İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/01/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı şirketin, İstanbul 12. Sulh Hukuk Mahkemesi nezdindeki 202/74 D.İş numaralı dosya marifetiyle, davacı şirketin adresinde delil tespiti yapılması amaçlı davayı 14.06.2022 tarihinde ikame ettiğini, bu doğrultuda hazır edilen bilirkişi heyetinin 24.0…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/1077 KARAR NO: 2026/46 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 24/01/2024 NUMARASI: 2022/727 Esas - 2024/38 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/01/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı şirketin, İstanbul 12. Sulh Hukuk Mahkemesi nezdindeki 202/74 D.İş numaralı dosya marifetiyle, davacı şirketin adresinde delil tespiti yapılması amaçlı davayı 14.06.2022 tarihinde ikame ettiğini, bu doğrultuda hazır edilen bilirkişi heyetinin 24.06.2022 tarihinde adrese gelerek tespitlerini yapmış ve mahalde ... markalı ürünlerin bulunduğuna dair görüş bildirmiş olduklarını, davalı şirketin delil tespiti talebini gerekçelendirmek adına "kendilerinin ... .... firması ile 19.05.2014 tarihinde bir distribütörlük sözleşmesi imzaladıklarını, kendilerine tek alıcılık yetkisi veren bu sözleşmenin halen daha yürürlükte bulunduğunu, ancak davacı şirketin söz konusu sözleşmeye aykırı bir şekilde ... marka ürünlerini ithal ettiğini Türkiye ülkesinde üçüncü kişilere satış gerçekleştirdiğini ve bunun haksız ve hukuka aykırı bir eylem teşkil ettiğini" ifade ettiğini, gerek delil tespiti esnasında gerekse de rapor tanzim edildikten sonra, tespitin haksız ve kötü niyetli olduğu yönündeki itirazlarda bulunulduğunu, dava konusu delil tespitinin distribütörlük sözleşmesinin feshedilmiş olması sebebiyle haksız nitelikte olduğunu, sözleşmenin Mayıs 2019 tarihinde feshedildiğini, davalı şirketçe gerçekleştirilen 24.06.2022 tarihli delil tespitinin mevcut bir hakka dayanmadığı ve haksız olduğunu, delil tespiti keşfi sonrası, davalı tarafın piyasada ilişki içerisinde bulunduğu diğer firma yetkililerine "davacının depolarını basmak suretiyle bilirkişi incelemesi yaptıkları ve davacının haksız ithalatçı ve fırsatçı bir şirket konumunda olduğuna dair" beyanlarda bulunduklarını ve tüm bu sebeplerle davanın kabulü ile 150.000,00 TL manevi tazminatın 24.06.2022 tarihinden itibaren işletilecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalı taraftan tahsilini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; Yapılan delil tespitinin hukuka uygun olduğunu, delil tespiti öncesinde sözleşmenin feshedilmemiş olduğunu, sözleşmenin 5. Maddesinde sözleşmenin satıcı Türkiye'de kendi ürünlerini üretmek için fabrika kurduğu zaman sona ereceğinin belirtildiğini, henüz Türkiye'de bu ürünlerin üretimini yapacak fabrika kurulmadığını, sözleşmenin hukuken sonlandırılması için davalı şirkete herhangi bir ihtarname de gönderilmediğini, sözleşmenin sonlandırılıp sonlandırılmadığının yargılamayı gerektiren bir konu olduğunu, sözleşmede belirlenen fesih şartının oluşmadığını, ortada haksız bir fiil söz konusu olmadığını ve tüm bu sebeplerle davanın reddini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesince; "...Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; her kadar davacı tarafça İstanbul 12. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2022/74 Değişik İş sayılı dosyasında davalı tarafın talebi üzerine davacı tarafın iş yerinde 24/06/2022 tarihinde yapılan ve haksız olduğu belirtilen delil tespitinden kaynaklı olarak manevi tazminat talebiyle iş bu dava açılmışsa da, davalı şirket ile dava dışı ... .... ... şirketi arasında imzalanan 19/05/2014 tarihli sözleşme ile ... ....... şirketine ait ürünlerin davalı tarafça satışının yapılması konusunda anlaşmaya varıldığı, sözleşmenin 5. Maddesinde "... İşbu sözleşme, Satıcı Türkiye'de kendi ürünleri üretmek için fabrika kurduğu zaman sona erecektir..." düzenlemesinin yer aldığı, iş bu davanın açıldığı tarih itibariyle dava dışı şirket tarafından henüz fabrika kurulmadığı, bu sebeple sözleşmenin sona erme koşulunun gerçekleşmediği, yine davacı