Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2023/2466 E. , 2024/1009 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2023/2466 Karar No:2024/1009 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Organize Sanayi Bölgesi VEKİLİ : Av.... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... A.Ş. VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Sistem Kullanım Anlaşması'nın “Cez…
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2023/2466 E. , 2024/1009 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2023/2466 Karar No:2024/1009 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Organize Sanayi Bölgesi VEKİLİ : Av.... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... A.Ş. VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Sistem Kullanım Anlaşması'nın “Cezai Şartlar” başlıklı maddesinde ve İletim Sitemi Sistem Kullanım ve Sistem İşletim Tarifelerini Hesaplama Yöntem Bildiriminde “İletim sistemine doğrudan bağlı tüketiciler ve dağıtım lisansına sahip tüzel kişilerin İletim Sisteminin her bir ölçüm noktasında çekecekleri endüktif reaktif enerjinin/verecekleri kapasitif reaktif enerjinin aktif enerjiye oranının ilgili mevzuata uygun olmaması” şeklinde tanımlanan kuralı ihlâl ettiğinden bahisle düzenlenen Aralık 2009-Aralık 2012 dönemi arasındaki sistem kullanım ceza faturalarının bildirimine ilişkin TEİAŞ Genel Müdürlüğü’nün ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali ile bu işlem nedeniyle 04/06/2013 tarihinde ödenen toplam 340.698,29-TL tutarındaki ceza bedelinin ödeme tarihinden itibaren gecikme zammı ile birlikte iadesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: .... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; elektrik dağıtım faaliyetinde bulunan davacı şirkete, TEİAŞ Genel Müdürlüğü’nün ... tarih ve ... sayılı işlemi ile, Sistem Kullanım Anlaşmasının “Cezai Şartlar” başlıklı maddesinde ve İletim Sitemi Sistem Kullanım ve Sistem İşletim Tarifelerini Hesaplama Yöntem Bildiriminde “İletim sistemine doğrudan bağlı tüketiciler ve dağıtım lisansına sahip tüzel kişilerin İletim Sisteminin her bir ölçüm noktasında çekecekleri endüktif reaktif enerjinin/verecekleri kapasitif reaktif enerjinin aktif enerjiye oranının ilgili mevzuata uygun olmaması” şeklinde tanımlanan kuralı ihlâl ettiğinden bahisle düzenlenen Aralık 2009-Aralık 2012 dönemi arasındaki sistem kullanım ceza faturalarının muhteviyat çizelgeleriyle birlikte gönderilerek yasal süresi içinde ödenmeyen faturalar için 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunu’nun 51. maddesinde öngörülen gecikme zammı uygulanacağı ve yasal yollardan tahsili cihetine gidileceği hususunun bildirildiği, davacı şirket tarafından anılan işlem ekinde gönderilen ceza faturalarına istinaden toplam 340.698,29-TL'nin 04/06/2013 tarihinde ödendiği, aynı zamanda davacı şirket tarafından 04/06/2013 tarih ve 14230 yevmiye numaralı ihtarname ile dava konusu faturaların iptali talebiyle davalı idareye başvuru yapıldığı, davacının başvurusunun... tarih ve ... sayılı işlem ile reddi üzerine ödenen bedelin gecikme zammı ile birlikte davalı idareden tahsili talebiyle ilk olarak 20/05/2014 tarihinde.... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... esasına kayden dava açıldığı, ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verildiği, anılan kararın istinaf edilmesi üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi’nin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davanın görev yönünden reddine karar verildiği, görevsizlik kararının ... Hukuk Dairesi’nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile onanması üzerine kesinleştiği, davacı tarafından 21/01/2022 tarihinde bakılan davanın açıldığı; Uyuşmazlık konusu olayda, ceza faturalarının bildirimine ilişkin dava konusu işlemin davacı şirkete tebliğine ilişkin dosyada bir belge bulunmamakla birlikte davacı şirket tarafından 21/05/2013 tarihinde dava konusu işlemin tebliğ alındığının beyan edildiği, bunun üzerine 