Başvuru, öğrencilik statüsünün kazanılmamış olduğundan bahisle yükseköğretim kurumu ile ilişiğin kesilmesine ilişkin işlem nedeniyle eğitim eğitim ve öğrenim hakkının ve yargılamanın uzun sürdüğünden bahisle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, öğrencilik statüsünün kazanılmamış olduğundan bahisle yükseköğretim kurumu ile ilişiğin kesilmesine ilişkin işlem nedeniyle eğitim eğitim ve öğrenim hakkının ve yargılamanın uzun sürdüğünden bahisle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurular muhtelif tarihlerde Anayasa Mahkemesine İzmir Bölge İdare Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. 2014/3313, 2014/3775, 2014/3776, 2014/5797, 2014/6381 ve 2014/14567 numaralı bireysel başvuru dosyalarının konu yönünden hukuki irtibatları nedeniyle 2014/3310 numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine, incelemenin bu dosya üzerinden yürütülmesine karar verilmiştir. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 27/2/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık tarafından herhangi bir görüş bildirilmemiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UYAP'tan elde edilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Başvurucular, özel yetenek sınavı ile öğrenci alan Ege Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulunun (BESYO) 2011-2012 eğitim-öğretim yılı için açmış olduğu sınava girmişlerdir. Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM)tarafından yayımlanan "2011 Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sistemi Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzun"da söz konusu üniversitenin Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği Programı için 20'si bayan, 30'u erkek toplam 50 kontenjan bulunduğu ilan edilmiştir. Sınav sonucunda başvurucu bayan adaylar arasında yedek; diğer başvurucular ise erkek adaylar arasında sırasıyla , , , , ve sırada yer alarak asıl listeye girememiştir. Üniversitenin resmi internet sayfasında 2011-2012 eğitim-öğretim yılı kesin kayıt işlemleri ve kayıt tarihlerine ilişkin yapılan duyuruda, asıl kayıt tarihinin 12/9/2011; yedek kayıt tarihinin ise 13/9/2011 olduğu açıklanmış; asıl ve yedek öğrencilerin kayıtlarının yapılmasından sonra boş kontenjan olması durumunda 21/9/2011 tarihinde internetten boş kontenjanların ilan edileceği ve kayıtların 23/9/2011 tarihinde yapılacağı belirtilmiştir. Ege Üniversitesi BESYO Müdürlüğü tarafından sınavı asıl olarak kazanan 50 kişilik öğrenci listesi Öğrenci İşleri Daire Başkanlığına gönderilmiştir. Anılan bölümün öğrenci işlerince asıl listede sınavı kazanan 11 bayan ve 15 erkek adayın son kayıt tarihi olan 12/9/2011 tarihi itibarıyla kayıt yaptırmadığının tespit edilmesi üzerine başarı sıralamasına göre hazırlanan yedek liste üniversitenin resmi internet sitesinden ilan edilmiş ve listede yer alan adaylardan başvuranların kaydı 13/9/2011 tarihinde yapılmıştır. Başvurucular, anılan yedek listesinde isimlerinin yer alması üzerine çeşitli üniversitelerin aynı ya da benzer programlarını asıl olarak kazanmış olmalarına rağmen, bu programları tercih etmeyerek ya da buradaki kayıtlarını sildirerek Ege Üniversitesi BESYO'ya anılan tarihte kayıt yaptırmışlardır. Aynı gün kayıt işlemlerinin kontrolü sırasında asıl listede olan 10 bayan ile 12 erkek öğrencinin kaydını yaptırdığı halde belgelerinin personel hatası nedeniyle dikkate alınmadığı farkedilmiş ve aslındaasıl listeden sadece 1 bayan ve 3 erkek öğrencinin kayıt yaptırmadığı anlaşılmıştır. Hatanın fark edilmesi üzerine yedek listelerden kaydı yapılan 18 öğrenci için 14/9/2011 tarih ve 6122 sayılı yazı ile Yükseköğretim Kurulu'ndan (YÖK) 2011-2012 eğitim-öğretim yılına mahsus olmak üzere kontenjan sayısının 68'e çıkarılması talebinde bulunulmuştur. Öte yandan 21/9/2011 tarihli duyuru ile ikinci yedek liste ilan edilerek 3 erkek ve 1 bayan öğrenci için daha kontenjan açıldığı duyurulmuştur. Bu arada, kontenjan artırım