Başvuru, işkenceye maruz bırakılma ve buna ilişkin etkili bir soruşturma yapılmaması nedeniyle işkence yasağının; işkence altında alınan tanık ifadelerinin hükme esas alınması, savunma tanıklarının dinlenmemesi, aleyhte beyanda bulunan tanıkların mahkeme huzurunda sorgulanamaması ve duruşmada dinlenen tanığın ifadesinin dikkate alınmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, işkenceye maruz bırakılma ve buna ilişkin etkili bir soruşturma yapılmaması nedeniyle işkence yasağının; işkence altında alınan tanık ifadelerinin hükme esas alınması, savunma tanıklarının dinlenmemesi, aleyhte beyanda bulunan tanıkların mahkeme huzurunda sorgulanamaması ve duruşmada dinlenen tanığın ifadesinin dikkate alınmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 30/9/2013 tarihinde Ankara 2 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu (Cezaevi) vasıtasıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiş ve Başsavcılık tarafından 7/10/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine iletilmiştir. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 15/6/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 10/7/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 15/9/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş 28/9/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanlarını 9/10/2015 tarihinde ibraz etmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu Hakkındaki Ceza Davası İslami Cihat Hareketi Örgütü yöneticisi ve üyesi olmak suçundan bazı sanıkların mahkûmiyetiyle sonuçlanan Ankara 1 No.lu Devlet Güvenlik Mahkemesinin E.2000/86 ve K.2000/159 sayılı dosyasında başvurucunun ismi de şüpheli olarak geçmektedir. Yakalanıp ifadesinin alınamaması nedeniyle başvurucu hakkındaki evrakın tefrikine karar verilmiştir. Ankara Ağır Ceza Mahkemesi 27/8/2007 tarihinde başvurucuyla ilgili olarak yakalama emri çıkartmıştır. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 3/7/2009 tarihinde “silahlı terör örgütü kurma veya yönetme” suçundan cezalandırılması talebiyle başvurucu hakkında iddianame düzenlemiştir. İddianamede, yukarıdaki dosyada haklarında mahkûmiyet hükmü kurulan sanıklar E. ve İ.T.nin kolluktaki ifadelerine, başvurucunun kayınbiraderi olduğunu söyleyen S.nin kolluk ve Savcılıkta, hükümden sonra da 29/7/2003 tarihli ve 4959 sayılı Topluma Kazandırma Kanun’u kapsamında Mahkemeye verdiği ifadesine, bu kişilere yaptırılan teşhis tutanaklarına dayanılmıştır. S.nin önceki dosyada Mahkemeye verdiği ifadesinden kolluk ve Savcılıktaki beyanlarını kabul etmediği anlaşılmaktadır. Dava, (kapatılan) Ankara Ağır Ceza Mahkemesinde (CMK madde ile görevli) görülmeye başlanmıştır. Başvurucu 15/3/2012 tarihinde yakalanmıştır. Başvurucu ifadesinde E.yi eşleri münasebetiyle tanıdığını, ona İslami konularda dersler verdiğini; S.nin, ablasının eşi olduğunu ve 18 yıldır Suriye’de cezaevinde bulunduğunu, daha önceki bir tarihte ailelerini de götürmenin mümkün olup olmadığını anlamak için E. ile birlikte Afganistan’a gittiklerini, Türkiye’ye döndüğünde sivil polis olduklarını söyleyen kişilerin kendisini yedi gün boyunca alıkoyduğunu, kendisini darbettiklerini, belirttikleri eylemleri yaptığı takdirde vatandaşlık verileceğini yoksa Suriye'ye iade edeceklerini söylediklerini, sonrasında baskılara dayanamayıp Pakistan’a gittiğini belirtmiş ve suçlamaları reddetmiştir. 