4. Hukuk Dairesi 2010/4076 E. , 2010/5714 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... Genel Müdürlüğü vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 18/06/2007 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın zaman aşımı nedeniyle reddine dair verilen 19/01/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafı
**4. Hukuk Dairesi 2010/4076 E. , 2010/5714 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... Genel Müdürlüğü vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 18/06/2007 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın zaman aşımı nedeniyle reddine dair verilen 19/01/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, yargı kararı gereğince üçüncü kişilere ödenen paranın, zarara yol açan davalıdan rücu yolu ile alınması istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istem zamanaşımı nedeniyle reddedilmiş; karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur. Davacı, mahkeme kararı gereğince üçüncü kişilere yaptığı ödemenin, kusuru oranında davalıdan alınmasını istemiştir. Davalı, esasa yanıt süresi geçtikten sonra zamanaşımı def’inde bulunmuştur. Davacı bu savunmaya karşı koymuş ve kabul etmemiştir. Davalı, 11/06/2009 günü verdiği dilekçe ile yanıt dilekçesini ve ilk itirazlarını ıslah ederek yeniden zamanaşımı def’i ileri sürmüş ise de davacı zamanaşımının ileri sürülmesini kabul etmediğini (muvafakat etmediğini) belirterek savunmanı genişletilmesine izin vermemiştir. Zamanaşımı, bir istek veya dava hakkının yasada belirtilen süre içinde kullanılmaması durumunda, usul hukukunca öngörülen biçimde ileri sürülmek koşuluyla borçluya borcunu ödememe olanağı veren bir hukuki savunma yoludur. İlk itiraz niteliğinde olmadığından esasa cevap süresinden sonra da ileri sürülebilirse de davacının da buna karşı savunmanın genişletildiğini ileri sürerek karşı koyma hakkı vardır. Borçlar Yasası'nın 140. maddesi gereğince kişisel bir defi olan zamanaşımı, ilgilisi tarafından ileri sürülmedikçe mahkemelerce kendiliğinden gözetilemez. Davalının süre geçtikten sonra ileri sürdüğü zamanaşımı savunmasına davacı karşı çıktığına göre, ıslah ile zamanaşımı def'i ileri sürülemeyeceğinden, bundan sonra artık ıslah dilekçesinden söz edilerek, zamanaşımı nedeniyle isteğin reddine karar verilemez. Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, davalının zamanaşımı def’i reddedilip işin esası incelendikten sonra varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 10/05/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.