İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkilinin davadışı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü'nün "2020 YILI Avrupa 1. Bölge Abone İşleri Daire Başkanlığı Fatih, Bayrampaşa, ve Esenler İlçeleri Atıksu ve İçmesuyu Hatlarında Yapım, Bakım ve Onarım İşi"ni ihale ile üstlenerek…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/4118 KARAR NO : 2025/4549 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DAVANIN KONUSU : İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkilinin davadışı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü'nün "2020 YILI Avrupa 1. Bölge Abone İşleri Daire Başkanlığı Fatih, Bayrampaşa, ve Esenler İlçeleri Atıksu ve İçmesuyu Hatlarında Yapım, Bakım ve Onarım İşi"ni ihale ile üstlenerek çalışmalara başladığını, müvekkilinin çalışmalarını yürüttüğü sırada kendi bölgesindeki alt/üst yapıya zarar verildiği gerekçesiyle davalı tarafından hasar bedelleri tahakkuk ettirildiğini ve aynı zamanda İSKİ’ye bildirildiğini, müvekkilinin üstlendiği işi yaptığı sırada kendi bölgesindeki alt/üst yapıya zarar verdiği gerekçesiyle tahakkuk ettirilen hasar bedellerinin bir kısmı davalı tarafça icra takibine konularak tahsil edildiğini, bir kısım hasar bedellerinin ise müvekkili tarafından ihtirazı kayıtla davalı kuruma ödendiğini, İSKİ'nin baskısı altında bulunan ve cebri icra tehdidiyle karşılaşmak istemeyen müvekkili şirketin herhangi bir borcu olmamasına ve/veya talep edilen tutarda bir zarar vermemesine rağmen ödemek zorunda kaldığını, davalı tarafın kablolarının vs. alt/üst yapı tesislerinin hasar gördüğünü, hasarın davacı müvekkilince verildiğini iddia ettiğini, müvekkilinin iddia edilen yerde ve tarihte kanal kazısı çalışması yapmadığını, diğer hasar iddialarına ilişkin ise hasarların müvekkili tarafından verildiğine ilişkin bir tespit yapılamadığını, alt yapı konusunda gayri nizami ve gayri fenni altyapı sistemine sahip olan ... A.Ş. nin hatları kazı çalışmalarının çoğunda hasara uğradığını, bunun büyük çoğunluğu alt yapı hatlarının fen ve sanat kaidelerine, teknik şartnamelere uygun olarak döşenmemesi, gerekli ikaz ve uyarı önlemlerinin alınmamasından kaynaklandığını, elektrik mecralarının ve hatlarının döşenmesine ve işletilmesine yönelik şartname hükümleri açık olmasına rağmen, dosyaya celp edilecek davaya konu hasarların fotoğraflardan da görüleceği üzere, elektrik kabloları; gelişi güzel şekilde, hiçbir güzergah gözetilmeksizin, elektrik kablolarına ilişkin uygun dolgu uygulaması yapılmaksızın, her hangi bir uyarı ve ikaz önlemi alınmaksızın alelade bir şekilde toprak zemin içerisine döşendiği ve işletmelerinin bu uygunsuz koşullarda yapıldığı açık olarak görüldüğünü, BEDAŞ'ın Türkiye Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi (TEDAŞ) Genel Müdürlüğünce hazırlanan Elektrik Dağıtım Şebekeleri Kabloları Montaj (Uygulama) Usul ve Esaslarını içeren şartnameye uygun kablo döşemesi yapmadığını, bu sebeplerden dolayı; davanın kabulü ile, sonradan belirli hale getirmek üzere; gerek icra takiplerine konu edinen hasar bedelleri ile gerekse de icra takiplerine konu edilmeden önce ihtirazı kayıtla müvekkili şirketçe davalı şirkete haksız ve yersin yapılan ödemelerin şimdilik 568.461,21 TL’sinin ödeme tarihlerinden itibaren avans faiziyle birlikte davalı şirketten istirdadına ve müvekkiline iadesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Dava konusu hasarların meydana gelmesinde, müvekkili şirketin herhangi bir kusur ve sorumluluğu bulunmadığını, müvekkili şirketin üstlenmiş