(Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi 2013/6802 E. , 2013/11719 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Dava dilekçesinde, galle fazlası alacağın tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davalı vekili tarafından yasal süresi içinde verilen temyiz dilekçesi ile istenilmekle taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz eden davalı vekilleri Av.... ile Av....Hüküm ve aleyhine tem
**(Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi 2013/6802 E. , 2013/11719 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Dava dilekçesinde, galle fazlası alacağın tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davalı vekili tarafından yasal süresi içinde verilen temyiz dilekçesi ile istenilmekle taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz eden davalı vekilleri Av.... ile Av....Hüküm ve aleyhine temyiz olunan davacılar vekili Av.... geldiler. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra dosya eksiklik nedeniyle geri çevrilmiş bu kez iade edilmekle dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin Mazbut Rüstem Paşa Vakfının galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduklarının tespitine karar verildiğini, bu karara dayanarak idare tarafından önceden bazı ödemelerin yapılmasına rağmen sonradan vakfın borçlu olduğu gerekçesiyle bu ödemelerin kesildiğini ileri sürerek davalı ... Müdürlüğünden ıslah ile birlikte 40.000.000 TL galle alacağının yasal faiz ve masraflarla birlikte tahsilini istemiş, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 5737 sayılı Vakıflar Yasası’nın 3. maddesine göre mazbut vakıflar, bu kanun uyarınca Genel Müdürlükçe (...) yönetilecek ve temsil edilecek vakıflar ile mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin yürürlük tarihinden önce kurulmuş ve 2762 sayılı Vakıflar Kanunu gereğince Vakıflar Genel Müdürlüğünce yönetilen vakıflar olarak tanımlanmıştır. Aynı yasanın 7. maddesine göre; On yıl süreyle yönetici atanamayan veya yönetim organı oluşturulamayan mülhak vakıflar, mahkeme kararıyla Genel Müdürlükçe yönetilir ve temsil edilir. Bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce mazbut vakıflar arasına alınan vakıflarla, bu Kanuna göre mazbut vakıflar arasına alınan vakıflara bir daha yönetici seçimi ve ataması yapılamaz. Yine aynı Yasanın 7. ve 75. maddeleri (2762 Sayılı Vakıflar Kanununun 39/2.fıkrası) gereğince mazbutaya alınan vakıflarda alacaklıların, vakfiyelerindeki şartlar doğrultusunda, ilgililerin hakları saklı olup bu hakların kullanılmasına ilişkin usûl ve esasların yönetmelikle düzenleneceği belirtilmiştir. Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan; Vakıflarda İntifa Haklarının Ne Suretle Tespit Ve İta Edileceği Hakkında 17.7.1936 Tarihli Vakıflar Nizamnamesine Ek 23.12.1937 Tarih 2/7898 Sayılı Tüzüğün 30.7.1987 Tarihli Tüzükle Değişik 5.maddesinin (c) fıkrasında, vakıf gelirlerinden masraflar çıktıktan sonra kalacak fazlanın alakalılara tahsis edileceği belirtildikten sonra 6. maddesinde bu tahsisin ne şekilde yapılacağı düzenlenerek vakfiyesinde vakıf taşınmazların bakım ve onarım şartı bulunan vakıfların gayrisafi gelirlerinden her yıl %10 oranında ihtiyat akçesi ayrılarak taşınmazların bakım ve onarımlarının yapılacağı bu oranın vakıfların malvarlığına göre Vakıflar Meclisi kararıyla artırılabileceği, vakıfların yıllık gayrisafi