İSTİNAF KARAR TARİHİ:05/03/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati haciz isteyen davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ TALEP:İhtiyati haciz talep eden davacı vekili talep dilekçesinde özetle; 2024 Aralık ayında müvekkilinin iş ortağı ... aracılığı ile ... Plakalı ... marka 2016 Model aracın satışına ilişki…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2026/224 KARAR NO:2026/397 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:24/12/2025 (Ara Karar) NUMARASI:2025/935 Esas (Derdest) TALEP:İhtiyati Haciz İSTİNAF KARAR TARİHİ:05/03/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati haciz isteyen davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ TALEP:İhtiyati haciz talep eden davacı vekili talep dilekçesinde özetle; 2024 Aralık ayında müvekkilinin iş ortağı ... aracılığı ile ... Plakalı ... marka 2016 Model aracın satışına ilişkin davalı şirket ile aracın fiyatı hususunda anlaşma sağlandığını, aracın satın alınmadan önce ekspertize götürüldüğünü ve aracın motorunun yağ yaktığını ve yağının da eksik olduğu bilgisinin alındığını, aracın işbu ayıbı, müvekkili iş ortağı ... üzerinden davalıya bildirilmiş olup, "aracın ne ayıbı varsa giderileceği" şeklinde geri bildirim alındığını, davalı tarafından, satın alınan aracın tamirinin yapılacağının bildirilmesi üzerine, aracın müvekkili tarafından, davalının yönlendirdiği araç servisine götürüldüğünü ve 1-2 hafta süren tamir işleminden sonra araç davalının yönlendirdiği servisten teslim alındığını, aracın bir müddet kullanıldıktan sonra motor yağının tekrar eksilmeye başladığını, aracın müvekkili tarafından tekrar aynı servise götürüldüğünü ve araçtaki sorunun devam ettiğinin bildirildiğini, servisten edinilen bilgiye göre, aracın yağ yaktığını ve aslında motorun revize edilmesi gerektiği (reaktifiye işlemi) hususunun davalıya bildirildiğini ancak davalının, aracı tamir ettirmek yerine araçta eksilen yağın tamamlatılması yönünde talimat verildiğini, müvekkilinin servisten aldığı bu bilgiyi davalıya bildirdiğini, davalının ise aracın ayıbına ilişkin servisten bir geri bildirim yapılmadığını, böyle bir geri bildirim yapılmış olsa idi aracın tamirinin yaptırılacağının söylediğini, ancak davalının bu söylemlerine rağmen aracın halihazır ayıbına ilişkin bir telafiye / tazmine yanaşılmadığını, söz konusu aracın nitelik ve/veya niceliğini etkileyen, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcı müvekkilinin beklediği faydaları ortadan kaldıran ve önemli ölçüde azaltan maddi, ekonomik ayıplar bulunması sebebiyle, işbu ayıpların giderilmesi yada aracın geri iadesi hakkında ihtarname gönderildiğini, davalı tarafın söz konusu ihtarnameye herhangi bir cevap vermemesi üzerine, aracın müvekkili tarafından tamir ettirildiğini ve tamir masraflarına ilişkin masrafın davalıya fatura edildiğini, bu nedenle icra takibi başlatıldığını ve davalının icra takibine itiraz ettiğini, bu nedenlerle fazlaya ilişkin tüm talep ve dava hakları saklı kalmak ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla; öncelikle dava sonunda müvekkilinin, davalıdan alacağı miktarın sonuçsuz kalma ihtimali bulunduğundan, yargılama sonuna kadar alacağın teminat altına alınması için davalı adına kayıtlı bulunan tüm menkul ve gayrimenkul malları ile bankalardaki hesapları üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince ihtiyati haciz talebi hakkında yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda,"Yukarıda belirtilen düzenlemelere göre, ihtiyati tedbir/haciz kararları esas hakkında kesin bir kanaat oluşmadan ve tam bir ispat aranmadan, yaklaşık ispatın varlığının yeterli olduğu hallerde verilen geçici nitelikte hukuki korumaya ilişkin kararlardır. Buna göre somut olayda, dava dilekçesi ile sunulan ve dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelerden talebin haklılığını ortaya koyacak yaklaşık ispat koşulunun sağlanmadığı, taraflarca sunulacak delillerin değerlendirilmesinin ardından davacının talep edebileceği bir alacak miktarı bulunup bulunmadığının belirlenebileceği, henüz alacak iddiasının ihtilaflı olduğu, alacağın bu haliyle muaccel olduğundan söz edilemeyeceği, davalının İİK'nun 257/2. maddesinde bentler halinde belirlenen davranışlar içerisine girdiği yönünde dosyamıza herhangi bir delil de sunulmamış olduğu anlaşıldığından bu aşamada verilecek ihtiyati haciz kararının ölçülü olmayacağı değerlendirilerek davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine," karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:İhtiyati