olduğu ve yürüttüğü görev, elektriğin günlük hayatta yüksek öneme sahip olması ve hizmetin ilgili İdare adına "İşletme Hakkı Devri" usulü ile yürütülüyor olması sebebiyle kamu hizmeti niteliğinde olduğunu, müvekkili şirketin, kamu hizmeti niteliğindeki elektrik dağıtımı işinin ilgili idare adına -belirli bir süre ile sınırlı olarak- işletilme hakkına sahip olduğunu, davaya konu adreslerde EPDK'nın verdiği yetki ve görev ile elektrik dağıtımı kamu hizmetini ifa eden müvekkili şirketin saha personelleri marifetiyle meydana gelen hasar olgusunun tüm detaylarını hasar anında kayıt altına almak suretiyle 6098 S.'lı TBK'nun 49. Maddesinde haksız fiilin ispatı bakımından aranan olguları belgelediğini, davaya konu hasarların, hasar vereni gösteren ve olay mahallinde usulüne uygun olarak tanzim edilmiş olan Hasar Tespit Tutanaklarına ve sair belgelere, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunu, Elektrik Piyasası Kanunu ve bu kanunlara müstenit yürürlüğe konulmuş olan Elektrik Dağıtımı ve Perakende Satışına İlişkin Hizmet Kalitesi Yönetmeliği gereği itibar edilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin hasara uğrayan kablo tesisini, Elektrik Dağıtım Şebekeleri Enerji Kabloları Montaj Usul ve Esasları, Tedaş Malzeme Teknik Şartnamesi, Yeraltı Kablo Kofresi Bağlantı Kutuları Teknik Şartnamesi ve ilgili tüm yasal mevzuatlara uygun olarak tesis ettiğini, müvekkili şirketin kablo tesislerinin döşenmesi konusunda her türlü sorumluluğu yerine getirerek hareket ettiğini, müvekkili kurumun kablolarına hasar verebilecek çalışma yapan kurum ve şirketlerin müvekkili şirket işletme müdürlükleri ile iletişime geçip haber vererek onlarla koordineli çalışma yapılması halinde bu tür zararların ve oluşan hasarların önüne geçilebildiğini, ancak dava konusu olayda davacı şirketın, müvekkili şirkete ne bir haber vermiş ne de yapılacak kazı çalışması için nezaretçi talep ettiğini, deney çukuru açılmaksızın yapılan kazı çalışmalarında da asıl kusur ve sorumluluk işbu kazı çalışmasını yapmış olan yanda olacağından bu sebeple de müvekkili şirkete kusur ve sorumluluk izafe edilmesinin mümkün olmadığını, bu sebeplerden dolayı; öncelikle HMK' nın 167. maddesi gereği tefrik kararı verilmesine, akabinde huzurdaki haksız ve yersiz davanın öncelikle usuli itirazları doğrultusunda usulden, aksi halde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; "... Mahkememizce yapılan yargılama neticesinde toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; davalı tarafından İSKİ tarafından davacı şirkete verilen 2020 yılı Avrupa 1. Bölge Abone İşleri Daire Başkanlığı Fatih, Bayrampaşa, ve Esenler İlçeleri Atıksu ve İçmesuyu Hatlarında Yapım, Bakım ve Onarım İşi kapsamında davacı şirket tarafından farklı mahallerde yapılan kazılar sırasında davalıya ait elektrik kablolarına zarar verilmesinden doğan hasarın davacı tarafından gerçekleştirildiği iddiasına dayalı olarak davacı aleyhine İstanbul 13. İcra Müdürlüğü'nün 2021/29213 E. - 2021/29222 E. - 2021/29201 E. - 2021/28947 E. - 2021/28941 E. - 2021/28948 E. - 2021/29109 E. - 2021/29108 E. - 2021/29118 E. - 2021/29110 E. - 2021/29023 E. - 2021/29015 E. - 2021/29031 E. - 2021/29589 E. - 2021/29205 E. - 2021/29587 E. - 2021/29588 E. - 2021/29020 E. - 2021/29206 E. - 2021/29203 E. - 2021/29202 E. - 2021/29208 E. - 2021/29018 E. - 2021/29022 E. Sayılı icra dosyalarıyla icra takibi başlatıldığı, davacı tarafça icra dosyalarında talep edilen miktarlara karşılık davalıya ödemiş olduğu şimdilik 568.461,21 TL'nin davalıdan