil dilekçesinde belirttiği “...” kullanıcı adlı “...”instagram hesabı incelendiğinde; hesabın ilk gönderisinin “31 Ocak ...” tarihine ait olduğu, hükümsüzlüğü talep edilen ... sayılı markanın başvurulduğu 10.02.2022 tarihinden önce taraflar arasında iş ilişkisi bulunduğu, davacının davalıdan hizmet satın aldığı ve davalı tarafından davacı şirket adına 11.01.2021 tarihli iki adet fatura düzenlendiği, İngilizce bir sözcük olan ve Türkçe’de “...” anlamına gelen “...” sözcüğünün organizasyon hizmetleri açısından ayırt edici bir marka olduğu, tesadüfen bir araya gelebilecek bir kelime öbeği olmadığı, davacı tarafından Kasım 2018 tarihinden beri kullanıldığı tespit edilen marka ile birebir aynı ..., renk ve tertip tarzını içerir şekilde tesadüfen tescil ettirilmiş olmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, davalının ... sayılı markanın başvuru anında iyi niyetli olmadığı kanaati ve bir bütün olarak tescilli olduğu tüm sınıflar yönünden hükümsüz kılınmasına dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere, 1-Davanın kabulü ile; Davalı adına TPMK nezdinde ... numara ile tescilli "...." ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine..." karar verildiği görülmüştür. İSTİNAF İSTEMİ: Davalı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; cevap dilekçesindeki savunmalarını tekrarla, SMK'nın 7/1. maddesinde marka korumasının tescil yoluyla elde edileceğinin düzenlendiğini, müvekkilinin markasının tescille koruma altında olduğunu ve hak sahibinin müvekkili olduğunu, Müvekkilinin tescilli markasının yatırım ve iletişim fonksiyonu dahil, diğer fonksiyonları için çalışmalar yaptığını, Dava dosyasında alınan bilirkişi raporuna yaptıkları itirazların değerlendirilmediğini, müvekkilini markasının tescilli olduğu hizmetler ile davacının faaliyetlerinin aynı olmadığını, Davacının tescilli bir markasının bulunmadığını, Davacı tarafından markasal kullanım olarak kabul edilebilecek belgeler sunulmadığı halde, hükümsüzlük koşullarının gerçekleştiğine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, arz ve izah edilen hususlar çerçevesinde, fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak kaydıyla, İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin .../1 Esas, 2024/59 Karar sayılı ve 19/03/2024 tarihli kararı hakkında tehir-i icra kararı verilmesine, karara karşı istinaf taleplerinin kabulü ile anılan kararın ortadan kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Dosyada mevcut TPMK kayıtları incelendiğinde; 10/02/2022 başvuru, 22/07/2022 tescil tarihli, ... tescil numaralı "....+..." markasının 35. sınıfta "Reklamcılık, pazarlama, halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari reklam ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online ... (internet sitesi) sağlama hizmetleri...İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri..." ve 41. sınıfta "Eğitim ve öğretim hizmetleri. Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme hizmetleri. Spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil)... " hizmetleri de dahil olmak üzere 35 ve 41. sınıflarda davalı adına tescil edildiği tespit edilmiştir. İlk derece mahkemesince bilişim uzmanı ...ile marka vekili ...'dan oluşan bilirkişi heyetinden alınan 24/10/... tarihli bilirkişi raporunda özetle; İnternet üzerinde resen, davalı ve davacı vekilleri tarafından dosyaya sunulan deliller incelendiğinde; davacının “....” markasını ve bu isimdeki marka logosunu “Kasım 2018” yılından itibaren kullandığı, davalının ise delil dilekçesinde de belirttiği Instagram hesabının ilk paylaşımının Ocak ... yılına ait olduğu, davacı yanın “....” markası üzerinde SMK’nın 6/3. maddesi kapsamında önceki hak sahibi olduğu, önceki kullanıma dayalı hükümsüzlük koşullarının ... sayılı markanın tescilli olduğu sınıftaki “Spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet rezervasyonu ve bilet sağlama hizmetleri dahil)” açısından oluştuğu, ... sayılı markanın kötü niyetli bir tescil olduğu yönünde kanaat oluştuğu, ancak tamamen hukuki bir niteleme olan bu husustaki takdir yetkisinin mahkemeye ait olduğu hususunda görüş ve kanaat bildirilmiştir. G E R E K Ç E : Dava, SMK’nın 6/3 ve 6/9. maddeleri uyarınca açılan marka hükümsüzlüğü davasıdır. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Türk Marka Hukukunda "tescilde öncelik ve teklik ilkesi" geçerlidir. Yasa koyucu bu yolla piyasada aynı veya benzer mal ve hizmetler için mükerrer markanın varlığını önleyerek; bir yandan, önceki markaya yapılan yatırımı korurken, diğer yandan da nihai alıcı olan tüketicilerin satın aldıkları mal veya hizmetin kökeni konusunda yanıltılmalarını önleyerek korunmalarını amaçlamıştır. Öte yandan Türk Marka Hukukunda "gerçek hak sahipliği ilkesi" de benimsenmiştir. Buna göre, başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu hakkı elde eden kişi marka üzerinde gerçek hak sahibidir. Bu ilke uyarınca; SMK’nın 6/3. maddesine göre, bir işaret üzerinde önceye dayalı gerçek hak sahibi olanların itirazı üzerine, maddede yazılı koşulların oluşması şartıyla, bu işaretin aynı veya benzeri olan işaretin başkası adına marka olarak tescil edilmesine karşı çıkma veya tescil edilmiş ise hükümsüzlüğünü talep etme hakkı bulunmaktadır. Bu yasal düzenlemeler ışığında somut olaya bakıldığında; davacının "...." ibaresini .../11/2018 tarihinde ticaret unvanı olarak tescil ettirdiği, faaliyet alanının "insan kaynakları yönetim danışmanlığı faaliyetleri" olduğu, "...." ibaresinin yer aldığı https://....com.tr alan adının 22 Kasım 2018 tarihinde davacıya tahsis edildiği, o tarihten itibaren internet sitesinde ve sosyal medya hesaplarında "...." ibaresinin markasal olarak kullanıldığının tespit edildiği, hatta sosyal medya hesaplarında markanın davalı adına tescil edilen markada yer alan renk ve logoyla birebir aynı şekilde kullanıldığının anlaşıldığı, yine davalının marka başvurusundan önceki tarihli faturaları üzerinde de davacı tarafından aynı renk ve logo ile markanın kullanıldığı, bu nedenle davacının davalının markasının tescilli olduğu 35. sınıfta ve 41. sınıftaki bir kısım hizmetler için gerçek hak sahibi olduğu anlaşılmıştır. Yine davalının marka başvurusundan önce davacıdan hizmet satın aldığı, bu nedenle davacının markasından haberdar olduğu, kaldı ki davacının markasının kullanıldığı hizmetler için özgün olan kelime unsuru, renk ve logosunun davalı tarafından aynı şekilde tesadüfen tescil ettirilmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı, bu nedenle davalının markasının kötüniyetli olarak tescil ettirildiği de anlaşılmakla, Mahkemece davanın kabulüne ve davalının markasının tescilli olduğu tüm sınıflar için hükümsüzlüğüne karar verilmesi yerindedir. Tüm bu nedenlerle; davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçe ile: 1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00 TL maktu harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL eksik harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 4-İstinaf yargılama giderleri olarak; davalı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 20/01/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.