11. Hukuk Dairesi 2011/2647 E. , 2012/9096 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27.12.2010 tarih ve 2010/336-2010/601 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi .... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanaklar…
**11. Hukuk Dairesi 2011/2647 E. , 2012/9096 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27.12.2010 tarih ve 2010/336-2010/601 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi .... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, Federal Almanya Cumhuriyeti Stutgart Eyalet Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 12 O 390/08 Numaralı dosyasından verilen 10/07/2009 tarihli kararının ve yargılama masrafına dair masraflar tespit kararının müvekkiller ile ilgili kısmının kesinleştiğini ileri sürerek tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, tebligatın usulüne uygun yapılmadığını, kararın kesinleşmediğini, kararın Türk kamu düzenine aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre tenfizi istenen kararın 1965 tarihli Adli Yardımlaşmaya İlişkin Lahey Sözleşmesi'nde belirtilen usulde tebliğ edilmediği, doğrudan posta yolu ile tebligatın yapıldığı, bu itibarla kesinleşmiş bir kararın mevcut olmadığı, ayrıca tenfize konu kararın kamu düzenini ilgilendiren TTK’nun 329. ve 405/2. maddelerine de açıkça aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizi istemine ilişkin olup, mahkemece, tenfizi istenilen kararın Türkiye ile Almanya arasında 28.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1965 tarihli Adli Yardımlaşmaya İlişkin Lahey Sözleşmesi hükümlerine göre yapılmadığı, adi posta yolu ile kararın davalıya tebliğ edildiği, dolayısı ile kararın usulünce kesinleşmediği, kesinleşmeyen yabancı mahkeme kararının tenfizinin mümkün bulunmadığı, ayrıca, tenfizi istenen yabancı mahkeme kararının kamu düzenine ilişkin TTK’nın 329 ve 405/2. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir. Mahkemece tenfizi istenen kararın 1965 tarihli Adli Yardımlaşmaya İlişkin Lahey Sözleşmesi'nde belirtilen usulde tebliğ edilmediği, doğrudan posta yoluyla tebligatın yapıldığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiş ise de, davacı vekili dava dilekçesinin 13.04.2009, mahkeme kararının ise 07.09.2009 tarihinde Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü aracılığıyla tebliğ edildiğini belirterek buna dair bazı belgeler ibraz etmesine rağmen bu belgeler üzerinde durulup inceleme yapılmadan bu gerekçeyle davanın reddi doğru olmamıştır.