talebinin YÖK tarafından 22/9/2011 tarihli karar ile reddedildiği 27/9/2011 tarihinde idareye tebliğ edilmiştir. Bu gelişme üzerine, Ege Üniversitesi Öğrenci İşleri Daire Başkanlığının 19/10/2011 tarihli ve 7894 sayılı işlemiyle YÖK'ün kontenjan artırımı talebini reddettiğinden bahisle yedek liste üzerinden kaydı yapılan 22 öğrencinin üniversite ile ilişikleri kesilmiştir. Başvurucuların, anılan işlemlerin iptali istemiyle açtıkları iptal davalarında yürütmenin durdurulması istemlerinden bir kısmı İzmir İdare Mahkemesi tarafından kabul edilmiş, bir kısmı ise İzmir İdare Mahkemesi tarafından reddedilmiştir. Bu kararlara itiraz edilmesi üzerine İzmir Bölge İdare Mahkemesi tarafından yürütmenin durdurulmasının reddi yönündeki kararlara yapılan itirazlar 17/1/2012 tarihinde kabul edilmiş, diğerleri yönünden yapılan itirazlar 31/1/2012 tarihinde reddedilmiştir. Böylece dava konusu işlemlerin yürütülmesi durdurulmuştur. Anılan kararlar üzerine başvurucular söz konusu okulda öğrenci olarak eğitim almaya devam etmişlerdir. İzmir ve İdare Mahkemeleri, Mayıs-Haziran-Temmuz 2012 tarihlerinde verdikleri kararlar ile başvurucuların davalarını reddetmiştir. Karar gerekçelerinin ilgili kısımları şöyledir:İzmir İdare Mahkemesi: "..., davacının idarenin personelinin açık hataya düşerek yaptığı işlemler nedeniyle hukuka aykırı biçimde kontenjan fazlası olarak 23/9/2011 tarihinde yapılan kaydının, idari istikrar süreleri geçirilmeksizin dava konusu 19/10/2011 tarihli işlemle geri alınarak, okuluyla ilişiğinin kesilmesine ilişkin işlemde, yasal ve hukuksal aykırılık bulunmamaktadır.Diğer yandan, uyuşmazlığın maddi çerçevesinin gereği olarak davacının idarenin hukuka aykırı işlemlerine dayanılarak yapılmış olan kayıt ile davacının öznem kazanımı olan öğrencilik hakkının, yönetsel süreklilik ve hukuk güvenliği ilkeleri uyarınca korunması gerekip gerekmediğinin irdelenmesi ve dava konusu işlemin bu yönden hukuka uygunluk denetiminin yapılması gerekmektedir.Özellikle yönetim hukuku alanında daha çok kamu görevlilerinin hukuka aykırı olarak idarece yapılan terfi ve yükselmelerinin ya da parasal hakları yönünden yapılmış ödemelerinin geri alınmasına ilişkin işlemlere yönelik uyuşmazlıklara ilişkin olarak Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulu Kararları ile oluşturulan ilkelerin, yönetsel yargı yerlerince başkaca uyuşmazlıklarda özgülenerek uygulanageldiği bilinmektedir. Bu ilkeler çerçevesinde, kural olarak bireyin hilesi ya da yanıltması olmadan idarece hukuka aykırı olarak tesis edilen ve birey yönünden belli bir süre uygulanarak öznel kazanımlar oluşturan işlemler ancak 'dava açma' süreleri içinde idarelerce geri alınabilecektir. Ancak aykırılık, açık hata ya da işlemin 'yok' sayılmasını gerektirecek derecede hukuksal sakatlıktan kaynaklanıyor veya işlem bireyin kolayca anlayabileceği kadar açık aykırılıklar taşıyor ise idarece her zaman geri alınabilecektir. Bu anlamda, mevzuat hükmünün yoruma ihtiyaç göstermeyecek kadar açık olduğu, idare edenlerin kasıt ya da ihmal içinde olmadıkları sürece, hükmü uygularken hataya düşmelerinin beklenemeyeceği hallerde, maddi olaya ve mevzuatın açık hükmüne aykırı davranılmış ve bu durum da işlemi yok denilecek kadar sakatlamış ise idarenin açık hatasından söz edilebilir (Bu niteleme için Danıştay Dairesinin 18/5/2005 gün, 2003/4745 E., 2005/2591 K. sayılı kararına bakılabilir.) Diğer yandan, hukuka aykırı işlemlere dayanılarak elde edilen kazanımların korunmasında önemli koşullardan biri de kazanımların salt öznel nitelikte olması ve kamu yararı ile çelişmemesi koşulu olmaktadır.Olayda, her ne kadar davacının kontenjan fazlası olarak öğrencilik kaydının yapıldığı süreçte idarece hukuka aykırı olarak tesis edildiği görülen işlemlerin tarafı olmadığı ve bu nedenle işlemlerin tesis edilmesinde kişisel olarak idareyi yanıltması olanağı bulunmadığı görülmekte ise de, Mahkememizce anayasal düzeyde koruma gören