6. Ceza Dairesi 2012/9589 E. , 2013/2227 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Tefecilik, Yağma HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm sanık ... ve savunmanları tarafından duruşmalı olarak da temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre tayin edilen günde yapılan duruşma sonunda dosya okunarak gereği görüşülüp düşünüldü; Soruşturmanın sonuçlarını içeren tutanaklar, belgeler ve yağma suçu yönüyle duruşmalı inceleme sırasında ileri sürüle
**6. Ceza Dairesi 2012/9589 E. , 2013/2227 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Tefecilik, Yağma HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm sanık ... ve savunmanları tarafından duruşmalı olarak da temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre tayin edilen günde yapılan duruşma sonunda dosya okunarak gereği görüşülüp düşünüldü; Soruşturmanın sonuçlarını içeren tutanaklar, belgeler ve yağma suçu yönüyle duruşmalı inceleme sırasında ileri sürülen savunma doğrultusunda yapılan incelemede: I-Tefecilik suçundan kurulan hükmün incelenmesinde; Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; Zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK'nın 223/8.maddesi uyarınca düşme kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı biçimde kamu davasının ortadan kaldırılmasına karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, katılan ... Hazinesi vekili ile sanık ... savunmanı Avukat ...'nun temyiz dilekçelerinde, sanık ile savunmanları Avukat ... ve Avukat ...'in duruşmada ileri sürdükleri tüm itiraz ve savunmaları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle istem gibi BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından “kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına” ilişkin bölüm çıkarılarak yerine “sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine” cümlesi yazılmak suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, II- Yağma suçundan kurulan hükmün incelenmesine gelince; Soruşturmanın sonuçlarını içeren tutanaklar, belgeler ve duruşmalı inceleme sırasında ileri sürülen savunma doğrultusunda yapılan incelemede; Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; l)Belli bir olay ile ilgili suç işlediği izlenimini veren ve hakkında herhangi bir araştırma yapılan kişi, şüpheli statüsüne girer. Şüpheli muhakeme hak ve yetkilerine sahiptir. Yargılanacak her uyuşmazlıkta; şüphelilik, uyuşmazlığın somut olması ve uyuşmazlığın çözümü şeklinde özellikler vardır. O halde önce olay öğrenilmelidir. Yani sübut konusunda bir hükme varılır. Sübut (veya ispat) meselesi maddi mesele olup, bu konu geçmişteki olayı zihnimizde yeniden yaratmak, yani nasıl meydana geldiğini belirlemektir. Olay belirlendikten sonra, olaya uygulanacak hukuki norm ve bunun olayın tipine uygun olup olmadığı konusunda sonuç çıkarılır. Maddi durumun tespiti, hukuki durumun tespitidir. Hakim bu güne dayanarak dünü öğrenir. Dün hakkındaki şüphesini deliller sayesinde yener. Şüphenin yenilmesi yerine belirliliğe terk eder. Delillerin gösterdiği objektif bakımından bir (ihtimal) dir. Buna rağmen ihtimal belli bir dereceye gelince kanaat (kanı) olacaktır. Şüphe yerini kanaate bıraktığında ispatta aranan belirlilik ortaya çıkar. Her olayda lehe ve aleyhe deliller vardır. Kanaati meydana getiren delillerin tek tek değerlendirilişi kadar hep birlikte değerlendirilmesi de mümkündür. Deliller bütünlük teşkil ediyorsa, bir bütünün birbiri ile uyuşan ve birbirini tamamlayan parçaları