04/06/2013 tarihinde ceza faturalarının ödendiği ve aynı tarihte ceza faturalarının iptali talebiyle davalı idareye başvuru yapıldığı (14.gün), davacının başvurusunun reddine dair 11/06/2013 tarihli işlemin davacı şirkete tebliğine dair dosya içerisinde bir belge bulunmamakla birlikte davacı şirket tarafından anılan işlemin 13/06/2013 tarihinde tebliğ alındığının beyan edildiği dikkate alındığında, davanın 13/06/2013 tarihinden itibaren kalan 46 günlük dava açma süresi içerisinde açılması gerekmekte iken, yasal dava açma süresi olan 60 gün geçirildikten çok sonra ilk olarak 20/05/2014 tarihinde ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nde dava açıldığı görüldüğünden, davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine olanak bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle, davanın süre aşımı yönünden reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesi'nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, Uyuşmazlık Mahkemesi’nin içtihat değişikliği nedeniyle kendilerinin hak kaybına uğramasının hiçbir hukuk düzeninde kabul edilemeyeceği gibi, Anayasa’da da düzenleme altına alınan hak arama hürriyetinin de ihlali sonucunu doğuracağı, görevsizliğe ilişkin adli yargı kararının .... Hukuk Dairesi’nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla kesinleşmesini müteakip 2577 sayılı Kanun’un 9. maddesi uyarınca otuz günlük süre içerisinde davanın açıldığı, bu nedenle süre aşımından bahsedilemeyeceği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, temyize konu edilen kararın temyizi kabil kararlar arasında sayılmadığı, ayrıca kararın hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: ESAS YÖNÜNDEN: MADDİ OLAY : Davacı tarafından, Sistem Kullanım Anlaşması'nın “Cezai Şartlar” başlıklı maddesinde ve İletim Sitemi Sistem Kullanım ve Sistem İşletim Tarifelerini Hesaplama Yöntem Bildiriminde “İletim sistemine doğrudan bağlı tüketiciler ve dağıtım lisansına sahip tüzel kişilerin İletim Sisteminin her bir ölçüm noktasında çekecekleri endüktif reaktif enerjinin/verecekleri kapasitif reaktif enerjinin aktif enerjiye oranının ilgili mevzuata uygun olmaması” şeklinde tanımlanan kuralı ihlâl ettiğinden bahisle düzenlenen Aralık 2009-Aralık 2012 dönemi arasındaki sistem kullanım ceza faturalarının bildirimine ilişkin TEİAŞ Genel Müdürlüğü’nün... tarih ve ... sayılı işleminin iptali ile bu işlem nedeniyle 04/06/2013 tarihinde ödenen toplam 340.698,29-TL tutarındaki ceza bedelinin ödeme tarihinden itibaren gecikme zammı ile birlikte iadesine karar verilmesi istemiyle ilk olarak, ... tarihinde .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... esasına kayden dava açılmıştır. .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile kısmen kabul, kısmen ret kararı verilmiştir. Söz konusu karar istinaf aşamasında, ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile kaldırılarak uyuşmazlığın idari yargının görev alanına girdiği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. İstinaf mahkemesinin gerekçesinde, Uyuşmazlık Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile uyuşmazlığın idari yargının görev alanına girdiğine ilişkin kararına yer verilmiştir. Temyiz aşamasında ise, .... Hukuk Dairesi'nin ... tarih ve ..., K:... sayılı kararı ile görevsizlik kararı kesinleşmiştir. Bu karar 10/01/2022 tarihinde davacıya tebliğ edilmiştir. Bunun üzerine 21/01/2022 tarihinde bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasa'nın "Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü" başlıklı 11. maddesinde, Anayasa hükümlerinin, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kuralları olduğu; "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesinde, herkesin, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu; 125. maddesinin üçüncü fıkrasında ise, idarî işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin, yazılı bildirim tarihinden başlayacağı kurala bağlanmıştır. 