istirdadına ilişkin dava açıldığı, davacı tarafça yapılan ödemeye ilişkin itirazi kayıt koyduğu ve istirdat davasının 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığının anlaşıldığı, davacı tarafından meydana gelen hasara ilişkin itirazda bulunmuşsa da davalı tarafça dosyaya sunulan hasar tespit tutanağı ve dinlenen tutanak mümzi tanıkları ile hasarın davacı tarafından gerçekleştirildiği hususunun davalı tarafından ispat edildiği, ancak davalının uğradığı zarar kalemleri yönünden davalı tarafça hasar verilen malzeme bedeline ilişkin belge ile ispat olunan 26.380,09-TL üzerinden davacının sorumlu olduğu, bunun dışında davalının hasarı kendi elemanları dışında özel eleman tutarak giderdiği için işçilik, montaj, araç, personel giderleri ile dağıtılamayan enerji bedeli eşik kesinti süre aşım bedel talebi, etüt koordinasyon bedel talepleri ile belge sunulmayan malzeme bedelleri yönünden ispata elverişli delil ve belge sunulmadığından bu kalemler yönünden davacıdan tahsil edilen miktarların haksız ve yersiz olduğu anlaşılmıştır.Düzenlenen dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli bulunan bilirkişi heyet raporunda da belirtildiği üzere; Davalı tarafça zarar kalemi olarak talep edilen dağıtılamayan enerji bedeli talebi yönünden Yargıtay 4. HD'nin 2015/10383 E. 2015/12692 K., Yargıtay 3. HD 2012/19781 E. 2012/24032 K.) Sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere;" tüketilmeyen elektrik santrallerde otomatik olarak üretilmeyip ancak kullanıldığı anda üretilerek enerji nakil hatları üzerinden dağıtılan bir enerji türüdür. Kullanılan enerji miktarı günün değişik saatlerinde farklı olduğundan kesinti (inkıta) süresi belirlenemez ve bu sebeple de satılamayan enerji bedeline hükmedilemez." "Hasar sebebiyle enerji nakil enerjisinin beslediği mahalde bir miktar elektrik kesintisinin olduğu muhakkaktır. Davacı elektrik enerjisi üreten bir şirket değildir, sadece dağıtımını yapmaktadır. Dolayısıyla kesinti sebebiyle henüz üreticiden bir elektrik almamıştır. Öte yandan mesken ve işyerlerine kullanılan elektrik miktarı günün değişik saatlerinde farklılık göstermektedir. Kablodaki hasar sebebiyle bir mahaldeki kesintinin hasar görmeyen enerji nakil hattından beslenmesi olanağı da mevcuttur. Kullanılan enerjinin kesinti süresinin kesin olarak belirlenmesinin mümkün olmadığı dikkate alındığında satılamayan enerji bedeli talep edilmesi usul ve yasaya uygun değildir."(İzmir BAM 4. HD 2018/563 E. 2019/524 K.) içtihatlar gereğince gerçek zarar ilkesine göre davalının dağıtılamayan enerji bedeli talebinde bulunamayacağı Mahkememizce kabul edilmiştir. Davalı tarafça talep edilen eşik kesinti süresi aşım bedeli talebi yönünden Elektrik Dağıtımı Ve Perakende Satışına İlişkin Hizmet Kalitesi Yönetmeliğine göre, abonelerin, yıllık eşik değerlerin aşılmasında veya günlük süreleri aşan kesintilerde dağıtım şirketi tarafından ilgili kullanıcıya tazminat ödenmesi gerekmektedir. Yani, sözü geçen yönetmelik, davalı şirketin abonelere tazminat ödemesine ilişkindir. Bu sebeple, davalı şirketin eşik kesinti süresi aşım bedelini davacıdan talep edebilmesi için sözü geçen bedeli ilgili kullanıcılara ödediğini somut belgelerle kanıtlaması gerekmekte olup, dosyada bu konuda bilgi ve belge bulunmadığı ve ispatlanamadığı anlaşılmakla gerçek zarar ilkesi gereğince davalının eşik kesinti süresi aşım bedeli talebinde bulunamayacağı Mahkememizce kabul edilmiştir. Hasarların onarımı için görevli Uzman, Mühendis, Müdür, Bölge Müdürü personeli davalı kurum