ise, bu hakiki delildir. İspat konusu, gerçeğin bir parçası olan olay hakkında hüküm vermektir. Gerçekten Hakim geçmişte ne olduğunu ve nasıl olduğunu bilmeye mecburdur, elindeki imkan, bu gündür. Bu günden maksat da, varlığını duygularımızla öğrendiğimiz şeylerdir. İşte "delil" budur. Delillerin bu günün akılcı anlayışına göre, Hakimin kanaati, ispat edilmesi istenen olayların tahlil ve tetkiki ile lehe ve aleyhe bütün şartlan tenkit ve değerlendirmesinin mahsulü olacaktır. İspat edilmesi gereken şüpheli olandır, delillerden biri de tanıktır. Tanık taraflardan olmayan, fakat olay hakkında görgü ve bilgisi olmuş bir kişinin, o olay hakkında beş duyusu ile edindiği sübut konusunda karar verecek mahkeme ve/veya Hakim huzurundaki sözlü beyanıdır. Sanık dışında herkesin bu konumda ele alınabileceği dikkate alınarak, değerlendirme yapılacağı muhakkaktır. Yağma suçlarında eylemin ... olup olmadığı hususu çoğu zaman mağdurun anlatımlarından hareket edilerek ulaşılan kanıtlarla belirlenebilmektedir.Bu nedenle mağdurun anlatımlarının elde edilen diğer kanıtlarla da değerlendirilerek doğruluğunun her türlü şüpheden uzak şekilde ispatı gerekir. Ceza Yargılaması Yasası adil, etkin ve hukuka uygun bir yargılama yapılması suretiyle maddi gerçeğe ulaşmayı amaçlamaktadır. Bu nedenle, adaletin tam gerçekleşmesi için olaya ışık tutabilecek nitelikteki tüm yasal kanıt ve belgelerin tartışılıp gereğinde araştırılıp belirlenmesi gerekir. Bu genel ilkeler ışığında, Somut olaya gelince; Katılanın borçlu, sanığın da alacaklı olup İdris Aytan isimli şahsa ciro etmiş olduğu ve ağırlıklı olarak tanzim tarihleri 2002 yılı olan toplam 15 adet bonoya dayalı olarak İdris isimli şahıs tarafından katılan aleyhine Turgutlu İcra Müdürlüğünün 2003/2232 Esas sayılı takip dosyası ile 16.12.2003 tarihinde icra takibi başlatıldığı; katılanın ödeme emrinin tebliği üzerine İcra Müdürlüğüne sunmuş olduğu 25.12.2003 tarihli mal beyanı dilekçesinde “takibe konu bonoların kambiyo senedi vasfını taşımadığı, bono miktarının üzerinde talepte bulunulduğu ve tahrifatlı olduğu ile birlikte bonoların elinden zorla alınmış senetler olduğunu” ileri sürmüş olduğu; vekili marifetiyle Turgutlu İcra Tetkik Mercii Hakimliğine anılan bonoların iptaline yönelik olarak 2003/183 esas sayılı dosyası ile dava açtığı, ancak bu aşamada bonoların zorla alındığına ilişkin iddianın sürdürülmediği ve kamu davasına esas olacak nitelikte yasal ve yetkili merciilere başvuruda bulunulmadığı, İcra Tetkik Mercii Hakimliği 11.3.2004 tarihli kararı ile, üç adet bononun kambiyo senedi vasfında olmadığından, bu bonolar yönünden takibin iptaline, diğer bonolar yönünden ise takibin devamına karar verildiği, katılanın bu aşamadan sonra ve yağma olayının gerçekleştiği tarihten uzunca bir zaman sonra vekili marifetiyle Cumhuriyet Savcılığına vermiş olduğu 20.5.2004 tarihli dilekçe ile sanık hakkında yağma suçundan şikayette bulunduğu; Katılan ...'in vekili marifetiyle Cumhuriyet Savcılığına vermiş olduğu 20.5.2004 tarihli şikayet dilekçesi ve 23.6.2004 tarihli kolluk anlatımlarında: “2003 yılı Haziran aylarında bir konuda paraya sıkıştığından, önceden tanıdığı sanıktan 600 TL borç para aldığını ve borcunu ödediğini, 2003 yılı Eylül ayı içerisinde kahvede oturduğu bir sırada sanığın gelerek “gel seninle bir yere gidelim” diyerek arabasına bindirdiğini, arabayı askerlik şubesinin arka tarafına götürüp yol kenarında durduğunu, silah tehdidi ile kendisine senet imzalattığını, senetlerde