11. Ceza Dairesi 2025/1093 E. , 2025/3824 K. MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Mühür bozma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret Dairemizin, 20.03.2023 tarihli ve 2021/40400 Esas, 2023/1680 Karar sayılı bozma kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.05.2023 tarihli ve 11-2020/110378 sayılı itirazı üzerine, Dairemizin, 03.07.2023 tarihli ve 2023/1994 Esas, 2023/5567 Karar sayılı kararı ile; "...Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ oy birliğiyle REDDİNE, 5…
**11. Ceza Dairesi 2025/1093 E. , 2025/3824 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Mühür bozma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret Dairemizin, 20.03.2023 tarihli ve 2021/40400 Esas, 2023/1680 Karar sayılı bozma kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.05.2023 tarihli ve 11-2020/110378 sayılı itirazı üzerine, Dairemizin, 03.07.2023 tarihli ve 2023/1994 Esas, 2023/5567 Karar sayılı kararı ile; "...Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ oy birliğiyle REDDİNE, 5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca bozma kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine..." karar verilmesini müteakip, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.11.2024 tarihli ve 2023/11-377 Esas, 2024/381 Karar sayılı ilamı ile dava dosyası Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Antalya 23. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.09.2019 tarihli ve 2017/166 Esas, 2019/762 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında mühür bozma suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir. 2. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 05.11.2020 tarihli ve 2019/2707 Esas, 2020/1618 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekilinin ve Cumhuriyet savcısının aleyhe istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında mühür bozma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 203/1, 62, 58 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca; sanığın tefhim edilen hükümle ilgili sunduğu 13.11.2020 tarihli dilekçesinde herhangi bir temyiz sebebi göstermeyip, 12.11.2020 günü gerekçeli kararın tebliğiyle işlemeye başlayan yedi günlük kanuni süre içerisinde gerekçeli temyiz dilekçesini de vermediği anlaşıldığından, vaki temyiz isteminin aynı Kanun'un 298. maddesi uyarınca REDDİNE karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. 4. Dairemizin, 20.03.2023 tarihli ve 2021/40400 Esas, 2023/1680 Karar sayılı kararı ile; "sanığa isnat edilen mühür bozma suçundan dolayı kurulan hükümden sonra, 02.08.2022 tarihli ve 31911 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış” ibaresinin seri muhakeme usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğundan" bahisle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 05.11.2020 tarihli ve 2019/2707 Esas, 2020/1618 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak bozulmasına karar verilmiştir. 5. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.05.2023 tarihli ve 11-2020/110378 sayılı yazısı ile; "...sanığın temyiz dilekçesinin bir sebep ihtiva etmediği ve bu nedenle temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 298 inci maddesi uyarınca reddine karar verilmesinin gerektiği..." gerekçesiyle Dairemizin, 20.03.2023 tarihli ve 2021/40400 Esas, 2023/1680 Karar sayılı bozma kararına karşı itirazda bulunulmuştur. 6. Dairemizin, 03.07.2023 tarihli ve 2023/1994 Esas, 2023/5567 Karar sayılı kararı ile; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının reddine, dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir. 7. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.11.2024 tarihli ve 2023/11-377 Esas, 2024/381 Karar sayılı ilamı ile; "...sanık tarafından verilen 13.11.2020 tarihli temyiz dilekçesinin kanunun aradığı anlamda bir temyiz nedeni içermediği anlaşılmakla; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının DEĞİŞİK GEREKÇE İLE KABULÜNE, Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 20.03.2023 tarihli ve 40400-1680 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA, dosyanın, sanığa yapılacak meşruhatlı tebligatla CMK'nın 295/1. maddesi uyarınca tebliğden itibaren (7) günlük ek süre içerisinde yasal düzenlemeye uygun şekilde temyiz sebebi bildirilmesi gerektiği, aksi hâlde sebep yokluğundan temyiz talebinin reddedilebileceği ihtarı ile usulüne uygun olarak gerekçeli kararın tebliğ edilmesi ve bunun sonucuna göre Özel Dairece esasa ilişkin temyiz incelemesi yapılıp yapılmayacağına karar verilmesi için Yargıtay 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE..." karar verilmiştir. II. GEREKÇE Anayasa'nın 40 ncı maddesinin ikinci fıkrası, 5271 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 231 inci maddesinin ikinci fıkrası, 232 nci maddesinin altıncı fıkrası ve 291 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca karar ve hükümlerde, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, sürenin ne zaman başlayacağı, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesinin zorunlu olduğunun belirtilmesi ve 5271 sayılı Kanun'un 294 üncü maddesinin birinci fıkrasında, ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır.'' aynı Kanun'un, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan ve "Temyiz gerekçesi" başlığını taşıyan 295 inci maddesinin birinci fıkrasında ise; "Temyiz başvurusunda temyiz nedenleri gösterilmemişse temyiz başvurusu için belirlenen sürenin bitmesinden veya gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde hükmü temyiz olunan bölge adliye mahkemesine bu nedenleri içeren bir ek dilekçe verilir.'' şeklindeki düzenlemeler karşısında; sanığın yüzüne karşı 05.11.2020 tarihinde tefhim olunan hükümde, 5271 sayılı Kanun'un 295 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz nedenlerini bildirir ek dilekçenin tebliğden itibaren (7) gün içerisinde verilmesi gerektiği açıklamasına yer verilmediği gibi bu hususun meşruhatlı tebligat ile de bildirilmediği gözetilerek, sanığa yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda usulüne uygun şekilde ''5271 sayılı Kanun'un 295 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz nedenlerini bildirir ek dilekçenin tebliğden itibaren (7) gün içerisinde verilmesi halinde temyiz talebinin incelenebileceği, aksi halde sebep yokluğundan temyiz talebinin reddedileceği'' hususlarını içeren meşruhatlı tebligat ile gerekçeli kararın tebliğ edilmesi, temyiz nedenlerini bildirir ek dilekçe verilmesi halinde ise bu hususta ek Tebliğname düzenlenmesi için dava dosyasının, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine karar verilmesi gerekmiştir. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun'un 295 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz nedenlerini bildirir ek dilekçenin tebliğden itibaren (7) gün içerisinde verilmesi halinde temyiz talebinin incelenebileceği, aksi halde sebep yokluğundan temyiz talebinin reddedileceği hususlarını içeren meşruhatlı tebligat ile gerekçeli kararın tebliğ edilmesi, temyiz nedenlerini bildirir ek dilekçe verilmesi halinde ise bu hususta ek Tebliğname düzenlenmesi için dava dosyasının, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, Oy birliğiyle, 07.04.2025 tarihinde karar verildi.