Başvurucu, 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yaptığı talep neticesinde hükmedilen tazminat miktarının zararlarını karşılamadığını, terör nedeniyle anne ve babasının öldüğünü, devletin sosyal risk ilkesi gereği vatandaşlarını koruması gerektiğini, davaya ilişkin yargılama işlemlerinin somut delillere dayanmadığını, malvarlığının terör nedeniyle zarar gördüğünü belirterek, Anayasa’nın 17. , 36. , 37. ve 38. maddelerinde tanımlanan hakl
Başvurucu, 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yaptığı talep neticesinde hükmedilen tazminat miktarının zararlarını karşılamadığını, terör nedeniyle anne ve babasının öldüğünü, devletin sosyal risk ilkesi gereği vatandaşlarını koruması gerektiğini, davaya ilişkin yargılama işlemlerinin somut delillere dayanmadığını, malvarlığının terör nedeniyle zarar gördüğünü belirterek, Anayasa’nın , , ve maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve uğradığı zararların tazminine karar verilmesini talep etmiştir. Başvuru, 8/5/2014 tarihinde Erzurum Bölge İdare Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 19/1/2015 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru dilekçesi ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, 5233 sayılı Kanun kapsamına giren zararlarının karşılanması talebiyle Kars Valiliği Zarar Tespit Komisyonuna başvuruda bulunmuştur. 26/5/2009 tarihli ve 2009/174 sayılı Zarar Tespit Komisyonu Kararında, “ …adı geçen şahıs adına Belencik Köyünde 120 dekar arazinin olduğunun tespit edildiği, ancak köyde 1993 tarihinde terör saldırısının olduğu, baskın sırasında köy korucularından 7 kişinin öldürüldüğü, baskından sonra köyün boşalmadığı ancak, bu baskında ailede ölüm olayının olması, arazilerini kullanmalarında bir çekimserliğin olacağı nedeniyle iki yıl arazilerini kullanamadıkları komisyonumuzca değerlendirmeye alınarak (2) yıl gelir kaybı hesaplanması gerektiği; bu nedenle yukarıda sayılan tespitler ve dosya içeriğindeki evraklar göz önünde bulundurularak…toplam 00 TL tazminat ödenmesine…” karar vermiştir. Başvurucu tarafından, hükmedilen tazminat miktarının yeterli olmadığı gerekçesiyle Erzurum İdare Mahkemesinde dava açılmıştır. Erzurum İdare Mahkemesi’nin 22/9/2010 tarihli ve E.2009/933, K.2010/1232 sayılı kararı kapsamında ve "...Uyuşmazlığın çözüme kavuşturulabilmesi için davacının ileri sürdüğü, arazi zararı, yandığı belirtilen ahır zararı, evle birlikte yanan eşyaların zararı ve hayvan zararlarının ayrı ayrı irdelenmesi gerekmektedir.Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacının ikamet ettiği Belencik Köyünde başkaca terör olayının olmadığı, köyde genel ve mahalli seçimlerin yapıldığı, 2010 tarihinde beyanı alınan köy muhtarının köyün boşalmadığı ve devamlı olarak ikamet edenlerin olduğunu beyan ettiği anlaşılmakta olup, söz konusu köyün resmi olarak veya fiilen boşalmaması nedeniyle davacının iki yıl süreyle arazilerini kullanamadığından bahisle tazminat miktarının buna göre belirlenerek ödeme yapılmasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.Davacının yandığı belirtilen ahıra yönelik tazminat talebine gelince;1993 tarihinde jandarma tarafından düzenlenen olay yeri tutanağında, sadece "evin tamamen yandığı" ibaresine yer verilmiş ve ahırın yandığına yönelik bir ifadeye yer verilmemiş ise de, yörede yer alan tüm ev ve ahırların aynı bahçe içerisinde ve bitişik olarak inşa edildikleri bilinen bir gerçektir. Nitekim Zarar Tespit Komisyonu görevlilerince gerçekleştirilen 2007 tarihli keşifte de, davacıya ait ahırın yanması nedeniyle enkaz halinde olduğu belirtilmiştir. Buna göre 2007 tarihli keşif tutanağındaki yer alan bilgiler doğrultusunda davacının ahırının yanması nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekmektedir.Davacının yanan evde bulunan eşya zararlarına gelince;Davalı idare tarafından gönderilen bilgi ve belgelerden, davacıya ve ailesine kira yardımı ve eşya yardımı yapıldığı görülmekte ise de, davalı idare tarafından gerekirse bilirkişi incelemesi de yaptırılmak suretiyle ortalama bir evde bulunacak tüm eşyaların belirlenerek, belirleme sonucuna göre bir zarar tespiti