miktar ve tarih yazıp yazmadığına bakmadığını, senetleri imzaladıktan sonra kendisini orada indirdiğini, karşılaştığı ... isimli kişiye durumu anlattığını, birlikte oğlunun kahvesine gidip durumu oğluna da anlattığını, mahkemeye müracaat etmeden sanığın borçlu olduğu yönünde hakkında dava açtığını, sanığın şikayet etmemesi yönünde kendisini tehdit ettiğini, evden dışarı çıktığında kendisini takip ettiğini, korkusundan şikayette bulunamadığını” beyan ettiği; Turgutlu 1.Asliye Ceza Mahkemesinde alınan beyanlarında da benzer anlatımlarda bulunup “sanıktan aldığı paranın 400 TL olduğunu, 200 TL faizi ile birlikte 600 TL ödediğini, hiç borcunun kalmadığını, sanığın Eylül ayında mavi büyük bir arabayla gelip kendisini aldığını, silah tehdidi ile senetleri imzalamasını istediğini, kaç tane senet imzaladığını bilmediğini, senetlerin boş veya dolu olduğunu hatırlamadığını, bir kısmının yazılı, bir kısmının yazılı olmadığını” beyan etmiş olmasına rağmen Ağır Ceza Mahkemesinde alınan beyanlarında: “sanıktan 400 TL aldığını ve kısa bir süre sonra 400 TL olarak ödediğini, sanığın kendisinden faiz almadığını, sanığın silah tehdidi ile kendisine 15 tane senet imzalattığını ve tüm senetlerin boş olduğunu, senetleri imzalattıktan sonra sanığın kendisini arabadan indirdiğini, senetlerle ilgili icradan tebligat gelene kadar savcılık, polis veya jandarma gibi herhangi bir resmi makama gidip şikayette bulunmadığını ve olaydan yakın akraba ve çevresine de bahsetmediğini” beyan ettiği, mahkemece olayın hemen sonrasında neden resmi makamlara şikayette bulunmadığı yahut yakınlarına haber vermediği sorulduğunda: “aklına gelmediğini, aklına gelseydi savcılığa gideceğini, ayrıca başına gelen bu olaylar nedeniyle utandığını”; emniyet ifadesi okunup sorulduğunda ise: “aldığı borç miktarını yanlış hatırlamış olabileceğini, senetleri imzalarken boş olduğunu hatırladığını, ayrıca olayı oğlu İsmet'e de anlattığını, unuttuğu için biraz önce söyleyemediğini, sanığın sürekli kendisini tehdit ettiği ve şikayet etmemesi konusunda tehdit ettiğinin de doğru olduğunu, bu yüzden şikayette bulunmadığını” beyan ettiği; Katılanın soruşturma ve kovuşturma aşamasında iddiasını desteklediğini ileri süren tanıklar gösterdiği, bu kapsamda dinlenen tanıkların beyanları özetle; Tanık ...'in kolluk beyanında: “müştekiyi beyaz renkli bir araçtan inerken gördüğünü, aracın sanığın arabası olduğunu, müştekinin araçtan indiğinde renginin solmuş ve bitkin bir vaziyette olduğunu, kendisine ne olduğunu sorduğunda sanığın silah zoruyla kendisine senet imzalattığını söylediğini” beyan ettiği; Asliye Ceza Mahkemesindeki beyanlarında: “görgüye dayalı bilgisi olmadığını, sadece müştekinin bir keresinde sanığın kendisini tehdit ettiğini söylediğini, ancak arabadan indiğini görmediğini”; Ağır Ceza Mahkemesinde ise: “müştekiyi gördüğünde sanığın yanında olmadığını, müştekinin de korkmuş bir hali olmadığını, müştekinin sanığın kendisine silah zoruyla senet imzalattığını söylediğini” beyan ettiği; Tanık ...'in ise, katılanın oğlu olduğu, kollukta ve Asliye Ceza Mahkemesindeki anlatımlarında: “2003 yılı Eylül aylarında sanığın beyaz renkli bir araçla çalıştırmış olduğu kahvehaneye gelip babası ile konuştuğunu, babasını alıp götürdüğünü, birkaç saat sonra babasının ... ile kahvehaneye geldiğinde renginin değişik olduğunu, sorduğunda sanığın silah zoruyla senetler imzalattığını söylediğini” beyan etmiş olmasına rağmen Ağır Ceza Mahkemesinde alınan beyanlarında ise: “sanığın