12. Ceza Dairesi 2013/15545 E. , 2013/25555 K. Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi Dava : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat Hüküm : Davanın reddine Davacının tazminat talebinin reddine ilişkin hüküm, davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Davalı vekilinin 23.01.2012 tarihinde tebliğ edilen hükmü CMUK’un 310/1. maddesinde öngörülen yasal bir haftalık süre geçtikten sonra 31.01.2012 tarihinde temyiz ettiğinin anlaşılması ka…
**12. Ceza Dairesi 2013/15545 E. , 2013/25555 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi Dava : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat Hüküm : Davanın reddine Davacının tazminat talebinin reddine ilişkin hüküm, davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Davalı vekilinin 23.01.2012 tarihinde tebliğ edilen hükmü CMUK’un 310/1. maddesinde öngörülen yasal bir haftalık süre geçtikten sonra 31.01.2012 tarihinde temyiz ettiğinin anlaşılması karşısında; 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesi gereğince temyiz isteminin REDDİNE, Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; Ereğli Cumhuriyet Başsavcılığının 10.06.2010 gün, 2010/1996 hazırlık, 2010/1043 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararının sanık müdafiine 25.06.2010 tarihinde tebliğ edildiği davanın 13.09.2010 tarihinde açılmış olduğu ve mahkemece davanın kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararın kesinleşmesinden önce açılmış olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi, Tazminat davasının hükmün kesinleşmesinden itibaren açılmasını öngören CMK'nın 142/1. maddesi, tazminat istemeye hak sahibi olan kimsenin soruşturma ve kovuşturmanın akıbetini ve kesin sonuca bağlanışını takip ederek dava hakkını gecikmeden kullanması öngörülerek düzenlenmiş ve dava açma süresi kararın kesinleşmesinden itibaren 1 yıllık hak düşürücü süreye bağlanmıştır. Kararın kesinleşmesinden önce açılan davalar bakımından CMK'nın 142/3. maddesi gereğince davanın dayanağını teşkil eden beraat hükmünün veya kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kesinleşmediğinin anlaşılması durumunda mahkemece dilekçenin reddi kararı verilmelidir. İtirazı kabil bu karar sonrası davacı kararın kesinleşmesini bekleyip yeni bir dava açtığı takdirde derdest dava söz konusu olmayacağı gibi dosyamızda olduğu gibi dosyanın geçirdiği safahat sonrası kanunda öngörülen bütün süreler bakımından davacının dava hakkı da ortadan kalkmayacaktır. İnceleme konusu somut olayda; kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin 10.06.2010 tarihli kararın davacı vekiline 25.06.2010 tarihinde tebliğinden itibaren davacı vekili tarafından 15 günlük süre beklenmek suretiyle dava açıldığı Ereğli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından bu tebliğatın esas alınmak suretiyle kesinleşme tarihinin 11.07.2010 olduğu belirtilmiştir. CMK'nın 172 maddesinde "Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir."hükmü yer almaktadır. Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresine en yakın ağır ceza mahkemesine itiraz edebilir. İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir şeklindeki düzenleme ile anılan karara itiraz hakkını zarar görene tanımış bulunmaktadır. Sanığa atılı görevi kötüye kullanma ve örgüte bilerek isteyerek yardım suçları millete ve devlete karşı suçlar kapsamında olup zarar görenin olmadığı da dikkate alındığında davacının kararın kendisine tebliğinden itibaren davayı açabileceği konusunda tereddüt bulunmamaktadır. Kaldı ki zarar göreni olup itiraz hakkının kullanıldığı bir durumda dahi, dava açıldığında henüz dava açma süresi başlamamış ise açılan davanın yargılaması sırasında, tazminat davasına konu kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararın kesinleşmesinin yargılama aşamasında gerçekleştiği durumlarda da, “Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması”nı yargıya bir görev olarak yükleyen Anayasa'nın 141 son maddesi hükmü uyarınca yargılamaya devamla bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi, Kanuna aykırı olup, davacı vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 13.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.