Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2023/2362 E. , 2024/1730 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2023/2362 Karar No : 2024/1730 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1-... 2- ... VEKİLLERİ : Av. ... TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- ... Bakanlığı 2- ... Valiliği VEKİLLERİ : Av. ... DİĞER DAVALILAR: 1- ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. .. 2- ... Genel Müdürlüğü VEKİLİ: Av. ... İSTEMLERİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayıl
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2023/2362 E. , 2024/1730 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2023/2362 Karar No : 2024/1730 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1-... 2- ... VEKİLLERİ : Av. ... TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- ... Bakanlığı 2- ... Valiliği VEKİLLERİ : Av. ... DİĞER DAVALILAR: 1- ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. .. 2- ... Genel Müdürlüğü VEKİLİ: Av. ... İSTEMLERİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının davacılar ve davalı idareler Milli Eğitim Bakanlığı ve Samsun Valiliği tarafından aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacılar tarafından, çocukları ... 'ın, evlerinin yakınındaki su birikintisine düşerek 06/01/2015 tarihinde hayatını kaybettiğinden bahisle, olayda davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek uğradıkları iddia edilen zararlarına karşılık davacılar için toplam 100.000,00 TL maddi (miktar artırımı ile ... için 345.413,25 TL, ... için 219.405,90 TL), 150.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; yoğun yağış sebebiyle öğrencilerin normal saatten yarım saat erken evlerine gönderileceklerine ilişkin mesajın okul müdürü ve müdür yardımcısı tarafından öğrenci velilerine gönderilmediği ve velilerin telefonlarını da servis şoförlerine vermedikleri için meydana gelen olayda Milli Eğitim Bakanlığının %60 oranında kusurlu olduğu, müteveffayı okuldan erken aldığı halde anne veya babasına haber vermeyen, müteveffayı yolun kenarına bırakan servis şoförünün ise % 40 oranında kusurlu olduğu, diğer davalıların ise kusurlarının bulunmadığı, davalı idarelerden Milli Eğitim Bakanlığının kusur oranı gözetilmek suretiyle hazırlanan hesap bilirkişisi raporu hükme esas alınarak davacıların maddi tazminat isteminin kabulüne, 147.267,77 TL maddi tazminatın 100.000,00 TL'sinin davalı idarelerden Milli Eğitim Bakanlığına başvuru tarihi olan 13/10/2015 tarihinden, 47.267,77 TL'sinin ise miktar artırım dilekçesinin davalı Milli Eğitim Bakanlığına tebliğ tarihi olan 21/10/2019 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Milli Eğitim Bakanlığı tarafından davacılara ödenmesine, davacıların manevi tazminat istemlerinin ise kısmen kabulüne, toplam 100.000,00 TL manevi tazminatın Milli Eğitim Bakanlığına başvuru tarihi olan 13/10/2015 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, manevi tazminat isteminin 50.000,00 TL'lik kısmı ile olayda sorumluluğu bulunmayan davalılar Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Samsun Valiliği yönünden davanın reddine karar karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; Danıştay Onuncu ve Sekizinci Dairelerinden oluşan Müşterek Kurulun 12/04/2022 tarih ve E:2021/4640, K:2022/2010 sayılı kararının bozmaya ilişkin kısmına uyularak, hükme esas alınabilecek nitelikte bulunan kök bilirkişi raporu ile ek bilirkişi raporunda davacı ... için 126.909,31 TL, davacı ... için 80.612,58 TL maddi tazminat hesaplandığı ve manevi tazminatın hakkaniyetli bir tutarda belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine, davacıların istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının kaldırılmasına, bu kısma ilişkin olarak davanın kabulü ile Mahkemece hükmedilen 100.000,00 TL'ye ilaveten 50.000,00 TL (sonuç itibarıyla toplam 150.000,00 TL) manevi tazminatın davalı idareye başvuru tarihi olan 13/10/2015 tarihinden itibaren davalı Milli Eğitim Bakanlığı ve Samsun Valiliği tarafından müştereken ve müteselsilen davacılara ödenmesine, davacıların maddi tazminat istemi yönünden istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile Mahkemece hükmedilen 147.267,77 TL'ye ilaveten 60.254,12 TL (sonuç itibarıyla toplam 207.521,89 TL) maddi tazminatın davalı idareye başvuru tarihi olan 13/10/2015 tarihinden itibaren davalı Milli Eğitim Bakanlığı ve Samsun Valiliği