7. Hukuk Dairesi 2009/5018 E. , 2010/2728 K. Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü: Kadastro sırasında 212 ada 57, 210 ada 107 parsel sayılı sırasıyla 6159,57 m², 6717,56 m² yüzölçümündeki taşınmazlar 4753 sayılı Yasa uyarınca oluşturulan tapu kaydına …
**7. Hukuk Dairesi 2009/5018 E. , 2010/2728 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü: Kadastro sırasında 212 ada 57, 210 ada 107 parsel sayılı sırasıyla 6159,57 m², 6717,56 m² yüzölçümündeki taşınmazlar 4753 sayılı Yasa uyarınca oluşturulan tapu kaydına dayanılarak davalı hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ... 210 ada 207 parsel sayılı taşınmazda miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine, 212 ada 57 parsel sayılı taşınmaz için satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu taşınmazların davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir Mahkemece 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca hazine adına oluşan tapu kaydının oluştuğu dönemden önce zilyet davacı ... yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 46/1 maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma, uygulama hüküm vermeye yeterli değildir. Dava konusu 212 ada 57 ve 210 ada 107 parsel sayılı taşınmazların, kadastro tespitine dayanak yapılan ve davalı hazine adına oluşan 08.04.1967 tarih 377 sayılı ve 07.04.1967 tarih 41 sayılı tapu kayıtları ve dayanağı haritalarının kapsamında kaldığı, mahkemece yapılan keşif, uygulama, toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Esasen yanlar arasında bu konuda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık hazine tapusunun oluştuğu dönemden önce adına tescil kararı verilen zilyet davacı yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 46/1 maddesi hükmünde öngörülen şekilde taşınmaz üzerinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği ve taşınmazın zilyetlikle iktisabının mümkün bulunup bulunmadığının belirlenmesinden ibarettir. Belirtmelik tutanağı bilirkişileri taşınmaz başında dinlenerek bu konuda kendilerinden olaylara dayalı bilgi alınmamış, bu yolla hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık sözleriyle tutanak bilirkişilerinin beyanları arasındaki çelişki duraksamasız giderilmemiştir. Bilgisine başvurulan bilirkişi ve tanıkların sözleri saik ve sebebi belli olmayan olaylara dayanmayan soyut nitelikteki sözlerden ibaret kalmıştır. Hazine tapusunun temelini oluşturan belirtmelik tutanağında taşınmazların öncesinin meradan açma olduğu açıklanmış, taşınmazların bulunduğu bölgede 4753 ve 5618 sayılı Yasa uyarınca mera tahsisi yapıldığı belirtilmiştir. Ancak uyuşmazlığın sağlıklı bir çözüme ulaştırılabilmesi için öncelikle yöntemine uygun şekilde mera araştırması yapılmamış, taşınmazların 4753 ve 5618 sayılı Yasa uyarınca mera tahsis haritası kapsamında kalıp kalmadığı, öncesinin geleneksel biçimde kullanılagelen mera olup olmadığı gereği gibi araştırılmamıştır. Mera tahsisi yapılmamış ise aynı doğrultudaki araştırmanın dava sonucunda yararı olmayan taşınmazın bulunduğu köye komşu belde yada köyler halkından seçilecek yaşlı, yansız yerel bilirkişi ile aynı yöntemle seçilecek tanıklar aracılığıyla taşınmazların öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde kullanılagelen kamu malı niteliğinde mera olup olmadığı yönünde yapılacak araştırma ve soruşturma ile belirlenmesi zorunludur. O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız yerel ve uzman bilirkişi ile tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar, hazine tapusunun temelini oluşturan belirtmelik tutanağı bilirkişileri ile kadastro tespit tutanağı bilirkişileri hazır olduğu halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü, süresi, sürdürülüş biçimi hakkında olaylara dayalı bilgi alınmalı, hazine tapularının temelini oluşturan belirtmelik tutanağı bilirkişileri taşınmazlar başında ayrı ayrı dinlenerek keşifte dinlenen bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık bulunduğu takdirde çelişki giderilmeli, ayrıca kadastro tespit tutanağı bilirkişileri de taşınmazlar başında ayrı ayrı dinlenerek yerel bilirkişi ve tanık sözleri arasındaki çelişki giderilmeli, dava konusu taşınmazlara dıştan komşu taşınmazların tespit tutanakları ve dayanakları kayıtlar ile yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli, taşınmazların mera tahsis haritası kapsamında kalıp kalmadığı, mera tahsis haritasının kapsamı dışında kaldığı takdirde öncesinin geleneksel biçimde kullanılagelen mera olup olmadığı belirlenmeli, taşınmazların mera olmadığı belirlendiği takdirde adına tescile karar verilen zilyet davacı ... ile bayisi ... ...'ün onaylı nüfus kayıt örnekleri getirtilerek kimlikleri bu yolla sağlıklı biçimde belirlenmeli, bundan sonra aynı çalışma alanı içerisinde adlarına kayıtsız ve belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla başkaca taşınmaz mal tespit yada tescil edilip edilmediği Kadastro Müdürlüğü, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece bu hukuksal olgular gözardı edilerek eksik araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulması isabetsiz, davalı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 04.05.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.