haciz talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyadaki mevcut deliller ve olayın kronolojik gelişimi, ihtiyati haciz için aranan yaklaşık ispat şartını fazlasıyla karşılamakta olduğunu, mahkemenin, yaklaşık ispat şartını tam ispat seviyesine çekerek ihtiyati haciz talebimizi reddetmesinin hukuka aykırı olduğunu, İİK 257/1. maddesi uyarınca "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir." Aynı Kanun'un 258/1. maddesinde ise alacaklının, alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek delilleri göstermeye mecbur olduğu düzenlenmiş, HMK'nın 389/1. maddesi ise "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir" hükmünü amir olup bu yasal düzenlemeler ışığında, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için "yaklaşık ispat" yeterli olup, tam bir ispat aranmadığını, mahkeme, alacağın varlığı ve ihtiyati haciz sebepleri hakkında kanaat getirecek delillerin sunulmasıyla yetinmesi gerektiğini, somut olayda, davacı tarafından sunulan delillerin, yaklaşık ispat şartını fazlasıyla sağladığını, aracın ayıplı olduğu ekspertiz raporuyla sabitlenmiş, bu durum davalıya bildirilmiş, davalı tamir sözü vermiş ancak sözünü yerine getirmediğini, akabinde davacının kendi imkanlarıyla yaptırdığı tamir masraflarına ilişkin faturalar ve gönderilen ihtarname, alacağın varlığına dair güçlü emareler olduğunu, davalının icra takibine itiraz etmesi, alacağın ihtilaflı olduğu anlamına gelse de, bu durum ihtiyati haciz için aranan yaklaşık ispatı ortadan kaldırmadığını, aksi takdirde, her icra takibine itiraz eden borçlunun mal kaçırma veya alacaklıyı zarara uğratma potansiyeli görmezden gelinmiş olacağını, içtihatlar da göstermektedir ki, ihtiyati haciz talepleri, alacağın yargılama sonunda kesin olarak ispatlanması şartına bağlanamayacağını, özellikle ticari işlerde ve ayıplı mal satışından kaynaklanan alacaklarda, mevcut delillerle (ekspertiz raporu, ihtarname, faturalar, yazışmalar vb.) alacağın varlığına dair ciddi şüphe oluşturan bir durumun ortaya konulması, yaklaşık ispat şartı için yeterli olması gerektiğini, Mahkemenin, henüz layihalar aşamasında ve deliller tam olarak toplanmadan, alacağın "ihtilaflı" olmasını yaklaşık ispatın yokluğu olarak değerlendirmesi, İİK ve HMK'nın ihtiyati haciz müessesesinin ruhuna aykırı olduğunu, davalının mallarını kaçırma veya alacaklıyı zarara uğratma ihtimali her zaman mevcut olup, ihtiyati haciz tam da bu gibi durumlar için öngörüldüğünü beyanla, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE:Talep, ayıp nedeniyle onarın masrafına ilişkin olarak açılan itirazın iptali davasında ihtiyati haciz kararı verilmesi, istemidir.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, talep konusuna ilişkin olarak ihtiyati haciz şartlarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.İhtiyati haciz isteyen taraf, davalıdan satın alınan aracın ayıplı olduğu ve davalı tarafça onarımın taahhüt edilmesine rağmen yerine getirilmediği, onarım masrafının ödenmediği iddiasıyla incelemeye konu ihtiyati haciz kararı verilmesine ilişkin olarak talepte bulunmuştur. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 257/1. Maddesine göre, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir. Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için ispat gerekmez, yaklaşık ispat için delil sunulması yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamaktadır(Yargıtay 19 HD'nin 12/12/2019 Tarih,2019/2300 E-2019/5531 K). Somut olayda, davacı davalıdan satın aldığı aracın ekspertiz raporunda motorun yağ yaktığının anlaşılması üzerine davalının aracın ayıbını gidereceğini bildirdiği iddiası ile icra takibi başlatılmış ve itiraz üzerine de itirazın iptali davası açılmıştır.Ancak, bu aşamada alacağın varlığı ve miktarı çekişmeli olup, toplanacak delillere göre yapılacak yargılama sonucu bir neticeye varılabileceğinden bu haliyle yaklaşık ispat olgusunun dosyanın bulunduğu aşama itibariyle gerçekleşmediğinin kabulü gerekir. Bu halde İİK 257. maddesindeki koşulların oluştuğundan söz edilmesi mümkün görülmediğinden ilk derece mahkemesince, ihtiyati haciz isteminin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından ihtiyati haciz isteyen davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati haciz isteyen davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İhtiyati haciz isteyen davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İhtiyati haciz isteyen davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.05/03/2026