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanunu'nun 28. maddesinde, "Uyuşmazlık Mahkemesi, vereceği bütün kararların sonuçlarını ilgili Başsavcı ve Başkanunsözcüsüne, görev uyuşmazlığının çözülmesi için kendisine başvuran yargı merciine, kararı beklemesi için yazı yazılmış bulunan yargı merciine veya mercilerine uyuşmazlığın çözülmesi için başvurmuş olan kişilere veya makamlara hemen tebliğ eder. İlgili yargı mercileri ile bütün makam, kuruluş ve kişiler; mahkeme kararlarına uymak, geciktirmeksizin onları uygulamakla ödevlidirler."; 29. maddesinde, "Uyuşmazlık Mahkemesinin kararları kesindir. Başkanın uygun göreceği kararlar Resmî Gazete’de yayımlanır."; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinin birinci fıkrasında, "Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür."; 9. maddesinin birinci fıkrasında, "Çözümlenmesi Danıştayın, idare ve vergi mahkemelerinin görevlerine girdiği halde, adli yargı yerlerine açılmış bulunan davaların görev noktasından reddi halinde, bu husustaki kararların kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuz gün içinde görevli mahkemede dava açılabilir. Görevsiz yargı merciine başvurma tarihi, Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine başvurma tarihi olarak kabul edilir."; -dava konusu işlemlerin tesis edildiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunan hâliyle- 11. maddesinde, "İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içerisinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katılır." kurallarına yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Adlî yargı merciilerince bakılan davanın görev yönünden reddine karar verilmesi üzerine idarî yargıda açılacak davanın süresinde olduğunun kabulü için, "idarî yargıda açılacak davanın adlî yargıda verilen kararın kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuz gün içerisinde açılması" ve "adlî yargıda açılan davanın, idarî yargıda süreye ilişkin belirlenen kurallara uygun olarak açılması" şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. Temyize konu kararda, davanın ilk olarak adlî yargı mercii önüne getirilmesi ve bu yapılırken de altmış günlük idarî dava süresinin geçirilmiş olması nedeniyle, görev ret kararı üzerine idarî yargı merciinde yeniden açılan dava, süre aşımı yönünden reddedilmiştir. Bir başka ifadeyle, davanın süresinde kabul edilmemesinin nedeni, uyuşmazlığın daha uzun dava açma süresi öngörülen görevsiz yargı yeri önüne, idarî dava süresini aşarak taşınmasıdır. Bu noktada irdelenmesi gereken husus, davanın doğru yargı yolunda açılmaması sonucu süre aşımı yönünden ret kararı verilmesinde, davacıya mahkemeye erişim hakkını engelleyecek şekilde bir sorumluluk yüklenerek aşırı katı bir yorumda bulunulup bulunulmadığıdır. Adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olan mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelmektedir. Mahkemeye ulaşmayı aşırı derecede zorlaştıran ya da imkânsız hâle getiren uygulamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilecektir (Anayasa Mahkemesi (AYM), Selin Mirkelam Başvurusu, B. No:2013/7472, 07/01/2016, § 41). Aynı şekilde, usul kurallarının, hukuki güvenliğin sağlanması ve yargılamanın düzgün bir şekilde yürütülmesi sonucu adaletin tecelli etmesine hizmet etmek yerine, kişilerin davalarının yetkili bir mahkeme tarafından görülmesi bakımından bir çeşit engel hâline gelmesi durumunda da mahkemeye erişim hakkı ihlal edilmiş olacaktır (AYM, Saniye Çolakoğlu Başvurusu, B. No:2014/5702, 12/07/2016, § 25). De Geouffre de la Pradelle/Fransa kararında vurgulandığı üzere, idarenin işlem veya eylemlerinden etkilenenler, idarenin korumakla görevli olduğu kamusal gereksinimler ile kendi bireysel menfaatleri arasında âdil bir denge kuran tutarlı bir sisteme sahip olmayı bekleme hakkına sahiptir (AİHM Kararı, De Geouffre de la Pradelle/Fransa, B.No: 12964/87, Karar tarihi: 16/12/1992, §34). Davacı gibi mahkemeler de, idari işlem ve eylemlerin sınıflandırılmasına ilişkin yargısal içtihatlar bulunmasına rağmen pozitif hukukun aşırı karmaşıklığı