4. Hukuk Dairesi 2023/8959 E. , 2024/8603 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/376 esas-20237310 karar Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz ve karar düzeltme incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmişt…
**4. Hukuk Dairesi 2023/8959 E. , 2024/8603 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/376 esas-20237310 karar Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz ve karar düzeltme incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin murisinin dava dışı bankadan kredi kullandığını, kredinin teminatı amacı ile davalı ile muris arasında hayat sigorta poliçesinin düzenlendiğini, poliçenin teminat süresi içinde murisin öldüğünü açıklayıp vefat teminatı olan 66.000,00 TL'nin temerrüt tarihinden reeskont faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; murisin poliçe tanzimi sırasında doğru beyan yükümlülüğünü yerine getirmediğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. III.YARGILAMA SÜRECİ 1. İlk Derece Mahkemesinin 03.11.2015 tarihli kararıyla davanın kabulüyle 66.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm; süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 28.02.2019 tarih, 2016/1578 esas-2019/2247 karar sayılı ilamı ile "...Dosya kapsamında bulunan, aralarında adli tıp uzmanının da bulunduğu 20.01.2015 tarihli heyet raporunda; davacıların murisi/sigortalının 28.06.2005 tarihinde anjiosarkom nedeni ile diz üstü seviyeden amputasyon ameliyatı geçirdiği, buna göre muris/sigortalıya 28.06.2005 tarihinden önce anjiosarkom tanısı konulduğu, tespit edilen bu hastalığın kötü huylu ve ölümcül seyreden bir kanser türü olup ölümün tamamen bu hastalıktan kaynaklandığı belirtilmiştir. Buna göre muris/sigortalının ölümüne neden olan hastalığını poliçenin düzenlendiği tarihte bildiği ve gizlediği ve davalı sigorta şirketine bildirmediği anlaşılmaktadır. Sözleşme öncesinde mevcut olan ve murisin tedavi gördüğü hastalıkla ölüm rizikosu arasında doğrudan illiyet bağı bulunmakta olup, yukarıda anlatılan yasal düzenlemeler karşısında poliçe tanzimi sırasında beyan yükümlülüğün ihlali sebebi ile davanın reddine karar verilmesi.." gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiş, davacılar vekilince kararın düzeltilmesi talep edilmiştir. 3. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 04.02.2021 tarih, 2019/5106 esas-2021/735 karar sayılı ilamı ile davacının karar düzeltme talebinin kabulüne karar verilerek "...Somut olayın özelliği dikkate alındığında, sağ bacağı diz üstü ampute olan ve bu hali ile kredi başvurusu yapan ve poliçeyi tanzim eden acentenin de kredi kullandıran banka şubesi olduğu gözetildiğinde sigortalının/murisin kendisinde var olan hastalığı gizlediğinden söz edilemeyeceği gibi, doğru beyan yükümlülüğünün yerine getirilmesinde kasten aykırı hareket ettiğinin kabulü de somut olayın özelliğine uygun düşmemektedir. Sigortacı yönünden yapılan değerlendirmede ise, kredi kullandıran banka şubesinin aynı zamanda poliçeyi tanzim eden banka şubesi olduğu, sigortalının/murisin sağ bacağının ampute ve koltuk değnekleri ile bankaya gittiğine ilişkin tanık beyanı birlikte değerlendirildiğinde, davalının da, poliçenin tanzimi sırasında basiretli bir tacir gibi davranarak sigortalıya bu hususlarda gerekli soruları yöneltip, cevaplarını alması gerekmektedir. Basiretli bir tacir gibi davranmayarak, sigortalıya gerekli soruları yöneltmeyen, poliçede imzasını almayan, ancak buna rağmen poliçe prim bedelinin tamamını tahsil eden davalı sigorta şirketinin, sigortalının bildirim yükümlülüğünü yerine getirmediğini ileri sürerek bu durumdan lehine sonuç çıkarması kabul edilemez.... mahkemece; murisin sigortacı için önemli sayılabilecek bir hususu bildirme yükümlülüğünü ihmal suretiyle ihlal ettiği; sigortacının da somut olayın özelliğine göre (sağ bacağın ampute hali) basiretli tacir olarak üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmekte ihmali olduğu birlikte değerlendirildiğinde, açılan davada, TTK'nun 1439/2. maddesinin ilk cümlesindeki ihmal suretiyle beyan yükümlülüğüne uymama hali için düzenlenen, tazminattan indirim gerektiğine ilişkin düzenleme kapsamında, anjiosarkom hastalığının bildirilmesi halinde alınacak (alınması gereken) prim ile bildirilmediği için alınan prim arasındaki orana göre proporsiyon hesabıyla tazminatın belirlenmesi..." gerektiği gerekçesiyle Dairemizin bozma kararındaki gerekçenin değiştirilerek, yerel mahkeme kararının yukarıda yazılı gerekçeyle bozulmasına karar verilmiştir. 4.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davalının %80 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüyle 52.800,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Davalı vekili temyiz dilekçesinde; murisin poliçe tanzimi sırasında doğru beyan yükümlüğüne uymadığını, davalı şirkete kusur izafe edilemeyeceğini belirterek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Gerekçe Uyuşmazlık; hayat sigorta sözleşmesine dayalı alacak istemine ilişkindir. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olmasına, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamasına, bozma ilamı ile kesinleşen yönlere ilişkin yeniden temyiz incelemesinin yapılamayacak olmasına göre temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. V. KARAR Açıklanan sebeple; davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,03.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.