Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2020/421 E. , 2024/985 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2020/421 Karar No : 2024/985 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1-...2- ... 3-... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Belediyesi VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacılar tarafından, ...'un 22/07/201
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2020/421 E. , 2024/985 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2020/421 Karar No : 2024/985 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1-...2- ... 3-... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Belediyesi VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacılar tarafından, ...'un 22/07/2017 tarihinde davalı belediye sınırları içerisinde yer alan ... Mahallesi ... Sokağında bulunan çocuk parkında bulunan spor aletleriyle oynarken yaralanması nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen ... için 150.000,00-TL maddi ve 150.000,00-TL manevi, anne ... için 25.000,00-TL maddi ve 25.000,00-TL manevi, baba ... için 25.000,00-TL maddi ve 25.000,00-TL manevi olarak 200.000,00-TL maddi ve 200.000,00-TL manevi olmak üzere toplam 400.000,00-TL zararın olayın meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... Değişik İş sayılı dosyası kapsamında aldırılan bilirkişi raporunda kazanın meydana geldiği iddia edildiği çocuk oyun parkında davalı idarece parkta gerekli tedbirlerin ve güvenlik önlemlerinin alınmadığı, parkın ve spor aletlerinin bakımlarının yapılmadığı tespitlerine yer verildiği görülerek davalı idarenin bu kapsamda kusurlu olduğu belirtilmekte ise de, davacı ...'un yaşadığı kazanın davalı idarenin sorumluluğu altında olan bu parkta meydana geldiğinin yani illiyet bağının kurulmasının gerekli olduğu, bu kapsamda Mahkemece 31/01/2019 tarihli ara kararıyla davacılardan "davacı ...'un yaralanması sonrası konuyla ilgili olarak adli mercilere başvurulup başvurulmadığı, başvuruldu ise herhangi bir soruşturma olup olmadığı açıklanarak, şikayet üzerine adli merciler tarafından yapılan tüm işlemlerin belirtilerek konuya ilişkin tüm bilgi ve belgelerin, dava dilekçesinde davacı ...'un davalı belediye sınırları içerisinde yer alan ... Mahallesi ... Sokağında bulunan çocuk parkında bulunan spor aletleriyle oynarken yaralandığı iddia edilmekte olup, bu kapsamda davacının yaralanmasına sebep olan olayın dosyaya sunulan fotoğraflarda yer alan parkta meydana geldiğini ortaya koyan, ispatlayan varsa fotoğraf, tutanak dahil her türlü bilgi ve belgenin (özellikle davacı ...'un yaralanmasına sebep olan spor aletinin/aletlerinin de belirtilerek buna ilişkin fotoğrafın da eklenilmesine)" Mahkemeye gönderilmesinin istenildiği, 11/02/2019 havale tarihli ara karar cevabında; mezkur olay ile ilgili olarak adli mercilere herhangi bir başvuruda bulunulmadığı, davacı ...'un parmağının ağır derecede hasar gördüğü, çocuklarının başparmağının et ile kemiğinin birbirinden ayrıldığını gören bir anne baba için delil toplamaya girişmesinin hayatın olağan akışı içerisinde beklenilmeyecek bir durum olduğu, olay anına ilişkin davacı ...'un parkta beraber oyun oynadığı ve olaya tanıklık eden çocuklar dışında herhangi bir delilin bulunmadığı hususlarına yer verildiği belirtilerek kazanın söz konusu parkta olduğunu ve ne şekilde kaza olduğunu kanıtlayacak nitelikte herhangi bir bilgi ve belgenin dosyaya sunulamadığı; yine ara kararıyla davalı idareden ve davacının tedavi gördüğü hastanelerden bilgi ve belgelerin getirtildiği, tüm dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler değerlendirilerek davacıların soyut beyanları ile yine davacıların beyanlarına dayalı olarak hazırlanan Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi Hasta Epikriz Formundaki hasta yakınma öyküsü dışında olayın davalı idare sorumluluğundaki parkta gerçekleştiğini ortaya koyacak mahiyette herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı, adli boyutu da olan yaralama olayına ilişkin bir şikayetin de söz konusu olmadığı, gerçekten olayın davacıların belirttikleri şekilde ve davalı idarenin sorumluluğu altında olan parkta gerçekleşmiş olabileceği ancak davalı idareye tazmin sorumluluğu yüklenebilmesi için bunun ispatının gerekli olduğu, davacılar tarafından dosyaya sunulan bilgi ve belgeler ile Mahkemece yapılan ara kararlara istinaden getirilen bilgi ve belgelerin ise olayın davacıların belirttikleri şekilde ve davalı idarenin sorumluluğu altında olan parkta gerçekleştiğini ortaya koyacak mahiyette bulunmadığı, dolayısıyla davalı idare hizmetiyle zarar arasındaki illiyet bağının kurulamadığı kanaatine varılarak maddi tazminat istemi yönünden maktu vekalet ücretine hükmedilerek davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : 1-Davacılar tarafından, keşif yapılması halinde, keşif mahallinde olayı gören çocukların ve davacının akrabalarının dinlenmesi sonucunda olayın açıklığa kavuşacağını ve davayı ispat edecekleri, davanın ispatının yalnızca adli mercilere şikayet etmeye indirgenmesinin adil yargılama ilkesinin ihlalini oluşturduğu, yurt dışında yaşayan bir ailenin yalnızca akrabalarının ziyareti için bulundukları bir yerde çocuklarının başına böylesine acı bir olayın meydana gelmesi karşısında, delil toplamasını beklemenin hakkaniyete ve hayatın olağan akışına aykırılık teşkil edeceği, olayın bulunduğu yerde veya olayın olduğu parkı gören bir kameranın bulunup bulunmadığının mahkemece araştırılmadığı ileri sürülmektedir. 