karşısında tereddüde düşebilirler. Nitekim AİHM, De Geouffre de la Pradelle/Fransa kararında, dava açma süresinin aşıldığından bahisle süre yönünden ret kararının davanın açıldığı tarihten iki yıl altı ay sonra verilmesini konuya ilişkin hukuki süreçlerin karmaşıklığına kanıt olarak değerlendirmiş ve bu karmaşıklığın yargıya başvuru süresinin nasıl hesaplanacağını da karmaşık hâle getireceği sonucuna ulaşmıştır (De Geouffre de la Pradelle/Fransa, §33). Dava açma sürelerini düzenleyen, son derece karışık ve dağınık olan bir mevzuatın aşırı şekilci (katı) yorumu mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir. Özellikle başvuru mercii ve süresi gösterilmeyen işlemlerle ilgili davalarda mahkemelerin usul kurallarını yorumlarken mahkemeye erişim hakkını aşırı sınırlandıracak şekilde katı yorumdan kaçınmaları gerekir (AYM, Mohammed Aynosah Başvurusu, B. No: 2013/8896, 23/2/2016, § 40). Dosyanın incelenmesinden, davacı ile davalı TEİAŞ arasında imzalanan Sistem Kullanım Anlaşması'nın 9. maddesinde, "İletim sistemine doğrudan bağlı tüketiciler ve dağıtım lisansına sahip tüzel kişilerin iletim sisteminin her bir ölçüm noktasında çekecekleri endüktif reaktif enerjinin/verecekleri kapasitif reaktif enerjinin, aktif enerjiye oranının ilgili mevzuata uygun olmaması" fiilinin cezaî şart uygulanması gereken ihlâl olarak tanımlandığı, söz konusu fiilin davacı şirket tarafından işlendiğinden bahisle davalı TEİAŞ tarafından Aralık 2009-Aralık 2012 dönemlerine ilişkin sistem kullanım ceza faturalarının düzenlendiği, söz konusu ceza faturalarının davalı idare tarafından davacı şirkete tebliğine ilişkin herhangi bir bilgi ve belge bulunmamakla birlikte 04/06/2013 tarihinde ödendiği, bakılan davanın ise ... tarihinde .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... esasına kayden dava açıldığı anlaşılmaktadır. Gerek dava gerek temyiz dilekçesinde süreye ilişkin olarak "benzer bir davada Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 13/05/2013 tarih ve E:2012/129, K:2013/621 sayılı kararıyla uyuşmazlığın görüm ve çözüm yerinin adli yargı yeri olduğuna karar verildiği; ancak sonrasında yine benzer bir davada Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 05/05/2014 tarih ve E:2013/1855, K:2014/502 sayılı kararı ile bu defa uyuşmazlığın görüm ve çözüm yerinin idari yargı yeri olduğuna karar verildiği, bu kararın 17/06/2014 tarih ve 29033 Mükerrer sayılı Resmî Gazete'de yayımlandığı" hususları ileri sürülmüştür. Bakılan davanın idarî yargıda hangi süre içerisinde açılması gerektiği hususu, davacının somut uyuşmazlıktaki hukukî durumu ve öne sürdüğü iddialar ile mahkemeye erişim hakkına yönelik Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) kararları göz önünde bulundurularak incelenmelidir. Dava açmak için belli sürelerin öngörülmesi, bu süreler dava açmayı imkânsız kılacak ölçüde kısa olmadıkça hukukî belirlilik ilkesinin bir gereğidir ve mahkemeye erişim hakkına aykırılık oluşturmaz (AYM, Remzi Durmaz Kararı, B.No: 2013/1718, 02/10/2013, §27). Buna karşılık, uygulanan usûlün karmaşıklığı ve açık olmaması dava açma süresinin tam olarak anlaşılmasına imkân vermemiş ve bu nedenle dava açma hakkı kullanılamamışsa mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini kabul etmek gerekir (Sibel İnceoğlu, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Kararlarında Adil Yargılanma Hakkı, İstanbul, 2005, s.131). Süre sınırı getiren kuralların iyi adalet yönetiminin güvence altına alınması amacına dayandığına işaret eden AİHM, bu kuralların veya bunların uygulanmasının ilgililerin başvuru yollarını kullanmalarını engelleyecek mahiyette olmaması gerektiğini değerlendirmektedir. AİHM, bu bağlamda her bir olayın somut başvuru yolunun özellikleri ışığında ve Sözleşme'nin 6. maddesinin birinci fıkrasının amaç ve hedefleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizmektedir (AİHM kararı, Eşim/Türkiye, B.No: 59601/09, Karar tarihi: 17/9/2013, §20-21). Mahkemeye erişim hakkının yasal