tarafça davalı ile ... .... ... arasındaki sözleşmenin fesh edilmiş olduğu iddia edilmişse de, fesih iradesi içeren mailin 25/06/2022 tarihinde dava dışı şirket tarafından davalı yana gönderilmiş olduğu, dolayısıyla delil tespitinin yapıldığı tarih ( 24/06/2022) itibariyle davalı yanan ... .... ... şirketinin Türkiye temsilcisi olarak davacı şirkete ilişkin delil tespiti yaptırmasının haksız ve hukuka aykırı olmadığı, dolayısıyla davacı şirketin kişilik haklarına saldırının söz konusu olmadığı ve davacı lehine manevi tazminat koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.Davanın reddine ..." karar verilmiştir. Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Kararın eksik incelemeye dayandığını, delil tespitine dayanak sözleşmenin Mayıs 2019 tarihinde feshedildiğini, Mayıs 2019 tarihindeki sözlü feshe itibar edilmediği takdirde mail yazışması tarihi olan 04.08.2020 tarihinin dikkate alınmasının gerektiğini, mahkemece 04.08.2020 tarihli mail yazışması dikkate alınmayarak 25.06.2022 tarihli mail yazışmasının dikkate alındığını, davalı şirketin 2020 ve 2021 yıllarında davacı şirketten ... marka ürünleri satın aldığını ve bu durumun davalının Türkiye'deki tek yetkili distribütör olmadığını bildiğini kanıtladığını, bu halde davalı şirketin delil tespiti talebinin de haksız olduğunu, davacı şirketin davaya konu delil tespiti sebebiyle kişilik haklarının zedelendiği ve ticari itibarının zarar görmüş olduğu, karşı vekalet ücretinin yanlış hesaplanmış olduğunu, AAÜT 10/3 maddesi gereğince maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin gerektiğini tüm bu sebeplerle kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; Haksız delil tespitinden kaynaklı kişilik haklarının ihlali ile ticari itibarın zedelendiği iddiasına dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir (İstanbul 12. Sulh Hukuk Mahkemesi 2022/74 D.İş sayılı dosyası).HMK'nın 400. Maddesinde delil tespitinin istenebileceği haller düzenlenmiştir. "...MADDE 400- (1) Taraflardan her biri, görülmekte olan bir davada henüz inceleme sırası gelmemiş yahut ileride açacağı davada ileri süreceği bir vakıanın tespiti amacıyla keşif yapılması, bilirkişi incelemesi yaptırılması ya da tanık ifadelerinin alınması gibi işlemlerin yapılmasını talep edebilir (2) Delil tespiti istenebilmesi için hukuki yararın varlığı gerekir. Kanunda açıkça öngörülen hâller dışında, delilin hemen tespit edilmemesi hâlinde kaybolacağı yahut ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ihtimal dâhilinde bulunuyorsa hukuki yarar var sayılır..."Davacı şirket istinaf dilekçesinde dava dışı ... ...., ... isimli şirket ile davalı şirket arasındaki distribütörlük sözleşmesinin feshedildiğini, buna rağmen davalı şirketin fesih tarihinden sonra delil tespiti yaptırmasının haksız olduğunu, mahkemece fesih tarihlerinin dikkate alınmadığını, haksız delil tespitinden kaynaklı olarak kişilik haklarının ve ticari itibarının zedelendiğini belirtmiştir.Davalı şirket ile dava dışı ... ...., ... isimli şirket arasında 19.05.2014 tarihinde distribütörlük sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşmenin 1. maddesi gereğince "Satıcı ... ürünlerini (... & ...) Türkiye'de yalnızca alıcıya satabilir." Sözleşmedeki bu madde doğrultusunda ... ...., ... isimli şirketin ... ürünlerini Türkiye'de yalnızca davalı ... Makina isimli şirkete satacağı hususunda anlaşma sağlandığı görülmüştür.Bilindiği üzere tek satıcılık sözleşmesi, üretici/sağlayıcı ile distribütör (dağıtıcı) arasındaki hukuki ilişkileri düzenleyen bir sözleşme türüdür. Bu sözleşmede sağlayıcı yani üretici, mallarının tamamını ya da bir kısmını belli bir bölgede satmak üzere bedeli mukabilinde distribütöre göndermeyi, distribütör de üreticinin ya da sağlayıcının dağıtım ağına dahil olarak sözleşme kapsamındaki mal veya hizmetleri kendi adına ya da hesabına satıp bu mal veya hizmetlerin sürümünü arttırıcı faaliyetlerde bulunmayı üstlenir. ... ürünlerinin davacı şirket tarafından ithal edildiği ve bu ürünlerin Türkiye'de satışının yapıldığının davalı şirket tarafından öğrenilmesi üzerine, davalı şirketin bu durumun bahsi geçen distribütörlük sözleşmesine aykırı olduğu gerekçesiyle İstanbul 12. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2022/74 D.İş sayılı dosyasında delil tespiti istediği görülmüştür. Davacı şirket, sözleşmenin dava dışı şirket tarafından feshedilmiş olduğunu, delil tespitinin fesih tarihinden sonra gerçekleştirilmiş olmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirtmişse de bahsi geçen sözleşmenin 5. Maddesinde "İşbu Sözleşme, Satıcı Türkiye'de kendi ürünlerini üretmek için fabrika kurduğu zaman sona erecektir. Satıcı ve Alıcı ayrıca yeni sözleşmeyi yapma konusunu da görüşebilirler." denilmek suretiyle sözleşmenin nasıl sona ereceği düzenlemiştir. Ancak dosya kapsamından dava dışı şirketin sözleşmeyi bu şart gerçekleşmeden feshettiği anlaşılmaktadır. Şu durumda davalı şirketin davacı şirkete ait iş yerinde delil tespiti yaptırmış olmasında zayıf da olsa somut birtakım emarelerin bulunduğu anlaşılmaktadır (Emsal; Yargıtay 4. HD 28/01/2015 tarih 2014/4987 Esas, 2015/1053 Karar sayılı ilamı) Hal böyleyken davalı şirketin delil tespiti istemiş olmasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.Dosya kapsamından; Davalı şirket tarafından dava dışı şirketin Türkiye'de başka bir şirkete satış yaptığı yönünde kanaati oluştuğu ve bundan kaynaklı olarak davacı şirkete ait iş yerinde bilirkişi marifetiyle inceleme gerçekleştirildiği, söz konusu delil tespiti işleminin hukuka uygun bir şekilde mahkeme kanalı ile yapıldığı, bilirkişilerce tanzim edilen raporda davalı şirketin kanaatini doğrular tespitlere yer verilmiş olduğu, davalı şirketin davacı şirkete iftira atma ya da salt zararlandırma amaçlı hareket ettiğine ilişkin dosyada herhangi bir delil bulunmadığı gözetildiğinde davaya konu işlemlerin yasal şikayet hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.Şu durumda haksız delil tespiti bulunduğundan söz edilemeyeceğinden davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır.Vekalet ücreti yönünden yapılan istinaf incelemesinde;Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 10/3 maddesi gereğince manevi tazminat isteminin tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur. Bu düzenlemeye göre İlk derece mahkemesince manevi tazminat isteminin reddi sebebiyle davalı lehine maktu vekalet ücreti hükmedilmesi gerekirken nispi vekalet ücretine hükmedilmesi hukuka aykırı olup davacı vekilinin bu yöndeki istinaf talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir. Yukarıda açıklanan hususlar gereğince davacı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince kaldırılmasına ancak bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, davanın reddine, davalı şirket vekille temsil edildiğinden ilk derece mahkemesinin karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 10/3. maddesi gereğince 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesi yönünde yeniden karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile; İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/727 Esas 2024/38 Karar sayılı 24/01/2024 günlü kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden bu kapsamda; 2-Davacı tarafından davalı aleyhine açılan manevi tazminat davasının REDDİNE, 3- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 3/a-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu karar ve ilam harcının, 2.561,63 TL'den mahsubuyla fazla yatırılan 1.829,63 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3/b-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 3/c-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 3/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10/(3). maddesine göre 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 4- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 4/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 4/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 215,00 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 1.384,40 TL yargılama giderinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemleri ile HMK nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 14/01/2026