10. Hukuk Dairesi 2024/6052 E. , 2025/6351 K. MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/26 E., 2024/568 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kırşehir 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2015/208 E., 2023/435 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tar…
**10. Hukuk Dairesi 2024/6052 E. , 2025/6351 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/26 E., 2024/568 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kırşehir 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2015/208 E., 2023/435 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili işveren ... Grup İnşaat ...Ltd. Şti aleyhine açtığı asıl dava dilekçesinde; davacının 07.08.2012 tarihinde davalı şirket tarafından üstlenilen inşaatta demir ve kalıp ustası olarak çalışırken sürücü ... sevk ve idaresindeki aracın yol üzerinde bulunan inşaata ait demir çubuklara daha sonra da aracının kontrolünü kaybederek davacıya çarptığını ve davacının ağır kemik kırıkları olacak şekilde yaralandığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 1000 TL maddi tazminat ve 30.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili ... Sigorta ve ..... aleyhine açtığı birleşen 2015/343 Esas sayılı dava dilekçesinde, kazaya karışan aracın zorunlu mali mesuliyet sigortasının olmadığını, bu nedenle güvence hesabına müracaat ettiğini belirterek fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydı ile 1000 TL maddi tazminatın kaza tarihinden avans faizi ile sigorta şirketi poliçe limitleri dahilinde sorumlu olmak üzere müştereken müteselsilen davalılardan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili yargılama sırasında 283.971,58 TL'nın davalı ..... Ltd. Şti., geriye kalan 851.914,72 TL'nin davalı ... Hesabından tahsili ile 07.08.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesini, talebini toplamda 1.135.886,30 TL olarak ıslah ettiğini beyan ederek kaza tarihinden faizi ile birlikte kusur oranlarına göre davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... İnşaat Madencilik San. Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde, işçi sağlığı ve iş güvenliğinin sağlanması ve kazanın oluşmaması için her türlü önlemi alan, alınan bu önlemlere uyulmasını sağlayan ve denetimler yapan müvekkili şirketin iş kazası olarak tanımlanan trafik kazası nedeniyle hiç kusuru bulunmadığını, davacının aldığı ücretin bordroda görüldüğünü, davacı tarafça talep edilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yaralamalı trafik-iş kazasına sebebiyet veren dava dışı sürücü ...’in %75 oranında kusurlu olduğu, iş sağlığı ve güvenliği yönünden alınması ve uygulanması gereken önlemlerin alınmasında ihmali görülen davalı ... İnş. Müh. San. Tic. Ltd. Şirketinin ise %25 oranında kusurlu olduğu, yol kenarına istif edilmiş olan demir çubukların üzerinde hiçbir güvenlik önlemi alınmadan işveren tarafından çalışmak zorunda bırakılarak yaramalı trafik-iş kazasına maruz kalan işçi ... ’nin kusursuz olduğu, davacının %41 maluliyetinin bulunduğu, davacının geçirmiş olduğu iş kazası nedeniyle karşılanmayan sürekli iş göremezlik zararı miktarının 1.135.886,30 TL olduğu, davalı işveren ... Grup İnş. Mad. San. Tic. Ltd. Şti.'nin kusurla oranlı olarak davacının zararının 283.971,58 TL'lik kısmından sorumlu olduğu gerekçesiyle "asıl dava ve birleşen 2015/343 Esas sayılı dosyasının birlikte değerlendirilerek, davanın kısmen kabulü ile 1.135.886,30 TL alacağın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak (davalı ... Ltd. Şti. için 283.971,58 TL ile sınırlı olarak) davacıya verilmesine,15.000,00 TL manevi tazminatın davalı ... Ltd. Şti.'den alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... İnşaat A.