gelir tahsilatından %20 oranında yönetim ve temsil gideri karşılığı alınarak ... bütçesine gelir yazılacağı, bu vakıfların gerçekleşen yıllık gayrisafi gelir tahsilatından vakıf için yapılan giderler ve vakfiye şartı gereği yapılan her türlü harcamalar çıkarıldıktan sonra vakıf evlatlarına ve ilgililerine ödenecek intifa hakkının belirleneceği ve bunun doğduğu mali yılı izleyen ilk altı ay içinde vakıf evladı veya ilgilisi olduğunu mali yılın birinci ayında belgeleyenlere yıllık olarak ödeneceği, 7.maddesinde ise vakıf için belirlenen gelir fazlası (intifa hakları) vakfiye şartı gereği vakıf evladı veya ilgilisi olduğu ve galleye hak kazandığını kesinleşen mahkeme kararıyla ispat edenlere ve onların evladına, vakıf mazbut ise ..., mülhak ise mütevelli tarafından ödeneceği öngörülmüştür. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden davacıların Beyoğlu 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 1996/86 E.-211 K., Beyoğlu 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 1999/359 E.-166 K. sayılı ilamları ile Mazbut Rüstem Paşa Vakfı'nın galleye müstahak evladı olduklarının tespitine karar verilerek kesinleştiği anlaşılmaktadır. Ayrıca Vakıflar Genel Müdürlüğünce galle fazlası tahsilinin istenmesi üzerine davacı ... Selma Cağaloğlu'na açılan menfi tesbit davasında, vakıf senedinin galle fazlasının ödenmesine izin vermemesi, vakfa ait hayratların bakım ve onarıma muhtaç bulunması ve gelir fazlasının bulunmaması nedeniyle borçlu olmadığının tesbiti istenilmiş, ancak mahkemece bakım ve onarım giderleri karşılığı ihtiyat akçesi düşüldükten sonra fazlalık meblağın hak sahiplerine dağıtılması gerektiği gerekçesiyle reddedilerek kesinleştiği anlaşılmaktadır Beyoğlu 1. AHM, 2000/462-2003/31). Dava konusu Cağalzade (Cağaloğlu) Rüstem Paşa Vakfı 1231 (H.) tarihinde mazbutaya ayrılmıştır. Bundan ayrı Vakıflar Umum Müdürlüğü İdare Meclisinin 16.03.1936 tarih ve 99 sayılı kararı ile on seneden beri emaneten idare edilmekte olan ve mütevelliliği kimseye tevcih edilmemiş olan vakıflarda artık tevcih yapılamayacağı, 2762 sayılı Kanunun 39. maddesi ile tasrih edilmiş bulunduğuna ve bu gibi vakıfların niyabeten idareye devamı istilzam ettirecek kanuni sebepler kalmamış olmasına göre bunların mülhak vakıf vasıflarını da fiilen kaybetmiş olacaklarından alakadarların intifa hakları mahfuz kalmak kaydıyle tabii ve zaruri olarak mazbut vakıflar arasına alınmalarına karar verilmiştir. Cağalzade Rüstem Paşa Vakfı’nın Evail-i Safer 965 H. (1557 M.), Evail-i Receb 967 H. (1560 M.), Evail-i Safer 968 H. (1560 M.), Evail-i Safer 968 H. (1561 M.), 953 H. (1547 M.), 978 H. (1570 M.) tarihli vakfiye ve zeyl vakfiyeleri bulunmaktadır. Bu vakfiyelerde -968 H. tarihli zeyl vakfiye hariç- galle fazlasının evlada bırakıldığına dair bir hüküm bulunmamaktadır. Ancak Rüstem Paşa Vakfının dosya içerisindeki 635/2 numaralı defterin 153. sayfasının 17.sırasında kayıtlı bulunan “Rüstempaşa İbn-i Mustafa Paşa Vakfı’na ait Evail-i Cemaziy’el-ula 968 Hicri (M.1561) tarihli zeyl vakfiyenin ve özellikle Tevliyet, Nazırlık, Galle Fazlası, Evlada Hisse ve Tahsisat bölümlerinin incelenmesi sonucunda; vakfın tafsilatlı halis hasılatından şer’i hükümler gereği vakfın ihtiyaçları ve bakım ve onarım masrafları karşılandıktan sonra artan gelir fazlasının tamamıyla Sultan Hazretlerine (...), ...ın vefatından sonra ise mütevelliye bırakıldığı, tevliyetin ise ...’