2-Davalı idare tarafından, maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiş olması durumunda davanın konusu olan parasal değer esas alınarak vekalet ücretinin hesaplanması gerektiği, reddedilen maddi tazminat miktarı üzerinden maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle, 1. Temyiz isteminin reddine, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine, 4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 5. Kesin olarak, 28/02/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY : X- Dava, davacılar tarafından, ...'un 22/07/2017 tarihinde davalı belediye sınırları içerisinde yer alan ... Mahallesi ... Sokağında bulunan çocuk parkında bulunan spor aletleriyle oynarken yaralanması nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen ... için 150.000,00-TL maddi ve 150.000,00-TL manevi, anne ... için 25.000,00-TL maddi ve 25.000,00-TL manevi, baba ... için 25.000,00-TL maddi ve 25.000,00-TL manevi olarak 200.000,00-TL maddi ve 200.000,00-TL manevi olmak üzere toplam 400.000,00-TL zararın olayın meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır. İdarenin hukuki sorumluluğu, kamusal faaliyetler sonucunda, idare ile yönetilenler arasında yönetilenler zararına bozulan ekonomik dengenin yeniden kurulmasını, idari etkinliklerden dolayı bireylerin uğradığı zararın idarece tazmin edilmesini sağlayan bir hukuksal kurumdur. Bu kurum, kamusal faaliyetler nedeniyle yönetilenlerin malvarlığında ortaya çıkan eksilmelerin ya da çoğalma olanağından yoksunluğun giderilebilmesi, karşılanabilmesi için aranılan koşulları, uygulanması gereken kural ve ilkeleri içine almaktadır. İdare, kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir. İdarenin, hizmet kusuru nedeniyle sorumluluğu, idarece yürütülen hizmetin kuruluşunda, düzenlenmesinde ve işleyişinde ortaya çıkan her türlü bozukluk, aksaklık ve eksikliktir. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karekteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan doğruya ve asli nedenini oluşturmaktadır. Bir başka anlatımla; İdarenin, yürütmekle yükümlü olduğu bir kamu hizmetini gereği gibi yerine getirme, bu hizmetin işleyişini sürekli olarak kontrol etme, hizmetin yürütülmesi sırasında gerekli önlemleri alma, hizmeti yürütecek personelin ve hizmete özgülenen araçların seçiminde gerekli dikkat ve özeni gösterme ve denetimi yapma yükümlülüğünü ihlal etmesi neticesinde hizmetin hiç işlememesi, kötü veya geç işlemesi idarenin hizmet kusurunu oluşturur. Dolayısıyla hizmet kusuru nedeniyle bir zarar verilmiş olması halinde, belirtildiği üzere idarenin meydana gelen zararları tazmin sorumluluğu bulunmaktadır. Manevi tazminat ise; kişinin mal varlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlamaktadır. Olayda, davacıların idarenin kusuru ile malvarlığında azalma ya da kazanç kaybına uğradığına ilişkin bir bilgi ve belgeye rastlanmadığı, bu hali ile maddi zararın oluştuğunun kanıtlanmadığından maddi tazminata hükmedilmesi koşulları oluşmamıştır. Bununla birlikte, ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... Değişik İş sayılı dosyası kapsamında aldırılan bilirkişi raporunda kazanın meydana geldiği iddia edildiği çocuk oyun parkında davalı idarece parkta gerekli tedbirlerin ve güvenlik önlemlerinin alınmadığı, parkın ve spor aletlerinin bakımlarının yapılmadığı tespitlerine yer verildiği, davalı idarenin bu kapsamda kusurlu olduğunun belirtildiği, olayın davacıların belirttikleri şekilde ve davalı idarenin sorumluluğu altında olan parkta gerçekleşmiş olduğu sonucuna varıldığından olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabla oluşan manevi zararın karşılanmasına yönelik makul bir tutarın ödenmesine karar verilmesi gerekmekte iken, manevi tazminat istemlerinin reddedilmesinde hukuki isabet görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davacıların maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunu reddeden temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat istemlerinin reddine ilişkin kısmının onanmasına, manevi tazminat istemlerinin reddine ilişkin kısmının bozulmasına karar verilmesi gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyoruz.