T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1479 - 2026/23 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1479 KARAR NO : 2026/23 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 17/09/2025 NUMARASI : 2025/744 Esas - 2025/43 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 15/01/2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 19/01/2026 Mahalli mahkemesince veril…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1479 - 2026/23 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1479 KARAR NO : 2026/23 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 17/09/2025 NUMARASI : 2025/744 Esas - 2025/43 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 15/01/2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 19/01/2026 Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalılar vekilleri tarafından süresi içinde ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; 17.04.2020 tarihinde, davalı sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortacısı, davalı ...’ün işleten ve sürücüsü olduğu ... plakalı kamyonet ile davacının sürücüsü olduğu ... plakalı aracın çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında davacının beyin kanaması ve kafa travması geçirdiğini, sağ gözünü kaybettiği, dişlerinin tamamının kırıldığını ve kollarından ağır şekilde yaralandığını, kazanın oluşumunda davalı sürücünün kusurlu olduğunu belirterek, davacının sürekli iş göremezlik zararı için şimdilik 1,00 TL, geçici iş göremezlik zararı için şimdilik 1,00 TL, sürekli bakıcı gideri için şimdilik 1,00 TL, geçici bakıcı gideri için şimdilik 1,00 TL, SGK’ca karşılanmayan (faturalandırılamayan) tedavi giderleri sebebiyle şimdilik 1,00 TL olmak üzere 5,00 TL’nin kaza tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili ıslah dilekçesi ile, sürekli iş göremezlik tazminatını davalı ... Sigorta A.Ş.'nin 135.000,00TL'sinden sorumlu olması kaydıyla 589.341,56 TL'ye, bakıcı gideri talebini 7.504,65-TL'ye, SGK'ca karşılanmayan tedavi ve yol gideri talebini 8.619,70-TL'ye artırarak davalılardan müştereken ve müteselsilen, geçici iş göremezlik tazminatını 37.301,77-TL'ye artırarak davalı ...'den tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının idaresindeki motosikletin davalının idaresindeki kamyonun kavşakta geçişini tamamladığı sırada kamyonun kasasının uç kısmına vurduğunu, kamyonun motosiklete vurmadığını, motosikletin kamyona çarptığını, kazanın meydana gelmesinde davacının kusurlu olduğunu, kaza sırasında davacının kask ve koruyucu ekipmanı bulunmadığını bildirerek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; geçici iş göremezlik tazminatı ile tedavi ve bakıcı giderinden davalı şirketin sorumluluğu bulunmadığını, sigortalı araç sürücüsüne atfedilen kusuru kabul etmediklerini, maluliyet ve kusur oranlarının tespitine yönelik rapor alınması talepleri bulunduğunu bildirerek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece kaldırma sonrası yürütülen yargılama sürecinde; 17.04.2020 tarihinde davalıların işleteni/sürücüsü ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu araçla davacının idaresindeki motosikletin çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığı, kazanın meydana gelmesinde davalı kamyonet sürücüsünün sola dönüş kuralını ihlalle asli kusurlu olduğu, ATK raporuyla kusur oranının %85 olarak tespit edildiği, kusur raporunun kazadan sonra düzenlenen kaza tespit tutanağı ve ceza mahkemesinde alınan raporla uyumlu olduğu, kaza tarihi itibariyle geçerli kabul edilen Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'ndan alınan maluliyet raporunda, davacının kazadan kaynaklı yaralanması nedeniyle engel oranının %30 olduğu, 12 ay geçici iş göremezlik, 3 ay bakıcı ihtiyacı doğduğunun belirtildiği, SGK 4/b kaydı bulunan davacının tanık beyanı ve dosyaya sunulan belgelere istinaden yapılan emsal ücret araştırması neticesinde tespit edilen gelir üzerinden yapılan hesaplamada davalı sigorta şirketi tarafından yapılan 06.09.2022 tarihi ödeme verilerine göre davacının zararının karşılanmamış olduğu, bilirkişi heyeti tarafından (karar tarihine yakın