ın sıralı erkek ve kız evlatlarına vakfedildiği, bunun dışında ...’ın sözü edilen evlatlarına şartlı olarak “günlük 300 rayicül vakti osmani”'nin ödeneceğinin kayıtlandığı, bunun dışında evlatlara şartsız biçimde galle fazlasının bırakılmadığı anlaşılmaktadır. Esasen dava konusu vakfın mazbut vakıf olması ve vakfiyelerde galle fazlasının evlada bırakılmayıp mütevelliye bırakıldığı, bunun dışında vakıf evlatlarına günlük 300 rayicül vakti osmani tutarının tahsis edildiği konusunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki temel uyuşmazlık vakfiyeye göre mütevelliye bırakılan galle fazlasını, vakıf evlatlarının alıp alamayacağı konusundadır. Bir vakıf evladının galle fazlasını alabilmek amacıyla ilgili idareden veya mütevelliden talepte bulunabilmesi için öncelikle galleye müstahak bir vakıf evladı olduğunun mahkemece saptanmış bulunması, daha sonra da galle fazlasının (intifa hakkının) vakfiyeye göre vakıf evlatlarına kısıtlamasız bırakılmış olması koşulunun da açıkça gerçekleşmiş bulunması gereklidir. 5737 sayılı Vakıflar Yasasının 7. ve 75. maddelerine göre vakıf evlatlarının (ilgililerin) vakfiye şartlarına göre intifa hakları saklıdır. Yasada bahsedilen intifa hakları, vakfiyede bırakılan bütün yararlanma haklarını kapsamaktadır. Dava konusu vakfiyenin asıl ve zeyl tüm hükümlerinin incelenmesinde gallenin mütevelliye bırakıldığı, bunun dışında vakıf evladına ayrık bir tahsisatın öngörülmediği, ayrıca vakfiyenin tüm hükümlerinde öngörülen tahsis ve ödemelerin ücret cinsinden yapılandırıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davaya konu vakfiyede gallenin mütevelliye bırakılmış bulunması nedeniyle başka görev ve adla veya sadece evladiyet bağı ile galle ödenmesi mümkün değildir. Galle dışındaki intifa hakları açısından ise yine vakfiye hükümlerince düzenleyici unsurlar incelenmelidir. Galle fazlası dışında bir hak, ücret, maaş, tahsisat vs. bırakılmış ise bu durumda bunu almaya hak kazanan vakıf evlatlarına bu ödemeler yine vakfiye hükümleri çerçevesinde yapılabilecektir. Böylece mazbutaya alınmış vakıflar için bile vakıf evlatlarının vakfiye hükümlerine göre bırakılan her türlü intifa hakkının (galle, maaş, tahsisat vs.) korunması sağlama alınmıştır. Nitekim mazbutaya ayrılsa bile vakfiyesine göre galle fazlasının açıkça evlatlarına bırakılan vakıflarda galle ödemesinin evlatlarına yapılıyor olması da bu durumu göstermektedir. Açıklanan Yasa ve Yönetmelik hükümleri ve eski vakıflar hukukunun genel ve temel prensiplerine göre vakfiyelerdeki şartlara tam ve kesintisiz olarak uyulması gerekmekte olup, evlatlara bırakılmamış olan intifa haklarından yararlanılması mümkün değildir. Bir başka deyişle mazbutaya alınmış vakıflarda galle fazlasının yalnızca mütevelliye bırakılmış olduğu durumlarda; Vakıflar Genel Müdürlüğünün yöneticilik yapması nedeniyle almış olduğu ücret de dikkate alınarak galle fazlası ne Vakıflar Genel Müdürlüğüne ne de herhangi bir mütevellilik hizmeti yapan vakıf evlatlarına ait olacaktır. Bu gelir, artık tamamen ayrı bir tüzel kişiliği bulunan vakfın doğrudan doğruya kendisine ait olacaktır. Zira vakıf hukukunda temel kural, vakfı kuran kurucu iradenin (şâriin nassı) tam olarak uygulanmasıdır. Bunun yanında Vakıflar Yasalarında özellikle bu özgülemenin yapıldığı 3. ve 7. maddelerinde mazbut vakıflar için mazbutaya alınış