Ş. vekili, davalı şirketin kaza ile arasındaki bağlantıya ilişkin dosya kapsamında tek bir delilin olmadığını, bilirkişinin %25 kusurlu olduğunu kabul ederek hazırladığı raporu kabul etmediklerini, kazanın oluşumunun işverenin kusurundan kaynaklanmadığını, iş müfettişinin raporunda demir çubukların kazaya katkısı olmadığının açık olduğunu, Mahkeme kararında müvekkili şirketin asıl alacağın %25'i oranında sorumlu olmasına karar verildiğini, ancak kararın yargılama giderleri ve harç kısmında değerin tümü üzerinden diğer davalı ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmalarına karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek temyiz yoluna başvurmuştur. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle, davaya konu kazanın trafik-iş kazası niteliğinde olduğunu, bu nedenle işverenin sorumluluğuna gidilip işverenin mali mesuliyet poliçelerinin araştırılması gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla kurumun yalnızca teminat limiti ile sorumlu olduğunu, kaza tarihi itibariyle poliçe teminat limitinin 225.000 TL ile sınırlı olduğunu, teminat limiti aşılarak hüküm kurulduğunu, geçici ödeme kararına istinaden davacıya ödeme yapıldığını, ancak Mahkemece bu tutarın tazminat miktarından düşülmediğini, zamanaşımı nedeniyle ıslah edilen miktarın reddi gerektiğini, davacının müteselsil nihai sorumluyu ibra ve feragat sözleşmesi yaptığından müvekkili kurumunda sorumluluğunun son bulduğunu, davadan önce, trafik kazasına sebep olan ... plakalı araç maliki ve sürücüsünü ibra ederek 14.01.2014 tarihli ibra sözleşmesi kapsamında tüm maddi ve manevi haklarından feragat ettiğini, davacının ibra ve feragate ilişkin irade açıklaması ile malik/işleten ve sürücü hakkında talebinden feragat ettiğine göre müvekkil kuruma karşı da dava açılamayacağını, zira sorumluların zararı tazmin etmeleri nedeniyle Güvence Hesabının da sorumluluktan kurtulacağını, davacıya SGK tarafından bağlanan gelirin bilirkişi raporunda miktar olarak hatalı değerlendirildiğini, kusur oranına ilişkin değerlendirmeleri kabul etmediklerini, iş göremezlik oranı yönünden çelişki giderilmeden yapılan tespitin hatalı olduğunu, tazminat hesaplamasına esas alınacak ücretin davacının fiili ve gerçek geliri üzerinden takdiri gerektiği, hesaplamayı bu yönden kabul etmediklerini, TRH -2010 tablosu kullanılmasının hatalı olduğunu, kararda faiz başlangıç tarihi belirtilmemiş olduğundan kararın hatalı ve eksik olduğunu, sigorta şirketinin temerrüde düşürülmediğini, faiz başlangıç tarihinin dava tarihinden itibaren olması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Dosyadaki kayıt ve belgelerden; 07.08.2012 tarihinde davacı inşaat şantiyesi içinde demir kesimi yaparken inşaat şantiyesinin yan tarafında yer alan yol üzerinde ...’in kullandığı aracın hakimiyetini kaybederek inşaat sahasına girmesi ile davacıyı yaraladığı ,Mahkemece hükme esas alınan kusur raporlarında dava dışı sürücü ...’in %75, davalı ... İnş. Müh. San. Tic. Ltd.'nin araç trafiğine açık olan yolun sağ kenarını işgal eder vaziyette demir çubukların istif edilerek işçilerin de bahse konu demir çubukların üzerinde çalışmak zorunda bırakılmış olması nedeniyle %25 kusurlu olduğu, kazazede ... ’nin kusursuz olduğu, davalı ... Hesabının ise sürücünün kusur oranı nispetinde poliçe limiti ile sınırlı olarak sorumlu olacağı kanaatinin bildirildiği, davacının sürekli iş göremezlik oranının SGK Sağlık Kurulunun 8.5.2015 tarihli kararı ve davalılar itirazı ile Yüksek Sağlık Kurulunun 26.02.2016 tarihli kararı ile %49,2 olarak belirlendiği, ancak kontrol muayenesi gerektiğinin belirtildiği, kontrol muayenesi sonucu SGK tarafından 