T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/1555 Esas KARAR NO : 2026/406 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 11/06/2024 NUMARASI : 2024/94 ESAS, 2024/456 KARAR DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 11/03/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/1555 Esas KARAR NO : 2026/406 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 11/06/2024 NUMARASI : 2024/94 ESAS, 2024/456 KARAR DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 11/03/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafından İstanbul 20. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasından müvekkili ... aleyhinde başlatılan icra takibinde, icra takibinde, takibe konu senet taraflarınca sunulduğunu, senetteki imzanın müvekkili ...'ya ait olmadığını, senet üzerinde çıplak gözle bakıldığında tek bir kalem ile senedin tamamının doldurulduğunu, yazıların tamamının da aynı kişi eli ürünü olduğunu, yine imzanın da aynı renkteki kalemle atıldığını, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile, teminatsız olarak veya müvekkilinin ekonomik imkanlarının yetersiz olması sebeplerinden ötürü uygun görülecek bir miktarla icra takibinin durdurulması için ihtiyati tedbir talebinin kabulüne, müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile İstanbul 20. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takibinin iptaline ve kötü niyetli ve ağır kusurlu olması sebebiyle de davalı tarafın takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İcra takibine konu senet taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı olarak düzenlendiğini, görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olması gerektiğini, takibin konusunun bono olduğunu, bononun ticari ödeme aracı olduğunu, bonoya ilişkin hükümlerin TTK'da yer aldığını, menfi tespit davası bakımından arabuluculuk dava şartı olduğunu, davanın reddi gerektiğini, müvekkilinin iyi niyetli meşru hamil olduğunu, imzanın gerçek olup olmadığını bilmesinin mümkün olmadığını, icra takibi başladıktan sonra davacının belli aralıklarla ödeme yapmasına rağmen tamamen haksız ve mesnetsiz bir şekilde imzanın sahte olduğunu, icra takibi bu aşamadayken davacı tarafça işbu davanın ikame edilmiş olması açıkça hakkın kötüye kullanıldığına karine oluşturduğunu, müvekkilinin ağır kusuru ve açıkça kötü niyetli bulunmadığını, davacı borçlunun haksız, yersiz ve hukuki dayanaktan yoksun davasının reddi ile müvekkilinin alacaklı olduğunun tespitine, haksız ve usule aykırı olarak verilen tedbir kararının kaldırılarak icra takibinin devamına, İİK m.72/4 uyarınca davacı aleyhine %20'sinden aşağıda olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve yasal vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/06/2024 tarih ve 2024/94 Esas - 2024/456 Karar sayılı kararıyla; ''...Dava kambiyo senedindeki taahhüdün imza inkarı nedeniyle hükümsüzlüğüne dayalı olup, senetteki taahhüdün hükümsüzlüğü herkese karşı ileri sürülebilen mutlak def'ilerdendir. Davacının işbu bono içeriğini zımnen ve eylemli olarak benimsediğine dair hiçbir beyanına ya da işlemine rastlanılmadığı gibi icra takibine konu bonoda yer alan imzanın davacının eli ürünü olmadığı alınan raporla sabit olmuştur. Kambiyo senetlerinde imza mutlak ve zorunlu unsur olup, imzanın borçluya ait çıkmaması halinde kambiyo senedinden doğan sorumluluğu söz konusu olamaz. Bu nedenle, dosya kapsamında tanzim edilen bilirkişi raporu da göz önünde bulundurularak bonoda yer alan imzanın davacıya ait olmaması sebebiyle davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacının kötü niyet tazminatı istemi bakımından yapılan değerlendirmede ise; davaya konu senette lehtarın davalı, düzenleyenin ise davacı olduğu, takibin de taraflar arasında gerçekleştiği, arada başkaca cirantanın ya da kişilerin olmadığı, bu nedenle davalı lehtarın senetteki imzanın davacı düzenleyene ait olmayacağını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu, öte