21. Hukuk Dairesi 2008/9531 E. , 2009/3827 K. "" MAHKEMESİ : Gaziantep 2. İş Mahkemesi TARİHİ : 24/03/2008 Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar o…
**21. Hukuk Dairesi 2008/9531 E. , 2009/3827 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Gaziantep 2. İş Mahkemesi TARİHİ : 24/03/2008 Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici sebeplere ve özellikle mahkemece maddi zarar hesabı ATK raporunda belirlenen %23 oranına göre yaptırılıp SGK.ca %20 oranına göre bağlanan gelirin en son peşin sermaye değeri düşülmek suretiyle karşılanmayan zarar miktarının tespit edilmesi hatalı ise de bu yönün davalılarca temyiz nedeni yapılmamış olmasına ve temyiz nedenlerine göre, davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2- Dava, iş kazası sonucu oluşan beden güç kaybı nedeniyle davacının uğramış olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi sistemine ilişkindir. Dava açılmadan önce, işveren sorumluluk sigorta poliçesi nedeniyle General Sigorta A.Ş tarafından makbuz, ibraname ve temlikname ile davacıya 18.000,00 YTL ödendiği, ve yapılan ödemelerin maddi tazminata karşılık olduğu anlaşılmaktadır. Kazadan sonra yapılan bu ödemenin maddi zarardan indirilerek karşılanmayan maddi zararın bulunması gerekir Kural olarak işçiye yapılmış ödemenin bu miktar ile sınırlı olmak üzere bağlayıcılığı asıldır. Gerçek anlamda ödemeden söz edebilmek için tazmin edilecek miktar ile buna karşılık alınan meblağ arasında açık oransızlığın bulunmaması koşuldur. Başka bir anlatımla, ödemenin yapıldığı tarihteki verilerle hesaplanan tazminat ile ödenen miktar arasında açık oransızlığın bulunduğu durumlarda, yapılan ödeme makbuz niteliğinde kabul edilebilir. Bu durumda ödemenin yapıldığı tarih göz önünde tutularak davacının gerçek zararının uzman bilirkişiler aracılığı ile saptanması suretiyle belirleneceği hukuksal gerçeği ortadadır. Oysa, yukarıda açıklandığı biçimde inceleme ve araştırma yapılmadığı ve yapılan ödemenin düşülmediği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.