10. Hukuk Dairesi 2012/16737 E. , 2012/21961 K. Mahkemesi :İş Mahkemesi No :289-875 Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davacı Kurum ve davalılardan ...’ın vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1- 6100 sayılı Hukuk M…
**10. Hukuk Dairesi 2012/16737 E. , 2012/21961 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi No :289-875 Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davacı Kurum ve davalılardan ...’ın vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesinin b bendinde (Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 388. maddesinde) tanımlanan unsurları taşıması ve “tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile varsa kanunî temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adresleri” yönündeki hükümlerinin kararın yazımında dikkate alınması gerekir. Davalılardan ...’ın adının karar başlığına “...” olarak yazılmış olası, usul ve yasaya aykırıdır. 2- Davadışı... Elektrik Dağıtım A.Ş. (DEDAŞ) ile davalı... Elkektrik Tes. Taah. San. Tic. Ltd. Şti. arasında yapılan sözleşme ile, köylerin AG-OG elektrik bakım onarım işlerinin davalılardan... şirketine verildiği; davalılardan şirketin çalışanı olan kazalı ve başkaca 2 işçinin çalışmalarının, davadışı DEDAŞ çalışanı olan davalılardan ... tarafından sürekli kontrol edildiği, çalışılacak hattaki elektrik kesilme işinin DEDAŞ çalışanları tarafından talimatlandırılıp, çalışıldığı; kazalının, akımın kesildiği bildirilen direkte çalışmaya başladığında, elektrik akımına maruz kalıp, davaya konu iş kazasının meydana geldiği belirtilmiştir. a) Davada halledilmesi gereken sorunlardan birisi; zararlandırıcı sigorta olayına maruz kalan sigortalıyı çalıştıran davalılardan... Ltd. Şti. ile davadışı DEDAŞ arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinin bir başka ifade ile, asıl işveren-alt işveren(taşeron) ilişkisi olup olmadığının saptanmasıdır. Kaza tarihinde yürürlükte olan 506 Sayılı Kanunun 87. maddesi hükmüne göre aracı, bir işte veya bir işin bölüm veya eklentisinde işverenden iş alan ve kendi adına sigortalı çalıştıran üçüncü kişidir. Asıl işveren taşeron ilişkisinin varlığı için öncelikle işin başka bir işverenden alınmış olması, bir başka ifade ile asıl işverenin işverenlik sıfatına sahip olması, asıl işyeri ya da işyerinden sayılan yerlerde kendi adına işçi çalıştırıyor olması gerekir. İşin belirli bir bölümünde değil de tamamının bir bütün halinde ya da bölümlere ayrılarak başkalarına devredildiği, işten bu yolla tamamen el çekildiği, sigortalı çalıştırılmadığı için işveren sıfatının haiz olunmadığı durumda ise, bunları devralan kişiler alt işveren, devredenler de asıl işveren olarak nitelendirilemeyecektir. Aracı sıfatının kazanılmasında diğer koşullar ise asıl işverenden istenilen işin, asıl iş ya da işyeriyle ilgili işin bir bölümünde veya işyeri eklentilerinde alınmış olması ve bu işte işi alanın kendi işçilerinin çalıştırılması ve bu nedenle de işveren sıfatına sahip olunmasıdır. Mahkemece, yukarıda belirtilen şirketler arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisinin bulunup-bulunmadığı belirlenmelidir. b) Davalılardan ..., elektrik akımının kesilmesini telefonla ilgili şefliğe bildirdiği halde, hatalı hattın akımının kesilmiş olduğunu; DEDAŞ çalışanı davadışı ...’nin ise, elektrik akımının kesilme yetkisi kendisinde olup, trafoya talimat verip, davalı ...’e de beklemesini söylediğini, davalı ...’in beklemeyip, trafoyu arayarak akımı kestirdiğini, halbuki, olaydan 1-2 gün önce, hattın elektrik akımı başka hatta aktarılıp, beslendiğinden, çalışmanın yapıldığı hat yerine, başka hattın akımı kestirilip çalışmaya devam edilmesi nedeniyle kazanın meydana geldiğini beyan ettikleri görülmüş olup; Mahkemece, olayın nasıl meydana geldiği ve elektrik akımının kimin tarafından kestirildiği şüpheye yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yine, 01.07.2012 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 6098 sayılı Borçlar Kanununun 74. maddesi (mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu md 53.) hükmü gereğince, hukuk hakimi kesinleşen ceza mahkemesi kararındaki maddi olgu ile bağlıdır. Ceza mahkemesi kendine has usulî olanakları nedeniyle hükme esas aldığı maddi olayların varlığını saptamada daha geniş yetkilere sahiptir. Bu nedenle ceza mahkemesinde saptanacak maddi olayın yargısal bir kararla saptanmış olması gerçeği hukuk hakimini de bağlayacağından; Mahkemece, davadışı ...’nin sanık olarak yargılandığı ceza davasının sonucu beklenmelidir. Mahkemece, yapılacak araştırma ile, şirketler arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisinin bulunup bulunmadığı, elektrik akımının kesilme talimatının kimin tarafından verildiği belirlenip; ceza davasının kesinleşmesi beklenerek, Borçlar Kanununun 53. maddesi de gözetilmek suretiyle, kusur oran ve aidiyeti sonucuna göre belirlenerek karar verilmesi gerekirken, anılan araştırmalar yapılmaksızın, eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davacı Kurum ve davalılardan...’in vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 15.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.