tarihteki verilere göre) davacının geçici iş göremezlik tazminatı 37.301,77 TL, sürekli iş göremezlik tazminatı 2.183.309,26 TL, bakıcı gideri 7.504,65 TL, tedavi gideri ise 8.619,70 TL olarak hesaplandığı, davacı motosiklet sürücüsünün kaza sırasında koruyucu ekipmanlarının bulunmadığı kazadan sonra düzenlenen kaza tespit tutanağı ile sabit olduğu, maluliyetine konu görme kaybı ile illiyeti nedeniyle hesaplanan tazminat tutarlarından kusur indirimi yapıldıktan sonra %20 müterafik kusur indirim yapılması gerektiğinin kabulü ile, davacı zararının 29.841,42 TL geçici iş göremezlik, 1.746.647,41 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 6.003,72 TL bakıcı gideri ve 6.895,76 TL tedavi gideri hesaplandığı, yargılama sırasında (kaldırmaya konu Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi gerekçeli kararından sonra) davalı ... tarafından davacı tarafa 740.067,23 TL ödeme yapıldığı, Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/460E. - 2023/517 K. sayılı kararına karşı davacı vekili davacının tazminata esas alınan gelirini ve davalı sigorta şirketinin sorumluluğunu, davalı ... vekili ise hükme esas alınan kusur ve maluliyet oranlarını istinaf sebepleri olarak bildirdiği, davalı ... tarafından hükme esas alınan gelire itiraz edilmediği gibi ilk derece mahkemesi kararından sonra yapılan ödemeye ilişkin açıklama da yapılmamış, Bölge Adliye Mahkemesi'nce istinaf sebepleri ile sınırlı inceleme yapılarak kaldırma kararı verildiği, davalı ... tarafından "Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/460 E. - 2023/517 K. sayılı dosyasında verilen karara" açıklamasıyla yapılan 740.067,23 TL ödemenin, (bilirkişi yerine geçmemek kaydıyla) Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/460E. - 2023/517 K. sayılı gerekçeli kararında asıl alacak (geçici, sürekli iş göremezlik, bakıcı, tedavi gideri), işlemiş faizi, harç, yargılama gideri ve vekalet ücreti toplamına isabet ettiği, davacının kaldırma kararından sonra hesaplanan müterafik indirimli sürekli iş göremezlik zararı 1.746.647,41 TL olup, davalı sigorta şirketi tarafından yapılan 275.00 TL ödemenin mahsubu ile 1.471.647,41 TL, davalı ... tarafından yapılan 740.067,23 TL ödemenin (yargılama gider ve diğer kalemler yönünden ayrım yapılmaksızın) mahsubu ile 730.580,18 TL sürekli iş göremezlik zararı hesaplanmış, davacı tarafından davalı sigorta şirketine 20.07.2020 tarihinde başvurulmuş olduğu, temerrüt tarihinin 31.07.2020 olduğu, davacı vekilinin ilk kararda davalı ...'dan tahsiline karar verilen tazminata uygulanan faiz türüne yönelik istinafı bulunmadığı gerekçesiyle ve ıslah dilekçesi de göz önünde bulundurularak; "1-Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, 589.342,56-TL sürekli iş göremezlik tazminatının (Davalı sigorta şirketi 135.000,00-TL bakiye teminat limiti ile sınırlı olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, sigorta şirketi yönünden 31/07/2020 tarihinden itibaren tazminata avans faiz işletilmesine, davalı ... yönünden olay tarihi olan 17/04/2020 tarihinden itibaren tazminata yasal faiz işletilmesine, 29.841,42-TL geçici iş göremezlik tazminatının davalı ...'den olay tarihi olan 17/04/2020 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya ödenmesine, 6.003,72-TL bakıcı gideri ve 6.895,78-TL tedavi giderinin davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden 31/07/2020 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi, davalı ... yönünden 17/04/2020 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine," karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; ilk yargılama sürecinde davacı ve vekili ile sulhen anlaşma ile sonuçlanmasından dolayı ilk Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/05/2023 tarihli, 2020/460 Esas - 2023/517 Karar sayılı gerekçeli kararında yargılama sırasında davacı ile davalı sigorta şirketinin anlaşmış olduğu ve bu bedeli davacının tahsil ettiği gözetilerek bu davalı hakkında davanın konusuz kaldığına karar verildiğini, HMK'nın 315. maddesinde; “(1) Sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre, sulhe göre karar verilmesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verir. (2) İrade bozukluğu ya da aşırı yararlanma hâllerinde sulhun iptali istenebilir." hükmünün yer aldığını, HMK'nın bu hükümleri gereği taraflar arasında yapılan sulh müzakerelerinin (Ek-2; Davacı vekilinin sulh talebine konu e-posta kaydı/Ek-3; Taraflara ait e-postalarda yazılı teklif ve kabullere konu müzakere kayıtları- 69 sayfa-) Ek-2 ve Ek-3 de yer alan kayıtlarda görüleceği üzere gayet şeffaf ve taraf rıza ve iradelerine uygun yapılmış olması karşısında, yapılan sulh sözleşmesinde davacı vekilinin öne sürdüğü irade bozukluğu veya aşırı yararlanma hallerinin bulunmadığı, bu halde davacının beyan ve talebinin gerekçesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, ödeme tarihindeki (ibraname tarihi) verilere göre ödemenin yeterli olduğu, bu şekli ile davacı yan vekilinin davacı adına açık yazılı rıza beyanı ile davalı şirketi ibra ettiği ortada iken taraflar arasında yapılan haricen bu sulhen anlaşma hükümlerine uygun olarak davalı şirket tarafından anlaşılan miktar üzerinden tazminat bedelinin ve vekalet ücretinin davacı vekilinin gösterdiği iban'ına defa'aten ödenmiş olması karşısında, mezkur Sulh-İbra Belgesinin 2918 sayılı KTK’nın 111. maddesi uyarınca yetersiz olduğundan ve yapılan bu ödeme hakkında da makbuz kavramı/anlamı taşıdığına dair bir sonuç çıkarımından söz edilemeyeceğini, süreçte taraflar ve temsilciler arasında sulh+ ibra+feragat beyanları yazılı olarak tarafların açık rıza ve iradelerine uygun şekilde yapıldığını, ancak istinaf öncesi dava derdest iken davacı yan o anki ihtiyacımdan dolayı ödemeyi/ibrayı/sulhü kabul ettim diyerek, davayı poliçe limiti üzerinden ıslah ettiğini, tüm bu somut delillerle desteklenen açıklamalar sonucunda da edimler arasında açık oransızlık ve yetersiz anlaşmaya karşı (defi yolu ile) geçersizlik halinden asla söz edilemeyeceği gibi davacının sahip olduğu hakkını talep etme sürecindeki artniyetli davranışlarının hukuk düzenince korunmasının da beklenilemeyeceğini ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; davalı müvekkili ... tarafından, önceki ilk derece mahkemesi kararı doğrultusunda, dava konusu trafik kazası sebebiyle uğramış olduğu maddi zarara karşılık 06.06.2023 tarihinde doğrudan davacı tarafa haricen 740.000,00 TL ödeme yapıldığını, bu durum davacı tarafın kabulünde olduğu gibi ödemeye ilişkin dekont örneklerinin de sunulduğunu, mahkemece bu tutarın, sigorta şirketinin ödemesinde olduğu gibi ödeme tarihi itibarıyla davacının tüm zararını karşılayıp karşılamadığına dair oransal hesaplama yapılmadığını, kaldı ki, yapılan ödeme tarihi itibariyle davacının tüm maddi zararı karşılanmış olduğundan güncel veriler üzerinden yeniden hesaplama yapılması, müvekkilin yapmış olduğu ödemenin makbuz hükmünde kabul edilerek düşülmesinin hatalı olduğunu, ayrıca ilk derece mahkemesinin zararın tamamını karşılamasa dahi, müvekkili tarafından yapılan 740.000,00 TL'lik bu harici ödemeyi, faiz/endeksleme ile güncelleyerek bakiye zarar hesabından düşme işlemini dahi gerçekleştirmediğini, bu açık hukuki hatanın, müvekkilin mükerrer ödeme riskiyle karşı karşıya kalmasına neden olduğunu, bilirkişi raporunda, davacının kazancına dair dosyada asgari ücretin üzerinde bir geliri ispatlayacak hiçbir somut delil bulunmamasına rağmen, farazi bir ücret üzerinden hesaplama yapılmasının hukuka ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, bilirkişi tarafından hatalı olarak 7.775,73 TL net kazanç üzerinden hesaplama yapıldığı için, diğer davalı sigorta şirketinin yapmış olduğu ödemenin davacının zararını karşılanma oranı (%63,03) gerçekte olduğundan düşük çıktığını, oysaki, hukuka uygun asgari ücret (2022 yılı için 5.500,35 TL) esas alındığında, zararın karşılanma oranı ortalama olarak %89,10'a yükseldiğini bunun da zararın büyük ölçüde karşılandığını gösterdiğini, müterafik kusurun olması gerekenden oldukça düşük tespit edildiğini, diğer davalı sigorta şirketi ile yapılan sulh ve ibra sözleşmesi dava dersdest iken yapıldığı gibi davacı tarafça sonradan kabul edilmediğine dair sunulan bir irade beyanı