yandan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/1465 Esas 2019/79 Karar sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, bir kambiyo evrakı olan bononun lehtar, keşideci ve aval veren arasında hazır bulunmaları esasına göre düzenleneceği, dolayısıyla davalı lehtarın senetteki imzanın davacıya ait olmadığını bilen yahut bilmesi gereken kişi olduğu, bu durumu bilerek icra takibine girişen davalı alacaklının davacı borçlu aleyhine takip yapmakta haksız ve kötü niyetli olduğu, 2004 sayılı İİK'nın 72/5.maddesinde düzenlenen kötü niyet tazminatından sorumlu tutulması gerektiği anlaşılmakla, davalı aleyhine yasal koşulları oluştuğundan kötü niyet tazminatına karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: İzah olunan gerekçelerle, Davanın KABULÜ ile, 1-Davacının İstanbul 20.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında davalıya BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, 2-Davacının kötü niyet tazminatı talebinin kabulü ile, takip miktarı olan 6.099,86-USD'nin (takip tarihi olan 14/09/2019 tarihindeki USD efektif satış kuru olan 5,6852-TL esas alınarak hesaplanan 34.678,92-TL) üzerinden % 20 oranında hesaplanan 6.935,78-TL kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,...'' karar verilmiştir. İSTİNAF İSTEMİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde; menfi tespit davası bakımından arabuluculuk dava şartı olmakla davanın usulden reddi gerektiğini, müvekkilinin ağır kusuru ve açıkça kötü niyeti bulunmadığından müvekkili lehine hükmedilen kötü niyet tazminatı hükmünün de kaldırılması gerektiğini, yıllar boyu bu kişiler ile ticari işler yapıldığını, kendilerinden bonolar alındığını, davacı şirketin bu şekilde imzaya itiraz etmesinin tamamen kötüniyetli olduğunu, somut olayda da davacının uzun yıllardan beri süregelen ticari ilişkiye ses çıkarmaması ve itiraz etmemesi halinde işlemi zımnen kabul ettiği ve bonodan dolayı şirketin sorumlu olacağı açıkça ortada olduğunu,davacının bizzat kendisi tarafından ödemelerde bulunduğunu, icra takibi bu aşamadayken davacı tarafça işbu davanın ikame edilmiş olmasının da yine açıkça hakkın kötüye kullandığına karine oluşturduğunu beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE: Dava; Menfi Tespit istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Uyuşmazlığa konu bono suretinin incelenmesinden; Bononun 31.03.2019 vade tarihli, 31.05.2018 düzenleme tarihli, 6.000,00 USD bedelli olarak düzenlendiği ve davanın 34.679,00-TL harca esas değer üzerinden açıldığı görülmüştür.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı tarafından davaya konu bono üzerindeki "imza inkarı"na dayalı olarak dava açıldığı, ilk derece mahkemesince alınan 04.07.2020 tarihli ATK raporu ile inceleme konusu senet üzerinde atılı borçlu imzaları ile davacının mevcut mukayese imzaları arasında ilgi ve irtibat tespit edilemediği, alınan raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilmesi yerindedir.Her ne kadar davalı vekilince arabuluculuk yolu tüketilmediği itirazında bulunulduğu görülmüş ise de davacı tarafından dilekçesinde bildirilen arabuluculuk dosyasına ilişkin uyap kaydı Dairemizce incelenerek dosyasına eklenmiş olup, yapılan incelemede davanın 30.03.2022 tarihinde açıldığı, arabuluculuk anlaşamama tutanağının 28.03.2022 tarihinde tanzim edildiği, arabuluculuk görüşmesine yargılama aşamasında davalı vekili tarafından yetki belgesi ile yetkilendirilen Av. ...'ün davalı vekili sıfatıyla iştirak ettiği ve e-imza ile tutanağın imzalandığı görüldüğünden yerinde olmayan istinaf talebinin reddi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 6.184.43 TL nispi harçtan, peşin alınan 1.546,10 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.638,33 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5- Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince ilgili tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle kesin olarak karar verildi. 11/03/2026