birtakım şartlara tâbi tutulması kabul edilebilir olsa da, mahkemelerin, usûl kurallarını, uyuşmazlığın esasında mündemiç hakkı ihlâl edecek kadar katı veya bu kuralları ortadan kaldıracak kadar da geniş yorumlamaktan kaçınmaları gerekir (AİHM Kararı, Walchli/Fransa, B.No. 35787/03, § 29). AİHM, kuralların belirliliği ve iyi adalet yönetimini sağlama amacına hizmet etme işlevlerini yitirmesi hâlinde ve ilgililerin davalarının esasının yetkili mahkeme tarafından karara bağlanmasını önleyecek birtakım engeller oluşturma fonksiyonu görmesi durumunda mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşmaktadır (Eşim/Türkiye, §26). Aktarılan yargısal içtihatlarla davaya konu uyuşmalıktaki maddî vakıalar birlikte değerlendirildiğinde; ... Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile uyuşmazlığın idari yargının görev alanına girdiği gerekçesiyle davanın usulden reddine ilişkin kararın gerekçesinde, Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 02/06/2014 tarih ve E:2014/175, K:2014/622 sayılı kararı ile uyuşmazlığın idari yargının görev alanına girdiğine ilişkin kararına yer verilmiştir. Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 02/06/2014 tarih ve E:2014/175, K:2014/622 sayılı kararında ise, idari yargının görevli olduğu sonucuna varılmasının ve anılan kararda "Evvelce konu bir başka dosya münasebetiyle Mahkememiz gündemine gelmiş olup,... tarih ve E:..., K:... sayılı kararımızla adli yargı yeri görevli kılınmış olmakla beraber; elde edilen yeni bilgi ve belgeler uyarınca konunun yeniden değerlendirme yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır." değerlendirmesine yer verilmek suretiyle Uyuşmazlık Mahkemesince anılan karar ile içtihat değişikliğine gidilmiş olmasının hukuk sürecinin aşırı karmaşıklığına kanıt oluşturduğu, bu karmaşıklığın yargıya başvuru süresinin nasıl hesaplanacağını da karmaşık hâle getirdiği, Uyuşmazlık Mahkemesi'nin idari yargının görevli olduğuna ilişkin 02/06/2014 tarih ve E:2014/175, K:2014/622 sayılı kararından önce, adli yargının görevli olduğuna ilişkin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararından sonra adli yargı yerinde açılan davanın süresinde olduğu dikkate alındığında, adli yargıda açılan davanın görev yönünden reddine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren bakılan davanın 60 günlük dava açma süresi içerisinde açıldığı; İdare Mahkemesinin anılan faturaların farklı dönemlere ait olması ve farklı tarihlerde tebliğ edilmiş olması dikkate alındığında, anılan ceza faturalarına karşı tek tek tebliğ tarihinden itibaren 60 gün içerisinde dava açılması ya da idari başvuruda bulunması ve idarece başvuruya verilecek cevaptan sonra kalan sürede dava açılması gerekirken, bu süre geçirildikten sonra açılan davada süre aşımının bulunduğu belirtilerek davanın esasının süre aşımı nedeniyle incelenmesine olanak bulunmadığı yönündeki gerekçesinin, mahkemeye erişim hakkına ilişkin yargısal içtihatlar göz önünde bulundurulduğunda, aşırı katı ve şekilci olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Adlî yargıda açılan davada, idarî yargının görevli olduğu gerekçesiyle dava şartı yokluğundan usûlden reddine ilişkin kararın kesinleşmesi üzerine otuz günlük süresi içerisinde İdare Mahkemesi'nde dava açıldığı, 2577 sayılı Kanun'un 9. maddesinin birinci fıkrasınında yer alan "Görevsiz yargı merciine başvurma tarihi, Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine başvurma tarihi olarak kabul edilir." şeklindeki kuralın, işbu davada uygulanmasının aşırı katı ve şekilci bir yorum olacağı anlaşıldığından davanın süresinde olduğunun kabulü gerekmektedir. Bu itibarla, davanın süre aşımı yönünden reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına yönelik davacının istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukukî isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin kabulüne; 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesine, 28/02/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.