Başvuru, kaçak elektrik kullanımı iddiasıyla ilgili olarak tahakkuk ettirilen borca ilişkin menfi tespit davasında aboneliğin sonlandırılması yönünden aboneye ölçüsüz külfet yüklenmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, kaçak elektrik kullanımı iddiasıyla ilgili olarak tahakkuk ettirilen borca ilişkin menfi tespit davasında aboneliğin sonlandırılması yönünden aboneye ölçüsüz külfet yüklenmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle başvurucu 2/1/2003-24/5/2004 tarihleri arasında emlakçılık yaptığı adreste kiracı olarak bulunmuş ve 15/1/2003 tarihinde işyeri elektrik aboneliğini gerçekleştirmiştir. Başvurucu, söz konusu işi bırakarak işyerinden 24/5/2004 tarihinde ayrılmıştır. Başvurucu, işyerinden ayrılırken elektrik aboneliğini iptal ettirmeyi unuttuğunu belirterek daha sonra vekili (aynı zamanda damadı) olan Ö.E.nin 6/7/2005 tarihinde, üstünde "Abone Fesih Kâğıdı" yazan ve "Toroslar Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi Adana Müssesesi ... Şefliğine" hitaben hazırlanan matbu dilekçe şeklindeki belgeyi imzalamıştır. Sayacın numarasının ve son endeksinin yazılı olduğu belgede şirket çalışanı T.S.nin de imzası bulunmakta ve imza tarihi olarak 8/7/2005 yazmaktadır. Söz konusu işyerinde ilki 14/12/2005 tarihli olmak üzere kaçak kullanıma ilişkin tutanaklar tutulmuştur. Yaklaşık iki yıl sonra Toroslar Elektrik Dağıtım A.Ş. (Şirket) tarafından kaçak elektrik kullanımına ilişkin borcu bulunduğu gerekçesiyle başvurucu adına icra takibi başlatılmıştır. Bunun üzerine başvurucu, böyle bir borcu olmadığının tespitine ve haksız takipte bulunan davalının alacağın en az %40'ı oranında icra inkâr tazminatı ödemesine karar verilmesi talebiyle Adana Asliye Hukuk Mahkemesinde 13/3/2008 tarihinde dava açmıştır. Dava değeri 663,46 TL olup daha sonra ıslah edilmiştir. Başvurucu; davada kendisinden sonra aynı yerde faaliyette bulunan diğer kişilerin zaman zaman kaçak elektrik kullandıklarını ve bundan dolayı kendisinin takibe alındığını, takip yapılmaması için menfi tespit davası açtığını ifade etmiştir. Davalı Şirket ise abonenin usulüne uygun olarak kesilmiş enerjiyi yükümlülüklerini yerine getirmeden kullandığını tespit ettiğini, yedi adet Kaçak Elektrik Kullanma Tespit Tutanağı düzenlediği, kaçak elektrik kullanımından doğan borçtan kullanan ile birlikte abonenin de müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, başvurucunun kendileriyle yaptığı sözleşmeyi ihmali neticesinde feshetmediğini, sonuçlarına katlanması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Adana Asliye Hukuk Mahkemesi (Mahkeme) kaçak elektrik kullanımından veya normal tüketimden elektrik abonesinin kullananlarla birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağına dair Yargıtay kararlarına atıfla başvurucunun devam eden aboneliği üzerinden yapılan kaçak kullanımın ve tüketimin bedelinden elektriği kullanan kişiler ile müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu gerekçesiyle 25/9/2008 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Yargıtay Hukuk Dairesi, başvurucu vekilinin temyiz dilekçesi ekinde müvekkilinin aboneliğe konu işyerinde elektriği kestirdiğine dair abone fesih belgesini ibraz ettiğini belirterek öncelikle belgenin geçerli olup olmadığının tespitine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle 18/11/2009 tarihinde hükmü bozmuştur. Mahkeme; bozma kararına uyarak davalıdan söz konusu aboneliğin sona erdirildiğine dair tutanağın aslının gönderilmesini istemiş ve davalı, aboneliğin sona erdiğine dair bir belgenin mevcut olmadığını Mahkemeye bildirmiştir. Bunun ardından Mahkeme, bozma ilamına göre başvurucunun abone fesih belgesinin geçerli olmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle 9/11/2010 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Yargıtay Hukuk Dairesi 1/6/2011 tarihinde kararı ikinci defa bozmuştur. Gerekçede; ilk bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediğini zira davalı tarafından gönderilen cevapta çelişki bulunduğunu, başvurucunun sorumlu olup olmadığının saptanabilmesi için 6/7/2005 tarihli abone fesih kâğıdının davalı idarenin kayıtlarına işlenip işlenmediği hususunda araştırma ve inceleme yapılıp anılan belgeyi imzalayan görevli T.S.nin tanık olarak ifadesine de gerektiğinde başvurulmak suretiyle davalı idarenin cevap yazısındaki çelişki giderildikten sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir karar verilmesinin lüzumlu olduğunu belirtmiştir. Mahkeme, bozma kararına uyarak abone fesih kâğıdında imzası bulunan T.S.yi 11/6/2013 tarihinde tanık sıfatıyla dinlemiştir. T.S. "...belgedeki imza bana aittir, abone Tedaş'a taşınacağına dair beyanda bulunuyor, bunun üzerine Tedaş tarafından abonelik elektriğinin kesilmesi için o gün ben görevlendirilmişim, ben gidip elektriği kesip son endeksi abone fesih kağıdına yazdım ve imzaladım, imza benimdir, benim yaptığım bu işlem doğrudur, ben son endeksi aldım, bu kağıda yazdım, ondan sonra abonenin elektriği kestim..." şeklinde beyanda bulunmuştur. Mahkeme; T.S.nin ifadesiyle de teyit ettiği 8/7/2005 tarihli abone fesih kâğıdına bizzat kendisinin son endeksi yazdığının anlaşıldığı, icra takip tarihleri itibarıyla son endeks ve tahakkuk dönemlerinin elektriğin kesildiği ve abone fesih tarihinden sonraki dönemi ihtiva ettiği, diğer tanık ifadelerinden de başvurucunun 2005 yılında işyerini kapattığının ve dükkânı boşalttığının anlaşıldığı, icra dosyalarında kaçak elektrik kullanıldığı belirtilen dönemlerde başvurucunun taşınmazla fiilen ilgisini kesmiş olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, başvurucunun borçlu olmadığının tespitine karar vermiştir. Kararın temyiz incelemesi, bu kez Yargıtay Hukuk Dairesi tarafından yapılmış ve 9/4/2014 tarihinde karar bozulmuştur. Bozma kararında; abone fesih kâğıdını imzalayan ve davalı Şirketin görevlisi olan tanık T.S. başvurucunun aboneliğini feshettirmek için Şirkete başvurduğunu, kendisinin davaya konu işyerinde elektriği keserek bu belgeyi düzenlediğini ifade etmiş olsa da davalının cevabi yazısıyla, anılan abone fesih belgesinin Şirket arşivlerinde olmadığı ve başvurucunun aboneliğinin devam ettiğinin anlaşıldığı belirtilmiştir. Uyuşmazlığın fiilî kullanıcının eyleminden doğan kaçak kullanım bedelinden aboneliğini iptal ettirmeyen abonenin de fiilen kullananla birlikte müteselsilen sorumlu olup olmayacağı noktasında toplandığına dikkati çeken Yargıtay Hukuk Dairesi, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27/4/2011 tarihli ve E.2011/19-104 K.2011/239 sayılı ilamına atıfla kaçak kullanımdan abone ile fiilî kullanıcının müteselsilen sorumlu olduğunu ifade etmiştir. Daire sonuç olarak aboneliğini iptal ettirmeyen abonenin fiilî kullanıcının eyleminden doğan kaçak elektrik bedelinden müteselsilen sorumlu olacağı gözetilmeden karar verildiğini belirtmiştir. Mahkeme, yeniden bozma kararına uymuş ve 9/2/2015 tarihli kararıyla davanın reddine karar vermiştir. Mahkeme gerekçesinde aboneliğini iptal ettirilmedikçe fiilî kullanıcının eyleminden doğan kaçak elektrik bedelinden başvurucunun da kullananla birlikte müteselsil sorumlu olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ifade etmiştir. Karar, Yargıtay Hukuk Dairesinin 27/9/2017 tarihli kararıyla onanmış ve karar düzeltme talebinin 20/9/2018 tarihinde reddiyle de kesinleşmiştir. Başvurucu, nihai hükmü 28/11/2018 tarihinde öğrendikten sonra 28/12/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.