1. Hukuk Dairesi 2007/8562 E. , 2007/10235 K. "" MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 16/05/2007 Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, miras bırakanları babaları M. Ş.'in 8 parsel sayılı taşınmazının 1/4 payını, torunu, İsmail kızı davalı Y.'e, mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olarak temlik ettiğini, davalı Y.'in de aynı amaçla diğer davalı Ş.'a 4 yıl sonra devrettiğini ileri sürüp, payları oranında tapu iptal ve tescil istemişlerdir. Da…
**1. Hukuk Dairesi 2007/8562 E. , 2007/10235 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 16/05/2007 Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, miras bırakanları babaları M. Ş.'in 8 parsel sayılı taşınmazının 1/4 payını, torunu, İsmail kızı davalı Y.'e, mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olarak temlik ettiğini, davalı Y.'in de aynı amaçla diğer davalı Ş.'a 4 yıl sonra devrettiğini ileri sürüp, payları oranında tapu iptal ve tescil istemişlerdir. Davalılar, davanın reddi gerektiğini savunmuşlardır. Mahkemece, temlikin mal kaçırma amacıyla yapılmadığı, satışların gerçek satış olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacılar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. -KARAR- Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; miras bırakan M Ş'in maliki olduğu 18 ada 8 parseldeki 1/4 payını 10.04.2001 tarihinde satış yoluyla torunu olan Y.'e temlik ettiği, onun da 06.04.2005 tarihinde Ş..'a aynı yolla devrettiği anlaşılmaktadır. Davacılar, miras bırakanın yapmış olduğu temlikin kendilerinden mal kaçırma amacıyla gerçekleştirildiğini ileri sürerek eldeki davayı açmışlardır. Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l-4-1974 tarih 1/2 Sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmeside Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tesbitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.