T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/62 - 2026/432 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/62 KARAR NO : 2026/432 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 08/03/2022 NUMARASI : 2020/188 E. - 2022/76 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/62 - 2026/432 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/62 KARAR NO : 2026/432 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 08/03/2022 NUMARASI : 2020/188 E. - 2022/76 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 08/03/2022 Tarih ve 2020/188 Esas - 2022/76 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar ..., ... Ticaret Anonim Şirketi tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin "..." ibareli çok sayıda markasının mevcut olup davalı şirketin 2018/93562 sayılı "..." ibareli markanın 30. sınıfta tesciline yönelik itirazının nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa davaya konu "..." ibareli marka ile müvekkilinin "..." markasının ilk kısmı aynı harflerden oluştuğundan markaların görsel, işitsel ve kavramsal açıdan ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, davaya konu markanın tescilinin talep edildiği 30. sınıftaki malların müvekkilinin markasında aynen bulunduğunu, bu hususların markalar arasında karıştırma ihtimalini doğurduğunu, ortalama tüketicilerin önemli bir kısmının çocuklardan oluşmasının iltibas ihtimalini daha da artırdığını ve davacının müvekkilinin markasına benzer bir marka tercihinde bulunmasının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek 2020-M-1344 sayılı YİDK kararının iptaline ve 2018/93562 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini istemiştir. Davalı şirket vekili, müvekkilinin "..." ibareli markası ile davacının iddialarına mesnet gösterilen "..." ibareli markalarının bütünsel olarak benzer olmadığını, markaların bölünerek değerlendirilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığını, davacı markaları şekil, renk ve başkaca kelime unsurlarından oluşmakta iken müvekkilinin markasının münhasıran beyaz zemin üzerine düz bir yazı stiliyle ve siyah harflerle yazılmış "..." kelime unsurundan oluştuğunu, bu itibarla markalar arasında görsel olarak hiçbir benzerlik bulunmadığı gibi markaların telaffuzunun da farklı olduğunu, ayrıca markalar arasında anlamsal bir benzerliğin de söz konusu olmadığını, "..." markasının ayırt ediciliğinin zayıf olduğunu ve tanınmışlık koşulları ve kötü niyetin varlığının ortaya konulamadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, davaya konu marka ve itiraz gerekçesi markaların, ihtiva ettikleri tüm unsurlarla birlikte, görsel, işitsel ve kavramsal yönden bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle karıştırmaya yol açabilecek düzeyde benzer olmadıklarını ve müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraf markaları arasında emtia benzerliği şartının gerçekleştiği, davacının “...” şeklinde bir harf dizilimine sahip markasının ilk dört harfinin dava konusu “...” markası içerisinde birebir yer aldığı, yedi harften oluşan taraf markalarının ilk iki hecelerinin birebir aynı olduğu, bu durumun harf diziliminden kaynaklı markalar arasında güçlü bir benzerliğe neden olduğu, ortak harf diziliminin görsel benzerliğin yanında işitsel olarak da güçlü bir benzerliğe neden olduğu, markaların kelime unsuru herhangi bir anlam ifade etmemekte ise de, başlangıç seslerinin "..." ibaresi ile başlaması nedeniyle tüketicilerin bu ibareyi taşıyan markalar ile birebir aynı mal gruplarında karşılaştığında markaların aynı kavramsal kökene işaret ettiği zannına kapılmasının muhtemel olduğu, davacının "..." esas unsuruna sahip markalarının yanı sıra, “..." ibareli markasının da bulunduğu, bu itibarla alternatif marka yaratma eğilimin mevcut olduğu, aynı mallarda "..." "..." ..." gibi markalar ile karşı karşıya kalan tüketicinin, markaları ilişkilendirebileceği ve her bir markanın aynı iktisadi kaynağa ait ürünler olduğunu düşünebileceği gerekçeleriyle davanın kabulü ile 2020-M-1344 sayılı YİDK kararın iptaline ve 2018/93562 kod nolu "..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacının itiraza mesnet "..." markasının bu ibarenin yanı sıra şekil, renk ve başkaca kelime unsurlarından oluştuğunu, münhasıran düz bir yazı stiliyle ve siyah harflerle yazılmış "..." ibaresinden oluşan müvekkilinin markası ile davacının markaları arasında görsel, işitsel ve anlamsal benzerlik bulunmaması nedeniyle söz konusu markalar arasında sınıflar benzerliğin değerlendirilmesine dahi gerek olmadığını ve davacının markasının ayırt ediciliğinin düşük olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava konusu markanın düz bir yazı stiliyle ve bir bütün olarak kaleme alınmış, kelime markası olup bir bütün olarak okunup algılanacağını, özgün ve ayırt edici bir kullanımının söz konusu olduğunu, bu niteliği ile markanın, davacı markasından farklı bir birlik ve bütünsellik içerisinde tüketiciye sunulduğunu, incelemenin tek bir kısım üzerinden yapılmasının isabetli olmadığını, davacı markalarında, davalı markasında olmayan kelime ve kullanımlara esas unsur olarak yer verildiğini, markanın genel görünümünü doğrudan doğruya değiştiren bu kelime, şekil ve renk unsurlarının incelemede göz ardı edilmesinin mümkün olmadığını ve bu durumun markaları sadece görsel olarak değil, işitsel ve anlamsal düzeyde de birbirinden ayırdığını, ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili Kurum kararının iptali ve hükümsüzlük istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu başvuru ile davalının mesnet markası arasında görsel, işitsel ve bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, zira davaya konu markanın ilk iki hecesini oluşturan "..." ibaresinin davaya konu markanın başında birebir olacak şekilde yer aldığı, yedi harfli taraf markalarının yalnızca son hecelerinin farklı olmasının aynı emtiaları kapsayan markaların birbirinden yeterli derecede uzaklaşması için yeterli olmadığı, anlaşılmakla, davalılar ..., ... Tic. A.Ş. vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalılar ... Tic. A.Ş., ... vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca davalılardan ayrı ayrı alınması gereken 732,00'er-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalılar tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 615,40'ar-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 116,60'ar-TL bakiye harcın davalılardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdelerinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 27/02/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 12/03/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.