Başvuru, gözaltında polis tarafından darbedilme iddiasıyla yapılan şikâyetle ilgili olarak kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, gözaltında polis tarafından darbedilme iddiasıyla yapılan şikâyetle ilgili olarak kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 11/8/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden erişilen, Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığının (Savcılık) soruşturma dosyasındaki bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik olarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmalar yürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 51; Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12). 1978 doğumlu olan başvurucu, öğretmen olarak görev yapmaktayken darbe teşebbüsü sonrasında Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığınca (Savcılık) yürütülen bir soruşturma kapsamında FETÖ/PDY'ye üye olma suçundan 10/8/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır. Başvurucu 10/8/2016-5/9/2016 tarihleri arasında gözaltında kalmıştır. Gözaltı giriş ve çıkışında başvurucu hakkında düzenlenen sağlık raporlarına göre başvurucunun vücudunda herhangi bir darp veya cebir bulgusuna rastlanmamıştır. Başvurucu gözaltındayken 4/9/2016 tarihinde müdafiinin hazır bulunmasıyla ifadesini vermiştir. Başvurucu bu ifadesinde ve sorgusu sırasında, kolluk tarafından kendisine kötü muamele yapıldığına dair bir beyanda bulunmamıştır. Başvurucu vekili başvurucu hakkında yürütülmekte olan soruşturma dosyasına 21/11/2016 tarihinde bir dilekçe sunarak başvurucunun 26 gün gözaltında kalmış olması nedeniyle ilgili kamera kayıtlarının kolluk birimlerinden temin edilmesini talep etmiştir. Söz konusu talep aynı gün Cumhuriyet savcısı tarafından dilekçe içeriğinde kötü muamele iddiasının bulunmadığı ve kamera kayıtlarının ne şekilde delil niteliğinde olduğunun açıklanmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Başvurucunun bu karara itiraz ettiğine dair bir bilgi veya belge bireysel başvuru dosyasına sunulmamıştır. 5/9/2016 tarihinde Zonguldak Sulh Ceza Hâkimliği tarafından başvurucunun tutuklanmasına karar verilmiştir. Başvurucu hakkında açılan kamu davası sonucunda Zonguldak Ağır Ceza Mahkemesinin 11/1/2019 tarihli kararıyla başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkûmiyetine karar verilmiştir. İnceleme tarihi itibarıyla kanun yolu incelemesi devam ettiğinden bu karar henüz kesinleşmemiştir. Başvurucu; gözaltına alındığı tarihten yaklaşık altı ay sonra 15/2/2017 tarihinde Savcılığa suç duyurusunda bulunarak gözaltında tutulduğu sırada kolluk personeli tarafından darbedildiğini, hakaret ve tehditlere maruz kaldığını ileri sürmüştür. Savcılık bu dilekçeye istinaden soruşturma işlemlerine başlamıştır. Başvurucu şikâyet dilekçesinde özetle; gözaltında kaldığı süre içinde avukatsız şekilde birden fazla kez ifadesinin alındığını, bu ifadeler sırasında resmî evrak düzenlenmediğini, ifadeler sırasında polis memurlarının kendisini darbettiğini, görüşme sırasında kafasına ve göğüs bölgesine yumruk atıldığını, kafasının duvara vurulduğunu, bu kişilerin tehdit ve hakaretlerine maruz kaldığını ileri sürmüştür. Başvurucunun gözaltında tutulduğu nezarethanenin kamera kayıtlarının temini için 17/2/2017 tarihinde Savcılıkça müzekkere yazılmıştır. Bu müzekkereye Zonguldak İl Emniyet Müdürlüğü 9/3/2017 tarihli yazıyla cevap vermiştir. Söz konusu yazıda kayıt cihazının kapasitesi nedeniyle geriye dönük bir aylık kayıtlara ulaşılabildiği belirtilerek başvurucunun gözaltında kaldığı döneme ait kamera kayıtlarının temin edilemediği belirtilmiştir. Soruşturma kapsamında Savcılıkça başvurucuya ait gözaltı giriş ve çıkış adli muayene raporları ile arama, yakalama ve nezarethane tutanakları dosyaya dâhil edilmiştir. Savcılık, soruşturma sonucunda kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle basit yaralama, hakaret ve tehdit suçlarından 24/4/2017 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"...Müştekinin gözaltına girişi, gözaltından çıkışı, ceza evine girişi sırasında farklı doktorlardan alınan farklı tarihli raporlarındaherhangi bir bulguya rastlanılmadığı, olayı bizzat gören kimsenin bulunmadığı, olaya ilişkin kamera kayıtlarının saklanma süresi itibariyle müştekinin şikayet tarihinden evvel kayıtlardan silindiği,müştekinin şikayetine konu olayın gerçekleşmesinden yaklaşık altı ay sonrasında iddialarını dile getirmesinin hayat içerisinde edinilen tecrübelerle uyuşmadığı, kolluğun suç delilinin toplanması hususunda şüpheli ile ön görüşme yapmasını engeller nitelikte bir yazılı hükmün mevcut olmadığı, kolluğun delil toplama yetkisi çerçevesinde yapmış olduğu ön görüşmenin mevcut yasada suç olarak tanımlanmadığı, yapılan görüşmenin yargılama sırasında resmi delil niteliğini de haiz olmadığı, bu uygulamanın bir çok Yargıtay kararına konu olduğu ve suç olduğuna yönelik herhangi bir tespitin mevcut olmadığı (Yargıtay Ceza Dairesinin 2014/1266 esas, 2015/6630 karar sayılı kararı, Yargıtay Ceza Dairesinin 2014/765 esas, 2014/30381 karar sayılı kararı, Yargıtay Ceza Dairesinin 2009/2558 esas, 2009/7567 karar sayılı kararı, Yargıtay Ceza Dairesinin 2006/22000 esas, 2007/6205 karar sayılı kararı), müştekinin dilekçesinde bahsettiği gibi kendisine ezberletilmiş, esasen tanımadığı kişilere suç atar mahiyette vermiş olduğu beyanlarını olayın üzerinden altı ay geçtikten sonra hatırlamasının hayat içerisinde edinilen tecrübelerle uyuşmadığı, ayrıca bu hususun mezkur kişilerin yargılanması sırasında mahkeme tarafından göz önünde bulundurulması gerektiği, Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde müştekinin soyut nitelikteki beyanını destekler mahiyette, soruşturmanın devamını yahut kovuşturma aşamasına geçilmesini gerektirir nitelikte ve yeterlilikte delilin dosyaya yansımadığı anlaşılmakla,Olay hakkında kamu adına KOVUŞTURMA YAPILMASINA YER OLMADIĞINA, ..." Başvurucunun bu karara yaptığı itiraz, Zonguldak Sulh Ceza Hâkimliği tarafından 7/6/2017 tarihinde kesin olarak reddedilmiştir. Başvurucu 17/7/2017 tarihinde tebliğ edilen karara karşı 11/8/2017 tarihinde süresinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun "Bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet savcısının görevi"kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar" 5271 sayılı Kanun'un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir..."