Ceza Genel Kurulu 2016/542 E. , 2018/466 K. "" Kararı Veren Yargıtay Dairesi :10. Ceza Dairesi Mahkemesi :Ağır Ceza Sayısı : 320-273 Uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan sanık ...'in TCK'nın 188/3, 62, 52/2-4, 53, 54 ve 63. maddeleri gereğince 9 yıl 2 ay hapis ve 5.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, taksitlendirmeye, hak yoksunluğuna, müsadereye ve mahsuba ilişkin Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 22.10.2015 tarihli ve 320-273 sayılı hükmün, sanık …
**Ceza Genel Kurulu 2016/542 E. , 2018/466 K.** **"İçtihat Metni"** Kararı Veren Yargıtay Dairesi :10. Ceza Dairesi Mahkemesi :Ağır Ceza Sayısı : 320-273 Uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan sanık ...'in TCK'nın 188/3, 62, 52/2-4, 53, 54 ve 63. maddeleri gereğince 9 yıl 2 ay hapis ve 5.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, taksitlendirmeye, hak yoksunluğuna, müsadereye ve mahsuba ilişkin Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 22.10.2015 tarihli ve 320-273 sayılı hükmün, sanık müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 10. Ceza Dairesince 22.02.2016 tarih ve 5968-498 sayı ile; "1- Dosyada bulunan 26.06.2015 tarihli arama kararının konuları arasında uyuşturucu madde olmadığı dikkate alınarak, sanığın üzerinin ve eşyalarının aranması konusunda başkaca arama kararı olup olmadığının araştırılması, varsa aslı veya onaylı örneği getirtilip duruşmada okunarak tartışılmasının sağlanması, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ile hüküm kurulması, 2- Kabule göre; hükümden sonra 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından, sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması" isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 10.03.2016 tarih ve 384555 sayı ile; "Tartışma konusu sanıklardan elde edilen ve suç delili olarak kabul edilerek mahkumiyete esas alınan uyuşturucu maddenin hukuka uygun bir şekilde elde edilip edilmediğine ilişkindir. Konuya ilişkin mevzuata bakıldığında; Anayasanın 38/6. maddesi 'Kanuna aykırı elde edilmiş bulgular delil olarak kabul edilmez' şeklinde düzenleme yapılmıştır. CMK'nun 116, 117, 118, 119, 120, 121 ve devamı maddelerinde de arama ve el koyma ile ilgili esaslar belirlenmiştir. Buna göre, 'Hakim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hallerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri arama yapabilirler. Ancak konutta, iş yerinde ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda arama hakim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile yapılabilir. Kolluk amirinin yazılı emri ile yapılan arama sonuçları Cumhuriyet Başsavcılığına derhal bildirilir.' şeklinde düzenleme yapılmıştır. CMK'nun 206. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi, 217. maddesinin 2. fıkraları uyarınca hukuka aykırı olarak elde edilen delillerin reddolunacağı ve yüklenen suçun hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş delille ispat edilebileceği hükümlerini amirdir.