Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/3252 E. , 2024/3973 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2022/3252 Karar No : 2024/3973 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- Kendi adına asaleten ... ve...'a velayeten ... 2- ... 3- ... VEKİLİ : Av. ... TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : 1. Huk. Müş. Yrd. V. ... İSTEMLERİN_KONUSU : .... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması …
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/3252 E. , 2024/3973 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2022/3252 Karar No : 2024/3973 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- Kendi adına asaleten ... ve...'a velayeten ... 2- ... 3- ... VEKİLİ : Av. ... TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : 1. Huk. Müş. Yrd. V. ... İSTEMLERİN_KONUSU : .... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacılar tarafından; 16/09/2010 tarihinde Hakkari ili, Merkez, ... köyü karayolunun 20. km'sinde ... plakalı yolcu minibüsünün geçişi sırasında yola döşenen mayının patlaması sonucu 9 kişinin ölümü ve yaralanmalar nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık, ... için; eşi ...'un vefatı nedeniyle 100.000,00 TL maddi, 90.000,00 TL manevi tazminat, kızı ...'un yaralanması nedeniyle 10.000,00 TL manevi tazminat, ... için; annesi ...'un vefatı nedeniyle 45.000,00 TL (miktar artırımı ile 60.567,48 TL) maddi, 20.000,00 TL manevi ve dava konusu olayda kendisinin yaralanması nedeniyle 5.000,00 TL manevi tazminat, ... için; annesi ...'un vefatı nedeniyle 40.000,00 TL (miktar artırımı ile 49.025,02 TL) maddi, 20.000,00 TL manevi tazminat, ... ve ... için; gelinleri ...'un vefatı nedeniyle 10.000,00'er TL manevi tazminat olmak üzere davacılar için toplam 185.000,00 TL (miktar artırımı ile 209.592,50 TL) maddi tazminatın idareye başvuru tarihinden, 165.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; Danıştay Onuncu Dairesinin 17/06/2020 tarih ve E:2019/623, K:2020/2053 sayılı bozma kararına uyularak, olay öncesi istihbari bilgi bulunmasına rağmen gerekli güvenlik önlemlerinin alınmayarak güvenlik hizmetinin gereği gibi yürütülmediği, bu nedenle olayda hizmet kusuru bulunduğu gerekçesiyle, maddi tazminat yönünden; ...'un vefatı nedeniyle destekten yoksun kalma zararı karşılığı ...'a 3.789,80 TL, ... ve ...'a ayrı ayrı 1.894,91 TL olmak üzere toplam 7.579,62 TL maddi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat yönünden; ...'a eşinin hayatını kaybetmesi nedeniyle 20.000,00 TL, kızı ...'un yaralanması nedeniyle 5.000,00 TL olmak üzere toplam 25.000,00 TL, ...'a annesi ...'un vefatı nedeniyle 20.000,00 TL, kendisinin yaralanması nedeniyle 5.000,00 TL olmak üzere toplam 25.000,00 TL, ...'a annesi ...'un vefatı nedeniyle 20.000,00 TL, ...'a gelini ...'un vefatı nedeniyle 10.000,00 TL olmak üzere toplam 80.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine, ... dava esnasında vefat ettiğinden adı geçen davacı yönünden davayı takip hakkı kendilerine geçen mirasçılarının başvurusuna kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmiştir. TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, hesap bilirkişi raporunun usule uygun olmadığı, yeniden evlenme tarihine kadar destekten yoksun kalma zararı hesaplanmasının hatalı olduğu, hükmedilen manevi tazminat tutarlarının yetersiz olduğu, ... yönünden mirasçılarına süre verilmeden verilen işlemden kaldırma kararının hatalı olduğu iddialarıyla İdare Mahkemesi kararının aleyhlerine olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı idare tarafından, olayın meydana gelmesinde hizmet kusuru bulunmadığı, olay terör olayı olduğundan uyuşmazlığın 5233 sayılı Kanun kapsamında çözümlenmesi gerektiği, hükmedilen manevi tazminat tutarlarının yüksek olduğu iddialarıyla İdare Mahkemesi kararının aleyhlerine olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. TARAFLARIN_SAVUNMALARI: Davalı idare tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup, davacılar tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyize konu kararın kısmen gerekçeli olarak onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : 16/09/2010 tarihinde Hakkari ili, Merkez, ... köyü karayolunun 20. km'sinde ... plakalı yolcu minibüsünün geçişi sırasında yola döşenen mayının patlaması sonucu davacılar yakını ...'un vefat etmiş, davacılardan ... ise yaralanmıştır. Davacılar tarafından; olay nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık maddi ve manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır. Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalardır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, yani zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir. Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetimi yapılacağından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde, "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir." kuralına yer verilmiştir. Bilirkişiye başvurulmasındaki amacın, hukuka uygun karar verebilmek için gerekli verilere ulaşmak olduğu göz önünde tutulduğunda, özel ve teknik bilgiyi gerektiren uyuşmazlıklarda, İdare Mahkemelerince bilirkişilik kurumuna başvurulması veya mevcut bilirkişi raporunun değerlendirilmesi zorunlu ise de; bilirkişilerce düzenlenen rapora her durumda uyulması zorunluluğu bulunmamaktadır. Diğer bir anlatımla, Mahkemece, raporun yetersiz ya da çelişkili görülmesi üzerine, aynı bilirkişilerden ek rapor istenilebileceği veya başka bilirkişilere yeni bir inceleme yaptırılabileceği gibi; teknik bilgiye sahip bilirkişilerce ortaya konulan tespit ve veriler doğrultusunda (bu tespitler esas alınmak ve bu tespitlerle uyumlu olmak kaydıyla) re’sen bir sonuca varılabileceğinin de kabulü gerekmektedir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: A.Temyize Konu Kararın; 1- Davacı ...'un kızı ...'un yaralanması nedeniyle talep ettiği manevi tazminata ilişkin kısmının; 2-Davacı ...'un annesi ...'un vefatı ve kendisinin yaralanması nedeniyle talep ettiği manevi tazminata ilişkin kısmının; 3- Davacı ...'un gelini ...'un vefatı nedeniyle talep ettiği manevi tazminata ilişkin kısmının; 4- Davacı ...'un annesi ...'un vefatı nedeniyle talep ettiği manevi tazminata ilişkin kısmının; 5- Davacı ... yönünden dosyanın işlemden kaldırılmasına ilişkin kısımlarının incelenmesi: İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın yukarıda belirtilen kısımları usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Bununla birlikte, İdare Mahkemesince, yukarıda belirtilen kısımlar yönünden, Dairemizin E:2021/4618 sayılı dosyasında bulunan Emniyet Genel Müdürlüğünün bila tarih ve ... sayılı bilgi notunda, olay öncesinde söz konusu yolda terör örgütü mensuplarınca saldırı yapılacağına ilişkin istihbari bilgi bulunduğunun belirtilmesinin yanında, olayla ilgili olarak düzenlenen 2011/29 sayılı Fezlekede, olaydan önce geçici güvenlik korucularının mevzilendikleri mevzinin patlama noktasına 1400 m. mesafede bulunduğu ve noktanın mevziden çıplak gözle görülebildiği de belirtildiğinden, mevziye oldukça yakın bir noktada yolda saldırı yapılacağına ilişkin istihbari bilgi de bulunmasına rağmen idarece gerekli güvenlik önlemlerinin alınmadığı, bu nedenle olayda hizmet kusuru bulunduğu gerekçesiyle, davanın karara bağlanması gerekirken, olay öncesi istihbari bilgi bulunmasına rağmen gerekli güvenlik önlemlerinin alınmayarak güvenlik hizmetinin gereği gibi yürütülmediği, bu nedenle olayda hizmet kusuru bulunduğu gerekçesiyle karar verilmesinde neticesi itibarıyla hukuki isabetsizlik bulunmamaktadır. B. Temyize Konu Kararın, davacılar ..., ... ve ...'un maddi tazminat istemlerine ilişkin kısımlarının incelenmesi: Hükme esas alınan 29/01/2018 kayıt tarihli hesap raporunda, müteveffanın gelirinin 6 pay olacağı, 2'sini kendisine, 2'sini eşine, 1'ini çocuklarına ayıracağı, çocukların destekten yararlanma sürelerinin erkek çocuklarda 18, kız çocuklarda 22 yaşına geldiklerinde sona ereceği varsayılarak hesaplama yapıldığı görülmektedir. Öte yandan, temyize konu kararda; davacı ... dava esnasında yeniden evlendiğinden, ilk eşi ...'un ev hanımı olması nedeniyle ikinci eşin de davacılara en az ev hanımı düzeyinde bir destek sağlayacağı varsayımıyla destekten yoksun kalma zararının hem ... hem de çocukları ... ve ... için ...'un yeniden evlenme tarihine kadar hesaplanması gerektiği belirtilmiş, hesap raporu bu yönden dikkate alınmayarak yeniden tazminat hesabı yapılmıştır. Öncelikle hesap raporunda, davacılara ödenecek destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanırken desteğin vefat tarihinde hayatta olmaları kaydıyla bakiye ömürlerinin sonuna kadar anne ve babasına da pay ayıracağı hususu dikkate alınmamıştır. Bu paylaşım yapılırken desteğin kendisine 2 pay, eşine 2 pay (yeniden evlenmiş ise yeni evlilik tarihine kadar pay ayrılmalıdır.), çocuklarının her birine 1'er pay (destek süresi sona eren