24/5/2012 tarihli duruşmada başvurucunun hazır ettiği üç tanık dinlenmiştir. Ankara 1 No.lu Devlet Güvenlik Mahkemesinin E.200/86 sayılı dosyasında mahkûm olan E., Emniyet ve Savcılık ifadelerini baskı altında verdiğini, Emniyette işkence gördüğünü, silahlı örgütten ceza vereceklerini düşündüğünden cezadan kurtulmak için yurt dışında bulunan başvurucunun ismini verdiğini, başvurucunun olaylarla herhangi bir ilgisinin bulunmadığını söylemiştir. B., 1999 yılında bulundukları yerdeki karakol görevlilerinin başvurucunun MİT’e götürüldüğünü söylediğini, altı yedi gün sonra çıktığında ise başvurucunun yüzünün gözünün kararmış ve konuşamaz durumda olduğunu belirtmiştir. Başvurucunun kardeşi olan S.; başvurucunun 1999 yılında bir hafta kaybolduğunu, bir gece geldiğinde ise çok kötü durumda olduğunu belirtmiştir. Başvurucu, bu tanığa tehdit altında bulunduğunu ve kendisini kaçıran kişilerce bazı eylemler yapmasının kendisinden istendiğini söylemiştir. Duruşmada söz alan başvurucu, kendisi hakkında ifade veren S. adlı kişinin, gerçekte akrabası olmayan “Mahmut” isimli kişi olduğunu, tutuklanınca eniştesinin ismini verdiğini, daha sonrasında başka bir kişi olduğunu beyan ettiğini, eniştesi olan gerçek S.nin Suriye'de tutuklu olduğunu ileri sürmüştür. Başvurucu 21/6/2012 tarihli duruşmaya ilişkin verdiği dilekçesinde eniştesi S. imiş gibi ifade veren “Mahmut” isimli kişinin daha sonrasında kamu makamlarına başvurarak gerçek kimliğini ortaya koyduğunu, tanık E.nin verdiği ifadeyle diğer dosya sanıklarının suçu kendisine atmaya çalıştıklarının kesinleştiğini belirtmiştir. Başvurucu, o ifadelere dayanılması durumunda ilgili kişilerin dinlenilmesi gerektiğini ifade ederek bu doğrultuda talepte bulunmuştur. Başvurucu vekili, başvurucunun dilekçesini tekrarlamış; tanıkların dinlendiğini ve delillerin toplandığını söylemiştir. Mahkeme, başvurucunun işkence iddialarına ilişkin bilgi talep edilmesine karar vermiştir. MİT tarafından gönderilen yazı 11/9/2012 tarihli duruşmada okunmuştur. Ankara Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan 8/11/2012 tarihli duruşmada Cumhuriyet Savcısı esas hakkındaki mütalaasını vermiştir. Başvurucu, aleyhinde ifade veren kişilerin tekrar dinlenmesini talep etmiştir. Başvurucu müdafii, ifade verenlerin dinlenmesine ilişkin talebini 6/12/2012 tarihli duruşmada yinelemiştir. Mahkeme, mevcut deliller ve davanın bulunduğu aşama itibarıyla yargılamaya herhangi bir katkı sağlamayacağı ve davanın sebepsiz yere uzamasına neden olacağı gerekçesiyle talebi reddetmiştir. Ankara Ağır Ceza Mahkemesi 6/12/2012 tarihli ve E.2009/260, K.2012/295 sayılı kararı ile başvurucunun silahlı terör örgütü yönetmek suçundan 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmetmiştir. İlk Derece Mahkemesi, başvurucunun İslami Cihat Hareketi Örgütünü S. ile birlikte kurup yönettiği, cihat yapacak eleman yetiştirmek amacıyla Afganistan’da kamp yeri aradığı, örgüt amacı doğrultusunda siyasi eğitim verdiği ve dinî ders adı altında propaganda içerikli ders yaptığı, çeşitli kod adları kullandığı, örgüt elemanları ile yurt dışındaki bağlantılı kişilerin ve S.nin irtibatını, yurt dışına çıktıktan sonra