T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2023/469 KARAR NO: 2025/2238 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 02/11/2022 NUMARASI: 2017/592 Esas - 2022/789 Karar DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat KARAR TARİHİ: 11/12/2025 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonuc…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2023/469 KARAR NO: 2025/2238 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 02/11/2022 NUMARASI: 2017/592 Esas - 2022/789 Karar DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat KARAR TARİHİ: 11/12/2025 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili dava dilekçesinde; 07/04/2007 günü, saat 11:45 sıralarında, İstanbul, Kağıthane, Yahya Kemal Mahallesi'nde yeşil ışıkta seyretmekte olan, ... plakalı davalı ...'ın işleticisi olduğu otomobilin davacı yaya ... Kılıç'a çarptığını ve yaralanması nedeniyle HMK 107. madde uyarınca şimdilik 200 TL sürekli sakatlık tazminatı ve 200 TL geçici iş görmezlik tazminalı, 100 TL iyileşme harcamaları (hastane yol masrafı, refakatçi ücreti, bakıcı ücreti vb. diğer ücretler) olmak üzere toplam 500 TL maddi tazminatın ve 19.500,00 TL manevi tazminatın temerrüt tarihilerinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... – ... ... ve Organizasyon vekili cevap dilekçesinde özetle; yaralanmalı trafik kazasında sürücünün bir kusuru bulunmadığını, kaza tespit tutanağında da açıkça davacı yayanın tam kusurlu olduğu tespit edildiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davacının maddi tazminat talepli davasının kabulü ile 46.289,87 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 1.064,70 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 1.186,19 TL hastane masrafı ve bakıcı giderinin ( davalı ... Sigorta A.Ş'nin hastane masrafı ve bakıcı gideri talebinden 890,00 TL'lik kısmından sorumlu olması kaydıyla) davalı ... ve ... -... ... ve Organizasyon 'dan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...A.Ş'den ise 16/05/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 7.500,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ve ...-... ... ve Organizasyon'dan müştereken ve mütesilsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili, davalı ... vekili ile davalı ...A.Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece çok düşük tutarda manevi tazminata hükmedildiğini, manevi tazminatın belirlenmesine ilişkin kriterlerin uygulanmadığını, manevi tazminat tutarı belirlenirken karşılanmayan maddi zararlarının da hesaba katılması ile maddi tazminat belirlenirken karar tarihindeki asgari ücretin esas alınması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kazaya ilişkin ceza yargılamasında şoförün kusursuz olduğu tespit edilmesine karşın davalılara kusur atfedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ceza mahkemesi, dava konusu eylemde hukuka aykırılık bulunmadığını tespit ederek beraat kararı vermiş ise hukuk mahkemesinin bu kararı yok sayarak haksız fiil kaynaklı tazminat ödenmesine karar veremeyeceğini, araç işletene atfedilen %25 kusur ziyadesi ile yüksek ve hatalı olduğunu, mahkeme yargılaması kapsamında alınan ATK İhtisas Kurulunun 30.09.2021 tarihli kusur raporunda da davacının %100 kusurlu, şoförün ise %0 kusurlu olduğu tespit edildiğini, mahkemece alınan bilirkişi raporunda ise farazi olarak davalı kusuru %25 kabul edilerek tazminat hesabı yapılmış olup kusur dağılımı hakkaniyet ile değerlendirildiğinde şoförün kusurunun %25 gibi yüksek bir oranda olamayacağını, Ceza Mahkemesi de davalının karşıdan karşıya geçtiği yerin bariyerle ayrılmış bölüm yani kimsenin geçmesinin beklenemeyeceği bir yer oluşu, yayanın yola çıkış açısı ve hızı ile yolun ıslak olması sebebiyle sanık tarafından her türlü önlem alınsa dahi kazanın oluşunun önlenemeyeceğini tespit ederek şoförde hiç kusur olmadığına detaylı değerlendirme netiçesinde kanaat getirdiğini, araç işletenin tazminattan sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesi tarafından tespit edilen tazminat tutarı, sigorta risk değerinin altında kaldığından davanın davalı müvekkili açısından bu tazminat kalemlerine ilişkin olarak reddi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalı ...A.Ş.vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; hükme esas alınan 10.06.2022 tarihli bilirkişi raporunda müvekkil şirket tarafından 11.07.2017 tarihinde yapılan 6.290,00 TL ödemenin güncellenmeden tenzil edilmesi sonrası bakiye maddi zararın 41.064,57 TL olduğu tespit edilmişken yerel mahkeme tarafından gerekçeli kararda yine mahkemece hükme esas alınan ve denetlenebilir olduğundan bahsedilen 10/06/2022 tarihli rapora göre kurulan hüküm doğrultusunda 46.289,87 TL sürekli iş göremezlik, 1.064,70 TL geçici iş göremezlik tazminatı olacak şeklinde davanın kabulüne karar verildiği ve yerel mahkeme hükme esas alındığı belirtilen bilirkişi raporundaki tutarlar ile mahkemenin hüküm kısmında belirtildiği gibi kabul edilen tazminat tutarları kendi içinde çelişmekte olup yapılan ödemenin mahsup edilmeden davanın kabulüne karar verilmesi de hatalı olduğunu, bu durumda mükerrer ödeme olacağını, bilirkişi raporunda diğer hatalı olan kısım ise yapılan ödemeyi mahsup etmişse de ödeme tarihindeki tutar ile mahsup ettiğini oysa ödeme tarihi ile hesap tarihi birbirinden farklı olup rapor tarihinde ödenen tutarın güncel değerinin alınarak ödemeden tenzil edilmesi gerektiğini, kusur raporunun kabulünün mümkün olmadığını, sigortalı araç sürücüsünün yeşil ışıkta ve kendi şeridinde ilerlemekte olduğu sırada kendisine kırmızı ışık yanmakta olan davacı aniden yola atlamış ve kazanın meydana gelmesine tam ve asli kusuru ile sebebiyet verdiğini, geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri poliçe teminatı kapsamında olmadığını, bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada progresif rant kullanılmasının hatalı olduğunu, tazminat hesaplaması yapılacaksa TRH-2010 Yaşam tablosu kullanılarak teknik faizin %1,8 olarak esas alınması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından, 07/04/2017 günü saat 11:45 sıralarında davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobil ile kaza mahalli 2466 nolu trafik ışıklarında yeşil ışıkta seyrine devam ettiği sırada; seyir istikametinin sağında indiği minibüs ile duraklayan otobüs arasından kaplamaya girerek koşarak karşıdan karşıya geçmeye çalışan davacı yaya ... Kılıç'a çarpması ile meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığı ve bu yaralanması nedeni maddi ile manevi tazminat talep ettiği anlaşılmıştır. Davalı sürücünün yargılandığı İstanbul 46.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2016/160 esas sayılı dosyasında trafik bilirkişisinden ve ATK Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan kusur raporunda ise sanık sürücünün kusursuz, yaya davacının tam kusurlu olduğu belirlemesi yapılmıştır. Ceza yargılamasının yapıldığı İstanbul 46. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/55 Esas ve 2020/271 Karar sayılı kararı ile sanığın üzerine atılı taksirle yaralamaya neden olma suçu ile ilgili taksiri olmadığından CMK'nın 223/2-c.maddesi gereğince beraatine karar verilmiş, bu karar istinaf incelemesinden geçerek kesinleşmiştir.Kaza tespit tutanağında yayanın ve davalı sürücünün kusurlu olduğu belirlemesi yapılmıştır. İlk Derece Mahkemesince alınan 12/07/2021 tarihli kusur raporunda, "davacı yaya %75, davalı sürücü %25 oranında kusurlu oldukları" tespit edilmiştir. İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Kurulu'nun 30/09/2021 tarihli kusur raporunda ise;" Davalı sürücü ...'ın kusursuz olduğu, davacı yaya ... Kılıç'ın %100 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Mahkemece İTÜ Trafik Kürsüsünden 12/07/2021 tarihli bilirkişi raporu ile 30/09/2021 tarihli ATK raporu arasındaki çelişkilerin giderilmesi suretiyle alınan kusur raporunda; davacı yaya ... Kılıç'ın hatalı davranışının, birinci derecede ve takdiren % 75 oranında kusurlu olduğu, davalı sigorta şirketine Trafik sigortalı, ... plaka numaralı otomobilin sürücüsü, davalı ...'