bünyesinde görevli personel olduğundan, teknik değerlendirme ile sınırlı biçimde, davalı tarafın her bir hasar için Etüt koordinasyon bedel talebinde bulunamayacağı Mahkememizce kabul edilmiştir.Bu haliyle davacı tarafın davalı tarafça ispatlanan malzeme kullanılarak onarımı yapılan hasar bedeli olan 26.380,09-TL'den sorumlu olduğu, bu yönde davalının talep ettiği hasar bedelinin yerinde olduğu ancak bunun dışında davacının davalıya ödemek zorunda kaldığı miktarın haksız ve yersiz olduğu, bilirkişiler tarafından dava konusu her bir icra dosyası ve her bir ödeme için davacı tarafın sorumlu tutulabileceği toplam tutara ilişkin rapor ekinde sunulan çizelgelere göre yapılan hesaplamalar kapsamında Davacı tarafın 568.461,30 TL toplam alacak talebinden malzeme kullanılarak onarımı yapıldığı ispat edilen 26.380,09 TL malzeme bedelinin mahsubu sonrası kalan davacı tarafça haksız ödenen 542.081,21-TL asıl alacak yönünden davalıdan istirdat koşullarının oluştuğu, bilirkişiler tarafından ödeme tarihleri ile dava tarihi arasında 29.194,76-TL işlemiş yasal faiz hesaplaması yapılmış ise de, davacının talebinin her bir ödeme tarihinden itibaren avans faiz olduğu, tarafların tacir olması sebebiyle davacının avans faiz talebinin yerinde olduğu ve istirdadına karar verilen her bir miktar yönünden ödeme tarihinden itibaren avans faiz ödenmesi gerektiğinden, Davacı tarafça açılan davanın kısmen kabulü ile; davacı tarafça davalı tarafa yapılan haksız ödemelerden dolayı toplam 542.081,21-TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan istirdadına, davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. Davacı tarafça açılan davanın kısmen kabulü ile; davacı tarafça davalı tarafa yapılan haksız ödemelerden dolayı toplam 542.081,21-TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan istirdadına, davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine, ..." karar verilmiştir. Verilen karara karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Mahkemenin işçilik-montaj-araç-personel giderlerinin davacıya iadesi gerektiğine dair kararı doğru olmayıp kararın kaldırılması gerektiğini, haksız fiilden kaynaklı olduğu gözetildiğinde yasal faiz yerine avans faizine hükmolunması da hatalı olduğu sebebiyle kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; Haksız eylemden kaynaklanan istirdat istemine ilişkindir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı,İlk Derece Mahkemesince yaptırılan inceleme sonucunda düzenlenen ve hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu ve dosya kapsamındaki diğer delillerle örtüştüğü, alanında uzman bilirkişi raporunda belirtilen tespitlerin hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmadığı, tarafların tacir olması sebebiyle ticari avans faizine hükmedilmiş olmasının hukuken doğru olması sebepleriyle kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/616 Esas 2024/635 Karar sayılı 10/10/2024 günlü kararına yönelik davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 37.029,56 TL nispi istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 9.257,40 TL'nin mahsubuyla bakiye 27.772,16 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-İstinafa başvuran tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına, 5-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 6-Karar tebliği ve harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi Dairemizce yapılmasına, harç ve avans iadesi işlemleri ile 6100 Sayılı HMK'nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 10/12/2025