yapılması gerektiği halde, bu konuda hiçbir araştırma ve hesaplama yapılmaksızın varsayıma ve tahmine dayalı bir şekilde tazminat miktarının belirlenmesinde hukuka uyarlık görülmemiştir.Davacının büyükbaş hayvan zararlarına gelince;Her ne kadar davacı tarafından, alt komisyonca mahallinde yapılan keşif sonucunda düzenlenen raporda zararının ortaya konulduğu belirtilmekte ise de; 1993 tarihinde meydana gelen saldırıda bazı hayvanların telef olup olmadığı, olmuş ise telef olan hayvanların sahibinin kim olduğunun sözkonusu olaydan onaltı yıl sonra keşif marifetiyle belirlenecek bir husus olmadığı, bu yönde hazırlanacak herhangi bir raporun ise nihai olarak karar vermeye yetkili zarar tespit komisyonu açısından bağlayıcı olmaması karşısında davacının bu iddiası yerinde görülmemiştir.Buna göre, davalı idare tarafından davacının yanan ahırı ile evde yanan eşyalarına yönelik zarar taleplerinin gerekirse bilirkişi incelemesi de yaptırılmak suretiyle hesaplanarak davacıya tazminat ödenmesi gerekirken bu hususlarda hiçbir inceleme yapmaksızın tesis edilen işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir.Öte yandan, dava konusu işlemin, davacının evinin yanması ve taşınmazlarını iki yıl süreyle kullanamaması nedeniyle toplam 127,00-TL ödeme yapılmasına ilişkin kısmı ile hayvan zararlarının tazmin edilmemesine yönelik kısımlarında ise hukuka aykırılık bulunmamaktadır…" gerekçesi ile dava konusu işlemin davacının yanan ahırı ile evde yanan eşyalarına yönelik kısmının iptaline, davacının evinin yanması ve taşınmazlarını iki yıl süreyle kullanamaması nedeniyle toplam 127,00-TL ödeme yapılması ile hayvan zararlarının tazmin edilmesine yönelik taleplerin ise reddine karar verilmiştir. Başvurucunun temyizi üzerine Danıştay Onbeşinci Dairesinin 19/12/2012 tarihli ve E.2011/9919, K.2012/14606 sayılı ilamıyla hükmün onanmasına karar verilmiştir. Başvurucunun karar düzeltme isteminin ise aynı Dairenin 19/12/2013 tarihli ve E.2013/13954 ve K.2013/11227 sayılı kararıyla süre aşımı yönünden reddine karar verilmiştir. Karar başvurucuya 17/4/2014 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu süresi içinde 8/5/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un maddesi şöyledir:“Aşağıdaki hükümler yürürlükten kaldırılmıştır.…b) 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 47 nci ve 54 üncü maddeleri,…” Aynı Kanun’un maddesi şöyledir:“2577 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir. GEÇİCİ MADDE 8- Bu Kanunla idari yargıda kanun yollarına ilişkin getirilen hükümler, 2576 sayılı Kanunun, bu Kanunla değişik 3 üncü maddesine göre kurulan bölge idare mahkemelerinin tüm yurtta göreve başlayacakları tarihten sonra verilen kararlar hakkında uygulanır. Bu tarihten önce verilmiş kararlar hakkında, kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan kanun yollarına ilişkin hükümler uygulanır.…” 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun mülga maddesi şöyledir:“ (Değişik birinci cümle: 5/4/1990 - 3622/23 md.) Danıştay dava daireleri ve İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurullarının temyiz üzerine verdikleri kararlar ile bölge idare mahkemelerinin itiraz üzerine verdikleri kararlar hakkında, bir defaya mahsus olmak üzere kararın tebliğ tarihini izleyen onbeş gün içinde taraflarca; a) Kararın esasına etkisi olan iddia ve itirazların, kararda karşılanmamış olması, b) Bir kararda birbirine aykırı hükümler bulunması, c) Kararın usul ve kanuna aykırı bulunması, d) (Değişik: 5/4/1990 - 3622/23 md.) Hükmün esasını etkileyen belgelerde hile ve sahtekarlığın ortaya çıkmış olması, Hallerinde kararın düzeltilmesi istenebilir. (Değişik: 5/4/1990 - 3622/23 md.) Danıştay dava daireleri ve İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulları ile bölge idare mahkemeleri, kararın düzeltilmesi isteminde ileri sürülen sebeplerle bağlıdırlar. (Değişik: 10/6/1994 - 4001/24 md.)Kararın düzeltilmesi istekleri esas kararı vermiş olan daire, kurul ve bölge idare mahkemesince incelenir. Dosyanın incelenmesinde tetkik hakimliği yapanlar, aynı konunun düzeltme yoluyla incelenmesinde bu görevi yapamazlar.(1)”