25.5.2018 tarihli kararla sürekli iş göremezlik oranının 30.04.2018'den itibaren %17.2 azalma kaydı ile belirlendiği, kontrol gerekmediğinin bildirildiği, bu şekilde belirlenen sürekli iş göremezlik oranına davalılar tarafından itiraz edildiği, ancak davacının 17.2 oranını kabul ettiğini ve Kurum tarafından 17.2 olarak belirlenen iş göremezlik oranına itiraz etmediğini beyan ederek hesap raporu alınmasını istediği, davalıların itirazı üzerine Yüksek Sağlık Kurulu tarafından 25.3.2019 tarihli kararla düzeltme kaydıyla E cetveline göre %36 (30.4.2018 den itibaren) olarak belirlenen iş göremezlik oranına yine davalı itirazı ile ATK 3. İhtisas Kurulu ve ATK 2. Üst Kurul tarafından sürekli iş göremezlik oranının %41 olarak belirlendiği, hükme esas alınan hesap raporunda maluliyet oranının %41 olarak esas alındığı anlaşılmaktadır. 2.Gerek destek kaybından kaynaklı hak sahiplerinin, gerekse iş göremezlikten kaynaklı sigortalının maddi tazminat alacağının hesaplanmasında, gerçek ücretin esas alınması ön koşuldur. Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta primi ödemek amacıyla zaman zaman iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Gerçek ücretin ise öncelikle toplu iş sözleşmesi ile imzalı bordrolara, bunların yokluğu halinde ise işçinin kıdemi ve yaptığı işin özelliği ve niteliğine göre işçiye ödenmesi gereken ücrete göre tespit edileceği, iş yeri veya sigorta kayıtlarına geçmiş olan miktarın ücret olarak değerlendirilemeyeceği, Yargıtayın yerleşmiş görüşlerindendir. Öte yandan taraflar arasında işçi alacağına ilişkin görülen davada tespit edilen ücretin tazminat davasında hesaba esas alınacak ücret açısından kesin delil mahiyetinde olmayıp, kuvvetli delil mahiyetinde olup davacının yaptığı işe göre alacağı ücretin TÜİK, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı rayiç ücretleri ile ilgili meslek odasından bildirilecek ücret gözetilerek belirlenmesi gerektiği, sendikasız işçi için sendikalardan bildirilen ücretin de dikkate alınamayacağı gözden kaçırılmamalıdır. Davacının asıl dava dilekçesinde kalıp ustası olarak aylık 1900 TL, birleşen dava dilekçesinde aylık 1800 TL ücretle çalıştığının iddia edildiği, davacının SGK müfettişine 27.01.2015 tarihli imzalı beyanında 07.07.2012 tarihinde kalıp ustası olarak net 1500 TL ücretle çalışmaya başladığını bildirdiği, kaza tarihinde hizmet cetvelinden asgari ücret düzeyinde bildirim yapıldığının görüldüğü, Kırşehir Esnaf ve Sanatkar Odası tarafından demir ve kalıp ustasının 2012 yılında yevmiyesinin 80 TL, 12.05.2015 tarihli cevapta inşaatta çalışan kalıp ustasının 2012 yılında alabileceği ücretin 1500 TL olduğunun bildirildiği, Ticaret Odası tarafından demir ve kalıp ustasının 2012 yılı yevmiyesinin 70 TL olacağının bildirildiği, mahkemece Esnaf Odası Emsal Ücreti olan 2100 TL esas alınarak hesaplama yapılan rapora itibar edilerek karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu yöne ilişkin temyiz itirazları yönünden Mahkemece yapılacak iş, dosya kapsamından betonarme demir, kalıpçılık işinde usta olduğu anlaşılan davacının olay tarihinde yaptığı iş, kaza tarihindeki yaşı ve kıdemi dikkate alınarak, TÜİK, Çevre Şehircilik Bakanlığı rayiç ücretleri ile sendikalı olmadığının anlaşılması halinde sendikalar haricindeki meslek odalarından davacının bilinen dönemde alabileceği ücreti araştırmak, bu yönle tespit edilecek emsal ücretleri gözeterek yapılacak hesabı hükme esas alarak karar vermekten ibarettir. 3.6100 sayılı HMK'nın 266. maddesine göre Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. (Değişik cümle: 3/11/2016-6754/49 md.) Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. (Ek cümle: 03/11/2016-6754/49 md.) Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez. Aynı Kanun'un 281/1 inci maddesine göre "Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler.(Ek cümle:22.07.2020-7251/24 md.) Bilirkişi raporuna karşı talebin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor veya imkânsız olması ya da özel yahut teknik bir çalışmayı gerektirmesi hâlinde yine bu süre içinde Mahkemeye başvuran tarafa, sürenin bitiminden itibaren işlemeye başlamak, bir defaya mahsus olmak ve iki haftayı geçmemek üzere ek süre verilebilir düzenlemesi yer almaktadır. Bilindiği üzere HMK'nın 30. maddesi kapsamında düzenleme altına alınmış olan usul ekonomisi ilkesine göre de hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.02.2021 tarih ve 2018/10 (21) -94 E- 2021/111 K. sayılı ilamında da açıkça belirtildiği gibi "Bir tarafın bilirkişi raporuna itiraz etmemesi ile diğer (bilirkişi raporuna itiraz eden) taraf lehine usulî kazanılmış hak doğar. Yani, bir taraf bilirkişi raporuna itiraz etmez, diğerinin itirazı üzerine yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılır ve ikinci bilirkişi raporu birinci rapora itiraz edenin daha da aleyhine olursa, ilk rapora itiraz etmeyen taraf bakımından ilk bilirkişi raporu kesinleştiğinden ve bununla diğer taraf lehine usulî kazanılmış hak doğduğundan, mahkemenin ilk bilirkişi raporuna göre karar vermesi gerekir (Kuru, B., Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:3, s. 2753)" Dairemizce maddi tazminat hesabında bakiye ömür tespitinde TRH 2010 tablosu esas alınmakta ise de, 01.03.2017 tarihli kök hesap raporunda davacının bakiye ömür süresinin PMF 1931 tablosuna göre 26 yıl olarak belirlenip davacının PMF tablosunun kullanılmasına açık itirazı olmadığı halde, hükme esas alınan 14.2.2023 tarihli ek raporda TRH 2010 tablosu esas alınarak hesaplama yapılması davalı taraf lehine oluşan usuli kazanılmış hak kapsamında hatalı olmuştur. 4.Mahkemece yapılacak iş, asıl ve birleşen davalar yönünden ayrı ayrı hüküm kurmak, davacının kalıp ,demir ustası olduğunu gözeterek yöntemince emsal ücret araştırması yapmak, davacının %17.2 olarak belirlenen sürekli iş göremezlik oranını kabul ettiğine dair beyanı karşısında hesap raporuna esas alınacak maluliyet oranının %17.2 den fazla olamayacağını gözetmek, yukarıda açıklanan şekilde yapılacak araştırmaya göre belirlenecek ücreti ve davacı tarafından itiraz edilmeyen %17.2 sürekli iş göremezlik oranını 14.02.2023 tarihli hesap raporuna uygulamak, davacının temyiz yoluna başvurmamış olması nedeniyle bu raporda esas alınan işlemiş dönem sonunun ileri çekilemeyeceğini dikkate almak, yine 01.03.2017 tarihli kök hesap raporunda davacı vekilince bakiye ömür süresinin PMF tablosuna göre belirlenmesine itiraz etmemiş olması nedeniyle alınacak raporda PMF tablosunu esas almak, Güvence Hesabının sorumluluğunun işleten ve yardımcılarının kusuru ile poliçe limiti ile sınırlı olduğu göz önünde bulundurularak, Güvence Hesabının sorumluluğu yönünden poliçe limiti olan 225.000 TL'nin aşılamayacağını gözeterek hüküm kurmak, davalı işverenliğin temyiz kapsam ve sebepleri gözetildiğinde 1.135.886,30 TL zarar bakımından davacı lehine oluşan usuli kazanılmış hakları gözetmek, taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış haklar dikkate alınmak suretiyle sonucuna göre karar vermektir. Kabule göre de davacının talebi kapsamında kusur oranına göre karar verilmesine rağmen, yargılama giderinin tamamından davalı işverenliğin müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulması isabetsizdir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde temyiz eden ilgililere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.