ın hatalı sevk ve idaresinin ise, ikinci derecede % 25 oranında kusurlu olduğu yönünde görüş bildirilmiştir. Bu durumda mahkemece kusur raporları arasındaki çelişkiyi gideren İTÜ Trafik Kürsüsü'nden 12/07/2021 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmamaktadır.Yargıtay 4. Hukuk Dairelerinin güncel içtihatları uyarınca tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir. Bu nedenle hükme esas alınan aktüerya raporunda hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılmasının içtihatlara uygun olmasına göre aksi yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E. - 2024/5474 K., 2022/11212 E. - 2024/8084 K. sayılı kararları). Kazaya karışan ... plakalı otomobil için 28/03/2017 başlangıçta tarihli uzun süreli araç kiralama sözleşmesi bulunduğuna göre işleten sıfatıyla davalı ... -... ... ve Organizasyon şirketi'nin tazminattan sorumludur. TBK'nın 54. m. ile KTK'nın 98. m. hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan iyileşme sürecindeki geçici bakıcı gideri, geçici işgöremezlik ve belgesiz tedavi giderlerine ilişkin zarardan sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine aittir. Başka bir ifadeyle geçici iş göremezlik zararı bedeni zarar teminatı ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi kapsamında olup, 6111 sayılı yasa uyarınca tedavi gideri kapsamında değerlendirilemez. Bu nedenle geçici ve geçici bakıcı giderleri zararlarının, poliçedeki tedavi giderleri teminatından, geçici ve kalıcı işgöremezlik zararının ise sakatlık ve ölüm teminatından karşılanması gerektiğinden davalıların sorumluluklarının sona erdiğine ilişkin istinaf talepleri yerinde değildir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/13975 E. - 2022/7544 K. ve 2021/15255 E. - 2022/7709 K. sayılı kararları). Davalı tarafından zararın kısmen karşılanması halinde, yapılan ödemenin tazminat hesabı sırasında mahsup edilmesi gerekliliği açık olmakla birlikte, ödemenin dava sırasında olması halinde, bulunan tazminat miktarından dava tarihinden sonra yapılan ödeme güncelleştirilmeksizin tenzil edilmelidir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 26/03/2019 tarih, 2016/9182 Esas ve 2019/3567 Karar sayılı kararı). Kaldı ki davacı vekili dava değerini arttırım dilekçesinde yapılan ödemenin iade edildiğini ve buna ilişkin makbuzu sunduğu anlaşılmakla ödemenin güncellenerek indirilmesi gerektiğine ilişkin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunun davacı %8 belirlenen maluliyet oranı, kaza tarihindeki yaşı, geliri esas alınarak TRH 2010 yaşam tablosuna göre düzenlendiği, 1,8 teknik faiz uygulanarak, kusur oranlarına göre tazminatın belirlendiği anlaşıldığına göre usul, yasa, Yargıtay içtihatları ile belirlenmiş hesaplama yöntemine göre tazminat hesabı içeren aktüerya raporunun hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığından bu hususa değinen istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/1.maddesi ve 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı çerçevesinde, somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacının yaralanmasının mahiyeti ve iyileşme süresi ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, manevi tazminatın belirlenmesine ilişkin ilkelerle birlikte dikkate alındığında mhkemece belirlenen manevi tazminat miktarların, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul olduğu kanaatine varıldığından manevi tazminata ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Bu nedenlerle; davacı vekili, davalı ... vekili ile davalı ...A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacı vekili, davalı ... vekili ile davalı ...A.Ş. vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-a)Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, b)Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 3.828,13 TL harçtan peşin alınan 958,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.870,13 TL harcın davalı ...'dan tahsili ile Hazineye irat kaydına, c)Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 3.828,13 TL harçtan peşin alınan 828,97 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.999,16 TL harcın davalı ...A.Ş.'den tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.11/12/2025