da bulunmadığını, vekil ile temsil edilen davacının iradesinin sakatlandığından bahsedilmesinin mümkün olmadığını, ayrıca davacının, vekili aracılığıyla imzaladığı ve kapsamını şerhle belirlediği bu sözleşmeye rağmen maddi tazminat davasına devam etmesi, HMK'nın 29. maddesindeki dürüstlük ve TMK'nın 3. maddesindeki iyiniyet kuralına aykırı ve kötü niyetli bir davranış olduğunu ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE Dava , trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Dosyadaki yazılara, kanuni gerektirici sebeplere, trafik kazası neticesinde meydana gelen zararlardan, zarara sebebiyet veren sürücüler, işleten ve işletenin sorumluluğunu ZMMS ile üstlenen sigorta şirketi KTK'nın 85, 91 ve 88. maddeleri gereğince müteselsilen sorumlu olmalarına, davacının zararlarından sürücü, işleten ve sigorta şirketi müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğundan yapılan ödeme kadar, diğer borçluların da borcundan kurtulması TBK'nın 166/1. maddesinin gereği olup, bu madde kapsamında diğer müteselsil borçluların ancak tazminat alacağına karşılık yapılan ödeme kadar borcundan kurtulacağının anlaşılmasına, 2918 sayılı KTK’nın 111. maddesinde de ibra ile ilgili bir düzenlemeye yer verilmiş olup, tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmaların veya uzlaşmaların yapıldıkları tarihten itibaren iki yıl içinde iptal edilebileceğinin belirtilmesine, yapılacak hesaplama sonucu bulunacak tutar ile ödeme miktarının karşılaştırılması, ödemenin yeterli bulunması durumunda da ibra nedeni ile davanın reddine karar verilmesi, ibranamenin 2918 sayılı KTK’nın 111. maddesi uyarınca yetersiz olduğunun, borcu sona erdirmeyip makbuz hükmünde olduğunun anlaşılması durumunda ise bakiye tazminatın tutarının karar tarihine yakın bir tarihteki verilere göre saptanması gerekmesine, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2023/(17) 4-6 Esas, 2024/292 K sayılı ilamından da anlaşıldığı üzere yalnızca davadan önceki anlaşmalar değil dava sırasındaki anlaşmaların da KTK'nın 111. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinin anlaşılmasına, somut olayda davalı sigorta şirketi, 275.000 TL maddi tazminat, 45.000 TL işlemiş faiz ve 27.700 ilam vekalet ücretini 06/09/2022 tarihinde ödediği, Makbuz, İbraname ve Feragatname başlıklı belge düzenlendiği, belgede davacının “... Sigorta A.Ş. sigortalısı ve sigortalı araç sürücüsün zimmetini her türlü hak, alacak ve davadan kayıt şartsız ibra ettiği”nin belirtilmesine, mahkemece ödeme tarihindeki (ibraname tarihi) verilere göre ödemenin yeterli olup olmadığını tespit edilmesine, ibranamenin 2918 sayılı KTK’nın 111. maddesi uyarınca yetersiz olduğunun, borcu sona erdirmeyip makbuz hükmünde olduğunun anlaşılması durumunda ise bakiye tazminatın tutarının karar tarihine yakın bir tarihteki verilere göre saptanmak suretiyle sonucuna göre karar verildiğinin anlaşılmasına, diğer davalı ... tarafından mahkeme kararına istinaden ödeme yapıldığının ve ödemeye ilişkin sulh ve ibraname bulunmadığından ödemenin mahsup edilmesinin yerinde olduğunun anlaşılmasına göre, usul ve yasaya uygun ilk derece mahkemesi kararına karşı davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b.1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 43.177,62 TL istinaf karar harcından peşin alınan toplam 12.459,51 harcın mahsubu ile bakiye 30.718,11 TL harcın (sigorta şirketi maddi tazminat için diğer davalı ile birlikte müştereken sorumlu olduğu 9.576,44 TL'den bu şirketin peşin yatırdığı 2.394,11 TL'nin mahsubu ile bakiye 7.182,33 TL'den diğer davalıyla müştereken ve müteselsilen sorumlu olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf edenlerce yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, 4-Gider avansından artan kısım varsa karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, 5-Kararın HMK'nın 359/4. maddesi gereğince usulüne uygun olarak taraflara tebliğine, Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın usulen tebliğinden itibaren 2 HAFTA İÇERİSİNDE TEMYİZ YOLU açık olmak üzere 15/01/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.