eğitim hakkının kullanılmasında, ülkemizin olanaklarının kısıtlılığı nedeniyle fırsat eşitliğini de sağlamak üzere getirilmiş olan kuralların getirdiği sınırlamalar karşısında; bu kurallara aykırı olarak idarece 'açık hata'ya düşülerek yapıldığı görülen öğrenci kaydının iptal edilmesinde hukuk güvenliği ve idari istikrar ilkelerine aykırılık bulunmamaktadır.Diğer yandan, davacının hata ya da hilesi bulunmadan salt davalı idarenin açık hatasına dayanılarak elde edilen öğrencilik hakkının korunmasının tek yolunun, davalı üniversitedeki öğrencilik hakkının fiilen sürdürülmesi ya da fiili durumun hukuksallaştırılması olmamalıdır. Hukuk sistemimizde, dava konusu işlem nedeniyle davacıların özellikle başka alan ve üniversitelerde eğitim hakkının kullanılmasının engellenmiş olması bakımından, varsa idarenin işlemlerinden kaynaklanan hukuksal sorumlulukları nedeni ile kullanılabilecek başkaca hukuksal yolların bulunduğu da açıktır...." İzmir İdare Mahkemesi: "... Bilindiği üzere, kazanılmış hakların korunması, idari istikrar, idareye güven, haklı beklenti gibi ilkeler hukuk devletinin unsurları arasında yer almakta olup, bu ilkeler genel olarak idarenin tesis ettiği işlemlere güvenmeyi, onların hukuki ve geçerli sebepler olmadan geri alınıp değiştirilmeyeceğine inancı ifade etmektedir. Nitekim, Danıştayın 1973 tarih ve E:1968/8, K:1973/14 sayılı içtihadı birleştirme kararına göre idare, hukuka aykırı işlemlerini ancak idari dava açma süresi içinde geri alabilir. Bu süre geçtikten sonra hukuka aykırı da olsa işlemini geri alması, idari istikrar ve idareye güven ilkeleriyle bağdaşmaz. Ancak, işlemin yoklukla sakat olması, açık hatanın bulunması, ve/veya, hatalı işlemin tesisinde ilgilinin hilesi, yönlendirmesi ve yanıltması söz konusu ise, hatalı işlemlerin her zaman geri alınabilmesi mümkündür. Bunun yanında, haklı beklenti ve kazanılmış hak da hukuk devleti ilkelerindendir. Ancak, haklı beklentiden söz edebilmek için, meşru zeminde elde edilen bir statünün doğal sonuçlarının ve o statünün elde edildiği tarihte bilinen getirilerinin sonradan idarece değiştirilmemesi gerekir. Burada, statü için aranan koşulları meşru olarak yerine getirmiş olma kriteri belirleyicidir. Yukarıda anılan hukuk ilkesi doğrultusunda ihtilaf ele alınacak olursa öncelikle yapılan işlemin 'hukuka aykırı işlemin geri alınması' olduğunu belirtmek ve bunun hukuki tahlilini yapmak gerekmektedir. Olayda, davacı öğrenci, normal şartlarda kayıt hakkı olan bir öğrenci olmayıp, memur hatasıyla kontenjan fazlası olarak kaydedilmiş, bir başka deyişle, memur hatası sonucu öğrenci statüsünü elde etmiş, hukuka aykırı biçimde kontenjan fazlası olarak yapılan kaydının ise, idari istikrar süreleri geçirilmeksizin dava konusu işlemle geri alındığı görülmüş olduğundan, hatalı olarak yapılan kayıt işleminin davacı için kazanılmış hak olarak kabulüne olanak bulunmadığı gibi, haklı beklenti ve idareye güven ilkelerine aykırılıktan da söz edilememektedir. Bu durumda, kayıt hakkı kazanmadığı halde idarece hatalı olarak öğrenci kaydı yapılan davacının üniversiteden kaydının silinmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir. ..." Söz konusu kararlar gereğince başvurucuların okul kayıtları idare tarafından silinmiştir. Başvurucular tarafından temyiz edilen kararlar, Danıştay Sekizinci Dairesinin sırasıyla 29/1/2013, 8/4/2013, 8/4/2013, 8/4/2013, 29/1/2013, 8/4/2013, 29/1/2013tarihlerinde vermiş olduğu kararlar ile onanmış, başvurucuların karar düzeltme talepleri yine aynı Dairenin sırasıyla 19/12/2013, 19/12/2013, 19/12/2013, 19/12/2013, 23/1/2014, 23/1/2014 ve 24/6/2014 tarihli kararlarıyla reddedilmiştir. Anılan kararlar başvuruculara sırasıyla 12/2/2014, 12/2/2014, 17/2/2014,17/2/2014,24/3/2014, 7/4/2014 ve 4/8/2014 tarihlerinde tebliğ edilmiştir. Başvurucular sırasıyla 12/3/2014, 12/3/2014, 18/3/2014, 18/3/2014, 24/4/2014, 7/5/2014 ve 2/9/2014 tarihlerinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır. Başvurucular, kayıt silme işlemi nedeniyle oluşan zararlarının tazmini amacıyla iptal davasını müteakiben tam yargı davası açmışlardır. İzmir İdare Mahkemelerinin, tazminat istemlerinin kısmen kabulü kısmen reddi yolunda vermiş olduğu kararların bir kısmı Danıştay Sekizinci Dairesi tarafından onanırken, bir kısmı ise miktar yönünden bozulmuştur. Anılan kararlara karşı karar düzeltme talebinde bulunulmuş olup dosyalar henüz sonuçlandırılmamıştır. Başvuruculardan Mustafa Çetin'in açtığı tam yargı davası ise İzmir İdare Mahkemesinin 10/6/2014 tarihli ve E.2014/813, K.2014/906 sayılı kararıyla süre aşımından reddedilmiştir. Temyiz edilen bu karar, Danıştay Sekizinci Dairesinin 4/12/2014 tarihli ve E.2014/9478, K.2014/9704 sayılı kararıyla onanmış, karar düzeltme talebi ise aynı Dairenin 9/7/2015 tarihli ve E.2015/5285, K.2015/6699 sayılı kararıyla reddedilmiştir. B. İlgili Hukuk 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 2880 sayılı Kanun’un maddesi ile değişik "Yükseköğretim Kurulunun görevleri" başlıklı maddesinin (h) bendi şöyledir: "Üniversitelerin her eğitim - öğretim programına kabul edeceği öğrenci sayısı önerilerini inceleyerek kapasitelerini tespit etmek; insangücü planlaması, kurumların kapasiteleri ve öğrencilerin ilgi ve yetenekleri doğrultusunda ortaöğretimdeki yönlendirme esaslarını da dikkate alarak öğrencilerin seçilmesi ve kabul edilmesi ile ilgili esasları tespit etmek" Aynı Kanunun "Yükseköğretime giriş ve yerleştirme" başlıklı ve 6287 sayılı Kanun'un maddesi ile değişik maddesinin (a) bendi şöyledir: "Yükseköğretim kurumlarına giriş ve yerleştirme işlemleri imkân ve fırsat eşitliğini sağlayacak tedbirleri almak kaydıyla, Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen usul ve esaslara göre yapılır." Danıştay Sekizinci Dairesinin 17/10/2014 tarihli ve E.2013/4561, K.2014/7192 sayılı kararı şöyledir: "Dava, davacıların çocuğunun 2009 tarihinde girmiş olduğu ÖSS cevap anahtarının kaybolmuş olması nedeniyle uğradıklarını öne sürdükleri toplam 000,00 TL maddi, 000,00 TL manevi zararın sınav tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılmıştır.İdare Mahkemesince; baba tarafından çocuğun eğitim ve öğretim giderleri için harcamalar yapılacağı açık olduğundan; son yıl eğitim masrafı olan 000,00 TL ile yiyecek, giyecek, ulaşım vb. masraflar için talep edilen ve koşullara uygun olduğu kanaat getirilen 600,00 TL zararın davacılara ödenmesi gerektiği, manevi tazminata ilişkin olarak da tazminat isteminin kısmen kabulü ile takdir olunan toplam 500,00 TL'nin ödenmesine karar verilmiştir. İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenip bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun maddesinin fıkrasında yazılı nedenlerin bulunmasına bağlıdır.İdare Mahkemesince maddi tazminat isteminin kısmen kabulü, kısmen de reddi yönünde verilen karar vedayandığı gerekçe usul ve yasaya uygun olup, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından,kararın bu kısımlarının onanması gerekmektedir. Davacıların, İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat isteminin kısmen reddine ilişkin kısmı yönünden temyiz istemine gelince;Manevi tazminat, mal varlığında (patrimuanda) meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın yaşanan manevi acı ile orantılı olması gerekmektedir.Ayrıca manevi zararın tazminine hükmedilirken ilgililerin sosyal ve ekonomik durumu dikkate alınarak olay nedeniyle duyduğu elem ve ızdırabın kısmen giderilmesini ifade edecek, idarenin hukuka aykırılığını ortaya koyacak ve hukuka aykırılığı özendirmeyecek bir miktarın belirlenmesi gerekmektedir.Dava konusu olayda olduğu gibi, özellikle üniversitelere giriş sınavlarının gelecek kaygısıyla gerek çocuk üzerinde gerekse de veliler üzerinde çok ciddi bir stres ve endişe kaynağı olduğu tartışmasızdır. Bu yönüyle kamu hizmeti gören idarelerin azami dikkatli davranmaları önem arz etmektedir. Buna