tarafından davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat talebi yönünden davacıların istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, bilirkişi raporunda yapılan hesaplama uyarınca verilen miktar artırım dilekçesinin nazara alınmadığı, manevi tazminat miktarının düşük olduğu ileri sürülmektedir. Davalı Samsun Valiliği ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından, idarelerinin hizmet kusurunun bulunmadığı ileri sürülmektedir. TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Taraflarca savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren, 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun Ek 1. maddesi uyarınca Danıştay Sekizinci ve Onuncu Dairelerinden oluşan Müşterek Kurulca; Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı Milli Eğitim Bakanlığı ve Samsun Valiliğinin yürütmenin durdurulması istemleri hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin, gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Dosyanın incelenmesinden, Samsun ili, Terme ilçesi, ... İlkokulunda üçüncü sınıf öğrencisi olan ve davacıların 16/04/2007 doğumlu müşterek çocuğu müteveffa ... , taşımalı eğitim kapsamında her gün Terme İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün ihale ile anlaştığı servislerle ikametinden okula gidiş dönüş yapmaktayken 06/01/2015 tarihinde Terme İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından okul müdürlüklerine gönderilen yazıda, 06/01/2015 tarihinde taşımalı eğitim kapsamındaki öğrencilerin yoğun yağış nedeniyle saat 13.30'dan itibaren (normal saatten 30 dk. önce) taşıma okullarından alınarak evlerine bırakılması gerektiğinin belirtildiği, okul müdürlüğü tarafından okullarında taşımalı eğitim kapsamında servis şoförlüğü yapan tüm servis şoförlerine, öğrencilerin 06/01/2015 tarihinde normalden yarım saat erken çıkacağı ve 13:30'da okulda hazır bulunmaları gerektiğinin bildirildiği, servis şoförünün müteveffayı her gün bıraktığı yerde araçtan indirdiği, davacılar tarafından, müteveffanın servisten indikten sonra evlerinin yakınındaki su birikintisine düşerek hayatını kaybettiğinden bahisle, olayda davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek uğradıkları iddia edilen zararlarına karşılık 100.000,00 TL maddi (miktar artırımı ile ... için 345.413,25 TL, ... için 219.405,90 TL), 150.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır. İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Tebligat ve cevap verme" başlıklı 16. maddesinin 4. fıkrasına, 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile, "Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir." cümlesi; aynı Kanun'un 5. maddesi ile de, 2577 sayılı Kanuna Geçici 7. madde olarak, "Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dâhil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır." cümlesi eklenmiştir. 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesinin gerekçesinde; "AİHM, devletin sorumluluğuna ilişkin tazminat davalarında, davacıların yargılamanın yavaş işlemesinden doğan zararlarını ortadan kaldıracak yeterli bir çözüm bulunmadığı yönünde ülkemiz aleyhinde ihlal kararları vermektedir. Düzenlemeyle, idarî yargıda açılan tam yargı davalarında talep edilen tazminatın daha yüksek olduğunun dava devam ederken anlaşılması durumunda, davacıya talep edilen miktarı arttırma hakkı verilmemesinin adil yargılanma hakkının ihlali olarak kabul edilmesi sebebiyle, nihai karar verilinceye kadar ıslah suretiyle talep edilen tazminat miktarını arttırma hakkı tanınmaktadır." ifadesine yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: A- Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının Manevi Tazminata İlişkin Kısmının İncelenmesi: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın manevi tazminata ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, taraflarca ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. B- Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının Maddi Tazminata İlişkin Kısmının İncelenmesi: 1- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Tebligat ve cevap verme" başlıklı 16. maddesinin 4. fıkrasına eklenen düzenleme ve düzenlemenin gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde; tam yargı davalarında, davanın açıldığı tarihte uğranılan zarar miktarının belirsiz olması, dava devam ederken daha yüksek olduğunun anlaşılması hallerinde tazminat miktarının adil