İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/01/2026 İlk derece mahkemesinin ara kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; vekil edeni sigorta şirketi nezdinde 10/02/2022-10/02/2023 tarihle…
T.C. İSTANBUL BAM 8. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2025/2681 KARAR NO : 2026/88 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 24/11/2025 Tarihli Ara Karar NUMARASI : 2025/1045 Esas DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Rücuen Tazminat - İtirazın İptali İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/01/2026 İlk derece mahkemesinin ara kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; vekil edeni sigorta şirketi nezdinde 10/02/2022-10/02/2023 tarihleri arasını kapsar biçimde Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi kapsamında sigortalı bulunan davalıya ait ... plaka sayılı aracın sebebiyet verdiği 28/01/2023 günlü trafik kazası neticesinde dava dışı yaya ...'ın hayatını kaybettiğini, kolluk kuvvetlerince düzenlenen kaza tespit tutanağında, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğunun belirtildiğini ve dava konusu kaza neticesinde hayatını kaybeden ...'ın desteğinden yoksan kalanlanlar tarafından müvekkili sigorta şirketine yapılan başvurunun sonuçsuz bırakıldığına dayanılarak Sigorta Tahkim Komisyonu'na yapılan başvuru üzerine Sigorta Tahkim Komisyonu'nun 2023.E.98953 sayılı dosyası kapsamında üçüncü kişi hak sahipleri yararına 1.121.008,00-TL destekten yoksun kalma tazminatına hükmedildiğini, tahkim kararının ilamlı icraya konu edilmesi sonrasında yapılan sulh kapsamında, müvekkili sigorta şirketi tarafından (KDV tevkifatı ve stopaj dahil) 1.351.848,12-TL ödeme yapıldığını, kaza tespit tutanağı, kusur bilirkişi raporu ve ceza dosyasındaki tanık beyanları ve diğer deliller doğrultusunda sigortalı araç sürücüsünün kaza sonrasında olay yerini terk ettiğinin açık olduğunu, bu nedenle müvekkili şirketin meydana gelen zarardan dolayı ödediği tazminatı Trafik Sigortası Poliçesi ve Poliçe Genel Şartları uyarınca sigortalısına rücu etme hakkı bulunduğundan, yapılan ödemenin rücuen tahsili amacıyla sigortalısı olan davalı şirket aleyhine İstanbul 14. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını ve davalı tarafından yapılan yetki itirazı doğrultusunda dosyanın yetkili Büyükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... esas (eski esas :Büyükçekmece 3. İcra Müdürlüğü)nün ... E.) sayılı dosyası üzerinden devam etmesini müteakip yine davalı tarafından yapılan itiraz nedeniyle takibin durduğunu ve davalı tarafla yapılan arabuculuk görüşmelerinden de sonuç alınamadığını beyanla; davalının haksız itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesini ve davalı sigortalı aleyhine takip miktarının %20'inden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiş etmiş; dava dilekçesinde ayrıca alacağın teminat altına alınabilmesi için davalının mal varlığı üzerine alacak miktarını karşılayacak ölçüde ihtiyati haciz uygulanmasını istemiştir.Mahkemece davacı vekilinin geçici hukuki korumaya ilişkin bu talebi değerlendirilerek verilen 24/11/2025 günlü ara kararla; "...dava konusuna ilişkin ihtiyati haciz talep dayanağının yargılamayı gerektirdiği ve yaklaşık ispat koşullarının oluşmadığı..." gerekçesiyle, ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.24/11/2025 günlü ara karara karşı davacı vekili tarafından; haklılıklarının dosyaya sunulan delillerle kanıtlandığı, yaklaşık ispat koşullarının gerçekleştiği, dava konusu 1.351.848,12-TL alacağın günümüz koşullarında kolay şekilde tahsil veya temin edilebilecek bir alacak olmadığı için borçlunun herhangi bir taşınır ya da taşınmaz mal varlığı üzerinde haciz konulmaması halinde, davaya konu alacak hakkının zedelenmesi ve hatta tamamen yok olması tehlikesini beraberinde getireceğini, tüm bu nedenler ile davalı borçlunun mal kaçırma ihtimalinin bulunduğu da göz önüne alındığında, ihtiyati hacze taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerekirken reddedilmesinin doğru olmadığı, bu nedenle ilk derece mahkemesince verilen ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin ara kararın kaldırılması gerektiği ileri sürülerek istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Dava; trafik kazası nedeniyle Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi kapsamında hak sahibi üçüncü kişilere yapılmak zorunda kalınan tazminat ödemelerinin "olay yerini terk" nedenine dayanmak süretiyle sigortalısı olan davalıdan rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Bilindiği üzere sigortacı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 95/2.maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın B-4.maddesi uyarınca; tazminat yükümlüğünün azaltılmasına ve kaldırılmasına ilişkin halleri 3.kişilere karşı ileri süremeyeceğinden, zarar görene ödeme yaptıktan sonra sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre tazminatın kaldırılmasını ve indirilmesini