Hukuk Genel Kurulu 2017/3174 E. , 2019/292 K. "" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Sıfatıyla) Taraflar arasındaki “işçilik alacağı” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Akhisar 1. Asliye Hukuk Mahkemesince (İş Mahkemesi sıfatıyla) asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davaların ise kabulüne dair verilen 31.12.2013 tarihli ve 2012/83 E.- 2013/789 K. sayılı kararın incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 15.10.2015 tarihli ve 2014…
**Hukuk Genel Kurulu 2017/3174 E. , 2019/292 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Sıfatıyla) Taraflar arasındaki “işçilik alacağı” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Akhisar 1. Asliye Hukuk Mahkemesince (İş Mahkemesi sıfatıyla) asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davaların ise kabulüne dair verilen 31.12.2013 tarihli ve 2012/83 E.- 2013/789 K. sayılı kararın incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 15.10.2015 tarihli ve 2014/20799 E.-2015/28904 K. sayılı kararıyla bozulmuş, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir. HUKUK GENEL KURULU KARARI Hukuk Genel Kurulunca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda gereği görüşüldü: Mahkemenin ilk kararının Özel Dairece bozulmasından sonra yapılan yargılamanın 28.01.2016 tarihli celsesinde verilen ara kararı ile bozma kararına uyulmasına karar verilmiş, ancak 14.07.2016 tarihli gerekçeli kararda: “Tüm dosya kapsamına göre; davacıların talep ettiği alacakları belgeye dayalı ise de yapılan işin niteliği, davacıların orman idaresinde şoför olarak çalışması, şoförlerin çalışma şartları, diğer çalışma koşulları dikkate alındığında sürekli araç kullanmadıkları, arada boşluk kalıp araç içinde dahi olsa dinlenebildikleri dikkate alınarak Yargıtay ilamına kısmen direnilerek takdiri indirim uygulanmış, ıslaha karşı davalı tarafın zamanaşımı itirazı değerlendirilerek talep edilen alacaklardan BK. 126. maddesi dikkate alınarak ıslah tarihinden geriye doğru beş yıllık süre için hesaplama yaptırılmış…” şeklinde hüküm kurulmuştur. Burada "usul hukuku" ile ilgili ortaya çıkan sorun bozma kararının taraflara tebliği ile duruşmada mahkemece “bozma ilamına uyulmasına” ilişkin ara kararı oluşturulmasına karşın, bu hukuki sonucun tam aksine bir karar verilmesinin hukuken mümkün olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Bilindiği üzere bir davada mahkemenin veya tarafların yapmış oldukları bir usul işlemi nedeniyle taraflardan biri lehine, dolayısıyla diğeri aleyhine doğan ve gözetilmesi zorunlu olan hakka usuli kazanılmış hak denilir. Örneğin mahkemenin Yargıtay bozma kararına uymasıyla bozma kararı lehine olan taraf bakımından kazanılmış hak doğar. Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen biçimde inceleme ve araştırma yapmak ve yine o kararda belirtilen hukuksal esaslar gereğince karar vermek yükümlülüğü oluşur. Bu itibarla mahkemenin sonraki hükmünün bozma kararında gösterilen ilkelere aykırı bulunması, usule uygun olmadığından bozma nedenidir.