12. Ceza Dairesi 2012/27559 E. , 2013/19327 K. Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi Suç : Özel hayatın gizliliğini ihlal Hüküm : TCK'nın 134/2-son maddesi gereğince mahkumiyet Özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Dosya kapsamına göre; uydu üzerinden yayın yapmakta olan bir televizyon kanalında resmini görüp, resimle beraber yayınlanan cep telefonu numarasını arayarak san…
**12. Ceza Dairesi 2012/27559 E. , 2013/19327 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi Suç : Özel hayatın gizliliğini ihlal Hüküm : TCK'nın 134/2-son maddesi gereğince mahkumiyet Özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Dosya kapsamına göre; uydu üzerinden yayın yapmakta olan bir televizyon kanalında resmini görüp, resimle beraber yayınlanan cep telefonu numarasını arayarak sanıkla arkadaşlık ilişkisi içerisine giren mağdurenin, sanık tarafından talep edilmesi üzerine, günlük kıyafetleriyle poz vermiş şekilde çektirdiği fotoğrafını, sanığın kullanımındaki cep telefonuna gönderdiği yönündeki aşamalarda özde değişmeyen samimi beyanlarına, mağdureyle tanışma ve arkadaşlık sürecini mağdurenin beyanlarına paralel olarak anlatan sanığın, mağdurenin kendisine fotoğrafını göndermediğini ve iftira attığını beyan etmekle beraber, mağdurenin iftira atmasını gerektiren makul ve mantıklı bir sebep göstermemiş olmasına, söz konusu fotoğrafın gönderildiği belirtilen GSM numarasının, sanığın kullanımında olduğunun sanık tarafından da kabul edilmiş olmasına, bilgisayar teknisyeni olarak bir internet kafede çalıştığını ve bir başka internet sitesinin kurucusu olduğunu beyan eden sanığın, internet sitesi açma konusunda tecrübeli olmasına, şikayete konu fotoğrafın, mağdure tarafından, sanıktan başka kişi ya da kişilere verildiğine dair bir iddia ve bu yönde dosyaya yansıyan bir delil bulunmamasına, ahlak ve namus kavramlarının önemsendiği bir toplumda yaşayan mağdurenin, yaşamını olumsuz yönde etkileyecek, onur ve şerefini rencide edecek şekilde pornografik internet sitesi kurup, kendi fotoğrafını bu siteye koyması, müşterek hayat tecrübeleri ve dosya içeriği nazara alındığında, mağdureden beklenen bir davranış biçimi olarak kabul edilemeyeceğine göre; şikayete konu fotoğrafın mağdure tarafından sanığa gönderildiği ve pornografik internet sitesini kuranın sanık olduğu hususunda kuşku bulunmadığı anlaşıldığından, tebliğnamedeki, “Yakınan ile telefonda arkadaşlık yapan ve yakınanın iddiasına göre yakınandan telefon yoluyla resmini temin eden sanığın atılı suçu işlediğine dair teknik verilerle desteklenen herhangi bir delil olmadığı, sanığın bilgisayarı olmadığı yönündeki beyanına itibar edilerek evinde arama yapılmadığı gibi, konunun uzmanı olan bir bilirkişi tayin edilmeksizin, konu yeterince aydınlığa kavuşturulmadan eksik incelemeyle yazılı şekilde sanığın mahkumiyetine hükmedilmesi,” düşüncesiyle bozma öneren görüşe iştirak edilmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiğine ilişkin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak, 1- Dosya kapsamına göre; mağdurenin adıyla ve onun tarafından oluşturulmuş gibi pornografik bir internet sitesi kuran sanığın, “Merhaba ben Gulcin, 22 yaşında, 176 cm. boyunda, 66 kiloda ve oldukça bakımlı hoş bir bayanım, her türlü fantezilerinize açık bulunarak tüm isteklerinize benimle yanıt bulabilirsiniz.” ibarelerine ve mağdurenin cep telefonu numaralarına yer verdiği siteye, mağdurenin başını ve yüzünü gösteren fotoğrafını, başka kişilere ait müstehcen fotoğraflarla beraber koyması şeklinde gelişen eyleminin, TCK'nın 136/1. maddesinde tanımlanan verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu oluşturacağı gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek, özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan mahkumiyet hükmü kurulması, 2- Hükümden sonra 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun Geçici 1. maddesinin, “31/12/2011 tarihine kadar, basın ve yayın yoluyla ya da sair düşünce ve kanaat açıklama yöntemleriyle işlenmiş olup; temel şekli itibarıyla adlî para cezasını ya da üst sınırı beş yıldan fazla olmayan hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı; a) Soruşturma evresinde, 04/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın kamu davasının açılmasının ertelenmesine, b) Kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine, c) Kesinleşmiş olan mahkûmiyet hükmünün infazının ertelenmesine, karar verilir.” hükmü gereğince, sanığın hukuki durumunun yeniden tayin ve takdirinde zorunluluk bulunması, Kabul ve uygulamaya göre de: 1- Erkek arkadaşı tarafından ihbarda bulunulması üzerine başlatılan adli soruşturma kapsamında beyanına başvurulan mağdurenin, soruşturma aşamasında alınan, “...izinsiz olarak portre resmimi ve telefonlarımı yayınlayan, gerçek ismini bilmediğim Altan rumuzunu kullanan şüpheliden davacı ve şikayetçi değilim” şeklindeki ifadesi karşısında, sanığın sabit kabul edilen TCK'nın 134/2. maddesindeki özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun, aynı Kanunun 139/1. maddesi uyarınca soruşturulması ve kovuşturulmasının şikayete tabi olduğu ve sanık hakkındaki davanın TCK'nın 134/2, 139/1, 73/1 ve CMK'nın 223/8. maddeleri gereğince düşmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması, 2- Mağdure, soruşturma aşamasında alınan beyanında uzlaşmak istediğini ifade ettiği halde, sanığa uzlaşmanın mahiyeti ve uzlaşmayı kabul veya reddetmesinin hukuki sonuçları anlatılmaksızın, CMK’nın 253. maddesi gereğince sanıkla şikayetçi arasında uzlaştırma işlemi sağlanmadan kamu davası açılması, yargılama aşamasında da aynı Kanunun 254. maddesi uyarınca bu eksikliğinin giderilmemesi, 3- Sanık hakkında kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak TCK'nın 53/1. maddesinde öngörülen hak yoksunluklarına hükmedilmemesi, 4- TCK'nın 134/2. maddesinde, kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya seslerinin ifşası halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörülmüş, fiilin basın ve yayın yoluyla işlenmesi halinde, cezanın yarı oranında arttırılacağı düzenlenmiş iken, hükümden sonra 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun 81. maddesi ile TCK'nın 134/2. maddesinde yapılan değişiklikle, temel ceza miktarı iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası olarak belirlenmiş ve ifşanın basın ve yayın yoluyla gerçekleşmesi halinde de aynı cezaya hükmolunacağının belirtilmiş olması nedeniyle, TCK'nın 7/2. maddesi gereğince, sanığın hukuki durumunun yeniden tayin ve takdirinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 09.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi