4. Hukuk Dairesi 2022/5818 E. , 2022/10087 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili, davalı borçlu...hakkında takip başlatıldığını, takibin semeresiz kaldığını, borçlunun dava konusu taşınmazını 23/11/2012 ta…
**4. Hukuk Dairesi 2022/5818 E. , 2022/10087 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili, davalı borçlu...hakkında takip başlatıldığını, takibin semeresiz kaldığını, borçlunun dava konusu taşınmazını 23/11/2012 tarihinde davalı ...'a devrettiğini belirterek bu muvazaalı işlemin iptalini talep etmiştir. Mahkemenin, davanın reddine ilişkin kararı, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 07/05/2019 tarih 2016/18243 Esas 2019/5607 Karar sayılı ilamı ile davacının Şanlıurfa 2. İcra Müdürlüğünün 2012/6457 sayılı takip dosyasından 262.927,28 TL alacak için 25/12/2012 tarihinde kambiyo senedine mahsus takibe geçtiği ve takibin kesinleştiği, davacı alacaklı lehine dava konusu taşınmaz üzerinde 21/03/2007 tarihinde çektiği kredi karşılığı 150.000,00 TL'lik ipotek tesis edildiği, davacı bankanın mahkemeye cevaben yazdığı 06/05/2015 tarihli yazıda ipotek veren borçlunun kullandığı kredi nedeni ile 280.000,00 TL ana para borcunun olduğu belirtildiği, dava dayanağı takibin konusunun ise bu krediden ayrı olarak 24/02/2011 tarihinde tanzim edilmiş 14/11/2012 vade tarihli 500.000,00 TL'lık bonoya ilişkin olduğu, dolayısı ile ipoteğin temin ettiği alacak dışında alacağı olduğu anlaşılan davacının bu davayı açmakta hukuki yararı bulunduğu anlaşıldığından, mahkemece, işin esasına girilerek diğer dava koşullarının varlığı araştırılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle bozulmuş, bozmadan sonra mahkemece, ivazlar arasında önemli fark olduğu, satışa rağmen borçlunun dava konusu taşınmazda 15 yıldır oturmaya devam ettiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. Dava, İİK 277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 1-Davalı ...’e karar 17/01/2022 tarihinde tebliğ edilmiş 7035 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesi gereğince karar tarihine göre uygulanması gereken değişiklik sonrası HMK 361/1. maddesi hükmüne göre temyiz süresi 2 hafta olduğu halde temyiz süresi geçtikten sonra 03/02/2022 tarihinde temyiz edilmiştir. Hükmü temyiz eden tarafa kararın tebliğ edildiği tarih ile temyiz dilekçesinin verildiği tarih arasında yasada öngörülen temyiz süresi geçmiştir. Bu nedenle davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Davalı ...’ın temyizine gelince, İK'nun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nispi nitelikte, yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir. Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerekir. Takip dosyasında, borçlu ...'nin adresi mernis adresi olarak belirtilmiş ve mernis adresine (......) ödeme emri Tebligat Yasası’nın 21. maddesine göre tebliğ edilmiştir. Dosya kapsamından borçulunun bu adreste oturduğu zabıta marifeti ile de tesbit edildiği halde bu adreste yapılmış bir haciz olmadığı gibi borçlu ...’nin bir başka adresinde yapılmış haciz belgesi veya aciz belgesi de bulunmadığı anlaşılmıştır. Haciz borçlu şirketin adresinde yapılmış olduğundan ve İİK'nun 105. maddesi kapsamında aciz belgesi niteliğinde olduğundan söz edilmeyeceğinden, davanın ön koşul yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinin reddine (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine 13/09/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.