sağlayabileceği oranda kendi sigorta ettirenine rücu edebilecektir. Bu rücu hakkı, kaynağını halefiyet ilkesinden almamakta, sözleşme ve yasa gereği sigorta ettirene karşı defi hakkı bulunan sigortacı, bu hakka dayanarak kendi sigortalısına dönebilmesi kuralından kaynaklanmaktadır.6102 sayılı TTK'nın 1409/1. maddesi uyarınca, sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı maddenin 2. fıkrası hükmüne göre, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarının B.4. maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmekte olup, sigorta şirketinin rücu edebileceği tazminat tutarı, sigortalı araç sürücüsünün kusur oranına ve zarar görenlerin gerçek zararına göre belirlenir.01.06.2015 tarihinden önce düzenlenen zorunlu trafik sigorta poliçelerine ilişkin olarak meydana gelen trafik kazalarında o dönem yürürlükte bulunan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4 maddesinde sigortacının işletene rücu nedenleri arasında sigortalı aracın sürücüsünün kaza sonrası olay yerinden ayrılması sayılmamıştır. Dolayısıyla 01.06.2015 tarihinden önce düzenlenen zorunlu trafik sigorta poliçelerine dayalı olarak zarar gören hak sahiplerine ödemede bulunan sigorta şirketi salt olay yerini terk nedenine dayalı olarak kendi akidine rücu edemeyecektir. Ancak 01.06.2015 tarihinden sonra düzenlenen zorunlu trafik sigorta poliçeleri nedeniyle bedensel hasarlı trafik kazası sonucu zarar gören hak sahiplerine ödemede bulunan zorunlu trafik sigortacısı, kendi akidi olan sigortalısına karşı Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4 maddesine göre olay yerini terk nedeniyle rücu davası açabilecektir. Zira, 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Genel Şartların B.4 maddesinde ifade edilen haller ile benzer zorunlu haller dışında olay yerini terkin, içe rücu sebebi olduğu kabul edilmiştir. Olay yerini terk ile içe rücu sebebi gerçekleşmiş olup olay yerini Genel Şartların B.4. maddesinde sayılan haller ile benzer zorunlu nedenlerden biri nedeniyle terk ettiğini, dolayısıyla rücu sebebinin oluşmadığını ispat yükü ise sigortalıdadır.Poliçe tanzim ve kaza tarihinde yürürlükte bulunan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMMS) Genel Şartlarının "zarar görenlerin haklarının saklı tutulması ve sigortacının sigortalıya rücu hakkı" başlıklı B.4/f bendinde "Bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halinde" düzenlemesine yer verilmiş olup, düzenleme ile olay yerini terk etmenin münhasıran rücu sebebi olduğu hüküm altına alınmıştır. Dairemizin artık yerleşik hale gelen uygulamaları da bu yöndedir.Somut olayda, dosyadaki bilgi ve belgelere göre sigortalı araç sürücüsünün kazadan sonra olay yerinden ayrıldığı, görevli polis memurları tarafından tutulan tutanakta da sigortalı araç sürücüsünün olay yerini terk ettiği yönünde tespit bulunduğu dikkate alındığında, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için gerekli yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiği hususunda tereddüt bulunmamakla birlikte; Dairemizin yerleşik hale gelen uygulamalarına göre ihtiyati haciz koşullarının oluştuğu hallerde verilecek ihtiyati haciz kararının amaca uygun, ölçülü ve tarafların hak ve menfaatlerine uygun olması gerekir. Bu durumda davalının mevcut mal varlığı unsurları belirlenerek ve gerekirse tarafların da beyanı alınmak ve davalının tacir olduğu da gözetilmek suretiyle; her iki tarafı da mağdur etmeyecek amaca ve ölçülülük ilkesine uygun bir biçimde ihtiyati haciz kararı verilmesi gerekirken, yaklaşık ispat koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle, talebin tümden reddine karar verilmesi isabetsiz bulunduğundan, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen ara kararın HMK.m.353/1-a/6 hükmü kapsamında kaldırılmasına ve gerekçede açıklanan hususlar doğrultusunda değerlendirme yapılmak ve ihtiyati haciz müessesesinin amacı da dikkate alınmak suretiyle davacı tarafın ihtiyati hacze ilişkin talebi hakkında yeni bir karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1/Davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle KABULÜ ile, Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/1045 Esas sayılı dosyası kapsamında alınan 24/11/2025 tarihli ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin ara kararının HMK'nın 353/1-a/6 madde hükmü uyarınca kaldırılmasına, 2/Dosyanın belirtilen şekilde işlem, araştırma ve değerlendirme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine gönderilmesine, 3/İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırıldığı anlaşılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde davacıya iadesine, 4/İstinaf incelemesinin dosya üzerinden yapılması nedeniyle, avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 5/İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından, istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/1-f madde hükmü gereğince kesin olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 22/01/2026