çocuk bakımından destek payı hesaplanmamalıdır.), anne ve babasına 1'er pay ayrılarak tazminat miktarının hesaplanması gerekirken, anne ve babaya pay ayrılmadan destekten yoksun kalma zararı hesabı yapılmasında hukuki isabet bulunmamaktadır. Bunun yanında, dava esnasında davacı ...'un yeniden evlenmesinin sadece kendisi yönünden destekten yoksun kalma zararını sonlandıracağı, davacı çocuklar, ... ve ...'un bu evlilik nedeniyle destek ihtiyacının ortadan kalkmayacağı açıktır. Bu nedenle, davacı çocuklar ... ve ...'un destekten yoksun kalma zararlarının davacı ...'un yeniden evlenme tarihine kadar hesaplanmasında da hukuki isabet bulunmamaktadır. Ayrıca belirtmek gerekir ki, bu karar üzerine İdare Mahkemesince yeniden yaptırılacak bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenecek hesap raporunda, ...'un destek ihtiyacının ortadan kalktığı tarihten itibaren (yeniden evlenme tarihi) adı geçenin payının tüm destek ihtiyacı bulunanlara dağıtılamayacağı, gruplar arası pay geçişi kuralı gereğince yalnızca çocuklarına dağıtılarak hesap yapılacağı da açıktır. Öte yandan, ülkemiz şartları dikkate alındığında, belli bir gelire sahip ailelerin, rapor tarihi itibarıyla öğrenim gören çocuklarının kız-erkek ayrımı yapılmaksızın yüksek öğrenime devam edeceği, dolayısıyla 25 yaşını doldurduğu tarihe kadar destekten yoksun kaldıkları kabul edilmelidir. Buna göre, davacılar ... ve ... için yüksek öğrenime devam edecekleri varsayılarak 25 yaşına kadar destekten yoksun kalma zararı hesaplanması gerekirken, kız çocukları için 22 yaşına kadar hesap yapılmasında da hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Bu itibarla, İdare Mahkemesince, adı geçen davacıların maddi tazminat istemleri hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir. C. Temyize Konu Kararın, davacı ...'un eşi ...'un vefatı nedeniyle talep ettiği manevi tazminata ilişkin kısmının incelenmesi: Manevi tazminat, kişinin mal varlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlamaktadır. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve varsa idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri hak ihlallerinin bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli, idari faaliyetin niteliği, zararlı sonuca etkisi ve idarenin sorumluluk sebebi gözetilerek hakkaniyetli ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir. Buna göre, manevi tazminat takdir edilirken, davacı yönünden, manevi tatmin duygusunu sağlamaya yetecek, zarara yol açan idari faaliyet sonucu duyulan elem ve ızdırabın kişi üzerindeki etki ve ağırlığını karşılayacak düzeyde olmasına; davalı yönünden ise, hakkaniyet sınırlarını aşmayan, ölçülü, adil dengeyi sağlayacak ve aşırı mali külfet oluşturmayacak makul bir seviyede olmasına dikkat edilmesi gerektiği açıktır. Temyize konu kararda davacı ... lehine eşinin vefatı nedeniyle 20.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiş ise de; dava konusu olayın davacı üzerinde yarattığı etki ve yaşadıkları sıkıntılar göz önünde bulundurulduğunda; İdare Mahkemesince davacı için takdir edilen manevi tazminat miktarının, duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa giderecek düzeyde olmadığı görülmektedir. Bu itibarla, İdare Mahkemesince, davacı ... lehine eşinin vefatı nedeniyle yeniden manevi tazminatın takdir edilmesi gerekmektedir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Tarafların temyiz istemlerinin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, 2. ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının; A. Davacı ...'un kızı ...'un yaralanması nedeniyle talep ettiği manevi tazminata ilişkin kısmının, davacı ...'un annesi ...'un vefatı ve kendisinin yaralanması nedeniyle talep ettiği manevi tazminata ilişkin kısmının, davacı ...'un gelini ...'un vefatı nedeniyle talep ettiği manevi tazminata ilişkin kısmının, davacı ...'un annesi ...'un vefatı nedeniyle talep ettiği manevi tazminata ilişkin kısmının, davacı ... yönünden dosyanın işlemden kaldırılmasına ilişkin kısımlarının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA, B. Davacılar ..., ... ve ...'un maddi tazminat istemlerine ilişkin kısmının BOZULMASINA, C. Davacı ...'un eşi ...'un vefatı nedeniyle talep ettiği manevi tazminata ilişkin kısmının BOZULMASINA, 3. Bozulan kısımlar hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 4. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14/10/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.