babasını arabayla Subaşı mahallesine götürüp orada bir yere sokmuş olduğunu, burada gözünü bağlayıp tehditle senetler imzalattırdığını, tabanca çıkarıp şikayette bulunmaması için tehdit etmiş olduğunu” beyan ettiği, tanık İsmet'in bu anlatımlarının tanık ... tarafından hiçbir aşamada bu şekilde doğrulanmadığı, Sanık ve katılan beyanları ile tanıklar ..., ..., ..., ... beyanlarından suça konu bonoların boş olarak dosya kapsamından tefecilik yaptığı anlaşılan sanığa verilmiş olduğu, sanığın da muhtelif zamanlarda bu bonoları tanıklara doldurttuğunun, tanıklar ... ve ...'nın anlatımlarında da: “bonoların doldurulması esnasında katılanın da sanık ile geldiğini” beyan ettikleri; Tanık ...'in ise “2002 yılında emlakçı dükkanı açıp 3 ay açık tuttuğunu, bu süre zarfında müştekinin kendisine gelerek ev ve dükkanlarını satacağından bahsettiğini, müşteri aramaya başladığını, ancak bir süre sonra müştekinin yanına gelerek dükkanları sanığa sattığını söylediğini” açıklamıştır. Tanık ...'nın Asliye Ceza Mahkemesindeki 15.3.2005 günlü oturumdaki anlatımında: “katılanın oğlunun kahvesine gidip geldiğini, ara sıra sanığın katılanı sıkıştırdığını gördüğünü, bir keresinde de beyaz renkli bir taksiye bindirip götürdüğünü” beyan etmiş olmasına rağmen 4.10.2005 günlü oturumdaki anlatımında ise: “sanığı tanımadığını, katılanı tanıdığını, katılanın yönlendirmesi ile onun söylediği şekilde beyanda bulunduğunu 15.3.2005 tarihli ifadesinin doğru olmadığını, bu beyanında geçen hadiselerden hiçbirinin gerçekleşmediğini, mahkemeye karşı yalan beyanda bulunduğunu” beyan etmiş olduğu; Sanığın tüm aşamalarda ise: “Katılandan 4 ve/veya 5 adet dükkan satın aldığını, verdiği paralara karşılık senet aldığını, bu senetleri farklı kişilere doldurttuğunu, dükkanların tapusu verilmeyince senetlerin icraya verildiği” biçiminde savunmada bulunduğu ve bu savunmalarını aşamalarda sürdürdüğünün dosya kapsamı ile anlaşılması karşısında; iddia savunma ve tanıkların her birinin ayrı ayrı değerlendirilip hangi deliller ile güçlendirildiğini ve inanırlığının ortaya çıkarıldığının öncelikle belirlenmesi gerekir. Yukarıda izah edilen ve dosya kapsamına göre mağdurun olayla ilgili olan başvuru şekli, süreci ve beyanları kendi içinde gelişip değişmekte, kamu tanıkları ve katılanın soruşturma ve kovuşturma aşamasında bildirdiği tanıklar ..., ..., ...'nın anlatımlarının ise kendi içinde değişerek gelişen ve birbiri ile çelişen, iddia ile örtüşmeyen ve mağdura karşı duruşları nedeniyle de inanırlığında duraksamaya yer vermesine karşın, sanığın aşamalardaki istikrarlı savunması ve bunu teyit eden tanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ...'in beyanları, icra takip dosyası, savunmada bahsi geçen gayrımenkullerin değerleri ve dosya fotokopileri mevcut senet örnekleri birlikte ele alındığında, sanığın savunması ve sanığın savunmasını teyit eden bu delillere üstünlük tanınması gerektiği düşünülmeden, yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle, yazılı şekilde hükümlülüğüne karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanı Avukat ...'nun temyiz dilekçesinde, sanık ile savunmanları Avukat ... ve Avukat Emin Şahin'in duruşmada ileri sürdükleri tüm itiraz ve savunmaları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, ilişkin oybirliğiyle alınan karar 13.2.2013 günü Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Kemal Yavuzer'in katıldığı oturumda sanık savunmanlarının yokluğunda açıkça ve yöntemince okunup anlatıldı.