yargılanma hakkı ve hak arama hürriyetine uygun olarak nihai karar verilinceye kadar artırılmasına olanak tanındığı anlaşılmaktadır. Anılan düzenlemede dava miktarının nihai karar verilinceye kadar bir defaya mahsus olmak üzere artırılabileceği hükme bağlanmış ise de, davacının miktar artırım talebinde bulunabilmesi için tazminat miktarının bilirkişi raporu ile tespit edilmiş olması, davacının uğradığı zarar miktarının net ve doğru olarak ortaya konulması, gerekli hukuki koşulların sağlanmış olması gerekmektedir. Mahkemece alınan raporun yeterli görülmemesi üzerine yeniden rapor alınması, bilirkişi raporunun üst mahkeme tarafından hükme esas alınabilecek yeterlilikte görülmemesi veya eksik ve hatalı olduğunun tespit edilmesi üzerine yeniden rapor alınması ve alınan yeni bilirkişi raporu doğrultusunda tazminat miktarının yükselmesi hallerinde yeni hukuki durum ortaya çıkacağından nihai sonuca göre miktar artırım talebinde bulunulması halinde, önceki miktar artırımı dilekçesi dikkate alınmaksızın son duruma göre verilen miktar artırım dilekçesinin kabulü kanun koyucunun amacına ve hakkaniyete uygun olup, bu durumun ikinci kez miktar artırımı yapıldığı şeklinde değerlendirilmemesi, davacının zararını güncel ve doğru olarak ortaya koyan yeni raporun davacıya yeniden miktar artırma talebinde bulunma hakkı vereceğinin kabulü adil yargılanma hakkı ve hak arama hürriyetine uygun olacaktır. Uyuşmazlıkta; davacıların maddi zararlarının tespiti için alınan 06/07/2020 tarihli ek bilirkişi raporu doğrultusunda davacılar tarafından miktar artırımı talebinde bulunulduğu, söz konusu rapor hükme esas alınarak Bölge İdare Mahkemesince maddi tazminata hükmedildiği, bu kararın, Danıştay Onuncu ve Sekizinci Dairelerinden oluşan Müşterek Kurulun 12/04/2022 tarihli kararı ile hükme esas alınan raporun hatalı olduğu tespit edilerek, yeniden düzenlenecek rapora göre maddi tazminat istemi hakkında karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verildiği, anılan bozma kararında belirtilen hususlar doğrultusunda bilirkişi raporu alındığı ve davacıların raporda belirtilen miktara göre tekrar miktar artırım talebinde bulunduğu dikkate alındığında davacıların, bozma kararı doğrultusunda alınan bilirkişi raporuna göre yaptığı miktar artırım talebinin kabulü gerektiği sonucuna varılmaktadır. 2- Mahkemece alınan bilirkişi raporunda iki ayrı hesaplama yapılmış olup, ilk hesaplamada kök rapor tarihindeki ücretler; ikinci hesaplamada ise ek rapor tarihindeki ücretler esas alınarak hesaplama yapılmıştır. Mahkemece kök rapor tarihindeki ücretlere göre yapılan hesaplama sonucunda bulunan maddi tazminata hükmedilmiş ise de destekten yoksun kalma hesabında güncel ve bilinen son verilere göre hesaplama yapılması gerektiği dikkate alındığında ek rapor tarihindeki ücretlere göre hesaplanan miktarın dikkate alınması gerektiği de açıktır. Bu itibarla, yukarıda belirtilen hususlar doğrultusunda maddi tazminata hükmedilmesi gerekirken aksi yönde karar veren ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi kararının maddi tazminata ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarelerin temyiz istemlerinin REDDİNE, davacıların temyiz isteminin manevi tazminat yönünden REDDİNE, maddi tazminat yönünden KABULÜNE, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının manevi tazminata ilişkin kısmının ONANMASINA oy birliğiyle, maddi tazminata ilişkin kısmının BOZULMASINA oy çokluğuyla, 3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 02/05/2024 tarihinde kesin olarak karar verildi. (X) - KARŞI OY : Tam yargı davalarında istemle bağlı olma kuralının sebep olduğu hak kayıplarının giderilmesi amacıyla, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 16. maddesinin 4. fıkrasına, 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile; "Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir." cümlesi eklenmiştir. Yukarıdaki yasal düzenlemeden anlaşılacağı üzere, Kanun koyucu idarenin işlem veya eylemleri sonucu uğranılan zararların tazmini istemiyle açılan tam yargı davalarında, dava dilekçesinde belirtilen tazminat miktarının yalnızca bir defaya mahsus olmak üzere artırılmasına olanak tanımıştır. Miktar artırımına ilişkin açık Kanun hükmü uyarınca tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktarın ikinci veya üçüncü kez artırımının kabulü mümkün olamayacağından aksi yöndeki Daire Kararına bu yönden katılmıyorum.