11. Hukuk Dairesi 2019/5263 E. , 2020/3129 K. "" MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 01/03/2018 tarih ve 2017/215 E- 2018/71 K. sayılı kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 27/09/2019 tarih ve 2018/1441 E- 2019/926 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı…
**11. Hukuk Dairesi 2019/5263 E. , 2020/3129 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 01/03/2018 tarih ve 2017/215 E- 2018/71 K. sayılı kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 27/09/2019 tarih ve 2018/1441 E- 2019/926 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin 2016/39165 sayılı "LAZCELL" ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, davalı şirketin 2016/03270, 2015/56497, 2015/101981, 2014/15051, 174358, 174691, 2000/03358, 2000/04542 sayılı "turkcell tick", "turkcell", "turkcell tek", "turkcell turbo 3g", "turkcell 0532", "turkcell arı şekli", "turkcell 0532", "tukcell uni-mesaj" ibareli markalarını gerekçe göstererek başvuruya itiraz ettiğini, Markalar Dairesi Başkanlığınca kabul edilerek müvekkili başvurusunun reddine karar verildiğini, bu karara müvekkilince yapılan itirazın ise YİDK tarafından reddedildiğini, alınan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, zira başvuru konusu ibare ile davalının itirazına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, 556 sayılı KHK'nın 8/4 maddesi koşullarının da oluşmadığını ileri sürerek, YİDK’in 2017-M-2620 sayılı kararının iptaline, marka başvurusunun müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Kurum vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, dava konusu başvuru ile müvekkili şirkete ait markalar arasındaki benzerlik nedeniyle karıştırılma ihtimali bulunduğunu, müvekkili markalarının tanınmış, başvurunun ise kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu başvuru ile redde mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığı, işaretler arasında benzerlik olmadığından aynı KHK'nın 8/4 maddesi koşullarının da somut olayda oluşmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, YİDK’in 2017-M-2620 sayılı kararının iptaline karar verilmiştir. Karar, davalı Kurum vekili ile davalı vekili tarafından ayrı ayrı istinaf edilmiştir.