biçimleri yönünden cebri ya da rızai olup olmaması hususunda da herhangi bir ayrıma gidilmemiş ve bu ayrıma ilişkin yasal düzenleme getirilmemiş olup İdare tarafından yönetilen tüm eski vakıflar "mazbut vakıf" statüsünde kabul edilmiştir. Bu nedenle mazbutaya alınış biçimi hususunda yasada öngörülmeyen yeni bir usul ve esas oluşturmak mümkün değildir. Nitekim Yargıtay Özel Dairesinin de kurulduğu günden bu yana yerleşik uygulamalarına göre de ortada herhangi bir mütevellilik hizmeti vs. de kalmadığından mazbutaya ayrılmış bulunan vakıflarda evlatlara ayrıca bir tevliyet veya mütevellilik ücreti ödenmemektedir. (18. HD. 21.04.1998, 1998/3556 E.-4166 K., 18. HD. 28.11.1995, 2005/9445 E.-10418 K., 18. HD. 09.06.2011, 2011/5390 E.-6971 K.). Uygulamada da ... tarafından dava konusu vakfın mazbutaya alındığı tarihten itibaren uzun bir süre vakfın evlatlarına sabit belli bir evlatlık maaşı verildiği görülmektedir. Bir an için mütevelliye bırakılan galle fazlasını evlatların alabilecekleri kabul edilse bile bunun için "mütevelliliğe ehil vakıf evladı" olduğuna dair kesinleşmiş mahkeme kararı gerekir ki davacılar böyle bir mahkeme kararına da sahip bulunmamaktadırlar. Bundan ayrı olarak bir ilgili tarafından gelir fazlalığının istenmesi durumunda idarece açılan menfi tespit davası sonucunda kesinleşmiş ilam galle fazlası ödenmesini gerektirmez. Menfi tesbit davalarında yalnızca bir kişi aleyhine açılan dava sonucunda verilen karar diğer vakıf evlatları lehine kazanılmış bir hak oluşturmaz ve menfi tesbit davaları sonucunda verilen kararlar diğer davalarda alacağın özü, esası ve niteliğine ilişkin bir hak bahşetmez. Bir uyuşmazlığın çözümünde değerlendirilen bir unsur başkaca dava ve uyuşmazlıklarda kesin delil olarak hükme dayanak yapılamaz. Bu nedenle yukarıda açıklanan menfi tesbit davasının kesinleşmiş ilamı vakfiye hükümleri incelenmeden bu davada dayanak olamaz. Buna göre mahkemece, eski hukukumuza dayalı olarak kurulmuş bulunan vakıflar konusunda uzman yeni bir bilirkişi kurulu oluşturularak, vakfiyede evlatlara ödenmesi öngörülen günlük 300 rayicül vakti osmani’nin dava tarihi itibariyle güncel karşılığının yöntemince bulunmasından sonra bu ücretin (paranın) her yıl için ödenmesi gereken toplam sabit miktarının belirlenmesi, bu paranın ödeneceği evlat sayısının da ödeneceği yıl itibariyle ayrı ayrı net olarak tespit edilerek her bir evladın payına düşen miktarın denetime elverişli biçimde tespit edilmesi; ücrete hak kazanma, idareye zamanında başvurma, temerrüde düşürme ve faiz başlangıcı gibi konular için de ayrıntıları yukarıda açıklanan Vakıflar Mevzuatının -özellikle Vakıflar Nizamnamesinin- emredici hükümleri dikkate alınarak varsa ödenecek payın belirlenmesinden sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile şimdilik diğer yönleri incelenmeksizin hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davalı yararına takdir edilen 990,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 19.09.2013 gününde oyçokluğuyla karar verildi. 