göre çocuğun en azından bir yıl üniversiteye geç girmesine neden olan idarenin kusuru, olayın oluş şekli ve zararın niteliği dikkate alındığında, mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarının, duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa giderecek düzeyde olmadığı görülmektedir.Bu durumda, anne-baba ve öğrenci için mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarı yetersiz bulunduğundan, manevi tazminatın amaç ve niteliği dikkate alınarak yukarıda belirtilen ölçütlere göre Mahkemece yeniden belirlenmesigerekmektedir.Açıklanan nedenlerle, Ankara İdare Mahkemesi kararının; maddi tazminata ilişkin kısmının onanmasına, manevi tazminata ilişkin kısmının ise bozulmasına, bozulan kısım hakkında yeniden karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,... karar verildi" Yine Danıştayın anılan Dairesinin 18/7/2005 tarihli ve E.2005/410, K.2005/3559 sayılı karar düzeltme talebinin reddine ilişkin kararı da şöyledir: "Davacının mezun olduğu alanın ÖSYM'ye yanlış bildirilmesi nedeniyle ÖSS puanının düşük hesaplanması sonucu uğradığını öne sürdüğü 972 lira maddi, 000 lira manevi zararın yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılan davada; davacının mezun olduğu alanın okul idaresince ÖSYM'ye yanlış bildirilmesi nedeniyle puanın düşük olarak hesaplandığı ve bu sebeple İstanbul Bilgi Üniversitesinde okumak zorunda kaldığının anlaşıldığı, hukuka aykırılığı mahkeme kararı ile tespit edilen işlemler nedeniyle davacının İstanbul Bilgi Üniversitesine yatırdığı döviz karşılığı Türk lirasının tazmini gerekeceği, olayda ÖSYM' nin herhangi bir kusuru bulunmadığı, kusur okul idaresinden kaynaklandığından bu paranın Milli Eğitim Bakanlığınca maddi tazminat olarak davacıya ödenmesi gerektiği, davacının manevi tazminat istemine gelince; idarenin açık hatası sonucu davacının yanlış olarak yerleştirildiği okulda 1 yıl okumak zorunda kaldığı ve öğrenim hayatının gereksiz yere bir yıl uzadığı için olaydan duyulan elem ve ızdırabını kısmen de olsa hafifletmek amacıyla -lira manevi tazminatın olayda kusuru bulunan Milli Eğitim Bakanlığınca davacıya ödenmesi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle maddi tazminat isteminin kısmen kabulü ile toplam 062 lira maddi tazminatın olayda kusuru bulunan Milli Eğitim Bakanlığınca Ankara İdare Mahkemesindeki iptal davasının açılma tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat isteminin reddine, ÖSYM'nin dava konusu olayda hizmet kusuru bulunmaması nedeniyle anılan idare yönünden davacının maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminatın kısmen kabulü ile 000 lira manevi tazminatın davalı Milli Eğitim Bakanlığınca davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine, manevi tazminata yasal faiz yürütülmemesine karar veren Ankara İdare Mahkemesinin 2003 gün ve E:2002/1060, K:2003/1204 sayılı kararını temyizen inceleyerek; maddi tazminat isteminin kısmen kabulü ile toplam 062 lira maddi tazminatın olayda kusuru bulunan Milli Eğitim Bakanlığınca Ankara İdare Mahkemesindeki iptal davasının açılma tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminatistemininreddine,ÖSYM' nindava konusuolaydahizmetkusurubulunmaması nedeniyle anılan idare yönünden davacının maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminatın kısmen kabulü ile 000 lira manevi tazminatın davalı Milli EğitimBakanlığınca davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine ilişkinkısmının onanmasına, manevi tazminata yasal faiz uygulanması isteminin reddine ilişkin kısmının bozulmasına karar veren Dairemizin 2004 gün ve E:2004/1068, K:2004/3367 sayılı kararının; 2577 sayılı Yasanın maddesi uyarınca düzeltilmesi istemi,...İstemde bulunanlar tarafından öne sürülen düzeltme nedenleri ise sözü edilen maddede belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymadığından, yasal dayanağı olmayan düzeltme istemlerinin reddine,... karar verildi."