da örgütün dış ülkelerle olan bağlantısını sağladığı sonucuna ulaşmıştır. Mahkeme, daha önce mahkûmiyetlerine karar verilmiş olan R.A., İ.T., E. ve S.nin DGM dosyasındaki beyanlarını, teşhis tutanaklarını, 5/4/2000 tarihli arama tutanağını dikkate alarak başvurucunun savunmalarına itibar etmemiştir. Arama tutanağına göre R.A.nın ifadesi doğrultusunda bir evde yapılan aramada kilitli bir oda içinde şu eşyalar ele geçirilmiştir: başvurucunun İslami dersler esnasında kullandığını belirttiği kitaplar, matbu kâğıtlar, bilgisayar çıktıları, video kaset, şifrelenmiş yazı, öz eleştiri raporu, başka bir kişiye ait öğrenci belgeleri, el yazısı notlar, “Direniş” isimli bir gazete, boş bilgisayar kasası ve klavye. Başvurucu bu kararı; cezalandırılmasına yeterli delil bulunmadığı, karara bağlandığı süreçte insanların ne şekilde suçlanıp yargılandığı gözetildiğinde Ankara Ağır Ceza Mahkemesinin E.2000/86 ve K.2000/159 sayılı dosyasına dayanılmasının hatalı olduğu, E.nin Mahkeme huzurunda verdiği ifadesinin suçsuzluğunu ortaya koyduğu, Mahkemenin buna rağmen tanığın duruşmadaki ifadesini dikkate almayıp diğer dosya içindeki ifadesini esas aldığı, Mahkeme önünde ifade veren tanıkların ifadelerinin de dikkate alınmadığı gerekçeleriyle temyiz etmiştir. Yargıtay Ceza Dairesi 17/5/2013 tarihli ve E.2013/3819, K.2013/7638 sayılı ilamı ile mahkûmiyet hükmünü onamıştır. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim edilen müddetname 3/9/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvuru 30/9/2013 tarihinde Cezaevi vasıtasıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiş ve 7/10/2013 tarihinde Başsavcılık tarafından Anayasa Mahkemesine iletilmiştir. İşkence İddialarının Soruşturulması Başvurucunun yargılama aşamasında ileri sürdüğü işkence iddialarına ilişkin Mahkeme tarafından bir suç ihbarının yapılmadığı ve başvurucunun da Savcılığa şikâyette bulunmadığı anlaşılmaktadır. Başvurucu, işkence gördüğüne dair iddialarını da dile getirdiği ve 28 Şubat’la ilgili soruşturma ve davaya müdahil olmak istediğine dair 18/2/2013 tarihli Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben gönderdiğini belirttiği bir dilekçe örneğini dosyaya sunmuştur. Başvurucu, dilekçesine ilişkin olarak kendisine herhangi bir cevap verilmediğini ileri sürmektedir. Başvurucunun, kendisine vasi olarak atandığını belirttiği eşi tarafından da ayrı bir şikâyette bulunulmuştur. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 13/9/2013 tarihinde; bu iddiaların yargılama aşamasında da dile getirilmiş olmasına rağmen Mahkeme tarafından mahkûmiyet hükmü kurulduğu, dosyanın Yargıtayda olduğu, Mahkeme kararının temyiz aşamasında başvurucunun iddiaları da dikkate alınarak değerlendirileceği, yargı süreci kesinleşmediğinden Yargıtay kararının beklenmesi gerektiği, kesinleşmenin ardından şikâyete konu hususların yargılamanın yenilenmesi talebine konu olacağı gerekçeleriyle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar vermiştir. Bu karar müşteki olan başvurucunun eşine 29/11/2013 tarihinde tebliğ edilmiş ve itiraz edilmeksizin kesinleşmiştir.B. İlgili Hukuk Silahlı terör örgütü kurmak veya yönetmek suçu 12/10/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun maddesinin (1) numaralı fıkrasında düzenlenmiştir.