1-Davacıların Yargıtay’ca onanıp kesinleşen mahkeme kararları ile davaya konu Rüstem Paşa Vakfı’nın galleye müstehak vakıf evlatları olduklarına karar verildiği ve karar uyarınca davalılara ... tarafından bir müddet galle ödendiği, daha sonra bu ödemenin kesilerek davalı tarafından davacılar aleyhine borçlu olmadıklarının tespiti için dava açılması üzerine mahkemece galle ödenmesine ilişkin mahkeme kararlarının bulunduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği ve bu kararın da Yargıtay’ca onanarak kesinleştiği gözönüne alındığında, bundan sonra davacı vakıf evlatlarına vakıftan galle ödenip ödenmeyeceğini tartışmanın gereksiz olduğu, 2-Vakfiyelerde galle fazlası ya bir görev karşılığı ya da kayıtsız şartsız olarak evlatlara bırakılır; somut olayda vakfeden, vakfa tahsis ettiği gelirlerden masraflar çıkartılıp yapılmasını istediği hayırlar yerine getirildikten sonra kızı ...’a günlük 300 akçenin kayıtsız şartsız ödenmesini bu ödemenin adı geçenin vefatı halinde evlatlarına yapılmasını, vakfın tevliyet ve nezaretinin aynı kişiye ait olduğunu, ...’ın vefatı ile tevliyet ve nezaret görevinin herhangi bir şart getirilmeden evlatlarına verilmesini ve tevliyet görevi için ayrıca mütevelliye günlük 50 akçe ödenmesini, vakfın ihtiyaç ve giderlerinin karşılanmasından sonra artan gelir fazlasının tamamen mütevelliye ait olduğunu belirtmiş olup mütevelliye yaptığı görev karşılığı günlük 50 akçe ödenmesini istemiş iken vakfın galle fazlasının kayıtsız şartsız mütevelliye verilmesini öngördüğünden yani vakfın mütevellisi kim veya kimler ise galle fazlasının onlara verilmesi gerektiği bunun için ayrıca bir mahkeme kararına ihtiyaç bulunmadığı, 3-Vakıf hukukunda vakfın zaptedilmesi iki türlüdür; birincisi 5737 sayılı Vakıflar Kanununun 7. maddesinin 1. ve 2. fıkralarında düzenlenmiş olup on yıl süreyle yönetici atanmayan veya yönetim organı oluşturulmayan vakıfların mahkeme kararı ile Vakıflar Genel Müdürlüğünce yöneticileceği ve temsil edileceği bunlara bir daha yönetici atanmayacağı, 3. fıkrasında ise ilgililerin vakfiye şartlarına göre intifa haklarının saklı olduğu hükme bağlandığından (Mülga 2762 sayılı Kanunun 39. maddesi de aynı düzenlemeyi getirmiştir.), bu türlü zaptedilen vakıflarda tevliyet görevi yerine getirilemeyeceğinden vakfiyesinde mütevelliye görevi karşılığı verilmesi öngörülen galle fazlası ödenmez; ikinci tür zabtedilme ise mülga 2762 sayılı Kanunun 1. maddesinin (B) fıkrasında ifadesini bulan 743 sayılı Kanunu Medeniden önce idaresi zabtedilen vakıflardır, bu zabt şeklinde Devlet ile o andaki vakfın yöneticisi anlaşarak vakfın temsil ve yönetimi Devlete verilecek, burada bir öncekinden farklı olarak ortada bir anlaşma bulunup bu anlaşma ile devredilen tevliyet görevine karşılık mütevellinin vakfiyeden doğan hakları devam edecek vakfiyede mütevelliye verilmesi öngörülen ücret tevliyet görevi yerine getirilmediği halde ödenmeye devam edilecektir, bunun için de herhangi bir yargı kararına ihtiyaç bulunmayacağı, zira vakfın sadece idaresinin zabtedildiği vakfiyede mütevelliye kayıtsız şartsız verilmesi öngörülen ve vazifesi karşılığı olmayan galle fazlasının zabtedilmediği böyle bir zabtın da mümkün olmadığı, somut olaydadosyada örneği bulunan 12 Şevval 1246 tarihli belgede davaya konu vakfın o zamanki mütevellisi ... Bey’in vakfın daha iyi idaresi için üzerindeki tevliyet görevini anlaşma ile Devlete bıraktığı böylece vakfın idaresinin zabtedildiği, Dikkate alındığında, Dosyadaki bilgi ve belgeler ile kararın dayandığı deliller ve kanuni gerektirici sebeplere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan mahkeme kararının onanması gerektiğinden sayın çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne katılmıyorum.