1. Hukuk Dairesi 2009/7811 E. , 2009/11841 K. MAHKEMESİ : AYBASTI ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ, TARİHİ : 07/06/2007 Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, miras bırakanları adına 1289 yoklama tarihinde tapuya kayıtlı taşınmaza, davalıların zilyetlik iddiasıyla idari men kararı almak ve ekim dikim yapmak suretiyle müdahale ettiklerini ileri sürüp, elatmanın önlenmesi isteğinde bulunmuşlardır. Davalı Sinan, davacıların dayandıkları tapu kaydının farklı yere ait olduğunu; çekişm…
**1. Hukuk Dairesi 2009/7811 E. , 2009/11841 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : AYBASTI ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ, TARİHİ : 07/06/2007 Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, miras bırakanları adına 1289 yoklama tarihinde tapuya kayıtlı taşınmaza, davalıların zilyetlik iddiasıyla idari men kararı almak ve ekim dikim yapmak suretiyle müdahale ettiklerini ileri sürüp, elatmanın önlenmesi isteğinde bulunmuşlardır. Davalı Sinan, davacıların dayandıkları tapu kaydının farklı yere ait olduğunu; çekişme konusu yerin davacıların babası M.G.. tarafından 1978 yılındaki selden sonra kendisine verildiğini ve o tarihten itibaren kendi arazisi gibi sahiplendiğini belirtip, davanın reddini savunmuş, diğer davalı da, bu beyanlara katıldığını beyan etmiştir. Mahkemece, davacıların tutundukları tapu kayıt maliki M. G..in yasal mirasçıları oldukları ve davalıların çekişme konusu taşınmaza haklı nedene dayanmaksızın fındık dikmek suretiyle müdahale ettikleri gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalılar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, tapulu taşınmaza elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacıların tutunduğu 1289 Yoklama tarihli ve 155 sıra nolu tapu kaydının maliklerinin “S. oğlu M.., A.., P.. ve Ş. .M..” olup, M.. oğlu A..’den olma M.G..’in 14.12.1997 tarihinde ölümüyle davacılar ile dava dışı mirasçılarının kaldığı, başka bir ifade ile davacıların irsen malik oldukları, davalıların ise kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan herhangi bir haklarının bulunmadığı, anılan tapu kaydının sınırlarının “M.. efendi ve S..ve Dere ve Nehricari” miktarının ise 1 dönüm olduğu anlaşılmaktadır. Davacılar, miras bırakanları adına kayıtlı taşınmaza, davalıların müdahalede bulunduklarını ileri sürerek eldeki davayı açmışlar; mahkemece de, davacıların dayandıkları tapu kaydının mevkii ve üç sınırı itibariyle dava konusu taşınmazı kapsadığı ve davalıların çekişmeli yere fındık dikmek suretiyle elattıkları gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Ne var ki, yapılan araştırma, inceleme ve uygulamanın yanlar arasındaki uyuşmazlığı sona erdirecek yeterlilikte olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur. Bilindiği üzere; harita ve krokisi bulunan tapu kayıtlarına Medeni Kanunun 719, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20.maddesi uyarınca kapsam belirleneceği kuşkusuzdur. Ancak böyle bir harita ve kroki yoksa veya uygulanabilir nitelik taşımıyorsa öncelikle tapu kaydının ilk tesisinden itibaren tüm gittileri ile birlikte Tapu Sicil Müdürlüğünden istenilmesi, gitti kayıtlarının yüzölçümlerinde veya sınırlarında bir değişiklik varsa dayandığı belgelerin incelenip, doğru ve yasal bir nedenin bulunup bulunmadığının araştırılması, doğru esasa dayanmıyorsa, ilk tesisindeki sınırlara itibar edilmesi, ayrıca uygulamada yararlanmak üzere varsa komşu taşınmaz kayıtlarının getirtilmesi, böylece yanların dayandığı, usulüne uygun olarak çıkarılmış tüm belgeler toplandıktan, dosya öteki yönlerden de keşfe hazır hale geldikten sonra yöreyi iyi bilen yaşlı ve yansız yerel bilirkişi veya bilirkişiler aracılığı ile uygulama yapılması, kayıtlardaki her sınır yerel bilirkişi veya bilirkişilerden sorulup arazi üzerinde tespit edilmesi; gerektiğinde sınırlar hakkında açıklayıcı doyurucu bilgiler alınması, bilinmeyen sınırlar yönünden taraflara tanık dinletme olanağının sağlanması, komşu taşınmaz kayıtlarının da aynı şekilde uygulanarak yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin denetlenmesi gerekir. Öte yandan sınırlar değişebilir nitelikte ise veya tam olarak kapanmayıp açık yönler kalıyorsa, kayda değişmez sınırlarla bağlantı kesilmemek suretiyle miktarına göre kapsam belirlenmesi, ayrıca tapu fen memuru veya mühendisi sıfat ve yeteneğini taşıyan uzman bilirkişi veya bilirkişilerden keşifte saptanan bilgi ve bulgulara uygun ve uygulamayı tam olarak yansıtan, infaza elverişli rapor ve kroki alınması zorunludur. Hal böyle olunca; yukarıdaki ilkeler uyarınca tapu kaydının uygulanması, tapunun dere ve ırmak sınırının, yani tapunun ilk tesis tarihi itibariyle dere ve ırmağın geçtiği yerlerin duraksamaya yer vermeyecek şekilde saptanması, gerektiğinde tapuya miktarıyla geçerli kapsam tayin edilmesi gerekirken, noksan soruşturmayla yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Davalıların temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 12.11.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.